Ebru Sema Akkurt

Ebru Sema Akkurt

Mail: [email protected]

Namussuzların Oyunu

Namussuzların Oyunu

Merhaba Sevgili okurlar..

Bugünlerde ülkemizi şehrimizi saran sarsan konular unutturulmaya çalışılan konular ve oyunlara kısaca değinelim.

Uyuyan dev’i uyandırmak beyin loplarını çalıştırmak gerek, etrafta ne oluyor? sorgulamak anlamak gerek.. Görünen o ki küresel namussuzlar dünyayı ve Türkiye'm güzel ülkemi rahat bırakmayacak. Ellerindeki gücü sonuna kadar kullanacak, hatta orantısız kullanacak. Bunu şekilden şemalden anlamayanlar olabilir, hiçbir zaman da anlamayacaklar; anlayanlar ise genelde küçük bir kesimdir, onların da ekserisi boş vermiş görünüyor.

 

Şimdi ne oluyor? Avm’ler açılıyor. Sebep? Avm’lere asla ihtiyaç olmadığı şu ortamda görüldü. Avm’ler olmadan daha rahat toplum. Kendini mecbur hissetmiyor ve kendi mahallesindeki esnafla haşır neşir oluyor. Mahallede Sağlık Ocağı, Camii, Okul, Lise, Bakkaliye, Nalburiye, Ekmek Fırını, Postane, Pastane varsa gerisini düşünme. Zaten orta halli, küçük marketler açık ve yükü taşıyabildikleri de tecrübe edildi.

 

Şimdi ne mi lazım?

Şimdi fabrika lazım. Şimdi tarım lazım. Şimdi hayvancılık lazım. Şimdi gelenek lazım. Şimdi görenek lazım. Bütün şehirlerde birer ikişer fabrika tesis edilmeli. Şehirler nüfusça ve üretimce paylaşmalı artık.

 

Çünkü, öyle bir oyun oynanıyor ki kim planlıyor, kim taktik masasında oturuyor, kimler kurallara mecburi uymak zorunda bırakılıyor, belli oldu.

Büyük bir oyun. Doğruyu söyleyeni de dokuz değil on dokuz köyden kovuyorlar. Bu çıkışı olmayan sokak, bizim tarihimize de, kültürümüze de, dinimize de, hayatımıza da uymuyor.

 

Çin’de Wuhan kentinde çıkan virus nasıl oluyor da bütün dünyaya alıyor, hayret içinde bocalayanlar boşuna bocalamıyor. İhtisası tıbbiye olan bir ödüllü şahıs çıkıyor ve diyor ki: ” Virusun dünyanın her yerinde yaşama şansı bulması şaşırtıcı.” Demek ki virus peydah olabilir, bunda bir bahane aranmıyor, ancak dünyayı alt etmesi, hayatı kasıp kavurma işini becerme meselesi kafa karıştırıyor.

 

Herkesin dilinde bir cümle var: “Bu salgından sonra dünya değişecek!” Tamam da kimin aleyhine, kimin lehine değişecek? Görüldü ki artık, virus laboratuvarları mevcut. Oralarda bir takım çalışmalar yapılıyor. Kimin lehine, kimin aleyhine bu çalışmalar? Hatta bu çalışmalara destek verenlerden biri de teknoloji sektöründe kazanarak sermayece dünyanın yeni karunu olan bir adam. Ne işi var mikrobiyoloji sahasında, tarım alanında? Küresel kuşatmanın bir ipi de onda olmasın? Tövbe estağfurullah!

 

Yahu bu ülke şöyle ya da böyle Müslüman. Dini var, kitabı var. Kitap yan gelin yatın demiyor, üretin diyor. Küresel dünyayı, küresel yaşam biçimini reddetmedikçe bela ve musibete her zaman hazır olmak gerekiyor. Gizli, kapaklı ve çoğunluğun aleyhine gelişen yapılar, teşekküller, tesisler, düşünceler, telkinler, nutuklar insanlarda gafletten uyanma duygusunu geliştirmiyorsa netice kötü, kötü ki ne kötü.

 

Esnafın, sanatkarın, zanaatkarın küresel güç ve kartellere, kapitalizme karşı durması, itiraz etmesi, direnmesi gerekiyor. Otokrasi kişisel özgürlüğü rehin aldıktan sonra küresel yapılar, her aklına estikçe güvenlik bahanesiyle karantina adı altında insanları eve tıkacaktır. Bunu görmek için müneccim olmaya gerek yok.

 

Çözümü var: bu çözüm konuşulmalı ve uygulanmalı artık..

Küresel dayatmaya set çekmek ve mani olmak gerekiyor, bu gelecek için lazım da. Ahirette bu konuda da hesap var. Nasıl olur da kişi Allah’ın verdiği özgürlüğü rehin verir ve korku dünyasına teslim olur? Mülk Allah’ındır. Firavunun, Nemrudun, Karunun, Hamanın değildir.

 

Birkaç gün araştırdım ki! Ülkemin bereketli toprakları satılıyor. Kim satıyor ve niye satıyor? Küresel güçler köylüyü, çiftçiyi topraksız bırakınca daha çok kıstıracağını biliyor. Bu oyun içindeki oyunun sebebi bu. Gafletten uyanmadıkça süreç hızla ilerleyecektir. Gündem oluşturulacak, insanlar meşgul edilecek ve asıl gündemden kimsenin haberi olmayacaktır.

O halde atalarımızın bıraktığı geleneği, göreneği, adeti yeniden tesis etmek üzerimize vazife oldu. Küresel dünya örgütlerinin ince hesaplarını bertaraf etmek henüz elimizde. Toprak sattırmaya yönelik her adım kapitalizmin oyunudur. Köylerin statüsünün gün gün değişmesi de. İşte size bir soru, Köylerin bin yıldan beri değişmeyen statüleri neden son yıllarda değişti?

 Kalın sağlıcakla…

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar