Mahir Ünal Elbistan’dan Yeniden mi Doğuyor ?

“ Siyasette barışmayı bilmeyen kavga etmemeli ”
- Süleyman Demirel
Sevgili okuyucularım bu yazıda öyle birden fazla konuyu işlemiyoruz bir adamda vuku bulmuş bir kaç konuyu işleyeceğiz. Kimilerini rahatsız edecek , kimilerini memnun edecek lakin yazıları takip edenler bilir terazimiz hassas gündemimiz “ Mahir Ünal ” bakalım Kahramanmaraş siyasetinde neler yaşamış zihnimizi kurcalayalım biraz hani yaşayan tarih diyoruz ya mesleğimizdeki insan grubuna :)
2015’teki SAHNE TEKRARLANACAK SANKİ !
Firma ismi vermeyeyim sonu sarayla biten havalimanının ordaki mekandayız ve Mahir Ünal kürsüde ;
“ Ben demekten Allah’a sığınırım ” diyor.
Bazılarının suratları kıpkırmızı bazıları da kireç gibi bembeyaz kesiyor.
2018 YILI TÜRKOĞLU
Sevgili kardeşlerim... diye başlıyor Mahir Ünal
Biz diyor Aileyiz ve 2005’ten 2010’dan 2012’den ( Sene rakamlarını karıştırabilirim ) sorun kaldı mı ? Biz çözdük diyor yine çözeceğiz diyor.
Ara not. Şehirdeki bazı sorunlar benim yaşımdan büyük ( Mümkünse o sorunları benim yaşımdan büyük abiler yazsın sorgulasın ben benden büyük sorunları yazmama kararı aldım ) Kimi sorunlar çözüldü o günden sonra kimi sorunlar ise hala olduğu gibi duruyor.
MAHİR ÜNAL SADE MİLLETVEKİLİ MEKAN MEHMET AKİF ERSOY KÜLTÜR MERKEZİ
Hayrettin Güngör yeni seçilmiş Mahir Ünal’ın o dönem etkili bir görevi yoktu ve salona dönerek şunu ifade ediyor ( net cümleler yazamayabilirim )
” Ak Parti’de bir davamız var görev alan yada almayan her neferimiz görevi varmış gibi çalışacak. Davaya nasıl fayda sağlayabilirim onu düşünecek ve sabredecek kendini geliştirecek “
NİTEKİM DE HİKAYE BÖYLE GELİŞTİ HEP !
2001’de Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde kurulan Ak Parti’nin iktidar sürecinde Kahramanmaraş Elbistan ilçesinin Karahüyük köyünden çıkarak Kahramanmaraş’ı olabildiğince üst mevkilerde temsil etme imkanına kavuştu.
( Şehre fayda oranını farklı açılardan tartışabiliriz ) Lakin görüşüm ciddi bir başarı elde edildiği şu an telefon rehberini kurcalasak şehirdeki siyasi otoriteler arasında en etkili bir kaç kişiden olduğunu sanırım herkes kabul eder.
VE HİKAYE ŞU AN “ TO BE OR NOT TO BE ” evresinde ( Orhan Veli’nin şiirini aşağıya iliştireceğim :)
Önceki yazılarımda Ak Parti için “ Mahir Ünal’sız Kahramanmaraş düştü” 2022 yılında da Mahir Ünal “bu yalnızlığa alışkın” diye yazmışız :) Yalnızlığa alışkın bir insanı yalnızlıkla korkutamazsınız nitekim de deprem sonrası yaşanan süreçteki yalnızlığın ardından Mahir Ünal evladı ve 300 depremzede çocuk için sünnet şöleni düzenledi alanda yaklaşık 5 bin kişi vardı. Hadi bunun 4 bin kişisini sünnet için gelen kalabalığa ayırdım ve rakamı sadeleştirerek yaklaşık 1000 kişinin kimisinin Mahir Ünal ile selamlaşmaya , kimisi ben geldim gör beni demeye , kimisinin ise canı gönülden katıldığını düşünüyorum ( Siyasi Cenah için )
ara not. Köşe yazı linklerini bırakacağım tercihen okuyabilirsiniz.
Yazı 1 - Yazı 2
VERİLEN MESAJ BELLİ !
Öncelikle yerel seçim sonrası ısrarla belirttiğim “ Sevgi , Saygı ve Anlayış ” iklimine katkı sunan bir organizasyon oldu. İnsanlarımız deprem sonrası güler yüzlü idi sünnet olan bebelerden bazıları ağlasa da aileler mutlu idi. Bir nebze tebessümlerinde umut ışığı gördüm.
Ama ilk sorguladığım neler yaşandı ki Malatya’ya kadar gelen Mahir Ünal yerel seçimde Kahramanmaraş’taki hiç bir çalışmaya katılmadı. Neydi onu bu denli şehirden uzak tutan kırgınlık hala bir tahminim bilgim yok.
- Dosta düşmana mesaj idi.
- Ankara’ya mesaj net idi.
- Elbistan’a Kahramanmaraş’a mesaj net idi.
- Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın telefonla canlı bağlanması bir mesaj idi
İşi biraz daha fazla gevezeliğe vuruyorum “ Mekanın sahibi geri geldi ” diye bir hit şarkı var ya onun gibi bir sahne idi. Şaka bir yana tabi ki de hiç bir kul Mekanın sahibi değil idi 6 Şubat’ta acı tecrübeler ile deneyimledik.
Ben bu aksiyondan mutlu olduğumu belirtmeliyim, Siyasete şu organizasyon aksiyon getirdi. Havalimanında sırıtarak karşılayanlar fotoğraf dahi paylaşamadı. Eee ben bu sahneyi daha önce de gördüm :) Ünal’ı görevden aldılar yok saydılar sonra görev gelince koca bir pankart ile Ak Parti il binası önünde önüne koç kestiler :) ( Benzer durumlar diğer siyasi oluşumlarda da var idi lakin Ünal’ın hikayesinde sürekli görev alma olunca biraz fazla yaşanmış olabilir :)
Acaba diyorum bütün şehirdeki siyasetçilerimizi alsak kalplerine birer tutam sevgi , saygı ve anlayış koysak “ Yengeç sendromu “ biter mi ? diye düşünüyorum. Öyle ki bu “ Yengeç Sendromu ” her sektörde her alanda var Siyasette olmaması mucize olurdu sanırım.
VE Hani Youtube “ Hüla-gü han” hikayesi yazdığınızda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın anlatımıyla bir video var ya galiba ben bu şehrin HÜLA-GÜ HAN’ı olmaya kararlıyım. Sonu HAN ile bitiyor ya Ha Hüla-gü HAN ha il-HAN ikiside birşeylerin değişebileceğine inanıyor :)
Deprem sonrası yaşadıklarıma bakılırsa zerre umut olmaması gerekirken hala şehrimin iyileşmesi için tebessüm saçıyor ısrarla insanlara “ Sevgi , Saygı ve Anlayış ” anlatmaya çalışıyorum.
Her zaman dediğim gibi “ BAŞKA KAHRAMANMARAŞ YOK “ ki sizin de yuvanız değil mi ? burası insan hiç onca acı ve tebessüm yaşadığı yuvasına nankörlük eder mi ?
Ak Parti İl Başkanı açıklanacaktı demi ben onu da yazmayı unuttum neyse boşverin gelin bu kez bir KADIN il başkanı seçin bu kadar dağılan bir parti anca ANAÇ BİR ANA KARAKTERİ ile toparlanır ! ismi geçenlerin çoğu BABALIK,AĞALIK yapma peşinde ( iyi niyetliler hariç ) :) :) :)
To be or not to be : Olmak ya da Olmamak
Vee ORHAN VELİ KANIK’IN O ŞİİRİ
Hiçbir şeyden çekmedi dünyada
Nasırdan çektiği kadar;
Hatta çirkin yaratıldığından bile
O kadar müteessir değildi;
Kundurası vurmadığı zamanlarda
Anmazdı ama Allah'ın adını,
Günahkâr da sayılmazdı.
Yazık oldu Süleyman Efendi’ye.
Mesele falan değildi öyle,
To be or not to be kendisi için;
Bir akşam uyudu;
Uyanmayıverdi.
Aldılar, götürdüler.
Yıkandı, namazı kılındı, gömüldü.
Duysalar öldüğünü alacaklılar
Haklarını helal ederler elbet.
Alacağına gelince...
Alacağı yoktu zaten rahmetlinin.
Tüfeğini deppoya koydular,
Esvabını başkasına verdiler.
Artık ne torbasında ekmek kırıntısı,
Ne matarasında dudaklarının izi;
Öyle bir ruzigar ki,
Kendi gitti,
İsmi bile kalmadı yadigâr.
Yalnız şu beyit kaldı,
Kahve ocağında, el yazısıyla:
"Ölüm Allah'ın emri,
"Ayrılık olmasaydı."
YASAL UYARI !
Anayasa Madde 26 – Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet Resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.
Önce İnsan
Önce Saygı ile
İlhan Gökalp Durmuş








Facebook Yorum
Yorum Yazın