KAHRAMANMARAŞ’IN HÜLAGÜ HAN’I KİM-kimler !

Geçmiş tarihlerde kapalı çarşının bir delisi varmış ( ismini anlatan abimiz hatırlamıyor ) elinde ispirto lambası ile sürekli gezermiş insanlara lambayı yaklaştırıp iyice incelermiş. Çevredeki insanlar ne arıyorsun dediklerinde ise ADAM arıyorum ADAM dermiş…Bu hikaye Kahramanmaraş’ta fi tarihinde
yaşanmış bir hikaye imiş..
Nerde O eski siyasetçiler…DAVA ADAMLARI !
Aman efendim yaşım 30’ların başında nerden bileceğim ben eski siyaset adamlarını değil mi ?
Efendiler , Hanımefendiler şu an binlerce kitap kadar doğru ya da yanlış da olsa internet üzerinden binlerce yıllık yazı , anı , yorum ve haberlere ulaşılabiliyor olmasının yanı sıra ülkemizde kitap okuyan sayısı az olsa da kitap yazan sayısı hayli fazladır ve bir çok siyasi tarih kitapları da mevcuttur. Bilgiye ulaşmak isteyen AHIR dağında bile olsa gider arar bulur.
Şu an toplumumuzun yitirdiği kavramlar olan AHLAK , SEVGİ , SAYGI ve HOŞGÖRÜ eski yıllarda halkımızda olduğu gibi eski yılların siyasetçilerinde de mevcutmuş.Siyaset arenasında münakaşa etseler dahi ayak oyunları bugünler gibi değilmiş ! DAVA varmış DAVA…
İnandıkları DAVA’larını kirletmeyen , satmayan , bel altı vurmayan , kırıp dökmeyen ADAM’lar varmış…
Bugünlere geldiğimizde ise sadakati olmayan , partisini tabanda temsil edemeyen , vatandaşa tepeden bakıp ulaşılmazı oynayan SOSYAL medya’TİK’ lerle kaynıyor ortalık… Utanmadan , sıkılmadan LİDERİNE , DAVASINA nankörlük , kindarlık , menfaatçilik besleyen “ adam “ cıklarla dolu…
( İstisnalar üstüne almasın, alıyorsa yukardakilerden birisini huy edinmiştir )
Gelelim KAHRAMANMARAŞ’ımıza !
Dünkü yazımda demiştim. Çok fazla bu konuyu yorumlamayıp ders alınması gereken hikayeler ile anlatacağımı ,
İŞTE O HİKAYE ;
Bir Zamanlar yoksul adamın biri bir yılanla dost olmuş. Adam ne zaman başı sıkışsa, darda kalsa, yılanın kuyusunun başına gidermiş. Orda bekler; yılan da kuyudan çıkıp adama bir altın lira verirmiş. Bu hep böyle sürmüş.
Derken aradan uzun yıllar geçmiş. Adam bir gün hastalanmış. Yataktan kalkamaz olmuş. Sonra oğlunu çağırmış. Oğluna demiş ki: "Filanca kuyunun yanına git. Orda bekle, bir tane yılan çıkacak oradan. O yılandan korkma dosttur o yılan. Yılan sana bir altın lira verir onu alır gelirsin." demiş.
Neyse çocuk gitmiş kuyunun başına, beklemiş. Yılan gerçekten çıkmış ve yere bir altın lira bırakmış. Çocuğun aklından şeytanlık geçecek ya, kafasından geçirmeye başlamış: "Demek ki kuyu altın dolu! Ben bu yılanı öldürürsem; kuyudaki altınları çıkartır zengin olurum." demiş. Ve yerden hemen bir taş almış. Taşı yılana fırlatmış. Yılanın kuyruğu kopmuş. Tabi yılan da can havliyle çocuğun üstüne atlayıp ısırmış. Çocuk zehirlenip ölmüş.
Aradan zaman geçmiş. Ve adam iyileşmiş. Adam aslında bilge imiş. Ve olayın iç yüzünü de bilmekteymiş. Bir süre sonra kuyunun yanına gitmiş.Sonra yılan da çıkmış. Adam yılana bakmış, bakmış, bakmış, ve demiş ki: "Yılan kardeş, bizim çocuk bir densizlik yapmış ve cezasını da bulmuş. Ama biz dosttuk, ve yine dost kalabiliriz." demiş.
Ama yılan bu teklife yanaşmamış. "yok yok bu imkansız" demiş.
” Sende bu evlat acısı, bende de bu kuyruk acısı olduktan sonra artık biz dost olamayız " demiş…
“ BİR DAVAYA BAĞLILIĞIN KÖTÜ YANI O DAVADAKİLERİN HER ZAMAN İHANET EDEBİLECEĞİDİR ! “
İŞTE HÜLAGÜ HAN Hikayesi , Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın anlatımıyla…
Bir düşünün KAHRAMANMARAŞ’ta kim ya da kimler HÜLAGÜ HAN’lık taslıyor , ya da taslamaya çalışıyor…!
Kim ya da kimler GENÇ ALİM…DÜŞÜNÜN…
Bu yazıda mekan ya da firma önerisi bulunmamaktadır. Önermek isteyenler iletişime geçebilirler…
Önce İnsan
Önce Saygı ile…
İlhan Gökalp Durmuş








Facebook Yorum
Yorum Yazın