<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Haber Hanesi - Haber - Haberler - Kahramanmaraş Haberleri</title>
        <link>https://www.haberhanesi.com/</link>
        <description>Kahramanmaraş haberleri, yerel haber siteleri, Kahramanmaraş haber portalı, son dakika haberleri, güncel haberler, yerel gelişmeler, şehir haberleri, Kahramanmaraş&#039;ta neler oluyor, yerel medya, kent haberleri.</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Kurban Bayramı’nda Sağlıklı Beslenmenin Püf Noktaları</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/kurban-bayraminda-saglikli-beslenmenin-puf-noktalari-79660</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/kurban-bayraminda-saglikli-beslenmenin-puf-noktalari-79660</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Elemanı Arş. Gör. Yeşim Köylüoğlu, Kurban Bayramı süresince değişen beslenme alışkanlıklarının sağlık üzerinde önemli etkiler oluşturabileceğine dikkat çekerek bayramda dengeli beslenme uyarısında bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Bayram boyunca beslenme düzenindeki değişikliklerin başta kalp-damar, hipertansiyon, diyabet ve böbrek hastaları olmak üzere tüm bireyleri etkileyebileceğini söyleyen Arş. Gör. Köylüoğlu, en sık karşılaşılan sağlık sorunlarının ise hazımsızlık, mide rahatsızlıkları, kabızlık, yüksek tansiyon ve kan şekeri dengesizlikleri olduğunu belirtti.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Yeni kesilmiş kurban etinin saklama koşulları ve pişirme yöntemleri hakkında da önemli bilgiler paylaşan Arş. Gör. Köylüoğlu, şunları kaydetti:&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Yeni kesilmiş kurban etinin hemen tüketilmesi özellikle mide rahatsızlıklarına neden olabilmektedir. Bu nedenle kurban etlerinin buzdolabında en az 24 saat dinlendirilerek tüketilmesini öneriyoruz. Aynızamanda etlerin doğru koşullarda muhafaza edilmesi ve uygun yöntemlerle çözdürülmesi, besin zehirlenmelerinin önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Etler buzlukta yaklaşık 1-2 hafta, derin dondurucuda ise daha uzun süre saklanabilmektedir. Ancak çözdürme işleminin mutlaka buzdolabında yapılması gerekmektedir. Oda sıcaklığında çözdürülen ya da çözüldükten sonra tekrar dondurulan etler sağlık açısından ciddi risk oluşturabilmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Doymuş yağ açısından zengin olan kırmızı etin kızartma ve kavurma yerine haşlama, fırında pişirme veya ızgara yöntemleriyle hazırlanması daha sağlıklı olacaktır. Ayrıca etlerin ateşe çok yakın şekilde ve uzun süre pişirilmesi bazı kanserojen bileşiklerin oluşmasına ve vitamin kayıplarına neden olabileceğinden pişirme yöntemlerine dikkat edilmesi gerekmektedir.”</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Bayram sofralarında porsiyon kontrolünün sağlanmasının önemine de vurgu yapan Arş. Gör. Köylüoğlu, aşırı kırmızı et tüketiminin doymuş yağ ve kolesterol alımını artırdığını, et yemeklerinin yanında sebze, salata ve yoğurt gibi besinlere yer verilmesinin öğünlerin dengelenmesine, posa alımının artmasına ve tokluk hissinin sağlanmasına katkı sunduğunu belirtti.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>DENGELİ BESLENME VE HAREKET ÖNEMLİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Tatlı tüketiminde de ölçülü olunması gerektiğinin altını çizen Arş. Gör. Köylüoğlu, özellikle diyabet hastalarının şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlıları veya meyveyi tercih etmelerinin daha sağlıklı bir seçenek olacağını ifade etti.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Arş. Gör. Köylüoğlu, gün içerisinde aşırı çay ve kahve tüketimi yerine vücudun ihtiyaç duyduğu yeterli miktarda suyun alınmasının önemli olduğunu söyledi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Arş. Gör. Köylüoğlu, “Bayram sürecinde fiziksel aktivitenin ihmal edilmemesi gerekiyor. Özellikle yemeklerden sonra yapılacak kısa yürüyüşler hem sindirimin düzenlenmesine hem de kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olacaktır” diye konuştu.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 25 May 2026 17:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2026/05/kurban-bayraminda-saglikli-beslenmenin-puf-noktalari-1779718377.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SANKO Üniversitesi’nden Hipertansiyon Uyarısı: İlaçlara Rağmen Düşmüyorsa Dikkat</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesinden-hipertansiyon-uyarisi-ilaclara-ragmen-dusmuyorsa-dikkat-79511</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesinden-hipertansiyon-uyarisi-ilaclara-ragmen-dusmuyorsa-dikkat-79511</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı’nda görev yapan Uzm. Dr. Beyhan Tiryaki, hipertansiyonun dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen önemli bir hastalık olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<div style="text-align:start">
<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzm. Dr. Tiryaki, “Dirençli hipertansiyon ise uygun yaşam tarzı değişikliklerine ve birden fazla tansiyon ilacı kullanılmasına rağmen tansiyonun halâ yüksek seyretmesi durumudur” dedi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü nedeniyle açıklamalarda bulunan Uzm. Dr. Tiryaki, dirençli hipertansiyonun özellikle “Doktorun verdiği üç farklı tansiyon ilacını düzenli kullanıyorum ancak tansiyonum yine de düşmüyor” diyen kişilerde görülebildiğini belirtti.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Normal şartlarda tansiyonun ilaçlarla kontrol altına alınabildiğini ifade eden Uzm. Dr. Tiryaki, “Ancak bazı kişilerde tansiyon sürekli 140/90 mmHg’nin üzerinde seyrediyor, gün içinde sık sık yükseliyor ve ilaçlara rağmen düşmüyorsa bu durum ‘dirençli hipertansiyon’ olarak tanımlanır” diye konuştu.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>DİRENÇLİ HİPERTANSİYONUN GÖRÜLME NEDENLERİ</strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Dirençli hipertansiyonun birçok nedeni olabileceğini ifade eden Uzm. Dr. Tiryaki, en sık karşılaşılan nedenlerini şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>

<ol start="1" style="list-style-type:decimal">
	<li><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">İlaçların düzensiz veya yanlış kullanılması</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Fazla tuz tüketimi</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Böbrek hastalıkları</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Hormon bozuklukları</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uyku apnesi (gece nefes durması)</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Kullanılan bazı ilaçlar</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></li>
</ol>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>DİRENÇLİ HİPERTANSİYON NEDEN TEHLİKELİDİR?</strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzun süre yüksek seyreden tansiyonun organlara zarar verdiğini belirten Uzm. Dr. Tiryaki, yüksek tansiyonun etkilerini şu şekilde özetledi:</span></span></span></span></p>

<ul style="list-style-type:disc">
	<li><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Kalbi yorar; kalp büyümesi ve kalp yetmezliğine yol açabilir.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Beyni etkiler; felç ve beyin kanaması riskini artırır.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Böbrek fonksiyonlarını bozarak böbrek yetmezliğine neden olabilir.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Göz sağlığını etkileyerek görme kaybına yol açabilir.</span></span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Damar sertliğine neden olabilir.</span></span></span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>DİRENÇLİ HİPERTANSİYONDA NE YAPILMALI?</strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzm. Dr. Tiryaki, dirençli hipertansiyon durumunda dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:62px"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>1.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong>Tansiyon ölçümünün doğru yapılıp yapılmadığı kontrol edilmeli.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:62px"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>2.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong>Kullanılan ilaçlar yeniden değerlendirilmeli.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:62px"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>3.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong>Yaşam tarzı değişiklikleri uygulanmalı.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:62px"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>4.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong>Altta yatan hastalıklar araştırılmalı.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Hasta bilgilendirmesinin önemine vurgu yapan Uzm. Dr. Tiryaki, sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Tansiyonun kontrol altına alınamamasının nedeni yalnızca ilaçlar değildir. Tuz tüketimi, kilo, böbrek sağlığı, hormonlar ve uyku düzeni de tansiyonu etkiler. Tüm bu faktörlerin birlikte değerlendirilmesiyle tansiyon kontrol altına alınabilir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Sonuç olarak dirençli hipertansiyon, çoğu zaman nedeni belirlendiğinde uygun tedaviyle kontrol altına alınabilen bir durumdur. Umutsuz bir tablo değildir ancak sabır ve düzenli takip gerektirir.”</span></span></span></span></p>
</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 15 May 2026 13:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2026/05/sanko-universitesinden-hipertansiyon-uyarisi-ilaclara-ragmen-dusmuyorsa-dikkat-1778842408.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SANKO&#039;dan Astım Hastalarına Bahar Uyarısı: İlaçlarınızı Aksatmayın</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/sankodan-astim-hastalarina-bahar-uyarisi-ilaclarinizi-aksatmayin-79436</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/sankodan-astim-hastalarina-bahar-uyarisi-ilaclarinizi-aksatmayin-79436</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda görev yapan Uzm. Dr. Haşim Karakuş, polen yoğunluğunun arttığı bahar mevsiminde astım ve alerjik hastalıklara bağlı şikâyetlerin de artış gösterdiğini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<div style="text-align:start">
<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Özellikle polenlerin havada yoğun olarak bulunduğu bu günlerde dikkatli olmanın, hastalık kontrolü açısından büyük önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Karakuş, bahar mevsiminde şikayetlerin artma nedenlerini şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Ağaç, çimen ve yabani ot polenleri bahar aylarında hızla artmaktadır. Bu polenler solunum yollarına girerek bağışıklık sistemini uyarır ve hassas bireylerde öksürük, nefes darlığı, hırıltı, burun akıntısı ve gözlerde kaşıntı gibi şikâyetlere yol açar.”</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>KİMLER RİSK ALTINDA?&nbsp;</strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzm. Dr. Karakuş, risk gruplarını şöyle özetledi:</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“- Astım hastaları,&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;- Alerjik rinit (Saman nezlesi) olan bireyler,&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;- Ailesinde alerji öyküsü bulunan çocuklar,&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;- Daha önce polen alerjisi tanısı almış kişiler.”&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>NELERE DİKKAT EDİLMELİ?&nbsp;</strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzm. Dr. Karakuş, dikkat edilmesi gerekenler konusunda şu bilgileri paylaştı:</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“- Polen yoğunluğunun yüksek olduğu sabah saatlerinde dışarı çıkmamaya özen gösterin,&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;- Dışarıdan geldikten sonra kıyafetlerinizi değiştirin ve mümkünse duş alın,&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;- Ev ve araba pencerelerini kapalı tutun,&nbsp;&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;- Maske kullanımı polen temasını azaltabilir,&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;- Ev temizliğinde HEPA filtreli süpürgeler tercih edilebilir.”&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>TEDAVİ VE TAKİP ÖNEMLİ&nbsp;</strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Astım ve alerjik hastalığı olan bireyler ilaçlarını düzenli kullanmalı, doktor kontrolü olmadan tedavilerini kesmemelidir” diyen Uzm. Dr. Karakuş, gerekli durumlarda koruyucu tedavilerin bahar başlamadan önce planlanması gerektiğine dikkat çekti.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>ÇOCUKLARDA DAHA DİKKATLİ OLUNMALI&nbsp;</strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Çocukların alerjenlere karşı daha hassas olabileceğini kaydeden Uzm. Dr. Karakuş, “Özellikle gece öksürüğü, eforla nefes darlığı ve sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren çocuklar açısından değerlendirme önemlidir” dedi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURMALI?&nbsp;</strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzm. Dr. Karakuş, doktora ne zaman başvurulması gerektiği ile ilgili şu bilgileri verdi:</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>&nbsp;</strong></span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“- Nefes darlığında artış,&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;- Gece uykudan uyandıran öksürük,&nbsp;&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;- İnhaler ilaçlara rağmen rahatlamama,&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;- Sık acil başvuru gereksinimi.”&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Astım ve alerjik hastalıkların doğru tedavi ve önlemlerle kontrol altına alınabildiği söyleyen Uzm. Dr. Karakuş, “Baharın keyfini sağlıklı bir şekilde çıkarabilmek için belirtilerinizi ciddiye alın ve gerekli önlemleri ihmal etmeyin” diye konuştu.</span></span></span></span></p>
</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 11 May 2026 11:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2026/05/sankodan-astim-hastalarina-bahar-uyarisi-ilaclarinizi-aksatmayin-1778488406.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tekrarlayan Omuz Çıkığına Dikkat: Uzmanından Önemli Uyarılar</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/tekrarlayan-omuz-cikigina-dikkat-uzmanindan-onemli-uyarilar-79312</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/tekrarlayan-omuz-cikigina-dikkat-uzmanindan-onemli-uyarilar-79312</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Burçin Karslı, omuz ekleminin vücudun en hareketli, aynı zamanda da en sık çıkan eklemi olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<div style="text-align:start">
<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">İlk omuz çıkığının genellikle travma sonrası meydana geldiğini belirten Doç. Dr. Karslı, “Bazı hastalarda ise omuz, başlangıçta travmayla çıkmış olsa bile, daha sonra çok daha küçük hareketlerle tekrar tekrar çıkmaya başlar. Bu tablo tekrarlayan (Rekürren) omuz çıkığı olarak tanımlanıyor” dedi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Tekrarlayan omuz çıkığının en önemli mekanizmasının ilk çıkık sırasında omuzu yerinde tutan yapılarda oluşan kalıcı hasarlar olduğunu ifade eden Doç. Dr. Karslı, bu hasarları şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Labrum yırtığı (Bankart lezyonu), kapsül gevşekliği, kemik kayıpları, doğuştan bağ gevşekliği, uygun olmayan veya gecikmiş tedavi.”</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>GÖRÜLME SIKLIĞI</strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Omuz çıkığının genel popülasyonda sık görüldüğünü anımsatan Doç. Dr. Karslı, “Genç ve aktif bireylerde daha fazladır. İlk çıkık özellikle 25 yaş altı dönemde olmuşsa, takip eden yıllarda tekrar çıkma ihtimali belirgin şekilde artar. Sporcularda (Özellikle temas sporları ve kolun baş üstü kullanıldığı branşlarda) tekrarlama oranları çok daha yüksektir” diye konuştu.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>BELİRTİLER</strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Tekrarlayan omuz çıkığı olan hastalarda, omuzun bazen ‘tam çıkma (Dislokasyon)’ şeklinde, bazen de ‘kısmi çıkma (Subluksasyon)’ hissi verdiğini kaydeden Doç. Dr. Karslı, diğer belirtileri şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“- Kol belli bir pozisyona geldiğinde (Genellikle kol baş üstüne kalkıp geriye döndüğünde) ‘boşalma, yerinden çıkacakmış gibi olma, güvensizlik hissi’ tarif edilir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Tekrarlayan çıkık sonrası ağrı, güçsüzlük, omuzda hareket kısıtlılığı gelişebilir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Bazı hastalar omuzlarının çıkmaması için günlük hayatta bazı hareketlerden kaçınmaya başlar (Örneğin yüksekten bir şey alma, arka cebe uzanma).”</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>MUAYENE</strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Omuz hareket açıklığı, kas gücü ve omuz etrafındaki hassasiyetin muayenede önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Karslı, “Stabiliteyi değerlendiren özel testler (Apprehension, relocation vb.) yapılır. Direkt röntgen, MR veya MR artrografi, BT (Bilgisayarlı tomografi) kullanılan görüntüleme teknikleridir” dedi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>TEDAVİ</strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Tedavinin hastanın yaşı, aktiviteleri, mesleği, spor düzeyi, çıkık sayısı ve görüntüleme bulgularına göre planlandığını belirten Doç. Dr. Karslı, tedavi yöntemleri hakkında şu bilgileri paylaştı:</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“1. Konservatif (Ameliyatsız) tedavi: Daha ileri yaşta, aktivitesi düşük, çıkık sayısı az ve stabilite sorunu hafif hastalarda düşünülebilir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">2. Cerrahi tedavi: Tekrarlayan omuz çıkığı olan, günlük hayatı ve spor aktiviteleri etkilenen hastalarda cerrahi tedavi genellikle kalıcı çözüm sağlar.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Tekrarlayan omuz çıkıklarında uygulanan cerrahi seçenekleri ise artroskopik bankart onarımı ve kemik bloğu ameliyatlarıdır.”</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>AMELİYAT SONRASI</strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Tekrarlayan omuz çıkıklarında ameliyat sonrasının da önemli bir süreç olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Karslı, şu hususlara dikkat çekti:</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“- Bir süre omuz askısı kullanımı önemli,</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Ardından kontrollü pasif ve aktif hareketlerle başlayan rehabilitasyon programı,</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Kas güçlendirme ve propriosepsiyon (Eklem hissi) egzersizleriyle devam eden bir süreç gerekir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Spora dönüş süresi uygulanan cerrahiye ve hastanın durumuna göre değişmekle birlikte genellikle birkaç ayı bulur.”</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>ORTOPEDİ VE TRAVMATOLOJİ UZMANINA NE ZAMAN BAŞVURULMALIDIR?</strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Omuzunuz bir kez bile çıkmışsa, özellikle genç ve aktifseniz, mutlaka bir ortopedi ve travmatoloji uzmanı tarafından değerlendirilmelisiniz” diyen Doç. Dr. Karslı, aşağıdaki durumlarda da hiç zaman kaybetmeden bir uzmana başvurulması gerektiğini bildirdi:</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“- Omuzunuz tam çıkmasa bile, belirli hareketlerde yerinden oynayacakmış gibi his, güvensizlik veya ani boşalma hissi varsa.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Tekrarlayan ağrı, gece ağrısı, güçsüzlük veya hareket kısıtlılığı yaşıyorsanız.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Spor yaparken omuzunuzda sık sık ‘atlama, takılma, yerinden çıkacak gibi olma’ hissi oluşuyorsa.”</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>ERKEN TANI VE TEDAVİ</strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Erken tanı ve uygun tedavi ile tekrarlayan çıkıkların önüne geçmenin mümkün olduğunu söyleyen Doç. Dr. Karslı, “Omuzdaki kalıcı hasarı ve ileride gelişebilecek kireçlenmeyi (Artroz) azaltmak, hastanın spora ve günlük hayatına güvenli şekilde dönmesini sağlamak mümkündür” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></p>
</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2026/04/tekrarlayan-omuz-cikigina-dikkat-uzmanindan-onemli-uyarilar-1777544933.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzm. Dr. Mehmet Almacıoğlu SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde Göreve Başladı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/uzm-dr-mehmet-almacioglu-sanko-universitesi-hastanesinde-goreve-basladi-79272</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/uzm-dr-mehmet-almacioglu-sanko-universitesi-hastanesinde-goreve-basladi-79272</guid>
                <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Almacıoğlu, SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde hasta kabulüne başladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Gaziantep’te doğan Uzm. Dr. Mehmet Almacıoğlu, ilk, orta ve lise eğitimini aynı şehirde tamamladı. 2007 yılında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Mecburi hizmetinin ardından Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda başladığı uzmanlık eğitimini 2014 yılında tamamladı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Kilis Devlet Hastanesi’nde devlet hizmet yükümlüsü olarak görev yapan Uzm. Dr. Almacıoğlu, 2016-2024 yılları arasında SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde hastalarını kabul etti. 2018-2024 yılları arasında aynı zamanda SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak da görev yaptı. 2024-2026 yılları arasında İstanbul Bakırköy Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çocuk yoğun bakım alanında yüksek ihtisas eğitimi aldı ve bilimsel çalışmalar yürüttü.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzm. Dr. Almacıoğlu’nun, çocuk sağlığı ve hastalıklarında başlıca ilgi alanları; sağlıklı bebek ve çocuk izlemi, yenidoğan sağlığı ve anne danışmanlığı, akciğer hastalıkları, astım ve alerjik hastalıklar, sindirim sistemi hastalıkları, büyüme ve gelişme sorunları, tiroit ve ergenlik hastalıkları ile ateşli hastalıklar olup; ayrıca çocukluk çağı vitamin ve mineral destekleri ile sedasyon ve analjezi konularında da çalışmalarını sürdürmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Evli ve iki çocuk babası olan Uzm. Dr. Almacıoğlu, Türk Pediatri Kurumu ile Avrupa ve Türkiye Alerji ve İmmünoloji derneklerine üyedir ve bu kuruluşların kongrelerinde bilimsel çalışmalar yürütmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzm. Dr. Mehmet Almacıoğlu, Nisan 2026 itibarıyla SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde yeniden hasta kabulüne başladı.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 10:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2026/04/uzm-dr-mehmet-almacioglu-sanko-universitesi-hastanesinde-goreve-basladi-1777276653.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mevsim Geçişlerinde Halsizliğe Dikkat: Uzmanından Altın Öneriler</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/mevsim-gecislerinde-halsizlige-dikkat-uzmanindan-altin-oneriler-79254</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/mevsim-gecislerinde-halsizlige-dikkat-uzmanindan-altin-oneriler-79254</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Hastanesi Uzman Diyetisyeni Meltem Demirci, mevsim geçişlerinde bedeni dinç tutmanın günlük yaşamı sürdürmede çok önemli rolü olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzm. Diyetisyen Demirci, “Havaların değişmesiyle birlikte sabahları uyanmakta zorlanıyor, gün içinde kendinizi sürekli halsiz hissediyorsanız bunun nedeni doğanın kabuk değiştirdiği bu dönemlerde insan metabolizmasının da bir adaptasyon sürecine girmesidir” dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Isı, nem ve basınç değişimlerine ayak uydurmaya çalışan bedenimizin, bu süreci genellikle fiziksel ve zihinsel bir yorgunluk hissiyle dışa vurduğunu kaydeden Uzm. Diyetisyen Demirci, bu geçiş döneminin günlük yaşam kalitesinden ödün vermeden, doğru beslenme tercihleri ile enerjik bir şekilde atlatılabileceğini belirtti.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>VÜCUT DİRENCİNİ ARTIRMAK İÇİN YAPILMASI GEREKENLER</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzm. Diyetisyen Demirci, mevsim geçişlerinde vücut direncinizi artıracak ve enerjinizi geri kazandıracak temel beslenme adımlarını şöyle sıraladı:</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Hücrelerimizin enerji üretebilmesi için suya ihtiyacı vardır. Havaların serinlemeye veya ısınmaya başladığı dönemlerde su içme alışkanlığımız genellikle sekteye uğrar. Oysa hafif düzeyde bir susuzluk bile anında baş ağrısı, odaklanma problemi ve kronik yorgunluk olarak kendini gösterir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Günlük su tüketiminizi kilonuz başına 30 ml olacak şekilde hesaplayarak su içmeyi bir rutine dönüştürün. Çalışma masanızda, başucunuzda, arabanızda veya çantanızda her zaman kişisel bir su mataranız bulundurun.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Sade suyun tadını sevmiyorsanız, kalorisiz ve doğal yöntemlerle aroma kazandırarak içimini kolaylaştırabilirsiniz. Suyunuzun içine taze nane yaprakları, limon, salatalık dilimleri, çubuk tarçın veya zencefil ekleyebilirsiniz. Mevsim meyvelerini (Çilek, elma, yaban mersini) doğrayarak, suyunuzda bekleterek hem görsel olarak cazip hem de lezzetli bir içecek elde edebilirsiniz.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Kendimizi yorgun hissettiğimizde hemen canlanmak için elimiz genelde çikolatalara, şerbetli tatlılara ya da beyaz unlu poğaçalara, açmalara gider. Ancak bu yiyecekler saman alevi gibidir; kan şekerinizi bir anda fırlatıp size sahte bir enerji verir, ama hemen ardından hızla düşürerek sizi eskisinden bile daha bitkin, uykulu ve aç bırakır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Bu ani yorgunlukların önüne geçmek için kendinizi enerji verecek besinlerle destekleyin. Gün içinde tatlılar yerine sizi uzun süre tok tutacak besinleri seçin. Kahvaltıda yumurta, peynir, tam buğday ekmeği ya da yulaf; diğer öğünlerde ise nohut, mercimek gibi ev yemekleri tercih ederseniz, enerjiniz gün boyu kesintisiz devam eder.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>BAĞIRSAK SAĞLIĞI ÖNEMLİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Yediğimiz yemekleri vücudumuzun kullanabileceği enerjiye çevirmek için B vitaminlerine ihtiyacımız olduğunu anımsatan Uzm. Diyetisyen Demirci, şu bilgileri paylaştı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Magnezyum kaslarımızın ve sinirlerimizin ilacı gibidir. Havalar değişirken ortaya çıkan kas ağrılarını ve ‘kolumu kaldıracak halim yok’ hissini yenmek için ıspanak, pazı gibi koyu yeşil yapraklı sebzeleri sofranızdan eksik etmeyin. Gün içinde atıştırmalık olarak ceviz, badem, kabak çekirdeği gibi kavrulmamış çiğ kuruyemişler tüketmek de bedeninize çok iyi gelecektir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Bağırsaklarımızın ikinci beynimiz olduğunu ve hastalıklara karşı savaşan savunma hücrelerimiz ile kendimizi iyi hissettiren mutluluk hormonlarımızın burada yer aldığını anımsatan Uzm. Diyetisyen Demirci, “Bağırsaklarınız ne kadar sağlıklıysa, siz de o kadar enerjik ve mutlu olursunuz. Ev yapımı yoğurt, kefir ve ev turşusu gibi doğal gıdaları sofranıza eklemek, mevsim geçişlerinin getirdiği o gergin ve halsiz ruh halini üzerinizden atmanın en lezzetli yoludur” diye konuştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Unutmayın bedenimiz bizim en kıymetli hazinemizdir ve onu ne kadar doğru besler ve iyi bakarsak, yaşam kalitemiz de o kadar iyi olur” diyen Uzm. Diyetisyen Demirci, sözlerini şöyle sonlandırdı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Yapacağınız küçük ama kalıcı değişikliklerle havaların değişimini yorgun değil, canlı ve enerjik bir şekilde karşılayabilirsiniz. Sağlıklı ve zinde günler için doğru adımlar uygulayın.”</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 16:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2026/04/mevsim-gecislerinde-halsizlige-dikkat-uzmanindan-altin-oneriler-1777036911.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmandan Kritik Uyarı: Menenjitte En Etkili Korunma Aşı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/uzmandan-kritik-uyari-menenjitte-en-etkili-korunma-asi-79076</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/uzmandan-kritik-uyari-menenjitte-en-etkili-korunma-asi-79076</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda görev yapan Uzm. Dr. Zeynep Göktürk Erdoğan, menenjit hastalığından korunmanın en etkili yolunun aşılanmak olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzm. Dr. Erdoğan, “Menenjit, beynimizi ve omuriliğimizi saran koruyucu zarların (Meninksler) iltihaplanmasıdır. Bu iltihaba genellikle virüsler veya bakteriler neden olur” dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>NEDEN ACİL BİR DURUMDUR?</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Menenjitin, özellikle bakteriyel türlerinin, çok hızlı ilerleyerek, saatler içinde hayati tehlike oluşturabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Erdoğan, erken teşhis ve tedavi yapılmadığında karşılaşılabilecek sonuçları şöyle özetledi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“- İşitme kaybı,</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Öğrenme güçlükleri,</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Beyin hasarı gibi kalıcı etkiler bırakabilir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>KRİTİK BELİRTİLERİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Belirtilerin yaşa göre değişebileceğini kaydeden Uzm. Dr. Erdoğan, şöyle devam etti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Çocuğunuzda aşağıdaki işaretlerden biri veya birkaçı varsa hemen bir doktora başvurun:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>Bebeklerde ve Küçük Çocuklarda:</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Sürekli, tiz sesli ağlama: Susturulamayan, huzursuz bir ağlama hali.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Vücutta kaskatı kesilme veya tam tersi aşırı gevşeklik: Kas tonusunda değişiklikler.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Fışkırır tarzda kusma: Basit bir mide bulantısından daha şiddetli.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Bıngıldakta şişkinlik: Başın tepesindeki yumuşak bölgenin dışa doğru çıkıntı yapması.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Beslenmeyi reddetme ve aşırı uyku hali: Uyandırmakta zorluk çekme.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Deri döküntüleri: Özellikle basınca solmayan kırmızı-mor lekeler.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>Daha Büyük Çocuklarda ve Gençlerde:</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Şiddetli baş ağrısı ve yüksek ateş: Genellikle ani başlar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Ense sertliği: Çocuğun çenesini göğsüne değdirememesi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Işığa karşı aşırı hassasiyet (Fotofobi): Işıklı ortamlarda rahatsız olma.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Zihin karışıklığı, kafa karışıklığı veya aşırı sinirlilik.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Eklem ve kas ağrıları.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>&nbsp;</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>CAM BARDAK TESTİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzm. Dr. Erdoğan, menenjit hastalığı şüphesinde uygulanan cam bardak testi ile ilgili şunları söyledi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Çocuğunuzun vücudunda küçük kırmızı noktalar veya morarmalar fark ederseniz, hemen şeffaf bir cam bardağı lekenin üzerine bastırın. Şayet; camın altından rengi solar veya kaybolur ise normal döküntüdür. Menenjit şüphesinde bardakla bastırmanıza rağmen leke olduğu gibi duruyorsa, bu damar dışına sızan bir kanamanın işaretidir. Bu durumda vakit kaybetmeden acil servise başvurun.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>MENENJİTTEN KORUNMA YOLLARI</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Menenjitten korunmanın en etkili yolunun aşılanmak olduğunu bildiren Uzm. Dr. Erdoğan, korunma yolları ile ilgili şunları söyledi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>“1. AŞILANMA, EN GÜÇLÜ KALKANINIZ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">-&nbsp;<strong>Ulusal Aşı Takvimi:</strong>&nbsp;Sağlık Bakanlığı'nın takvimindeki aşılar (Pnömokok, Hib vb. gibi) bazı menenjit türlerine karşı koruma sağlar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">-&nbsp;<strong>Meningokok Aşıları:</strong>&nbsp;Bu aşılar rutin takvimde yer almaz, ancak menenjitin en tehlikeli türlerinden birine karşı korur. Doktorunuzla bu aşıyı mutlaka görüşün ve ne zaman yapılması gerektiğini planlayın.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>2. HİJYEN VE GENEL ÖNLEMLER</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">-&nbsp;<strong>Sık el yıkama:</strong>&nbsp;Özellikle tuvalet sonrası, yemek öncesi ve kalabalık ortamlardan döndükten sonra.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">-&nbsp;<strong>Ortak eşya kullanımından kaçınma:</strong>&nbsp;Bardak, çatal, kaşık vb. kişisel eşyaları paylaşmamak.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">-&nbsp;<strong>Öksürük ve hapşırık hijyeni:</strong>&nbsp;Ağzı ve burnu mendille kapatmak veya dirsek içini kullanmak.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Kalabalık ve havasız ortamlardan kaçınmak.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>UNUTMAYIN: ŞÜPHELENİRSENİZ, HEMEN HAREKETE GEÇİN</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzm. Dr. Erdoğan, “Ateş, ense sertliği, fışkırır tarzda kusma veya deri döküntüsü vb. belirtilerden herhangi birini fark ederseniz, hiç beklemeden en yakın acil servisine başvurun. Erken müdahale hayat kurtarır ve kalıcı hasarları önler” diye konuştu.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 10:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2026/04/uzmandan-kritik-uyari-menenjitte-en-etkili-korunma-asi-1775720755.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SANKO’dan Hayati Açıklama: Akciğer Kanseri Önlenebilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/sankodan-hayati-aciklama-akciger-kanseri-onlenebilir-79046</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/sankodan-hayati-aciklama-akciger-kanseri-onlenebilir-79046</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı ve Onkoloji Merkezi Koordinatörü Prof. Dr. Levent Elbeyli, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre kanser hastalıklarının ülkemizde yaşam kayıplarının nedenleri arasında önemli yer tuttuğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Prof. Dr. Elbeyli, 1-7 Nisan Kanser Haftası nedeniyle yaptığı açıklamada “Kanser hastalıklarına bağlı yaşam kayıpları içinde akciğer, hava yolu, soluk borusu kanserleri ile göğüs kafesi içinde yer alan yapılara ait kanserler önemli paya sahip olup, TÜİK verilerine göre kansere bağlı yaşam kayıplarının üçte birinden sorumludur” dedi.</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Bu bulguların, Türkiye’de kanser kaynaklı yaşam kayıplarının başlıca nedenleri arasında akciğer kanserinin yer aldığını gösterdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Elbeyli, akciğer kanseri ile ilgili şu bilgileri verdi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Akciğer kanserinin gelişiminde birçok çevresel ve kişisel risk faktörü vardır. Sigara bu faktörler arasında ilk neden olup, hava kirliliği, beslenme biçimi de önemli yer tutmaktadır. Ailede akciğer kanseri öyküsü bulunması da genetik bir yatkınlığa yol açabilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Erkeklerde akciğer kanseri ilk sırada yer alırken, kadınlarda ise sigara kullanımının artması ile birlikte akciğer kanseri sıklığı artış göstermektedir. Pasif içicilik her iki cins içinde önemli bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>AKCİĞER KANSERİ BÜYÜK ÖLÇÜDE ÖNLENEBİLİR BİR HASTALIKTIR</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Akciğer kanserinin büyük ölçüde önlenebilir bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Elbeyli, şöyle devam etti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Risk faktörlerinden uzaklaşmak çok önemlidir. Yüksek risk gruplarının (Sigara içen, toksik gazlara maruz kalan, ailevi öyküsü olan ve 50 yaş üstü) düşük doz bilgisayarlı tomografi ile takibi bu hastalıklara bağlı yaşam kayıplarını azaltabileceğini göstermektedir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Tedavide erken dönemde tanı konulan hastalarda cerrahi yöntemler başta olmak üzere, güncel onkolojik ilaçlar (İmmünoterapi-hedefe yönelik ilaçlar) ve radyoterapi ile ve/veya multimodal yöntemlerle çok daha başarılı sonuçlar elde edilebildiğini söyleyen Prof. Dr. Elbeyli “SANKO Üniversitesi Hastanesi Onkoloji Merkezi olarak, tüm kanserli hastalarımıza tanıdan tedaviye güncel yenilikleri takip ederek hizmet vermekteyiz” diye konuştu.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 14:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2026/04/sankodan-hayati-aciklama-akciger-kanseri-onlenebilir-1775475939.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmandan Bayram Uyarısı: Çocukların Beslenmesine Dikkat Edin</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/uzmandan-bayram-uyarisi-cocuklarin-beslenmesine-dikkat-edin-78856</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/uzmandan-bayram-uyarisi-cocuklarin-beslenmesine-dikkat-edin-78856</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Funda Esin Çolak, Ramazan Bayramı’nda çocukların beslenmesine yönelik önemli uyarılarda bulunarak “Bayramda çocukların beslenmesine dikkat etmek gerekir” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Bayramların, çocuklar için hem sosyal hem de kültürel açıdan özel bir yere sahip olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Çolak, bu süreçte artan şeker ve tatlı tüketiminin kontrol altına alınmasının büyük önem taşıdığını ifade etti.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Bu özel günlerde şeker, çikolata ve tatlı tüketimindeki artışa dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Çolak, ebeveynlerin dengeli bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini vurgulayarak, çocukların tamamen tatlıdan uzak tutulması yerine porsiyon kontrolü sağlanarak tüketimin sınırlandırılmasının daha doğru olacağını belirtti.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Dr. Öğr. Üyesi Çolak, çocukların bayramın keyfini dengeli şekilde yaşamalarını sağlamak ve sağlıklarını korumak için şu önerilerde bulundu:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Bayram ziyaretleri arasında öğün düzeninin korunmasına özen gösterilmelidir. Çocukların yalnızca şekerli gıdalarla beslenmesi yerine süt, yoğurt, yumurta, sebze ve meyve gibi besinlerle dengeli ve yeterli öğünler oluşturulmalıdır. Gün içinde ana öğünlerin atlanmaması büyük önem taşır. Özellikle kahvaltının düzenli yapılması, gün boyunca kan şekerinin dengede kalmasına katkı sağlar ve aşırı tatlı tüketiminin önüne geçebilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Ayrıca çocukların gün boyunca yeterli miktarda su içmeleri teşvik edilmelidir. Gazlı ve şekerli içecekler yerine ayran, süt ya da taze sıkılmış meyve suları tercih edilmelidir. Bu seçimler hem kalori alımını dengelemeye yardımcı olur hem de genel sağlık açısından daha faydalıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Bunun yanı sıra, çocukların gün içinde açık havada vakit geçirmeleri, oyun oynamaları ve fiziksel aktivitelerde bulunmaları sağlanmalıdır. Bu sayede hem enerji dengesi korunur hem de bayram süreci daha sağlıklı ve aktif bir şekilde geçirilir.</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Bayram ziyaretlerinde sunulan ikramlar karşısında çocuklara sağlıklı seçimler yapma alışkanlığı kazandırmanın önemine de değinen Dr. Öğr. Üyesi Çolak, aşırı şeker tüketiminin yalnızca kilo kontrolü açısından değil, aynı zamanda diş sağlığı açısından da risk oluşturduğunu hatırlatarak, bayram süresince diş fırçalama alışkanlığının aksatılmaması gerektiğini vurguladı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Dr. Öğr. Üyesi Çolak, “Bayramlar keyifli ve özel günlerdir. Bu süreci yasaklarla değil, doğru alışkanlıklarla yönetmek çocukların hem fiziksel hem de psikolojik sağlığı açısından en doğru yaklaşım olacaktır” diyerek sözlerini tamamladı.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 13:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2026/03/uzmandan-bayram-uyarisi-cocuklarin-beslenmesine-dikkat-edin-1773830404.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SANKO Üniversitesi’nden Uyarı: Tansiyon Böbrekleri Sessizce Etkiliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesinden-uyari-tansiyon-bobrekleri-sessizce-etkiliyor-78451</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesinden-uyari-tansiyon-bobrekleri-sessizce-etkiliyor-78451</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Nefroloji Bilim Dalı’nda görev yapan Uzm. Dr. Orhan Özdemir, tansiyon ve böbrek hastalığının birbirini etkileyen ve ciddiye alınması gereken sağlık sorunu olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Böbreklerimiz, vücudumuzun sessiz çalışan kahramanları gibidir” diyen Uzm. Dr. Özdemir, şöyle devam etti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Sadece idrar üretmekle kalmaz, vücudun kimya laboratuvarı ve denge merkezi olarak da görev yapar. Aynı zamanda kan basıncının (Tansiyonun) düzenlenmesi açısından da önemli rol oynar. Bu sebeple tansiyon ve böbrek sağlığı birbiriyle yakından ilişkilidir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>BÖBREKLER TANSİYONU NASIL ETKİLER?</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Böbreklerin vücuttaki fazla suyu ve tuzu atarak, kan basıncını düzenleyen bazı hormonları salgıladığını kaydeden Uzm. Dr. Özdemir, “Böbrekler iyi çalışmadığında vücutta su ve tuz birikir. Bu durum damar içi basıncı artırır ve tansiyon yükselir” dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>YÜKSEK TANSİYON BÖBREKLERE ZARAR VERİR Mİ?</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzun süre kontrolsüz seyreden yüksek tansiyonun, böbreklerin içindeki küçük damarları zamanla zedelediğini belirten Uzm. Dr. Özdemir, bu hasara yönelik şu bilgileri paylaştı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“- Böbreklerin kanı süzme gücünü azaltır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- İdrarda protein kaçağına yol açabilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Zamanla böbrek yetmezliğine kadar ilerleyebilir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Bu sürecin çoğu zaman belirti vermediğini söyleyen Uzm. Dr. Özdemir, sözlerini şöyle sürdürdü:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Kişi kendini iyi hissederken böbrekler sessizce zarar görebilir ve bir kısır döngü oluşur. Yüksek tansiyon böbrek hasarına neden olurken, böbrek hasarı da tansiyonun daha da yükselmesine sebep olacağından, tansiyon ve böbrek sağlığı birlikte takip edilmelidir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>KİMLER DAHA DİKKATLİ OLMALI?</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzm. Dr. Özdemir, böbrek ve tansiyon kontrollerinin özellikle önemli olduğu kişileri şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“- Hipertansiyon hastaları</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Diyabet hastaları</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- 40 yaş üzerindeki kişiler</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Ailesinde böbrek hastalığı olanlar</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Uzun süre ve sık ağrı kesici (Özellikle NSAİİ) kullananlar.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>BÖBREKLERİ VE TANSİYONU KORUMAK İÇİN NELER YAPABİLİRSİNİZ?</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzm. Dr. Özdemir, böbrekleri ve tansiyonu korumak için yapılabilecekleri şu şekilde özetledi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“- Tansiyonunuzu düzenli ölçün</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Tuz tüketimini azaltın</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Doktorunuzun verdiği tansiyon ilaçlarını düzenli kullanın</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Gereksiz ağrı kesici kullanımından kaçının</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Sigara kullanmayın</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Sağlıklı kiloda kalın ve düzenli hareket edin</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Yılda en az bir kez kan ve idrar tahlili yaptırın.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>YÜKSEK TANSİYON BÖBREKLERİ DE SESSİZCE ETKİLİYOR</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Yüksek tansiyonun sadece kalbi değil, böbrekleri de sessizce etkilediğini anımsatan Uzm. Dr. Özdemir sözlerini şöyle sonlandırdı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Böbreklerdeki sorunlar tansiyon kontrolünü zorlaştırabilir. Ancak erken fark edilirse önlem almak mümkündür. Düzenli kontrol, sağlıklı yaşam ve hekim takibi böbrek sağlığının korunmasında büyük önem taşır.”</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Feb 2026 16:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2026/02/sanko-universitesinden-uyari-tansiyon-bobrekleri-sessizce-etkiliyor-1770989617.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cilt Yenilemede Etkili Yöntem: Fraksiyonel Karbondioksit Lazer</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/cilt-yenilemede-etkili-yontem-fraksiyonel-karbondioksit-lazer-78162</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/cilt-yenilemede-etkili-yontem-fraksiyonel-karbondioksit-lazer-78162</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Ömer Faruk Solak, cildin zamanla güneş, yaş alma, akne izleri ve çevresel faktörler nedeniyle yıpranabildiğini, fraksiyonel karbondioksit lazerin, bu yıpranmayı azaltarak, cildin kendini yenilemesini desteklemek amacıyla uygulanan etkili bir lazer tedavisi olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Bu yöntemde lazer ışını cildin tamamına değil, cilt üzerinde çok küçük ve kontrollü alanlara uygulanır” diyen Dr. Öğr. Üyesi Solak, şu bilgileri paylaştı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Lazerin oluşturduğu bu mikro alanlar sayesinde cilt kendini onarmaya başlar. Bu iyileşme sürecinde kolajen üretimi artar ve cilt zamanla daha canlı, daha pürüzsüz ve daha toparlanmış bir görünüm kazanır. Tedavinin amacı cildi yormadan, kontrollü şekilde yenilenmesini sağlamaktır.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>HANGİ DURUMLARDA TERCİH EDİLİR?</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Dr. Öğr. Üyesi Solak, fraksiyonel karbondioksit lazerin tercih edildiği durumları şu şekilde sıraladı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“- Sivilce izleri</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Skar (Yara ve iz) tedavisi</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- İnce çizgiler ve kırışıklıklar</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Güneşin ciltte oluşturduğu yıpranma</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Cilt tonu ve doku düzensizlikleri</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Cildin genel kalitesini artırmak amacıyla güvenle uygulanabilir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>KAÇ SEANS UYGULANIR?</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Tedavi genellikle ayda bir seans olacak şekilde planlanır. Çoğu kişide 1–3 seans yeterlidir” diyen Dr. Öğr. Üyesi Solak, şöyle devam etti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Fakat cildin yapısına, lezyonun derinliğine ve hedeflenen sonuca göre seans sayısı kişiye özel olarak belirlenir. Bazı kişilerde ilk seansın sonrasında dahi gözle görülür bir iyileşme fark edilebilir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>UYGULAMA NASIL YAPILIR? AĞRILI MIDIR?</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">İşlem öncesinde uygulama yapılacak bölgeye ağrıyı azaltmak amacıyla lokal anestezik krem sürülerek, 15–30 dakika bekletildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Solak, uygulamaya yönelik sözlerini şöyle sürdürdü:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Bu sayede işlem sırasında hissedilen rahatsızlık büyük oranda azalır. Uygulama genellikle kısa sürer ve çoğu kişi tarafından rahatlıkla tolere edilir. İşlem sonrası günlük hayata dönüş mümkündür.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>KİMLERE UYGULANMAZ?</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Dr. Öğr. Üyesi Solak, fraksiyonel karbondioksit lazer tedavisinin uygulanamayacağı kişileri şu şekilde özetledi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“- Aktif enfeksiyonu olan kişiler,</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Açık yarası bulunanlar,</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;- Aktif uçuk lezyonu olanlar,</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;- Gebelik dönemindeki kişiler.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>İŞLEM SONRASI NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“İşlem sonrasında ciltte kızarıklık, hassasiyet ve hafif kabuklanma görülebilir. Bu normal bir durum olup birkaç gün içinde azalır” diyen Dr. Öğr. Üyesi Solak, işlem sonrası dikkat edilmesi gerekenlere yönelik şu bilgileri paylaştı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Kabukların koparılmaması çok önemlidir. Bu dönemde cilt güneşe karşı daha hassas olacağından dışarı çıkarken mutlaka 50 faktör güneş koruyucu kullanılmalıdır. İlk günlerde makyaj yapılmamalı, hamam, sauna ve sıcak duşlardan kaçınılmalıdır. Doktorun önerdiği nemlendirici ve onarıcı ürünlerin düzenli kullanımı iyileşme sürecini hızlandırır.”</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 19 Jan 2026 17:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2026/01/cilt-yenilemede-etkili-yontem-fraksiyonel-karbondioksit-lazer-1768831850.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanlar Uyardı: Gıda Zehirlenmesini Hafife Almayın</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/uzmanlar-uyardi-gida-zehirlenmesini-hafife-almayin-77861</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/uzmanlar-uyardi-gida-zehirlenmesini-hafife-almayin-77861</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Meltem Demirci, gıda zehirlenmelerinin; toplum sağlığını tehdit eden, önlenebilir ancak ihmal edildiğinde ciddi sonuçlar doğurabilen önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzm. Diyetisyen Demirci, “Gıda zehirlenmesi; bakteri, virüs, parazit veya toksin içeren besinlerin tüketilmesi sonucu gelişen ve çoğunlukla sindirim sistemini etkileyen klinik bir tablodur” dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Gıda zehirlenmesi belirtilerinin hafif olabileceği gibi, bazı durumlarda tıbbi müdahale gerektirecek düzeyde olabileceğine ve risk gruplarında belirtilerin daha hızlı ortaya çıkarak şiddetli seyredebileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Demirci, en sık rastlanan belirtileri şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“- Bulantı - kusma,</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- İshal,</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Karın ağrısı - kramp,</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Halsizlik ve baş dönmesi,</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Ateş,</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- İştahsızlık,</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Dehidratasyon bulguları (Ağız kuruluğu, susuzluk hissi).”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>NEDENLERİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzm. Dr. Demirci, gıda zehirlenmelerinin ortaya çıkmasında en sık karşılaşılan nedenleri şu şekilde özetledi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“- Yeterli ısıda pişirilmemiş et, tavuk ve yumurta ürünleri.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Soğuk zinciri bozulmuş veya uygun koşullarda saklanmamış süt ve süt ürünleri.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Yeterince temizlenmemiş sebze ve meyveler.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Hijyen kurallarına uyulmadan hazırlanan veya servis edilen besinler.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Pişmiş yemeklerin uzun süre oda sıcaklığında bekletilmesi.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Bu faktörlerin, mikroorganizmaların çoğalmasına ve besinlerin tüketim açısından riskli hale gelmesine neden olabileceğini kaydeden Uzm. Diyetisyen Demirci, şöyle devam etti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Özellikle çocuklar, yaşlı bireyler, hamileler ve kronik hastalığı bulunan kişiler gıda kaynaklı enfeksiyonlara karşı daha hassastırlar. Sağlıklı beslenmenin temelini oluşturan gıda güvenliği yalnızca üretim ve dağıtım süreçleriyle sınırlı olmayıp, ev ortamındaki mutfak uygulamaları da belirleyici rol oynamaktadır.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>GIDA GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMAK İÇİN TEMEL ÖNLEMLER</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Evde uygulayabilecek basit ancak etkili önlemlerle gıda zehirlenmeleri büyük ölçüde önlenebilir” diyen Uzm. Diyetisyen Demirci, bu önlemlerle ilgili şu bilgileri paylaştı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>“- El hijyeni sağlanmalıdır:</strong>&nbsp;Yemek hazırlığı öncesinde ve sonrasında, çiğ gıdalarla temasın ardından en az 20 saniye eller sabun ve su ile yıkanmalıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>- Çiğ ve pişmiş besinler ayrılmalıdır:</strong>&nbsp;Çiğ et, balık ve tavuk ürünleri diğer gıdalarla temas etmeyecek şekilde muhafaza edilmeli; mümkünse ayrı kesme tahtaları ve ekipmanlar kullanılmalıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>- Yeterli pişirme uygulanmalıdır:</strong>&nbsp;Özellikle hayvansal kaynaklı besinlerde iç sıcaklığın güvenli düzeye ulaşması sağlanmalıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>- Uygun saklama koşulları sağlanmalıdır:</strong>&nbsp;Pişmiş yemekler oda sıcaklığında en fazla 2 saat bekletilmeli, uygun kaplarda buzdolabında saklanmalıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>- Sebze ve meyve temizliği ihmal edilmemelidir:</strong>&nbsp;Akan suda bol suyla yıkanmalı, gerek görüldüğünde uygun dezenfeksiyon yöntemleri kullanılmalıdır.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Gıda zehirlenmelerinin büyük bir bölümünün doğru hijyen uygulamaları, uygun pişirme teknikleri ve doğru saklama koşulları ile önlenebileceğini anımsatan Uzm. Diyetisyen Demirci, “Gıda güvenliği bilincinin kazandırılması, bireysel sağlığın korunmasının yanı sıra toplum sağlığının sürdürülebilirliği açısından da temel bir gerekliliktir” diye konuştu.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Dec 2025 14:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/12/uzmanlar-uyardi-gida-zehirlenmesini-hafife-almayin-1766661888.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SANKO Üniversitesi’nden Uyarı: İltihaplı Bağırsak Hastalıkları Ciddi Riskler Taşıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesinden-uyari-iltihapli-bagirsak-hastaliklari-ciddi-riskler-tasiyor-77815</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesinden-uyari-iltihapli-bagirsak-hastaliklari-ciddi-riskler-tasiyor-77815</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı / Gastroenteroloji Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Sezgin Barutçu, tedavi edilmeyen veya kontrolsüz seyreden inflamatuvar bağırsak hastalıklarının bazı ciddi sorunlara neden olabileceğini söyledi.

 ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Doç. Dr. Barutçu, “İnflamatuvar bağırsak hastalıkları; Crohn hastalığı ve ülseratif kolit vb. gibi, bağırsaklarda uzun süreli iltihaba yol açan kronik hastalıklardır. Bu hastalıklar bağışıklık sisteminin bağırsaklara aşırı tepki vermesiyle ortaya çıkar” dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>BELİRTİLERİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Genellikle genç yaşlarda başlayan ve dönem dönem şiddetlenebilen inflamatuvar bağırsak hastalıklarının belirtilerinin kişiden kişiye değişiklik göstermekle birlikte en sık karın ağrısı, ishal (Bazen kanlı), kilo kaybı, halsizlik, yorgunluk ve makatta ağrı görüldüğünü kaydeden Do. Dr. Barutçu, bağırsak dışında eklem, göz, cilt ve karaciğer vb. gibi birçok sistemin de etkilenebileceğini belirtti.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>TEDAVİSİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Tedavideki temel amaçlarımız iltihabı azaltmak, şikayetleri gidermek, hastalığın alevlenmesini engellemek ve kişinin normal yaşamına devam etmesini sağlamaktır” diyen Doç. Dr. Barutçu şöyle devam etti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Tedavi edilmeyen veya kontrolsüz seyreden inflamatuvar bağırsak hastalıkları bazı ciddi sorunlara neden olabilir. Bağırsaklarda iltihap olduğunda besinlerin emilimi bozulur, bu da vitamin-mineral eksikliklerine ve ciddi kilo kaybına neden olabilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Özellikle Crohn hastalığında, bağırsak duvarı kalınlaşarak darlık oluşturabilir. Bu durum yemeklerin geçişini zorlaştırır ve cerrahi gerektirebilir. Uzun süren bağırsak kanamaları demir eksikliği anemisine yol açabilir. Crohn hastalığında bağırsak ile başka organlar arasında istenmeyen geçiş yolları (Fistül) oluşabilir. Bu durum ağrı, akıntı ve enfeksiyon riskine yol açar. Uzun yıllar devam eden ülseratif kolit veya tüm kalın bağırsağı tutan Crohn hastalığında kolon kanseri riski artabilir. Bu nedenle düzenli kolonoskopi kontrolleri önemlidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Günümüzde çok gelişmiş ilaçlar sayesinde hastalık çoğu zaman kontrol altına alınabilmekte ve olumsuz sonuçların önüne geçilebilmektedir. Düzenli takiplere gitmek, doktorun önerdiği ilaçları aksatmamak ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları tedavinin önemli parçalarıdır.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Doç. Dr. Barutçu, uzun süren ishal veya karın ağrısında, dışkıda kan görülmesi durumunda, açıklanamayan kilo kaybı yaşandığında, ateş ve halsizlik şikâyetlerinin devam etmesi halinde inflamatuvar bağırsak hastalıkları açısından mutlaka bir gastroenteroloji uzmanına başvurulması gerektiğini söyledi.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Dec 2025 11:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/12/sanko-universitesinden-uyari-iltihapli-bagirsak-hastaliklari-ciddi-riskler-tasiyor-1766391751.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuklarda Döküntü Alarmı: Hangi Belirti Ne Anlama Geliyor?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/cocuklarda-dokuntu-alarmi-hangi-belirti-ne-anlama-geliyor-77793</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/cocuklarda-dokuntu-alarmi-hangi-belirti-ne-anlama-geliyor-77793</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda görev yapan Uzm. Dr. Zeynep Göktürk Erdoğan, çocukluk çağında döküntülü hastalıkların oldukça sık görüldüğünü ve çoğu zaman viral enfeksiyonlara bağlı olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzm. Dr. Erdoğan, “Döküntü; deride kızarıklık, kabarıklık, içi sıvı dolu lezyonlar, pullanma ya da noktasal kanamalar şeklinde ortaya çıkabilir. Bir döküntüyü değerlendirirken başlangıç şekli, yayılım yönü, rengi, ateş ve diğer bulguların varlığı, ilaç veya temas öyküsü mutlaka sorgulanmalıdır” dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzm. Dr. Erdoğan, çocukluk çağında görülen döküntülü hastalıklara yönelik şu bilgileri paylaştı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>“1. EL AYAK AĞIZ HASTALIĞI:&nbsp;</strong>Ağız içinde ağrılı aftlar, el içi ve ayak tabanında içi su dolu kabarcıklar ile seyreder. Hafif ateş ve iştahsızlık eşlik edebilir. Genellikle hafif seyreder ve 7–10 gün içinde döküntüler iz bırakmadan iyileşir. Ağız yaralarına bağlı sıvı alımı azalabileceğinden dehidratasyon riski vardır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>2. KIZAMIK:&nbsp;</strong>Yüksek ateş, öksürük, burun akıntısı ve gözlerde kızarıklık ile başlar. Ağzın içinde küçük beyaz lekeler (Koplik lekeleri) görülebilir. Kulak arkasından başlayıp yayılan vücuda tipik döküntü vardır. Döküntüler yüzden başlayarak sırayla solar ve kahverengiye döner. Döküntüden 4 gün önce ve 4 gün sonrasına dek bulaşıcıdır. Komplikasyonlar arasında orta kulak iltihabı, zatürre ve beyin zarı iltihabı yer alır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>3. KIZAMIKÇIK:&nbsp;</strong>Genellikle hafif seyreder. Yüz ve gövdede pembe döküntü, lenf bezlerinde belirgin şişlik görülür. Gebeliğin ilk 3 ayında geçirilmesi anne karnındaki bebek için risklidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>4. BEŞİNCİ HASTALIK (ERİTEMA İNFEEKSİYOZUM):&nbsp;</strong>Parvovirus B19’a bağlı gelişir. Yüzde ‘tokat atılmış’ gibi parlak kırmızılık ve ardından kollar-bacaklarda dantel tarzı döküntü oluşur. Hafif ateş ve yorgunluk eşlik<strong>&nbsp;</strong>edebilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>5. ALTINCI HASTALIK (ROSEOLA INFANTUM):&nbsp;</strong>3–4 gün süren yüksek ateşin ani düşmesiyle birlikte gövdeden başlayıp yayılan döküntü görülür. 1–2 gün içinde solar ve iz bırakmaz.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>6. SU ÇİÇEĞİ:&nbsp;</strong>Kırmızı kabarıklık → içi su dolu vezikül → kabuklanma şeklinde ilerleyen farklı evrede döküntüler ile karakterizedir. Genellikle kaşıntılıdır ve kaşıntıya bağlı bakteriyel enfeksiyon oluşmazsa iz bırakmadan iyileşir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>EBEVEYNLERE ÖNERİLER</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzm. Dr. Erdoğan, ebeveynlere kısaca şu önerilerde bulundu:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“- Çocuğun tırnaklarını kısa tutun.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Kaşıntı için hekimin önerdiği losyonları kullanın.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Bol sıvı tüketmesini sağlayın.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Döküntüler bulaşıcı olabilir; kreş/okul dönüşü hekime danışın.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Aşılama takvimine uyun.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>AŞI İLE ÖNLENEBİLİR DÖKÜNTÜLÜ HASTALIKLAR</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Çocukluk çağında görülen bazı döküntülü hastalıkların, rutin aşılama programı sayesinde büyük ölçüde önlenebildiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Erdoğan, sözlerini şöyle sonlandırdı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Bu hastalıklar hem ciddi komplikasyonlara neden olabilirken hızlı bulaşma özelliği sebebiyle toplum sağlığı için de tehdittir. Ülkemizde uygulanmakta olan çocukluk çağı aşı takvimi ile kızamık, kızamıkçık, su çiçeği ve kabakulak hastalıkları kontrol altına alınabilmektedir.”</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 19 Dec 2025 11:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/12/cocuklarda-dokuntu-alarmi-hangi-belirti-ne-anlama-geliyor-1766134872.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Erken Teşhisle Mide Kanserinde Başarı Yüzde 90’a Çıkıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/erken-teshisle-mide-kanserinde-basari-yuzde-90a-cikiyor-77767</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/erken-teshisle-mide-kanserinde-basari-yuzde-90a-cikiyor-77767</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Ali Melik, mide kanserinin, midenin iç yüzeyini kaplayan hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıkan ciddi bir hastalık olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Dr. Öğr. Üyesi Melik, “Ülkemizde de sık görülen ve çoğu zaman sinsice ilerleyen mide kanseri, erken teşhisle tamamen tedavi edilebilir” dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzun süren mide yanması, şişkinlik, hazımsızlık gibi şikâyetlerin ‘stresten olur’ diyerek geçiştirilmemesi gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Melik, “Bu belirtiler yeni başladıysa veya sürekli hale geldiyse bir uzman hekime başvurmak gerekir” şeklinde konuştu.</span></span></span></span><br />
<span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Dr. Öğr. Üyesi Melik, belirtileri şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“- Geçmeyen mide ağrısı veya rahatsızlık hissi,<br />
- İştahsızlık, erken doyma,<br />
- Nedensiz kilo kaybı,<br />
- Bulantı veya kusma,<br />
- Katran renginde dışkı gibi durumlar sayılabilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Her mide ağrısı kanser değildir, ama özellikle 40 yaş üstü bireylerde bu şikâyetler uzun sürüyorsa genel cerrahi veya gastroenteroloji uzmanına başvurmalıdır.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>KİMLER RİSK ALTINDA?</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Dr. Öğr. Üyesi Melik, risk altındaki kişilerle ilgili şu bilgileri paylaştı:</span></span></span></span><br />
<span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“- Helicobacter pylori enfeksiyonu olanlar,<br />
- Ailesinde mide kanseri öyküsü bulunanlar,<br />
- 50 yaş üzerindekiler,<br />
- Sigara, alkol kullananlar,<br />
- Tuzlu, tütsülenmiş ve işlenmiş gıdalarla beslenenler,<br />
- Az sebze-meyve tüketenler,<br />
- Obez bireyler.</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Yaşam tarzı değişiklikleriyle bu risklerin önemli ölçüde azaltılabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Melik, “Genel Cerrahi ve Gastroenteroloji uzmanları, risk grubundaki bireylerde düzenli kontrollerin önemine özellikle dikkat çekmektedirler” dedi.<br />
<strong>ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIR</strong><br />
Erken tanı konan mide kanserinde tedavi başarısının yüzde 90’a kadar çıktığını anımsatan Dr. Öğr. Üyesi Melik, sözlerini şöyle sürdürdü:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Bunun anahtarı endoskopidir. Endoskopi, halk arasında, kamera ile mideye bakma olarak bilinir. Ucunda kamera bulunan ince bir tüp yardımıyla mide içi görüntülenir ve şüpheli alanlardan biyopsi alınır. Ağrısız ve kısa süren bir işlemdir. Genel Cerrah ve Gastroenterologlar, 40 yaş sonrası mide şikâyeti olan herkese bu basit işlemin ihmal edilmemesini önermektedir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>TEDAVİ BİR EKİP İŞİDİR</strong><br />
Tedavinin hastalığın evresine göre planlandığını söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Melik, tedaviye yönelik şunları kaydetti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Erken evrede, küçük tümörler endoskopik olarak alınabilir. İleri evrede, cerrahi, kemoterapi, radyoterapi veya hedefe yönelik tedaviler uygulanır. Bu süreçte Genel cerrahi, onkoloji, gastroenteroloji, diyetisyen ve psikolojik destek ekipleri birlikte çalışır. Multidisipliner yaklaşım, tedavi başarısını artırır.”<br />
<strong>KORUNMAK ELİMİZDE</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Dr. Öğr. Üyesi Melik, mide kanserinden korunmak için şu önerilerde bulundu:</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“- Sigara ve alkolü bırakın.<br />
- Tuzlu, tütsülenmiş ve işlenmiş gıdalardan uzak durun.<br />
- Sebze-meyve tüketimini artırın.<br />
- Fazla kilolardan kurtulun, aktif yaşayın.<br />
- Helicobacter pylori enfeksiyonu varsa tedavi olun.<br />
- Mide şikâyetlerini ve aile öyküsünü ihmal etmeyin.”<br />
<br />
Mide kanserinin korkutucu olabileceğini ancak erken tanı ve bilinçli yaşam alışkanlıkları ile önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu anımsatan Dr. Öğr. Üyesi Melik, “Unutmayın; erken teşhis hayat kurtarır. Midenizin sesini dinleyin, bedeninizi ihmal etmeyin” diye konuştu.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 17 Dec 2025 10:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/12/erken-teshisle-mide-kanserinde-basari-yuzde-90a-cikiyor-1765956918.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SANKO Üniversitesi’nden Prostat Sağlığı Uyarısı: Erken Tanı Hayat Kurtarır</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesinden-prostat-sagligi-uyarisi-erken-tani-hayat-kurtarir-77718</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesinden-prostat-sagligi-uyarisi-erken-tani-hayat-kurtarir-77718</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı’nda görev yapan Opr. Dr. Ahmet Tüfekçi, iyi huylu prostat büyümesinin (BPH-Benign Prostat Hiperplazisi) erkeklerin yaş ilerledikçe sık karşılaştığı bir sağlık durumu olduğunu söyledi.

 ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Opr. Dr. Tüfekçi, “BPH, prostat kanserinden tamamen farklı bir hastalık olup, yaşam kalitesini ciddi şekilde etkilemektedir” dedi.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">İdrar kesesinin hemen altında yer alan prostatın, idrar kanalını (Üretra) çevreleyen bir bez olduğunu kaydeden Opr. Dr. Tüfekçi, “BPH, bu bezin hücrelerinin çoğalarak büyümesi ve idrar kanalına baskı yaparak idrar yapma ile ilgili şikayetlere neden olan bir hastalıktır” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>BELİRTİLER:</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Opr. Dr. Tüfekçi, BPH’nin belirtilerini şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“-&nbsp;<strong>Sık İdrara Çıkma:</strong>&nbsp;Özellikle gece uykudan uyandıran sık idrara çıkma ihtiyacı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp; -&nbsp;<strong>Ani Sıkışma Hissi:</strong>&nbsp;Aniden gelen ve ertelemesi zor olan idrara çıkma isteği.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp; -&nbsp;<strong>Zayıf İdrar Akımı:</strong>&nbsp;İdrar yapmaya başlama zorluğu, idrar akımının incelmesi ve yavaşlaması.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp; -&nbsp;<strong>İdrarı Kesik Kesik Yapma:</strong>&nbsp;İdrarı yaparken durarak, yeniden başlama durumu olması.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp; -&nbsp;<strong>Tam Boşaltamama Hissi:</strong>&nbsp;İdrar kesesinin tamamen boşalmadığı hissi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Bu belirtiler çoğunlukla 50 yaşından sonra başlar, yaşla birlikte görülme sıklığı artar.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>TANI:</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“BPH tanısı, genellikle bir üroloji uzmanı tarafından yapılan muayene ve çeşitli tetkikler ile konulur. Hastanın şikayetlerinin dinlenmesi ve rektal yolla yapılan parmakla prostat muayenesi tanı koyma açısından oldukça önemlidir” diyen Opr. Dr. Tüfekçi, tanıya ait şu bilgileri paylaştı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Kan testi ile Prostat Spesifik Antijen (PSA) seviyesi ölçülür. Bu test hem BPH hem de prostat kanseri için önemli olup 50 yaş üzerindeki her erkekte yapılması önerilmektedir. Tam idrar tahlili yapılarak, idrar yolu enfeksiyonu veya idrarda kan olup olmadığının kontrolü mutlaka yapılmalıdır. Yine üroflowmetri adı verilen işeme testi ile idrar akım hızı ölçülerek var olan prostat büyümesinin idrar yapmayı ne derecede etkilediği değerlendirilmelidir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>TEDAVİ SEÇENEKLERİ:</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">BPH tedavisinin, semptomların şiddetine ve hastanın genel sağlık durumuna göre kişiye özgü planlanması gerektiğini belirten Opr. Dr. Tüfekçi, tedaviye yönelik şunları söyledi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Hafif belirtileri olan hastalarda, yaşam tarzı değişiklikleri (Sıvı alımını ayarlama, diüretik etki yapan maddelerin alımını azaltma, bazı besin maddelerinin tüketimini azaltma vs.) önerilerek ve düzenli kontrollerle durumlarını takip ederek yönetilebilmektedir. Bu düzenlemelere rağmen şikayetlerinde gerileme olmayan ya da şikayetleri orta-şiddetli düzeyde olan hastalarda öncelikli olarak ilaç tedavileri uygulanmaktadır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">İlaç tedavisinin yetersiz kalması, sürekli idrar yolu enfeksiyonu ya da idrarda kanama olması, BPH'ye eşlik eden bir mesane taşı varlığı veya hastanın ilaçlardan kurtulma isteğinin olması durumunda ise minimal invaziv yöntemler ile uygulanan cerrahi tedaviler gündeme gelmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Burada önemli olan cerrahi tedavilere karar verme zamanlamasının doğru olmasıdır. İlaçlar ile yeterince kontrol altına alınamadığı zaman, BPH'ye bağlı idrar yapamama durumu ilerleyen aşamalarda idrar kesesinin de yapısının bozarak bazı semptomların geri dönüşsüz olmasına neden olabilmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Günümüzde iyi huylu prostat büyümesi için uygulanan en sık minimal invaziv cerrahi yöntemler; transuretral insizyon (TUİP), bipolar transuretral rezeksiyon prostat (TUR- P), holmium Lazer Prostat (HoLEP) ve thulium lazer prostat (ThuLEP) tedavileri olup yine daha az sıklıkta uygulanan çeşitli cerrahi yöntemler de mevcuttur. Bu tedaviler arasından seçim yaparken detaylı bir hasta değerlendirmesi ve büyümüş prostatın hacmi önemli rol oynamaktadır.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">BPH’nin, tedavi edilmediğinde zamanla daha ciddi sağlık problemlerine neden olabileceğine dikkat çeken Opr. Dr. Tüfekçi, hastaların yaşayabileceği sağlık sorunlarına yönelik şunları anlattı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Hastalarda idrarı hiç yapamamaya bağlı sonda takılma ihtiyacı gelişebilir. Uzun süreli mesanenin tam boşalamaması durumunda idrar içerisindeki minerallerin birikimi sonucu mesane taşı oluşabilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Yine bu duruma bağlı olarak sık idrar yolu enfeksiyonu ve idrarda kanama atakları ortaya çıkabilir. İdrar kesesinin sürekli bir zorluk ile karşılaşmasından ötürü yapısı bozulabilir ve bu durum bir süre sonra şikayetlerin geri dönüşümsüz olmasına sebep olabilir. Hatta ilerleyen süreçte idrar kesesinde biriken idrarın geriye doğru böbreklere baskı yapması sonucunda böbrek fonksiyonlarında bozulmaya dahi sebep olabilmektedir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">50 yaş ve üzerindeki her erkeğin, belirti olsun veya olmasın, düzenli bir şekilde üroloji hekimine başvurmasının ve prostat kontrollerini yaptırmasının önemine değinen Opr. Dr. Tüfekçi, erken tanı ve uygun tedavinin, BPH'nin neden olabileceği ciddi komplikasyonları önlemek adına önemli olduğunu söyledi.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Dec 2025 11:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/12/sanko-universitesinden-prostat-sagligi-uyarisi-erken-tani-hayat-kurtarir-1765529437.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SANKO Üniversitesi’nden Kolon Kanseri İçin Farkındalık Çağrısı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesinden-kolon-kanseri-icin-farkindalik-cagrisi-77705</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesinden-kolon-kanseri-icin-farkindalik-cagrisi-77705</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Ersin Borazan, kolorektal kanserin, tüm kanser vakalarının yaklaşık yüzde 10'unu oluşturan dünya çapında en yaygın üçüncü kanser olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Dünyada kansere bağlı yaşam kayıplarında ikinci sırada yer alan kolorektal kanserin erken evrede ilk tedavisi cerrahidir” diyen Doç. Dr. Borazan, erken evre kolon kanserini şöyle tanımladı:&nbsp;<br />
<br />
“Erken evre kolon ve rektum (Kalın bağırsak) kanseri bitişik organların, lenf düğümlerinin veya uzak organ tutulumu olmaksızın tamamen cerrahi olarak çıkarılabilen kolon kanseri olarak tanımlanabilir. Kolon ve rektum, kalın bağırsağın bütünüdür. Rektum, kalın bağırsağın anüse kadar olan son 15 cm’sidir.”</span></span></span></span><br />
<span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>KOLON KANSERİ BELİRTİLERİ</strong><br />
Doç. Dr. Borazan kolon kanserinde en yaygın belirtileri bağırsak alışkanlıklarında değişiklik (Kabızlık vb.), karın ağrısı, bulantı, anemiye bağlı yorgunluk-halsizlik, siyah renkli veya kanlı dışkılama, kilo kaybı olarak sıraladı.<br />
<strong>ERKEN EVREDE GÖRÜLEBİLECEK ŞİKAYETLER</strong><br />
Erken evrede genel olarak belirgin bir şikayetin olmadığını belirten Doç. Dr. Borazan, bazen dışkıda gizli kan pozitifliği olabileceğini belirterek, “Bir kişide kolon kanseri risk faktörleri yoksa, 50 yaşından sonra tarama amaçlı kolonoskopi önerilmektedir” dedi.<br />
<strong>KOLON KANSERİ TANISI</strong><br />
Kolon kanserinden şüphelendiğinde genellikle kolonoskopi ile anüsten girilerek tüm kalın bağırsağın içinin görüntülendiğini kaydeden Doç. Dr. Borazan, tanıya yönelik olarak şunları söyledi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Bu işlem anestezi altında güvenle uygulanmaktadır. Bir kanser dokusu görüldüğünde bunu doğrulamak için biyopsi yapılır. Kolon kanseri teşhis edildiğinde, bir sonraki adım evreleme yapmaktır. Evrelemenin amacı bir kanserin saldırganlığını ve yaygınlığını tanımlamak ve tedavi şeklini belirlemektir. Fiziksel muayenede kanser yayılımı belirtileri olabilir. Bilgisayarlı Tomografi (BT) taraması veya Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI) yapılması, PET görüntüleme, çevre ve uzak organlara yayılımı gösterebilir. Ameliyat sonrası patolojinin mikroskop altında incelenmesi ile yaygınlığı netlik kazanır.”</span></span></span></span><br />
<span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>KOLON KANSERİ AMELİYATLARI</strong><br />
Erken evre kolon kanserinin ilk tedavisinin cerrahi olduğunu anımsatan Doç. Dr. Borazan sözlerini şöyle sürdürdü:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Ameliyat sırasında kolon ve çevresindeki dokuların kanserli kısmı çıkarılır. Bu çevre doku içindeki lenf bezi düğümleri, kanserin kolonun ötesine yayılıp yayılmadığını belirlemek için patolojiye incelemeye gönderilir. Çoğu insanda, kolonun iki ucu, kanserli dokular çıkarıldıktan hemen sonra yeniden birbirine bağlanabilir. Bu yapılabilirse makat aracılığıyla normal dışkılamaya devam edilir.</span></span></span></span><br />
<span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Diğer durumlarda, kolon ilk ameliyat sırasında yeniden birbirine bağlanamaz. Bu, cerrahın yeniden bağlantının başarısız olma ihtimalinin yüksek olduğunu düşündüğü veya iyileşmek için zamana ihtiyaç duyulduğu durumunda yapılır. Eğer bu gerçekleşirse, cerrah kolonu (ve bazen ince bağırsağı) karın duvarına ağızlaştırır (Ostomi). Bağırsak içeriğini toplamak için ostominin üzerine bir torba takılır. Ostomi genellikle geçicidir. Kolonun iki ucu genellikle kemoterapi tamamlandıktan sonra veya birkaç ay sonra yeniden bağlanabilir. Diğer durumlarda, kolostomiye kalıcı olarak ihtiyaç olacaktır.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>SAĞLIKLI BİREYLERDE KOLON KANSERİ TARAMASI</strong><br />
Rutin taramada dışkıda gizli kanın ve anemi durumlarında sebebin araştırılmasının önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Borazan, “Makattan kan gelmesi de üzerinde durulması gereken bir belirtidir. Bu tip şikayetlerde muhakkak hekime başvurmak gereklidir” diye konuştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>KOLON KANSERİNDE GENETİK - AİLESEL YATKINLIK</strong><br />
Kolon kanseri olan kişilerin ailelerinin de kolorektal kanser riski açısından bilinçli olması gerektiğine vurgu yapan Doç. Dr. Borazan, şu bilgileri paylaştı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“60 yaşından önce kolorektal kanser veya polipler olan bir ebeveyne, kardeş ya da çocuğa sahipseniz ya da herhangi bir yaşta tanı konulan iki akrabanız varsa, kolon kanseri için daha erken taramaya (Ortalama 40 yaşından itibaren) başlamalısınız.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Bazı genetik rahatsızlıklar kolon kanseri riskini artırır. En yaygın durumlar arasında Lynch Sendromu (Kalıtsal nonpolipoliz kolon kanseri) ile ailesel Adenomatöz Polipozis (FAP) sayılabilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Kolon kanseriyle ilgili güçlü bir aile öyküsü varsa (İki veya daha yakın akraba), genetik danışmanlık ve olası genetik test ihtiyacı doğabilir. Genetik test sonuçları sizin ve ailenizin tedaviye veya daha yakın gözetime ihtiyaç duyup duymadığınızı belirlemenize yardımcı olacaktır.”</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 11 Dec 2025 11:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/12/sanko-universitesinden-kolon-kanseri-icin-farkindalik-cagrisi-1765442582.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SANKO Üniversitesi’nden 1 Aralık Dünya AIDS Günü Uyarısı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesinden-1-aralik-dunya-aids-gunu-uyarisi-77590</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesinden-1-aralik-dunya-aids-gunu-uyarisi-77590</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Mustafa Tanrıverdi, 1 Aralık Dünya AIDS Günü nedeniyle yaptığı açıklamada “HIV (Human Immunodeficiency Virus - İnsan İmmünyetmezlik Virüsü), 1980’li yıllardan bu yana dünyada tüm yaş gruplarında enfeksiyona neden olan bir virüstür” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">HIV virüsünün bulaşıcı olup, kişinin bağışıklık sisteminde yer alan hücrelere zarar vererek enfeksiyona yol açtığını belirten Doç. Dr. Tanrıverdi, “Tedavi edilmediği takdirde AIDS’e (Kazanılmış İmmün Yetmezlik Sendromu) neden olarak insanlarda yaşam kayıplarına yol açar. Ancak son yıllarda geliştirilen ilaç tedavileri ile bu enfeksiyondan yaşam kayıpları azalmaktadır” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>BULAŞMA ŞEKLİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">En sık bulaşma şeklinin korunmasız cinsel temas sonucu olduğunu kaydeden Doç. Dr. Tanrıverdi, şöyle devam etti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Damar içi madde kullananlar ve kan transfüzyonları sonucunda da bulaşma olur. Uygulanan ilaç tedavileri bulaşıcılığı da engellemekte, anne ve babanın HIV pozitif olduğu durumlarda, bebek HIV negatif olarak doğabilmektedir. Bununla birlikte henüz hastalığa yönelik bir aşı bulunmamaktadır.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Doç. Dr. Tanrıverdi, Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı UNAIDS 2013 yılı raporu konusunda ise şu bilgileri verdi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Tahminlere göre, 2012 yılında dünyada yaklaşık olarak 2,3 milyon kişi HIV’e yakalanmış ve 1,6 milyon kişi ise AIDS nedeniyle yaşamını kaybetmiştir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Sağlık Bakanlığı verilerine göre ise, 1985 – 2013 yılları arasında 7.050 HIV enfeksiyonu bildirilmiştir. Bildirilen enfeksiyonların yüzde 73’ü erkek olarak kayıtlara geçmiştir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Doç. D. Tanrıverdi, “Ülkemiz hala dünyada HIV enfeksiyonu az görülen ülkeler arasında yer almaktadır” diye konuştu.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Dec 2025 12:00:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/12/sanko-universitesinden-1-aralik-dunya-aids-gunu-uyarisi-1764579821.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SANKO Üniversitesi’nden Kritik Açıklama: Pankreas Kanseri Sessiz İlerliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesinden-kritik-aciklama-pankreas-kanseri-sessiz-ilerliyor-77533</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesinden-kritik-aciklama-pankreas-kanseri-sessiz-ilerliyor-77533</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Ahmet Balık, kansere bağlı yaşam kayıplarında dördüncü sırada yer alan pankreas kanserinin genellikle erken dönemde belirti vermediği için geç evrelerde tanı aldığını söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Prof. Dr. Balık, “Pankreas kanseri, erken dönemde fark edildiğinde cerrahi tedavi ile uzun süreli sağ kalım mümkündür” dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>PANKREAS VE GÖREVLERİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Pankreasın, karnın üst arka kısmında, karaciğer ile dalak arasında yer alan, ekzokrin ve endokrin salgı gibi iki önemli işlevi olan bir organ olduğunu kaydeden Prof. Dr. Balık, “Ekzokrin kısmı sindirim enzimlerini üretirken, endokrin kısmı insülin ve glukagon gibi kan şekeri düzenleyici hormonları salgılar. Bu nedenle pankreas hem sindirim sistemi hem de metabolizma için hayati öneme sahiptir” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>BELİRTİLER GENELLİKLE GEÇ ORTAYA ÇIKAR</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Pankreas kanserinin belirtilerinin, tümörün yerleşim yerine göre değiştiğini anımsatan Prof. Dr. Balık, belirtileri şöyle özetledi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“- Pankreasın baş kısmındaki tümörler genellikle sarılık, idrarda koyulaşma, kaşıntı gibi bulgularla kendini gösterir ve bu sayede daha erken fark edilebilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Kuyruk kısmındaki tümörler ise uzun süre sessiz seyreder.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">İleri evrelerde kilo kaybı, halsizlik, sırt ağrısı, bulantı, iştahsızlık, karında şişkinlik ve kusma gibi şikâyetler görülebilir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>RİSK FAKTÖRLERİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Pankreas kanseri için hem önlenebilir hem de önlenemeyen risk faktörleri olduğunu söyleyen Prof. Dr. Balık, risk faktörlerini şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Önlenebilir risk faktörleri:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Sigara kullanımı (Riski 2 kat artırır)</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Aşırı kilo ve hareketsiz yaşam</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Diyabet</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Kronik pankreatit (Özellikle alkol ve sigara kullananlarda)</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Uzun süre kimyasallara maruz kalma</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Önlenemeyen risk faktörleri:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- İleri yaş</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Kadın cinsiyet</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Genetik yatkınlık (Ailede pankreas veya diğer organ kanserleri).</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Sağlıklı beslenme, sigaradan uzak durma ve düzenli kontrollerle bu riskler önemli ölçüde azaltılabilir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>TANI NASIL KONUR?</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Pankreas kanserinin, erken dönemde genellikle belirti vermediği için tesadüfen saptandığını belirten Prof. Dr. Balık, tanıya yönelik şunları söyledi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Tanıda ultrason, bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans (MR), endoskopi ve PET-BT kullanılır. Bu yöntemler hem tanı koymada hem de cerrahi planlamada büyük önem taşır.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>TEDAVİDE CERRAHİ ÖN PLANDA</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Pankreas kanserinde en etkili tedavi cerrahidir. Tümörün yeri ve damarlarla ilişkisine göre organın bir kısmı veya tamamı çıkarılır. Bu ameliyatlar ileri düzey deneyim gerektirdiği için özelleşmiş cerrahi ekipler tarafından yapılmalıdır” diyen Prof. Dr. Balık, şöyle devam etti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Bazı hastalarda önce kemoterapi uygulanarak tümörün küçülmesi sağlanır, ardından cerrahiye geçilir. Genel Cerrahi uzmanları, bu süreçte onkoloji ve gastroenteroloji ekipleriyle iş birliği içinde çalışır. Ameliyat sonrası dönemde de hastaların yakın takibi büyük önem taşır.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>PANKREAS OLMADAN YAŞAMAK MÜMKÜN MÜ?</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Pankreas olmadan da yaşamanın mümkün olduğunu ifade eden Prof. Dr. Balık, şu noktalara dikkat çekti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Ancak pankreas tamamen alındığında insülin eksikliği nedeniyle hastalar ömür boyu insülin tedavisi almak zorundadır. Ayrıca sindirim enzimleri de dışarıdan ilaç şeklinde verilir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>ERKEN TANI HAYAT KURTARIR</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Erken evre pankreas kanserinde, zamanında yapılan cerrahi müdahale ve uygun tedaviyle uzun süreli yaşam mümkündür” diyen Prof. Dr. Balık, sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Bu nedenle özellikle aile öyküsü bulunan, sigara içen veya yeni gelişen diyabeti olan kişilerin düzenli kontrollerini yaptırması gerekir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Pankreas kanseri çoğu zaman sessiz ilerler; ama erken tanı ve cerrahi müdahale ile mücadele edilebilir. Unutmayın, vücudunuzu dinleyin, belirtileri hafife almayın.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Erken tanı, pankreas kanserinde de hayat kurtarır.”</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Nov 2025 12:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/11/sanko-universitesinden-kritik-aciklama-pankreas-kanseri-sessiz-ilerliyor-1764148196.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SANKO’dan Yeni Teknoloji: Temassız No Touch Lazer Yöntemi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/sankodan-yeni-teknoloji-temassiz-no-touch-lazer-yontemi-77450</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/sankodan-yeni-teknoloji-temassiz-no-touch-lazer-yontemi-77450</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Pelin Özyol, No Touch Lazer’in Transepitelyal PRK’nın miyopi, hipermetropi ve astigmatizma gibi kırma kusurlarının düzeltilmesinde kullanılan bir lazer cerrahisi yöntemi olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">İşlem sırasında göz yüzeyine herhangi bir cerrahi aletle işlem uygulanmamasının temel özellik olduğunu anlatan Prof. Dr. Özyol, yöntemle ilgili şu bilgileri verdi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Geleneksel PRK yönteminden farklı olarak, No Touch Lazer, korneanın en üst tabakası olan epiteli kaldırmak için mekanik bir uygulama veya alkol kullanmaz. Bunun yerine epitel tabakası excimer lazer ile doğrudan uzaklaştırılır. Ardından, aynı lazer cihazı, alttaki kornea dokusunu yeniden şekillendirerek görme kusurunu düzeltir. Tüm bu süreç, hasta sadece lazer cihazının ışığına bakarken, her iki göz için kısa sürede tamamlanır.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>ÖNEMLİ ÖZELLİKLERİ VE UYGULAMA ALANLARI</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“İşlem sırasında göze dokunulmadığı için, cerrahi temastan çekinen hastalar için psikolojik bir konfor sağlar” şeklinde konuşan Prof. Dr. Özyol, No Touch Lazerin diğer özelliklerine ve uygulama alanlarına yönelik şöyle konuştu:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Korneada bir "flep" oluşturulmadığı için, bu kapakçıkla ilgili olası komplikasyon riskleri ortadan kalkar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Korneası ince olan veya klasik LASIK yöntemine uygun olmayan bazı hastalara alternatif olarak uygulanabilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Diğer yüzey ablasyon yöntemlerinde olduğu gibi, epitel tabakasının kendini yenilemesi gerektiğinden, ilk birkaç gün ağrı, batma ve sulanma gibi geçici rahatsızlıklar görülebilir. Tam görme netliğine ulaşmak bir miktar zaman alabilir.</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">No Touch Lazerin, gözlük ve lens bağımlılığından kurtulmak isteyenler için bir seçenek olduğunu kaydeden Prof. Dr. Özyol, her yöntemde olduğu gibi, uygunluk için detaylı bir göz muayenesi ve hekim değerlendirmesinin kritik önemine sahip olduğunu belirtti.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><img alt="" src="https://www.haberhanesi.com/public/images/detay/2025/Prof_%20Dr_%20Pelin%20%C3%96ZYOL.jpg" style="height:800px; width:800px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Nov 2025 12:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/11/sankodan-yeni-teknoloji-temassiz-no-touch-lazer-yontemi-1763543322.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SANKO Üniversitesi’nden Akciğer Enfeksiyonu Uyarısı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesinden-akciger-enfeksiyonu-uyarisi-77397</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesinden-akciger-enfeksiyonu-uyarisi-77397</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Ali Ersoy, halk arasında akciğer enfeksiyonlarının en çok bilinen şeklinin zatürre (Pnömoni) olarak adlandırıldığını belirterek “Özellikle kış aylarında, bağışıklığı zayıf kişilerde ve kronik hastalığı olanlarda daha sık görülür” dedi.

 ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Dr. Öğr. Üyesi Ersoy, akciğer enfeksiyonunun, akciğer dokusuna mikroorganizmaların (Genellikle bakteriler veya virüslerin) yerleşip iltihap oluşturması olduğunu söyledi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Dr. Öğr. Üyesi Ersoy, akciğer enfeksiyonlarının en sık nedenlerini şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Bakteriler (Özellikle&nbsp;<em>Streptococcus pneumoniae</em>) ve virüsler. Grip virüsü sonrası bağışıklık zayıflayınca bakteriyel zatürre gelişebilir. Nadiren mantarlar veya parazitler de etken olabilir. Sigara kullanımı, KOAH, şeker hastalığı gibi durumlar da riski artırır.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>BELİRTİLERİ:</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Dr. Öğr. Üyesi Ersoy, akciğer enfeksiyonlarının belirtilerini şu şekilde özetledi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Yüksek ateş, öksürük (Bazen balgamlı), göğüs ağrısı, nefes darlığı, halsizlik, iştahsızlık, terleme. Bazı yaşlı veya bağışıklığı zayıf kişilerde ateş olmayabilir, sadece bilinç bulanıklığı veya nefes darlığı görülebilir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Halk arasında ‘soğuk algınlığı akciğere inerse zatürre olur’ şeklindeki düşüncenin kısmen doğru olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Ersoy,<strong>&nbsp;“</strong>Basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu bazen alt solunum yollarına, yani akciğerlere ilerleyebilir. Ancak bu herkes için geçerli değildir. Bağışıklığı güçlü bir kişi çoğu zaman bu süreci kolay atlatır. Fakat yaşlılar, bebekler, sigara içenler ve kronik hastalar risk altındadır” diye konuştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>ZATÜRRE TEDAVİ EDİLMEZSE CİDDİ SONUÇLARA YOL AÇABİLİR</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Zatürrenin tedavi edilmediğinde karşılaşılabilecek sonuçların çok ciddi olabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Ersoy, bu sonuçları şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“- Akciğerde irin birikmesi (Ampiyem),</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Solunum yetmezliği,</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Sepsis (Kana mikrop karışması),</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Kalp zarı veya beyin zarı iltihapları,</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">-Hatta yaşam kaybıyla sonuçlanabilir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Zatürrenin basit bir hastalık olmadığına vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Ersoy, “Özellikle riskli gruplarda mutlaka erken tanı ve tedavi gerekir. Gelişen nefes darlığı, dirençli ateş, balgamda kan olması, sıvı ve gıda alımında belirgin bozulmalar önemsenmelidir. Nefes almakla batıcı, delici göğüs ve yan ağrılarının olması zatürreye ikincil akciğer zarlarında sıvı oluşmasına işaret edebilir” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>AKCİĞER ENFEKSİYONLARINI CİDDİYE ALIN</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Dr. Öğr. Üyesi Ersoy, korunma noktasında yapılması gerekenler ile ilgili şunları söyledi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“- Grip ve zatürre aşılarını ihmal etmeyin, bu özellikle kronik hastalıkları olanlarda ve yaşlılarda kritik öneme sahiptir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Sigara içmeyin,</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Kapalı ve kalabalık ortamlarda uzun süre bulunmayın,</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Elleriniz sık sık yıkayın,</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Sağlıklı beslenin ve düzenli uyuyun.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Akciğer enfeksiyonlarının ciddiye alınması konusunda uyarıda bulunan Dr. Öğr. Üyesi Ersoy, şunları kaydetti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“İçeriğini bilmediğiniz serumlarda şifa aramayın. Bu serumlar vücudunuzun size verdiği mesajları maskeleyecek ve akabinde çok daha kötü bir şekilde hastane acillerine başvurmanız gerekebilecektir. Bu serumlar yüzünden hayatını kaybedenlerin olduğunu da unutmamak gerekir. Şifayı bir sağlık kurumunda aramalıyız. Basit olarak değerlendirilen bir öksürük akciğer kanserinin de bir belirtisi olabilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Özellikle öksürük, ateş, nefes darlığı ve göğüs ağrısı bir aradaysa, vakit kaybetmeden doktora başvurun. Covid-19 pandemisi döneminde tedavide geç kalınmış hastalar uzun süre yoğun bakımlarda hayat mücadelesi verdiler. Bu hastaların bir kısmı içeriğini, komplikasyonlarını bilmedikleri serumlarla şifa arayan kişilerdi. Erken tanı ve doğru tedavi hayat kurtarır.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Her öksürükte antibiyotik gerektiği ile ilgili düşüncenin sanılanın aksine, çoğu akciğer enfeksiyonunun virüs kaynaklı olduğundan antibiyotiğin işe yaramayacağını belirten Dr. Öğr. Üyesi Ersoy şöyle devam etti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Zatürre sadece yaşlılarda olur diye düşülmekte ancak gençlerde hatta sağlıklı bireylerde bile görülebilir. Bitkisel çaylar hastalığı tedavi etmesi konusuna gelince bitkisel ürünler destekleyici olabilir ama ilaç yerine geçmez. Bitkisel ve doğal destekler tedavide işe yarayabilir ama doğru şekilde ve doktor kontrolünde kullanılmalı. Bunların yanında;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:48px; text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Symbol">·</span></span>Zencefil, kuşburnu, ıhlamur, nane-limon çayları boğazı rahatlatır ve bağışıklığı destekler.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:48px; text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Symbol">·</span></span>Bal ve zerdeçal karışımı, antienflamatuvar etki gösterebilir.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:48px; text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Symbol">·</span></span>Bol su içmek ve dengeli beslenmek, iyileşme sürecini hızlandırır.<br />
Ancak, ciddi zatürrelerde sadece bunlara güvenmek tehlikelidir. Mutlaka tıbbi tedavi gerekir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Bitkisel destekler iyileşmeye yardımcı olabilir ama tedavinin yerini tutmaz. En etkili yöntem, hastalığı erken fark edip doğru tedaviye başlamaktır.”</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 13 Nov 2025 13:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/11/sanko-universitesinden-akciger-enfeksiyonu-uyarisi-1763030260.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SANKO&#039;dan Hayat Çağrısı: “Organ Bağışı En Büyük İyiliktir”</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/sankodan-hayat-cagrisi-organ-bagisi-en-buyuk-iyiliktir-77300</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/sankodan-hayat-cagrisi-organ-bagisi-en-buyuk-iyiliktir-77300</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Nefroloji Bilim Dalı’nda görev yapan Uzm. Dr. Orhan Özdemir, “Organ bağışı, bir kişinin başka bir kişiye yaşam umudu olmasının en anlamlı yoludur” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezi (TransplANTEPSANKO) hekimlerinden de olan Uzm. Dr. Özdemir, 3–9 Kasım Organ Bağış Haftası’nın, organ bağışı ve naklinin hayati önemine dikkat çekmek için önemli bir fırsat olduğunu söyledi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Ülkemizde her yıl binlerce hastanın, özellikle kronik böbrek yetmezliği nedeniyle organ nakli beklediğine dikkat çeken Uzm. Dr. Özdemir, böbrek naklinin, son dönem böbrek yetmezliği tedavisinde yaşam süresini uzatan ve yaşam kalitesini belirgin biçimde artıran en etkin tedavi seçeneği olduğunu kaydetti.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Günümüzde böbrek nakillerinin hem canlı vericilerden hem de kadavra donörlerden başarıyla gerçekleştirilebildiğini ifade eden Uzm. Dr. Özdemir, şöyle devam etti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Canlı vericili nakillerde donör ve alıcı arasındaki doku uyumu, tıbbi değerlendirme ve etik ilkeler doğrultusunda titizlikle incelenmektedir. Kadavra donör sayısının artması ise toplumun organ bağışı bilincinin yükselmesiyle mümkündür. Bu nedenle organ bağışı konusunda farkındalık oluşturmak, sağlık profesyonelleri kadar toplumun her bireyinin sorumluluğudur.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Böbrek nakli yapılan hastalarda uygun immünsüpresif (Bağışıklık sistemini baskılayan) tedaviler sayesinde uzun dönem greft ve hasta sağkalımı her geçen yıl daha da iyileşmektedir. Cerrahi tekniklerdeki ilerlemeler, deneyimli transplantasyon ekipleri ve düzenli takip programları nakil başarısını artıran temel unsurlardır.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzm. Dr. Özdemir, “Her bir bağış, bekleme listesinde yer alan bir hastaya yeniden hayat verebilir. Unutmayalım ki, her organ bağışı, filizlenen yeni bir yaşamdır” diyerek sözlerini tamamladı.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 05 Nov 2025 11:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/11/sankodan-hayat-cagrisi-organ-bagisi-en-buyuk-iyiliktir-1762331492.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Felç Geçiren 6 Yaşındaki Kız SANKO’da Yeniden Konuştu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/felc-geciren-6-yasindaki-kiz-sankoda-yeniden-konustu-77283</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/felc-geciren-6-yasindaki-kiz-sankoda-yeniden-konustu-77283</guid>
                <description><![CDATA[Felç geçiren 6 yaşındaki Adıyamanlı (B.B.), şifayı SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde buldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<div style="text-align:start">
<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Devlet memuru olan iki çocuk babası B.B., kızının kolunda ve yüzünde uyuşma ve konuşma kaybı meydana gelince Adıyaman’da bir sağlık kuruluşuna başvurduklarını söyledi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Felç geçiren küçük kızın beynine pıhtı attığını ve beynindeki bir damarın tıkandığını ancak Adıyaman’da başvurdukları sağlık kuruluşunda müdahale edilemeyeceğini öğrendiklerini belirten baba B.B. farklı sağlık kuruluşlarına da başvurduklarını ama sonuç alamadıklarını kaydetti.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Yaptıkları araştırma sonrasında, yakınlarının da önerisiyle SANKO Üniversitesi Hastanesi Girişimsel Radyoloji Ünitesi’nden Doç. Dr. Mehmet Kolu’yla görüşmeye karar verdiklerini ifade eden baba B.B. yaşadıkları süreci şöyle anlattı:</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Zamanla yarışıyorduk. SANKO Üniversitesi Hastanesi’ne başvurma kararımız yakınlarımız tarafından da desteklenince kızımın ambulansla hızlı bir şekilde SANKO Üniversitesi Hastanesi'ne sevkini yaptık.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">SANKO Üniversitesi Hastanesi'nde çok ilgilendiler. Kızımızda konuşma kaybı, yüzünde kısmi felç olmuştu. Sağ kolunu hareket ettiremiyordu. Yaklaşık bir saat süren operasyon çok başarılı geçti ve kızımızda gözle görülür iyileşmeler oldu. Konuşması ve yüzündeki felçte düzelme oldu, eski haline döndü. Allah tüm doktorlarımızdan ve çalışanlardan razı olsun. Doç. Dr. Mehmet Kolu Hocamıza ve ekibine çok teşekkür ediyorum.”&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>ANJİYO YÖNTEMİYLE BEYİN DAMARINDAKİ PIHTIYI ÇIKARABİLİYORUZ</strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı Girişimsel Radyoloji Ünitesi’nde görevli Doç. Dr. Mehmet Kolu, beyin damarları tıkanan hastalara 24 saate kadar müdahale edebildiklerini söyledi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Güncel yayınlarda 6 saat olan müdahale sınırının artık 24 saate kadar çıktığını ifade eden Doç. Dr. Kolu, “Kasık veya kol damarından bir iğne ile giriş yapıp anjiyo yöntemiyle beyin damarındaki pıhtıyı çıkarabiliyoruz. Bu işlem sayesinde ömür boyu felçli kalma riskini ciddi oranda düşürüyoruz” diye konuştu.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Hastaların üçte ikisinin inme geçirmemiş gibi normal hayatına dönebildiğini söyleyen Doç. Dr. Kolu, “Çocuklarda bu işlemleri yapmak erişkinlere göre daha zor ve daha ileri merkezlerde yapılabiliyor. Biz de hastanemizde çocuk ve erişkin tüm yaş gruplarında beyin-damar müdahalelerini yapabiliyoruz” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>&nbsp;</strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>İNME SADECE YETİŞKİNLERDE GÖRÜLMEZ</strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Nörolojisi Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Hasan Kılıç da “İnme sadece erişkinlerde değil, çocuklarda da görülebilen ciddi bir durumdur. Nadir ama hayati öneme sahip olup her yıl 100.000 çocuktan 2-3’ünde görülür” dedi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Erken fark edilirse, beyin dokusu korunabilir ve çocuk normal yaşantısına dönebilir. Belirtileri erken fark etmek, bir çocuğun hayatını kurtarabilir” diyen Dr. Öğr. Üyesi Kılıç, doğumsal kalp hastalıkları, pıhtılaşma bozuklukları, enfeksiyonlar (Menenjit, viral), boyun travmaları, genetik ve metabolik hastalıklar nedeniyle inmenin meydana gelebileceğini kaydetti.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Dr. Öğr. Üyesi Kılıç, ailelerin dikkat etmesi gereken durumları şöyle özetledi:</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Kalp hastalıkları düzenli takip edilmeli, enfeksiyonlar erken tedavi edilmeli, boyun travmalarından korunulmalı, genetik danışmanlık alınmalı, sağlıklı yaşam ve yeterli su tüketimine dikkat edilmelidir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Yüzde kayma, asimetri, konuşma bozukluğu, kelimeleri çıkaramama, kol ya da bacakta ani güçsüzlük, görme kaybı, çift görme, ani dengesizlik ve bilinç değişikliği durumlarında vakit kaybetmeksizin bir sağlık kuruluşuna müracaat edilmeli veya 112 aranmalıdır.”</span></span></span></span></p>
</div>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Nov 2025 16:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/11/felc-geciren-6-yasindaki-kiz-sankoda-yeniden-konustu-1762178402.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SANKO’dan Ailelere Uyarı: Üfürüm İhmal Edilmesin</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/sankodan-ailelere-uyari-ufurum-ihmal-edilmesin-77273</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/sankodan-ailelere-uyari-ufurum-ihmal-edilmesin-77273</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı / Çocuk Kardiyolojisi Bilim Dalı’nda görev yapan Uzm. Dr. Ahmet Köse, kalbinde üfürüm duyulan her çocuğun, Çocuk Kardiyolojisi uzmanı tarafından muayene edilip, elektrokardiyografi (EKG) ve ekokardiyografi (EKO) ile üfürümün nedeni açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Normal kalp seslerinin, kalp döngüsü boyunca kalpteki kan akımı ve basınç değişikliklerine yanıt olarak dört ana kapağın kapanmasından kaynaklandığını anımsatan Uzm. Dr. Köse, şöyle devam etti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“İlk kalp sesi S1 “lup”, ikinci kalp sesi S2 “dup” şeklinde duyulur. Üfürüm; bu seslerden farklı olarak stetoskop ile duyulan adeta üflemeye benzeyen sese verilen isimdir. Kanın kalp ve damarlar içerinde basınçlı bir şekilde pompalanması sırasında kan akımında meydana gelen değişiklikler nedeni ile oluşur ve duyulur.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Üfürümler masum ve patolojik olarak ikiye ayrılır. Çocukların yüzde 50-80’inde hayatlarının bir döneminde duyulan ve genellikle çocuk büyüyüp göğüs kafesi kalınlaşınca duyulmaz olan üfürümlere masum üfürüm denir.”&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Kalbinde üfürüm sesi duyulan çocukların çoğu zaman şikâyetinin olmadığını ve ailelerin bu durumu fark edemediklerini kaydeden Uzm. Dr. Köse şu bilgileri verdi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Doktor tarafından üfürüm duyulunca haklı olarak aileler panik ve endişeye kapılırlar. Üfürüm nedeni ile mutlaka Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı tarafından değerlendirme yapılmalıdır. Yapılan muayene, EKO ve EKG incelemesi sonucu üfürümün masum veya patolojik olduğu tespit edilir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzm. Dr. Köse, en sık duyulan üç masum üfürüm tipini şöyle özetledi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>“1. Klasik vibratuar üfürüm (Still üfürümü):&nbsp;</strong>İman tahtası kemiğinin sol orta kenarında veya sol alt kenarı ve apeks arasında en şiddetli, 2-3/6 derecede, düşük frekanslı ve kasılma fazının ortasında. 3-6 yaş arası, bazen bebeklikte duyulabilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>2. Pulmoner ejeksiyon üfürümü:&nbsp;</strong>İman tahtası kemiğinin sol üst kenarında en şiddetli, erken-kasılma evresinde, 1-3/6 derece şiddetinde, üfler tarzda ve 8-14 yaş arasında en sık adölesanlarda duyulur. ASD (Atrial Septal Defekt, kalp kulakçıkları arasında delik) ve akciğer damar kapak darlığı ile ayrımının iyi yapılması gerekir.</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>3. Yenidoğanın pulmoner akım üfürümü:&nbsp;</strong>İman tahtası kemiğinin sol üst kenarında en şiddetli, en iyi sol ve sağ göğüs duvarına, koltukaltına ve sırta yayılır, kasılma fazında ve 1-2/6 şiddetinde duyulur. Yenidoğanlarda duyulur, bebekte anormal yüz görünümü yok ise genellikle 3-6 aya kadar kaybolur.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Masum üfürümleri olan çocuklarda ailevi bir kalp hastalığı yoksa, kalple ilgili şikayeti olmadıkça ve herhangi bir muayenesinde üfürümde anormal değişiklik yoksa takibi, tedavisi ve efor kısıtlaması gerekmez” diyen Uzm. Dr. Köse, çocuğu takip eden hekimin üfürümün şiddeti ve karakterinde değişiklik saptarsa, beraberinde çocuğun daha sonradan çabuk yorulma, bayılma, eforla göğüs ağrısı gibi şikâyeti de varsa tekrar değerlendirilmesini isteyebileceğini söyledi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzm. Dr. Köse, aşağıdaki durumlardan birinin veya daha fazlasının olması durumunda üfürümün patolojik olmasının daha olası olduğunu ve Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı tarafından mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini bildirdi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“1. Çocukta çok terleme, kilo alamama, hızlı nefes alıp verme, morarma, göğüs ağrısı, bayılma gibi şikayetler varsa</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">2. Akciğer filminde anormal kalp bulguları saptanırsa</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">3. Anormal EKG eşliği</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">4. Kalbin gevşeme fazında duyulan üfürümler</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">5. Şiddetli (3/6 şiddetinde veya trilin (Kedi mırlaması gibi) eşlik ettiği) üfürümler</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">6. Deri ve dil-dudaklarda mavi-mor renk değişikliği fark edilirse</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">7. Anormal derecede kuvvetli veya zayıf nabızlar mevcutsa</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">8. Anormal kalp sesleri (Kalp sesleri çok sert, fazladan duyulan sesler).”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzm. Dr. Köse, kalpteki delik, damar darlığı ve kapak problemleri nedeni ile duyulan üfürümlerin patolojik üfürümler olduğunu, çocuk kardiyolojisi uzmanınca yapılan muayenede kesin tanı konulup nedene yönelik tedavi ve takip, gerekirse efor kısıtlaması gerekebileceğini kaydetti.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 02 Nov 2025 20:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/11/sankodan-ailelere-uyari-ufurum-ihmal-edilmesin-1762103117.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tekrarlayan Boğaz Ağrısına Dikkat! SANKO Üniversitesi Uzmanından Kritik Uyarı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/tekrarlayan-bogaz-agrisina-dikkat-sanko-universitesi-uzmanindan-kritik-uyari-77112</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/tekrarlayan-bogaz-agrisina-dikkat-sanko-universitesi-uzmanindan-kritik-uyari-77112</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Mustafa Tanrıverdi, tekrar eden boğaz ağrısının birçok hastalığın işareti olabileceği için ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Doç. Dr. Tanrıverdi, “Strep A, influenza (Grip), soğuk algınlığı (Nezle) gibi enfeksiyonlar, uzun süreli ve şiddetli boğaz ağrılarına sebep olur” dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Strep A’nın, bademciklerin akut enfeksiyonu olduğunu kaydeden Doç. Dr. Tanrıverdi, “Çoğunlukla virüsler tarafından oluştuğu bilinmesine rağmen, yüzde 5-10’u bakteriler tarafından da oluşmaktadır. Bakteriler içinde en sık etken S. pyogenes’tir. Toplum içinde Strep A enfeksiyonu olarak bilinir” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Strep A’nın gelişmekte olan ülkelerde daha sık görüldüğünü, bu ülkelerde standart korunma önlemlerine (Maske kullanımı) dikkat edilmediği için bulaş riskinin arttığını belirten Doç. Dr. Tanrıverdi, şöyle devam etti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Yakın temas ve solunum yolu en önemli bulaş şeklidir. Strep A vücuda girdikten sonra hastalık belirtileri 2-4 gün içinde başlar. Ani başlayan ateş en önemli belirtisidir. Ateşle birlikte hastada boğaz ağrısı baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, bulantı ve boyunda ağrılı lenf bezleri bulguları olur.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Strep A tedavisi gecikirse veya doğru tedavi verilemezse akut romatizmal ateş (ARA) ve akut glomerulonefrit (Böbreklerdeki küçük filtrelerin iltihaplanması) gelişebilir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Tanıda hastanın hikayesinin ve fizik muayenesinin önemine de değinen Doç. Dr. Tanrıverdi, “Boğazda bademcikler üzerinde beyaz lezyonların görülmesi, boyunda büyümüş lenf bezlerinin tespiti, hasta yaşının 40 yaş altında olması ve hızlı antijen testi kullanılması tanıyı kolaylaştırır” diye konuştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>TEDAVİ VE KORUNMA</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Strep A tedavisinde ilk seçeneğin penisilin olduğunu söyleyen Doç. Dr. Tanrıverdi, “Tek doz benzatin penisilin G, kas içine yapılır. Beraberinde ateş, boğaz ağrısı, kas ve eklem ağrıları için semptomatik tedavi verilir. Korunmada kalabalık yaşanan yerlerde havalandırmaya, maske kullanımı ve el hijyenine dikkat edilmelidir” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>İNFLUENZA (GRİP)</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Sonbahar aylarında tekrar eden boğaz ağrılarının en önemli&nbsp; sebeplerinden birinin de grip olduğunu anımsatan Doç. Dr. Tanrıverdi, şu bilgileri paylaştı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Bu hastalarda boğaz ağrısı yanında yüksek ateş, baş ağrısı, öksürük, kas ve eklem ağrıları belirtileri vardır. Salgınlar yapabilir ve savunma sistemi zayıf kişilerde (1 yaş altı bebekler, 65 yaş üstü yetişkinler, gebeler, kemoterapi kullanan hastalar, diyabeti ve hipertansiyonu olan) kişilerde yaşam kaybına neden olabilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">İnfluenzanın kuluçka süresi genellikle 1-3 gündür kuluçka döneminden sonra hastada şiddetli boğaz ağrısı, ateş, kas ve eklem ağrıları, kuru öksürük ve iştahsızlık belirtileri olur. Çocuklarda bu belirtileri ek olarak huzursuzluk ve uyku hali vardır. Hasta şikayetleri geçmesine rağmen boğaz ağrısı ve halsizlik şikayeti 1-2 haftaya kadar sürebilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Yatak istirahati tedavinin önemli bileşenlerinden biridir. Tedavide belirtilerin başlamasından ilk 3 gün içerisinde antiviral tedavi (Oseltamivir) verilmesi belirtilerin daha hafif geçirilmesine sebep olur. Ateş, boğaz ağrısı, kas ve eklem ağrıları için analjezik ve antihistaminik tedaviler kullanılır. Virüslerle oluşan bir hastalık olduğu için, antibiyotiklerin kullanılması önerilmez. Korunmada kalabalık yaşanan yerlerde havalandırmaya, maske kullanımı ve el hijyenine riayet&nbsp; edilmelidir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>SOĞUK ALGINLIĞI</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Nezle burun akıntısı, aksırık, boğaz ağrısı ve genellikle hafif bir baş ağrısının eşlik ettiği bir enfeksiyon hastalığıdır. Bu belirtilere öksürük, iştahsızlık, halsizlik ve nadir olarak ateş eklenebilir” diyen Doç. Dr. Tanrıverdi, şöyle devam etti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Bu hastalığa yaklaşık 200 farklı virüs etken olur. Hastalığın en sık nedeni rinovirüslerdir. İnsanlarda en sık rastlanan enfeksiyon hastalıklarından biri olan soğuk algınlığı, sonbahar ve kış aylarında sık görülür. Yetişkinler yılda 2-3, çocuklar 6-12 defa hastalığa yakalanabilirler. Damlacık yoluyla doğrudan veya kontamine yüzeylerden dolaylı temasla bulaş olur.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Semptomatik tedavi yapılır. Ağrı kesiciler ve ateş düşürücüler kullanılır. Antibiyotikler kullanılmaz. Erişkinlerde birinci kuşak antihistaminikler, dekonjestanlar denenebilir. En iyi destek tedavisi bol sıvı tüketmek ve istirahat etmektir. El yıkama ve antiseptik kullanımı virüs yayılımını azaltır. Eldiven ve maske kullanılabilir.”</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 20 Oct 2025 14:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/10/tekrarlayan-bogaz-agrisina-dikkat-sanko-universitesi-uzmanindan-kritik-uyari-1760960744.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SANKO Üniversitesi’nden Çocuklarda Baş Ağrısı Uyarısı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesinden-cocuklarda-bas-agrisi-uyarisi-76993</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesinden-cocuklarda-bas-agrisi-uyarisi-76993</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı / Çocuk Nörolojisi Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Hasan Kılıç, çocuklarda baş ağrısının önemli hastalıkların habercisi olabileceğini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Dr. Öğr. Üyesi Kılıç, “Baş ağrısı çocuklarda sık görülür ve genellikle zararsızdır; ancak bazı durumlarda önemli hastalıkların habercisi olabilir. Ebeveynlerin bilinçli olması hem gereksiz kaygıyı önler hem de erken tanıya yardımcı olur” dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>BAŞ AĞRISININ NEDENLERİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Dr. Öğr. Üyesi Kılıç, baş ağrısının nedenlerini şu şekilde özetledi:</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>A. Birincil (Primer) baş ağrıları:</strong>&nbsp;Beyinde yapısal bir neden olmadan gelişir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Migren: Zonklayıcı, tek taraflı, bulantı ve kusma eşlik edebilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Gerilim tipi baş ağrısı: Baskı veya sıkıştırma tarzında, stresle artar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>B. İkincil (Sekonder) baş ağrıları:</strong>&nbsp;Başka bir hastalığın belirtisidir (Sinüzit, ateş, göz kusuru, tümör vb.).”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>NE ZAMAN CİDDİ OLABİLİR?</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Dr. Öğr. Üyesi Kılıç, baş ağrısının dikkate alınması gereken durumları ise şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“- Sabahları uyandıran veya kusmayla birlikte olan ağrı</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Gün geçtikçe şiddeti artan ağrı</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Kafa travması sonrası başlayan ağrı</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Ateş, ense sertliği, bilinç değişikliği, nöbet eşlik etmesi</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Görme bozukluğu, çift görme, dengesizlik.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>TANI NASIL KONUR?</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Tanıda doktorun ağrının süresi, sıklığı, eşlik eden belirtiler ve nörolojik muayeneyi değerlendirdiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Kılıç, “Gerekirse göz muayenesi, kan testleri veya beyin görüntülemesi yapılabilir” diye konuştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>TEDAVİ VE ÖNLEMLER</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Dr. Öğr. Üyesi Kılıç,&nbsp; tedavi ve önlemlere yönelik şunları söyledi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“- Yeterli uyku, sıvı alımı, düzenli beslenme</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Ekran süresinin azaltılması, stres yönetimi</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Ağrı kesiciler yalnızca doktor önerisiyle kullanılmalıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Migrenli çocuklarda tetikleyici gıdalardan (Çikolata, salam, kafeinli içecekler) kaçınılmalıdır.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>AİLELERE ÖNERİLER</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Ailelere önerilerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Kılıç, sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Baş ağrısı günlüğü tutun: Ne zaman başladı ne kadar sürdü ne yedi? Ağrı sonrası uyku veya kusma varsa not alın, düzenli göz muayenesi yaptırın ve gereksiz tetkik veya ilaçtan kaçının, gerekirse çocuk nöroloji uzmanına başvurun.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Çocuklarda baş ağrısı çoğu zaman geçicidir, ancak bazı durumlar ciddi olabilir. Ailelerin dikkatli gözlemi ve zamanında hekim değerlendirmesi, çocukların sağlıklı gelişimi için çok önemlidir.</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Oct 2025 15:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/10/sanko-universitesinden-cocuklarda-bas-agrisi-uyarisi-1760014780.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prof. Dr. Yıldırım: “Memede Hissedilen Her Kitle Mutlaka Değerlendirilmeli”</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/prof-dr-yildirim-memede-hissedilen-her-kitle-mutlaka-degerlendirilmeli-76957</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/prof-dr-yildirim-memede-hissedilen-her-kitle-mutlaka-degerlendirilmeli-76957</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı / Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Yıldırım, memede hissedilen her kitlenin kanser olmasa da değerlendirilmesinin önemli olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Prof. Dr. Mustafa Yıldırım, 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı nedeniyle yaptığı açıklamada “Meme kanseri, memedeki normal hücrelerin değişime uğrayarak kontrolsüz bir şekilde büyümesi olarak tanımlanır. Hastalar genellikle memede bir kitle hissederek durumu fark ederler, ancak kanser, elle hissedilir bir kitle oluşmadan önce rutin tarama testleri sırasında da saptanabilir” dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>TEŞHİS SÜRECİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Meme kanserinin kesin tanısının birkaç aşama izlendiğini belirten Prof. Dr. Yıldırım, bu aşamaları şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>“- Görüntüleme Yöntemleri:</strong>&nbsp;Temel tarama aracı olan mamografi kullanılır; şüpheli durumlarda ise ultrason veya MR (Manyetik Rezonans) gibi ileri görüntüleme testlerine başvurulur.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>- Kesin Tanı:</strong>&nbsp;En önemli adım biyopsidir. Memedeki şüpheli bölgeden alınan doku örnekleri, kanser hücrelerinin varlığını doğrulamak için mikroskop altında incelenir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>Evreleme:</strong>&nbsp;Kanser evrelemesi, kanserin vücutta ne kadar yayıldığını anlamak için kullanılan standart bir yöntemdir ve tedavi planının belirlenmesinde kritik bir rol oynar.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>TEDAVİ YÖNTEMLERİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Meme kanseri tedavisi, kanserin evresi, türü ve hastanın genel sağlık durumu vb. faktörlere göre kişiselleştirilir” diyen Prof. Dr. Yıldırım, temel tedavi yöntemleri ile ilgili şu bilgileri verdi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>“- Cerrahi:</strong>&nbsp;Kanseri vücuttan çıkarmak için kullanılan ana yöntemdir. İki temel yaklaşım vardır:</span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:33px; text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>1.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong><strong>Mastektomi:</strong>&nbsp;Memenin tamamının cerrahi olarak çıkarılmasıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="margin-left:33px; text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>2.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong><strong>Meme Koruyucu Cerrahi (Lumpektomi):</strong>&nbsp;Sadece tümörün ve etrafındaki sağlıklı dokunun çıkarılmasıdır. Bu cerrahiyi tercih eden hastalar genellikle ameliyat sonrası radyoterapi alırlar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>- Radyoterapi:</strong>&nbsp;Yüksek enerjili ışınlar kullanarak kanser hücrelerini öldürmeyi amaçlar ve genellikle meme koruyucu cerrahi sonrası kalan meme dokusundaki olası kanser hücrelerini yok etmek için kullanılır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>- Kemoterapi:</strong>&nbsp;Kanser hücrelerini yok eden ya da büyümelerini durduran ilaçların kullanılmasıdır. Tümörü küçültmek için cerrahi öncesi veya kanserin yayılmasını önlemek amacıyla cerrahi sonrası verilebilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>- Endokrin (Hormon) Terapi:</strong>&nbsp;Büyümek için östrojen kullanan kanser türlerinde etkilidir; östrojenin etkisini bloke eden veya üretimini engelleyen ilaçları içerir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>- Hedefe Yönelik Tedavi:</strong>&nbsp;Yalnızca belirli moleküler özelliklere sahip kanser hücrelerine etki eden ilaçlardır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>- İmmünoterapi:</strong>&nbsp;Vücudun kendi bağışıklık sistemini kanserle savaşmak için harekete geçiren ilaçlardır ve belirli ileri evre meme kanseri türlerinde kemoterapiyle birlikte kullanılabilir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>HASTANIN KARAR VERME VE TAKİP SÜRECİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Prof. Dr. Yıldırım, hastanın tedavi süreci ile ilgili karar vermesi ve takip süreci ile ilgili şunları kaydetti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“<strong>- Hastanın Karar Vermesi:</strong>&nbsp;Hastaların tedavi seçeneklerinin faydaları, dezavantajları, alternatifleri ve tedavisizlik durumu hakkında bilgi alarak tedavi sürecinde aktif bir rol oynaması kritik öneme sahiptir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>- Tedavi Sonrası Takip:</strong>&nbsp;Tedavi tamamlandıktan sonra, kanserin geri gelip gelmediğini izlemek amacıyla düzenli kontroller ve mamografileri içeren testler yapılır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>- Nüks Belirtileri:</strong>&nbsp;Hastalar, meme bölgesinde yeni kitleler, kemiklerde veya karında ağrı, nefes darlığı, baş ağrıları gibi nüks belirtilerine karşı dikkatli olmalıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>- Nüks Durumunda Tedavi:</strong>&nbsp;Kanserin geri dönmesi durumunda tedavi, nüksün konumuna göre yeniden şekillendirilir; çoğu hasta hormon terapisi veya kemoterapi alır ve cerrahi de bir seçenek olabilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>- Yaşam Kalitesi:</strong>&nbsp;Meme kanseri olan birçok kişi tedaviden sonra iyi bir yaşam sürer. İlaçları talimatlara uygun almak, doktor talimatlarına uymak ve duygusal sağlığa özen göstermek önemlidir.”</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Oct 2025 12:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/10/prof-dr-yildirim-memede-hissedilen-her-kitle-mutlaka-degerlendirilmeli-1759830994.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzm. Dr. Emine Kolu: “Ozon Tedavisi Hücreleri Yeniliyor”</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/uzm-dr-emine-kolu-ozon-tedavisi-hucreleri-yeniliyor-76908</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/uzm-dr-emine-kolu-ozon-tedavisi-hucreleri-yeniliyor-76908</guid>
                <description><![CDATA[Uzm. Dr. Emine Kolu, ozon tedavisinin vücutta antioksidan kapasiteyi artırarak bağışıklığı güçlendirdiğini ve birçok hastalıkta destek sağladığını açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<div style="text-align:start">
<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı’nda görev yapan Uzm. Dr. Emine Kolu, ozonun vücutta temel olarak antioksidan kapasiteyi artırdığını söyledi.</span></span></span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">OZON TEDAVİSİ NEDİR?</span></span></span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>&nbsp;</strong></span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Ozon, oksijenin üç atomlu hali olup renksiz ve yüksek enerjili bir gazdır” diyen Uzm. Dr. Kolu şu bilgileri verdi:</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Ozon vücutta temel olarak antioksidan kapasiteyi artırır. İmmünomodülasyon (Bağışıklık sistemini etkileyerek hastalıklarla mücadeleye yardımcı tedavi yöntemi) ile bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkı sağlar. Hücre yenilenmesi ve dokuların oksijenlenmesini artırır. Dışarıdan maruz kaldığımız tüm kimyasallar, sigara ve paketli ürünlerin toksik etkisini vücudumuzdan doğal yolla atmamıza yardımcı olur. Saç dökülmesini azaltır ve antiaging (Yaşlanma karşıtı) etki sağlar.”</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>OZON TEDAVİSİNİN KULLANILDIĞI BAŞLICA HASTALIKLAR</strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzm. Dr. Kolu ozon tedavisinin kullanıldığı başlıca hastalıkları şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Diyabet, arteriyel dolaşım bozukluğu, fibromiyalji, kas iskelet sistemi hastalıkları, kronik yorgunluk, uyku bozukluğu, akne, alerjik hastalıklar, migren, Romatoid Artrit vb. otoimmün hastalıklar, enfeksiyon ve yara yeri iyileşmesi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Ayrıca bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi, bazı onkolojik hastalıkların kemoterapi ve radyoterapi sürecindeki yan etkilerinin azaltılmasında kullanabilmekteyiz. Bu süreçte ozon tedavisi hastaların kronik hastalıkları nedeni ile kullanmakta oldukları ilaç ve tedavileri ile etkileşmez.”</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>UYGULAMA YÖNTEMLERİ</strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Temel uygulama yöntemlerinin, majör otohemoterapi olarak adlandırılan ozon gazının steril koşullarda ve ozona dayanıklı malzemeler kullanılarak, hastanın kendi kanıyla işleme alınıp damar yolundan tekrar hastaya verilmesi şeklinde olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Kolu, diğer uygulama yöntemleri konusunda şunları söyledi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Bu işleme ek olarak akne ve alerjide sıklıkla tercih ettiğimiz diğer uygulama yine hastanın kendi kanı ile ozon gazının steril uygun bir enjektörde karıştırılarak&nbsp; kas içine yavaşça enjekte ettiğimiz yöntemdir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Diğer bir yöntem ise, ozona dayanıklı özel torbalar kullanılarak deri lezyonları, ülser, yaralar, diyabetik ayak&nbsp; ve yanıklarda kullandığımız bölgesel tedavi yöntemidir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Diz, omuz vb. ağrılı eklemler içine ve çevre dokulara uyguladığımız enjeksiyonlar ile ağrıyı kontrol altına almayı, azaltmayı ve hareket kabiliyetini artırmayı hedefleriz. Bölgesel kas spazmlarında, tetik nokta tedavilerinde, kas içi ozon enjeksiyon&nbsp; uygulaması yapmaktayız. Herpetik deri lezyonlarında, zonada lezyon çevresi enjeksiyon uygulaması ile iyileşme sürecini hızlandırmayı hedefleriz.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Diğer bir uygulama şekli rektal yoldan uygulama olup, uygulama kolaylığı ve uyumu açısından genellikle damar yolu problemi olan hastalarda ve çocuk hastalarda tercih etmekteyiz.”</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Ozon tedavisini her hastaya ve hastalığına özgü yapılan ön değerlendirmeler&nbsp; sonrası belirli doz ve sıklıkta hastaya uygun yöntemleri seçerek uyguladıklarını kaydeden Uzm. Dr. Kolu, “Kış mevsimine girme sürecinde bağışıklığınızı güçlendirmek, antiaging etkisinden faydalanabilmek, kronik yorgunluk ,uyku bozukluğu, yaygın kas eklem ağrılarınız ve ek hastalıklarınız için bütüncül tedavi yöntemi olarak kullanabilirsiniz” dedi.</span></span></span></span></p>
</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Oct 2025 19:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/10/uzm-dr-emine-kolu-ozon-tedavisi-hucreleri-yeniliyor-1759334781.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kalp Hastalıkları Kader Değil! Prof. Dr. Mustafa Çetin’den Hayati Uyarılar</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/kalp-hastaliklari-kader-degil-prof-dr-mustafa-cetinden-hayati-uyarilar-76886</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/kalp-hastaliklari-kader-degil-prof-dr-mustafa-cetinden-hayati-uyarilar-76886</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Çetin, kalp-damar hastalıklarının, dünyada yaşam kayıplarının en yaygın nedenlerinden biri olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Prof. Dr. Çetin, 29 Eylül Kalp Sağlığı Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, “Bu durum, kalp hastalıklarının yalnızca bireysel değil, toplumsal düzeyde de ciddi bir sağlık sorunu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır” dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>KALP HASTALIKLARININ BAŞLICA NEDENLERİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Kalp-damar hastalıklarının gelişiminde birçok risk faktörünün rol oynadığını belirten Prof. Dr. Çetin, en yaygın nedenleri şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“ - Yüksek tansiyon (Hipertansiyon)</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Yüksek kolesterol düzeyleri</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Sigara ve tütün kullanımı</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Diyabet (Şeker hastalığı)</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp; - Hareketsiz yaşam tarzı</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp; - Sağlıksız ve dengesiz beslenme</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Fazla kilo ve obezite</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Aşırı stres ve kötü stres yönetimi</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp; - Ailede kalp hastalığı öyküsü.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>KALP SAĞLIĞINI KORUMAK İÇİN YAPILACAKLAR</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Kalp hastalıkları büyük ölçüde önlenebilir. Bu nedenle yaşam tarzında yapılacak bazı değişiklikler, kalp sağlığını önemli ölçüde koruyabilir” diyen Prof. Dr. Çetin, şöyle devam etti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“1.&nbsp;<strong>Dengeli ve sağlıklı beslenin:&nbsp;</strong>Beslenme alışkanlıkları kalp sağlığı üzerinde doğrudan etkilidir. Kalbiniz için şu önerilere dikkat edin:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Sebze ve meyveyi daha fazla tüketin. Günde en az 5 porsiyon sebze-meyve yemeye özen gösterin.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Tam tahıllar tercihiniz olsun. Beyaz ekmek ve pirinç yerine tam buğday, esmer pirinç ve yulaf vb. lifli tahılları seçin.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Sağlıklı yağları kullanın. Tereyağı ve margarin yerine zeytinyağı, avokado yağı veya fındık yağı vb. doymamış yağları tercih edin.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Trans yağlardan ve doymuş yağlardan kaçının. Hazır paketli gıdalar, kızartmalar ve işlenmiş et ürünleri (Sucuk, salam, sosis) bu yağları içerebilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Tuzu azaltın. Aşırı tuz tüketimi yüksek tansiyona yol açabilir. Günlük tuz tüketimini 5 gramın (1 silme çay kaşığı) altında tutmaya çalışın.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Şekerli ve işlenmiş gıdalardan uzak durun. Şekerli içecekler, hazır tatlılar ve paketli ürünler kalp hastalığı riskini artırabilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Omega-3 yönünden zengin besinler tüketin. Haftada 2 kez balık yemek (Özellikle somon, sardalya gibi yağlı balıklar) kalp damar sağlığını destekler.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Porsiyon kontrolü yapın. Aşırı kalori alımı obeziteye neden olabilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>2.</strong>&nbsp;<strong>Sigara ve tütün ürünlerinden uzak durun:</strong>&nbsp;Sigara kullanımı, kalp hastalıkları için en güçlü risk faktörlerinden biridir. Sigara içmek damarları daraltır, kan basıncını yükseltir ve kalp krizi riskini artırır. Bırakmak için şu adımlar etkili olabilir:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Sigarayı bırakmak için bir tarih belirleyin ve bu tarihi çevrenizle paylaşarak destek alın.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Tetikleyicileri tanıyın: Sigara içme isteğini artıran durumları (Kahve içmek, stres, arkadaş ortamı vb.) belirleyin ve bunlara karşı önlem alın.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Nikotin bağımlılığıyla mücadele için profesyonel destek alın. Doktorunuzla görüşerek nikotin bantları, sakızlar ya da ilaç tedavisi gibi yöntemleri değerlendirebilirsiniz.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Aile hekiminize veya bir sigara bırakma merkezine başvurun. Türkiye'de birçok hastanede ve sağlık merkezinde ücretsiz sigara bırakma desteği verilmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Sigarayı bıraktığınızda kalbiniz hemen olumlu etkilenmeye başlar:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>.</strong>&nbsp;İlk 20 dakikada kalp atış hızı düşer.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>.</strong>&nbsp;24 saat içinde kalp krizi riski azalmaya başlar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>.</strong>&nbsp;1 yıl sonra kalp hastalığı riski sigara içenlere göre yarı yarıya azalır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>3. Düzenli fiziksel aktivite yapın:</strong>&nbsp;Haftada en az 150 dakika yürüyüş, koşu, bisiklet vb. egzersizler yapın.<br />
4. Alkol tüketimini sınırlandırın.<br />
5. Kilonuzu kontrol altında tutun.<br />
6. Tansiyon, kolesterol ve kan şekeri değerlerinizi düzenli olarak ölçtürün.<br />
7. Stresi yönetmeyi öğrenin.<br />
8. Yeterli ve kaliteli uyuyun.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Kalp hastalıkları kader değildir” diyen Prof. Dr. Çetin, sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Her yıl 29 Eylül Dünya Kalp Günü, kalp ve damar hastalıklarına karşı farkındalık oluşturmak ve toplumları sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirmek amacıyla dünya genelinde kutlanmaktadır. Alacağınız basit ama etkili önlemlerle kalbinizi koruyabilir, sevdiklerinizle sağlıklı ve uzun bir hayat sürdürebilirsiniz. Sizde de bugün kalp sağlığınızı korumak için bir adım atın.”</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Sep 2025 11:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/09/kalp-hastaliklari-kader-degil-prof-dr-mustafa-cetinden-hayati-uyarilar-1759135428.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SANKO Üniversitesi’nden Böbrek Taşı Hastalığına Karşı Uyarı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesinden-bobrek-tasi-hastaligina-karsi-uyari-76853</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesinden-bobrek-tasi-hastaligina-karsi-uyari-76853</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı’nda görev yapan Opr. Dr. Ahmet Tüfekçi, halk arasında “böbrek taşı” olarak bilinen üriner sistem taş hastalığının, idrar yollarında taşların oluşmasıyla ortaya çıktığını söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Taşların böbreklerde, idrar kanalında (Üreter) veya mesanede görülebileceğini belirten Opr. Dr. Tüfekçi, “İdrarın içerisindeki bazı maddelerin yoğunlaşması ve kristalleşmesi sonucu oluşan bu taşlar hem kadınlarda hem erkeklerde çocukluk çağı dahil her yaş grubunda karşımıza çıkabilir” dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>BELİRTİLERİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Opr. Dr. Tüfekçi, üriner sistem taş hastalıklarının belirtilerini şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“-Böğür ya da yan ağrısı (Genellikle çok şiddetli, “kolik” tarzında)<br />
-İdrarda yanma ya da idrara sık çıkma<br />
-İdrarda kan görülmesi<br />
- Kusma ve bulantı</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">-İdrar akışında tıkanıklık hissi.<br />
<br />
Opr. Dr. Tüfekçi, bazı küçük taşları hiç belirti vermeden kendiliğinden düşebilirken, büyük taşların ise tıkanıklık yaparak ciddi ağrılara ve böbrek fonksiyonlarının bozulmasına neden olabildiğini anlattı.<br />
<br />
<strong>RİSK FAKTÖRLERİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Opr. Dr. Tüfekçi, üriner sistem taş hastalıklarının risk faktörlerinin yetersiz su tüketimi, aşırı tuzlu ve hayvansal protein ağırlıklı beslenme, ailede taş hastalığı öyküsü ve bazı metabolik hastalıklar olduğunu ifade etti.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>TEDAVİ YÖNTEMLERİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Günümüzde taş hastalığının tedavisi oldukça gelişmiştir. Taşın yeri, büyüklüğü ve hastanın durumu göz önüne alınarak çeşitli tedaviler uygulanır” diyen Opr. Dr. Tüfekçi şu bilgileri paylaştı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>“1. İlaç ve Bol Sıvı ile Takip:</strong>&nbsp;Özellikle 10 mm'den küçük ve izlem için uygun olan taşlar bazen ilaç ve bol sıvı desteğiyle kendiliğinden düşebilir. Burada önemli olan düzenli doktor takibi ve tavsiyesi ile sürecin yönetilmesi olup her an acil bir müdahale gerekebileceği akılda tutulmalıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>2.</strong><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI Symbol&quot;,sans-serif">⁠</span>&nbsp;</strong><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI Symbol&quot;,sans-serif">⁠</span>ESWL (Taş Kırma Yöntemi):</strong>&nbsp;Vücut dışından ses dalgalarıyla taş hedeflenerek kırılır ve küçük parçalara ayrılır, parçaların idrarla kendiliğinden atılması beklenir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>3.</strong><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI Symbol&quot;,sans-serif">⁠</span>&nbsp;</strong><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI Symbol&quot;,sans-serif">⁠</span>Endoskopik Yöntemler (URS – RIRS):</strong>&nbsp;İdrar yolundan kamera ile girilerek (Kapalı bir şekilde) taşa ulaşılır, taş lazerle kırılır ve büyük parçalar dışarı alınırken küçük kırıntıların idrar ile atılımı sağlanır. Bu işlem esnasında kullanılan teknoloji çeşidine göre ameliyatın konforu ve başarısı değişkenlik gösterebilmektedir ki bizde hastanemizde bu ameliyatı uygularken lazer teknolojisinin en gelişmişlerinden olan thulium lazer cihazını kullanmaktayız.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>4.</strong><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI Symbol&quot;,sans-serif">⁠</span>&nbsp;</strong><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI Symbol&quot;,sans-serif">⁠</span>Perkütan cerrahiler:</strong>&nbsp;Genellikle 2 cm'den büyük, böbrek yerleşimli taşlarda bel bölgesinden yaklaşık 2 cm’lik küçük bir kesi yardımı ile (Perkütan nefrolitotomi) böbreğe ulaşılarak taşlar temizlenir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>5.</strong><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI Symbol&quot;,sans-serif">⁠</span>&nbsp;</strong><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI Symbol&quot;,sans-serif">⁠</span>Açık Cerrahi:</strong>&nbsp;Günümüzde çok nadiren gerekli olur, diğer yöntemlerin uygun olmadığı özel durumlarda tercih edilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Hastanemizde taş hastalığının tanı ve tedavisi ile ilgili her türlü modern yöntem başarılı bir şekilde uygulanmaktadır. Hastalarımız, şikâyetlerine en uygun ve en güncel tedavi seçeneklerinden yararlanabilmektedir. Özellikle endoskopik cerrahilerde kullandığımız thulium lazer cihazı ile tam taşsızlık sağlama oranlarımız oldukça yüksek izlenmektedir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>KORUNMA YOLLARI</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Üriner sistem taş hastalığının Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde çok sık görülmekle birlikte tedavisi olan bir sağlık sorunu olduğunu belirten Opr. Dr. Tüfekçi, korunma yolları ile ilgili şunları söyledi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Bol su içmek, sağlıklı beslenmek, düzenli egzersiz yapmak ve düzenli kontrollerle taş oluşumunun önüne geçmek mümkündür. Bu tarz şikayetleri olan ya da ailesinde taş hastalığı öyküsü olan hastalarımızın, vakit kaybetmeden bir üroloji uzmanına muayene olmasını öneriyoruz.”</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Sep 2025 16:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/09/sanko-universitesinden-bobrek-tasi-hastaligina-karsi-uyari-1758809153.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prof. Dr. Maralcan: Tiroit Kanserinde Erken Teşhis Hayat Kurtarır</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/prof-dr-maralcan-tiroit-kanserinde-erken-teshis-hayat-kurtarir-76838</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/prof-dr-maralcan-tiroit-kanserinde-erken-teshis-hayat-kurtarir-76838</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Göktürk Maralcan, tiroit kanserlerinin tipik bir belirtisi olmadığını söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Prof. Dr. Maralcan, Tiroit Kanseri Farkındalık Ayı nedeniyle yaptığı açıklamada “Tiroit kanseri; tiroit bezinin ilerleyici, boyun lenf nodları ve diğer organlara yayılabilen hastalığıdır” dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Nedeni bilinmemekle birlikte, oluşumu için bazı risk faktörleri olduğunu kaydeden Prof. Dr. Maralcan, bilinen risk faktörlerinin radyasyon, ailede tiroit kanseri geçmişi ve genetik geçiş olduğunu ve tedavi planlanırken bu risk faktörlerinin de göz önüne alındığını ifade etti.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Tiroit kanserinin bazı hastalarda boyunda şişlikle fark edilebileceğini söyleyen Prof. Dr. Maralcan, “Bazen hastalık genel kontrol amaçlı tarama testleri sırasında tespit edilebilir. Tiroit ultrasonunda, tiroit nodülü veya nodüllerinin saptanmasıyla ortaya çıkabilir” diye konuştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Prof. Dr. Maralcan, nadir rastlanan bazı belirtilerini; yutma güçlüğü, ses kısıklığı, boyun veya boğazda ağrı, solunum problemleri ve lenf düğümlerinde şişlik olarak sıraladı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>TANI YÖNTEMLERİ:</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Prof. Dr. Maralcan, tiroit kanserinin tanısı için kullanılan yöntemlerİ hakkında ise şunları söyledi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“- Fizik muayene: Hekim tarafından hastanın bilgileri öğrenildikten sonra yapılan elle muayene yöntemidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Kan testleri: Tiroit hastalığı varsa hormon düzeylerinin nasıl olduğunu değerlendirmemize yarar. Tiroit kanserlerinde tiroit hormonlarının kan düzeyleri çoğunlukla normal sınırlardadır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Ultrason: Tiroit kanseri şüphesi oluştuğunda, tiroit ultrason tetkikindeki kanser şüpheli nodül veya nodüllerden ince iğne aspirasyon biyopsisi yapılır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- İnce iğne aspirasyon biyopsisi: Sonucuna göre tanı için yetersiz materyal, benign, önemi belirsiz atipi, foliküler neoplazi, kanser şüpheli durum veya kanser ön tanıları sitoloji raporu ile bildirilir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>TEDAVİ YÖNTEMLERİ:</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Cerrahi yöntem: Tiroit kanserlerinde başlıca tedavi yönteminin cerrahi olduğunu anımsatan Prof. Dr. Maralcan, “Cerrahinin genişliğini belirlemek veya cerrahi dışı tedavi yöntemlerini planlamakta, kanserin cinsi ve hastaya ait özellikler çok önemli yer tutar. Bazı hastalarda sadece tek taraflı tiroit lobu çıkarılır. Bu durum genelde papiller mikrokanser denen çeşidin düşük riskli olan hastalarına uygulanır” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Birçok tiroit kanseri hastasında ise bilateral total ‘tiroidektomi’ denen tiroit bezinin tamamının çıkartıldığı ameliyat yapıldığını belirten Prof. Dr. Maralcan, şu ifadeleri kullandı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Tiroidektominin yanı sıra bazı tiroit kanseri hastalarında lenf nodlarının çıkartıldığı boyun diseksiyonu ameliyatı da yapılır. Boyun diseksiyonu; hastalığın boyun lenf nodlarına yayıldığına dair bulgular varsa yapılır. Bu durumun istisnaları da bulunmaktadır. Örneğin medüller kanserde boyun orta bölge lenf bezlerine çok yüksek oranda yayılım olduğu bilindiği için tiroidin tamamı çıkartılırken aynı zamanda orta bölge lenf bezleri de çıkartılır. Hurthle hücre tipi kanserlerde de benzer durum vardır.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Prof. Dr. Maralcan, radyoaktif iyot ablasyonu yöntemiyle ilgili olarak ise şunları söyledi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Tiroidin tamamının cerrahi olarak alındığı papiller ve foliküler kanser hastalarının nüks bakımından yüksek riskli olanlarında uygulanan bir tedavi yaklaşımıdır. Amacı ameliyat sonrası geride kalmış olabilecek mikroskobik odakları yok etmektir. Ayrıca ileri evre, metastatik papiller ve foliküler tiroit kanserlerinde tedavi amacıyla yüksek dozlarda kullanılır.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">-Kemoterapi: Tiroit kanserlerinin tedavisinde kemoterapinin pek başarılı olmadığını anlatan Prof. Dr. Maralcan, şunları kaydetti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Ancak ileri evre, metastatik tiroit kanserlerinde kullanılır ve kısmen faydalı olabilir. Genel olarak kullanılan ilaçlar tirozin kinaz inhibitörleridir. Cerrahi tedavi dışında diğer tedavi yöntemleri çok azınlıkta ve seçilmiş hastalara uygulanır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Tiroit papiller mikrokanser hastalarının seçilmiş, hastalığın ilerlemesi bakımından çok düşük risk grubunda olanlara, ameliyatı tolere edemeyecek kadar ciddi yandaş hastalığı bulunan hastalara aktif takip ve/veya radyofrekans, mikrodalga vb. ablasyon yöntemleri uygulanabilir ancak bu tip yaklaşımlar çok deneyimli merkezler tarafından uygulanması gereken tedavi yöntemleridir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Tiroit kanserlerinde; cerrahi veya cerrahi dışı tedaviler tamamlandıktan sonra tiroidin tamamının çıkartıldığı hastalarda yaşam boyu kullanmak üzere tiroit hormonu başlandığını aktaran Prof. Dr. Maralcan, “Genellikle başarılı şekilde tedavi edilebilen tiroit kanserlerinde erken teşhis ve uygun tedaviyle hastaların büyük bir kısmı uzun ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilir. Tiroit kanseri hakkında farkındalık oluşturmak ve belirtilerini erken dönemde tanımak, hastalığın tedavisinde büyük bir öneme sahiptir” diye konuştu.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 24 Sep 2025 11:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/09/prof-dr-maralcan-tiroit-kanserinde-erken-teshis-hayat-kurtarir-1758702727.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prostat Kanseri Erkeklerde En Sık Görülen İkinci Kanser!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/prostat-kanseri-erkeklerde-en-sik-gorulen-ikinci-kanser-76723</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/prostat-kanseri-erkeklerde-en-sik-gorulen-ikinci-kanser-76723</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Sakıp Erturhan, prostat kanserinin erkeklerde akciğer kanserinden sonra dünya genelinde en çok görülen ikinci kanser türü olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">15 Eylül Prostat Kanseri Farkındalık Günü nedeniyle açıklama yapan Prof. Dr. Erturhan, “Sık idrara çıkma, idrar yaparken zorlanma, ağrı gibi belirtilerle kendini gösteren prostat kanserinde hastaya multidisipliner yaklaşımla tedavi seçenekleri sunulmaktadır” dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Prostat kanserinin ABD ve Batı Avrupa’da erkeklerde en sık görülen kanser türü olduğunu, Asya toplumlarında az görülmesinin ise dünya ortalamasını düşürdüğünü kaydeden Prof. Dr. Erturhan, 2020 yılında dünya genelinde 1.4 milyon yeni tanı alan hasta ve 375.000 yaşam kaybı bildirildiğini ifade etti.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Türkiye’de prostat kanserinin insidansı (Görülme sıklığı) ile ilgili ilk ciddi çalışmanın 2009 yılında yapılan Prostatürk çalışması olduğunu ve sonucunda Türkiye’de prostat kanser insidansının 100.000’de 35 olarak bulunduğunu belirten Prof. Dr. Erturhan çalışmaya yönelik şu bilgileri paylaştı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“2022 yılında Türk Üroloji Akademisi Üroonkoloji Araştırma grubu tarafından yapılan kesitsel çalışma Gaziantep, İstanbul, Ankara, Erzurum, Giresun, Zonguldak, Samsun, Isparta ve Mersin olmak üzere 9 merkezde yürütüldü. Öncesinde yazılı ve görsel basında duyurusu yapılan bu çalışmaya 15 Eylül Prostat Kanseri Farkındalık gününün olduğu hafta (12-16 Eylül 2023) belirtilen merkezlere başvuran; 50-80 yaş arası semptomatik/asemptomatik erkek hastalar ile 40 yaş üstü aile öyküsü olan gönüllü erkek hastalar dahil edildi. Hastaların rektal muayeneleri ve serum PSA (Prostat Spesifik Antijen) düzeyleri kontrol edilip gerekli görülen hastalardan prostat biyopsisi uygulandı. Toplam 873 gönüllünün katıldığı bu çalışmada, gönüllülerin 87’sinden biyopsi alındı ve hastaların 16’sında (Yüzde 1.83) prostat kanseri yakalandı. Kanser saptanan hastaların sayısı ise 9 (Yüzde 0.91) olarak tespit edildi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Söz konusu bu veriler, dünya ortalamasının altında olmakla birlikte çalışmamıza esas teşkil eden, ‘Türkiye’de prostat kanseri için rutin tarama uygulanmalı mıdır?’ sorusuna yüksek sesle “evet” diyecek düzeyde değildi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Ancak prostat kanseri tüm dünyada halen yaşam kaybına neden olan bir hastalık olma özelliğini sürdürmektedir. Özellikle ailesinde prostat kanseri hikayesi olan 40 yaşından büyük erkekler en ciddi risk grubudur. İdrar yapma ile ilgili şikayetleri olan erkeklerin ürolog kontrolüne gitmeleri, daha sonraları yaşam kaybıyla sonuçlanabilecek ileri evre prostat kanserinin erken dönemde yakalanmasına imkan verebilmektedir.”&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>PROSTAT KANSERİ OLUŞUMUNA ETKİ EDEN FAKTÖRLER</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Prostat kanserinin neden oluştuğuna dair pek çok faktörün, tarihsel süreçte araştırıldığını anımsatan Prof. Dr. Erturhan, şunları söyledi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“İyi huylu prostat büyümesinden aşırı seksüalite, pek çok gıda ve vitamin alımının etkisi üzerinde durulmuşsa da bugün için elimizde kalan iki ana faktör; ileri yaş ve aile öyküsüdür. Burada ileri yaştan kasıt, 50 yaş üzeri grup olmaktadır. Ancak ailesinde birinci derece yakınlarında prostat kanseri hikayesi olanlarda bu sınır 40 yaşa inmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Son yıllarda onkogenetik araştırmalar prostat kanserinin, meme ve yumurtalık kanseri ile benzer kötü gen havuzunu kullandığını göstermiştir. Bunun günlük pratikte anlamı, birinci derece kadın yakınlarında meme ve yumurtalık kanseri olanlarda da artmış prostat kanser riski bulunmaktadır.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>PROSTAT KANSERİNDE HASTA YÖNETİMİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Yukarıda bahsedilen semptomlarla başvuran hastalarda ayrıntılı bir medikal öykü ve dokunarak prostat muayenesi ile PSA düzeylerine bakılır” diyen Prof. Dr. Erturhan, şöyle konuştu:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Gerek muayenede gerekse PSA tahlilinde bir anormallik tespit edilirse prostattan parça (Biyopsi) alınır. Biyopsi sonrası sonuç prostat kanseri ile uyumlu gelirse hastalığın evresini (Komşu organlara veya uzak organlara yayılım durumu) ortaya koymak amaçlı radyolojik ve gerekli olgularda nükleer tıp görüntüleme yöntemleri kullanılır.”</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 14 Sep 2025 12:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/09/prostat-kanseri-erkeklerde-en-sik-gorulen-ikinci-kanser-1757841945.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SANKO Hastanesi Uzmanından Uyarı: Sağlıklı Beslenme Öğrenme Gücünü Artırıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/sanko-hastanesi-uzmanindan-uyari-saglikli-beslenme-ogrenme-gucunu-artiriyor-76592</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/sanko-hastanesi-uzmanindan-uyari-saglikli-beslenme-ogrenme-gucunu-artiriyor-76592</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Hastanesi Uzman Diyetisyeni Meltem Demirci, sağlıklı beslenmenin, öğrencilerin öğrenme gücünü artırdığını söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Besleyici bir beslenme planının yalnızca fiziksel sağlık için değil, aynı zamanda genç bireylerin zihinsel performansı için de önemli olduğunu belirten Demirci, kahvaltı yapan öğrencilerin okula daha enerjik, dikkatli ve öğrenmeye hazır başladıklarının, kahvaltıyı atlayan öğrencilerin ise dikkat ve konsantrasyonlarını sürdürmekte güçlük yaşadıklarının gözlemlendiğini ifade etti.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Özellikle sabah öğününde tercih edilen doğru besinlerin, çocukların bağışıklık sistemi, dikkat süresi, hafıza gücü ve sınav başarısı üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olduğunu kaydeden Demirci, şöyle devam etti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Gece boyunca süren açlık döneminin ardından, beynin yeniden enerji, protein, yağ, vitamin ve minerallere ulaşabilmesi için kahvaltı kritik bir fırsat sunar. Bu sayede öğrenciler gün boyu zihinsel odaklarını koruyabilirler. Araştırmalar, düzenli kahvaltı yapan çocukların hafıza ve dikkat gerektiren görevlerde daha yüksek performans gösterdiğini ortaya koymaktadır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Beyin gelişimi ve bilişsel fonksiyonlar için protein, sağlıklı yağlar, demir, B vitaminleri ve D vitamini gibi öğeler vazgeçilmezdir. Bu öğelerin düzenli beslenme planı içinde yer almaması, çocuklarda yorgunluk, baş ağrısı ve öğrenme güçlüğü gibi olumsuzluklara yol açabilir. Özellikle sabah saatlerinde, kan şekeri seviyesinin dengelenmesi için kahvaltı önem taşır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Türkiye’de yapılan çalışmalar da düzenli kahvaltı alışkanlığı ile akademik başarı arasında güçlü bir ilişki bulunduğunu doğrulamaktadır. Tam tahıllı ekmek, yumurta, süt ürünleri, taze meyve ve sebze içeren dengeli bir kahvaltı, çocukların bilişsel süreçlerini desteklerken, kahvaltıyı atlayan öğrencilerde dikkat dağınıklığı ve öğrenme zorlukları daha sık görülmektedir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Başarılı bir beslenme planının sürdürülebilirliği için ebeveynlerin, öğrencilerin ve eğitim kurumlarının iş birliğinin önemine değinen Demirci, şu önerilerde bulundu:</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>&nbsp;</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>“ - Dengeli öğün planlaması yapın:</strong>&nbsp;Kahvaltıda süt veya yoğurt, tam tahıllı ekmek ve meyve kombinasyonları besin çeşitliliği sağlar. Atıştırmalıklarda ise kuruyemiş, peynir veya taze meyve tercih edilebilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>-</strong>&nbsp;<strong>Kahvaltıyı günlük rutine dâhil edin:</strong>&nbsp;Çocukların her sabah kahvaltı yapması teşvik edilmeli, yoğun sabahlar için akşamdan pratik alternatifler hazırlanmalıdır (Örneğin, haşlanmış yumurta, dilimlenmiş meyve veya tam buğday ekmeğiyle hazırlanmış sandviç). Sandviçler hem taşınabilir hem de çocukların severek tüketebileceği pratik seçeneklerdir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>- Şeker tüketimini sınırlayın:</strong>&nbsp;Su ve süt gibi içecekler önerilmeli, şekerli içecekler dikkat ve enerji düzeyleri üzerinde olumsuz etki yaratabileceği için sınırlandırılmalıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>- Okul için sağlıklı ara öğünler hazırlayın:</strong>&nbsp;Öğrencilere gün içinde tüketebilecekleri meyve, yoğurt veya tam tahıllı sandviç gibi seçenekler sunulabilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>- Rol model olun:</strong>&nbsp;Ebeveynler ve öğretmenler, çocuklara sağlıklı beslenme konusunda örnek olmalı, öğünlerin birlikte tüketilmesi, ekran kullanımının sınırlandırılması ve beslenmenin önemi hakkında farkındalık çalışmaları yapılmalıdır. Düzenli ve bilinçli beslenme alışkanlıklarının kazandırılması, çocukların hem fiziksel hem de zihinsel açıdan güçlenmelerini sağlayarak akademik başarılarını destekleyecektir.”</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Sep 2025 11:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/09/sanko-hastanesi-uzmanindan-uyari-saglikli-beslenme-ogrenme-gucunu-artiriyor-1756973905.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SANKO Üniversitesi’nden Travma ve Stresle Mücadelede EMDR Tavsiyesi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesinden-travma-ve-stresle-mucadelede-emdr-tavsiyesi-76317</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesinden-travma-ve-stresle-mucadelede-emdr-tavsiyesi-76317</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Hastanesi Uzm. Klinik Psikoloğu Kübra Koçer, EMDR’nin (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme), özellikle travma ve stresle başa çıkmakta zorlanan kişiler için çok etkili bir terapi yöntemi olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<div style="text-align:start">
<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Koçer, 1980'lerde Francine Shapiro tarafından geliştirilen EMDR yönteminin ağırlıklı olarak travmatik deneyimlerin işlenmesi, anıların yeniden yapılandırılması ve duygusal bozuklukların iyileştirilmesi amacıyla kullanıldığını belirtti.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Bu yöntemin, bireylerin travmatik anılarına dair duyarsızlaştırma sağlamak için göz hareketlerinden faydalanır. Aslında travma dünyayı ve kendimizi anlamlandırma biçimimizin aldığı derin yaradır” şeklinde konuşan Koçer, şu bilgileri verdi:</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“EMDR, travmatik anıların beynimizde nasıl işlendiğini anlamamıza dayalı bir yaklaşımdır. Bu yöntem, danışanların geçmişteki travmalarını, göz hareketleri gibi bilateral uyarımlar kullanarak yeniden işlemelerine olanak tanır. Bilateral uyarımlar, beynin iki yarım küresi arasında bir denge kurar ve bu da duygusal anıların daha sağlıklı bir şekilde işlenmesini sağlar.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Çalışmalar, EMDR'nin beynin duygusal işlemleme süreçlerini etkileyerek, travma sonrası stresin azaldığını ve kişinin psikolojik sağlığının iyileştiğini gösteriyor. Bu terapi yöntemi, travma sonrası stres bozukluğu (PTSD) başta olmak üzere anksiyete, depresyon ve fobiler gibi pek çok durumda etkili bir tedavi seçeneği sunar.”</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">EMDR’nin temelinde beynin travmatik anıları işleme biçimi yatığını anımsatan Koçer, şöyle devam etti:</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Bilateral uyarımlar kullanılarak beynin sağ ve sol yarım küreleri arasında bir denge kurulması sağlanır. Bu denge, kişinin olumsuz duygusal anılarını yeniden işleyip, daha sağlıklı bir şekilde anlamasına yardımcı olur.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Çeşitli klinik araştırmalar, EMDR’nin özellikle PTSD tedavisinde oldukça etkili olduğunu kanıtlamıştır. Travmaların işlenmesi sürecinde beyin, daha sağlıklı bir şekilde anıları tekrar yapılandırır ve bu sayede kişi, duygusal yükünü hafifletir.”</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>KİMLERE UYGULANIR?</strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">EMDR’nin farklı psikolojik sorunları olan kişilerde başarıyla kullanılabildiğini belirten Koçer, şunları kaydetti:</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“<strong>•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Post-Traumatik Stres Bozukluğu (PTSD):</strong>&nbsp;Savaş, taciz, kaza ya da doğal afetler gibi travmatik olaylar sonrası PTSD yaşayan kişilerde EMDR oldukça etkili olmuştur.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Anksiyete ve Panik Bozuklukları:</strong>&nbsp;Travmalarla ilişkili anksiyete bozuklukları için EMDR iyi bir seçenek olabilir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Depresyon:</strong>&nbsp;Geçmişteki travmalar nedeniyle ortaya çıkan depresyon durumlarında, EMDR’nin faydalı olduğu klinik olarak gösterilmiştir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Fobiler:</strong>&nbsp;Özellikle travma kaynaklı fobilerde EMDR, kişiyi bu korkularla başa çıkma konusunda destekler.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bireysel Gelişim ve Performans:</strong>&nbsp;Ayrıca, travma geçmişi olmayan ancak kaygı, stres ve performans sorunları yaşayan kişilerde de EMDR kullanılabilir.”</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>EMDR’NİN FAYDALARI:</strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Koçer EMDR’nin faydalarını şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>&nbsp;</strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Travmatik anıların duygusal etkisini hafifletir ve kişiyi bu anılara karşı duyarsızlaştırır.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kişinin düşünsel ve duygusal işleme süreçlerini düzenler, anıları yeniden yapılandırmasına yardımcı olur.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kaygı, stres ve depresyon düzeylerini azaltır.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bireylerin günlük yaşamlarındaki işlevselliği ve ruhsal sağlığını iyileştirir.”</span></span></span></span></p>
</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 12 Aug 2025 13:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/08/sanko-universitesinden-travma-ve-stresle-mucadelede-emdr-tavsiyesi-1754995273.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Akciğer Kanseri Ölümlerinde Alarm: Erken Tanı Umut Veriyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/akciger-kanseri-olumlerinde-alarm-erken-tani-umut-veriyor-76158</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/akciger-kanseri-olumlerinde-alarm-erken-tani-umut-veriyor-76158</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Levent Elbeyli, akciğer kanserinde erken teşhisin tedavide başarıyı artırdığını söyledi.

 ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Prof. Dr. Levent Elbeyli, 1 Ağustos Dünya Akciğer Kanseri Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, dünyada her yıl 2 milyonun üzerinde insanın akciğer kanseri tanısı aldığını ve 1,5 milyon civarında insanın akciğer kanseri nedeniyle hayatını kaybettiğini söyledi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Akciğer kanserinin, ülkemizde ve dünyada erkeklerde en sık görülen, kadınlarda da görülme sıklığı gittikçe artan ve yaşam kaybının en yüksek olduğu kanserler arasında olduğunu anımsatan Prof. Dr. Elbeyli, şu bilgileri paylaştı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Ülkemizde halen akciğer kanseri hastalarının çoğunluğu ileri evrede tanı almaktadır. Erken evrelerde yakınmaların az olması ya da olmaması, hastaların çoğunluğunun sigara içmesi, yakınmalarını önemsememeleri ve basit nedenlere bağlı olduğunu düşünmeleri nedeniyle başvuru sürecini çoğunlukla geciktirmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Erken teşhis ise tedavide başarıyı artırmakta, hastalara ameliyat olabilme şansı sunmakta ve hastaların yaşam sürelerini uzatmaktadır. Akciğer kanseri açısından risk taşıyanlarda düzenli sağlık kontrolleri erken teşhis için en etkili yöntemlerdir. Özellikle sigara ve diğer tütün ürünlerini tüketen, mesleki olarak risk altında bulunan ve ailesinde akciğer kanseri olan bireylerin daha dikkatli olması gerekmektedir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Prof. Dr. Elbeyli, “Şikayetlerinizi önemseyin ve mutlaka kontrolleriniz yaptırın. Öncelikle akciğer kanserine yakalanmamak, erken teşhis ile cerrahi ve onkolojik yeni yöntemlerle sağlıklı uzun yaşam mümkün olabilmektedir” diye konuştu.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 01 Aug 2025 19:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/08/akciger-kanseri-olumlerinde-alarm-erken-tani-umut-veriyor-1754066965.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaz Aylarında Sessiz Tehdit: Buzdan Kaynaklı Zehirlenmelere Dikkat!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/yaz-aylarinda-sessiz-tehdit-buzdan-kaynakli-zehirlenmelere-dikkat-75870</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/yaz-aylarinda-sessiz-tehdit-buzdan-kaynakli-zehirlenmelere-dikkat-75870</guid>
                <description><![CDATA[Sıcak havalarda içilen buzlu içeceklerin ferahlığına kapılmadan önce dikkat edilmesi gereken çok önemli bir sağlık riski var.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sıcak yaz günlerinde serinlemek için tercih edilen buzlu içecekler, eğer hijyen koşullarına dikkat edilmezse ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, buzun da bir besin olduğunu ve sağlığa zararlı mikroorganizmaları taşıyabileceğini söyledi.</p>

<p>Yiğit, "Buzlar çoğunlukla çeşme suyu ile hazırlanıyor ve bu suların temizliği şüpheli olabilir. Ayrıca buzlara çıplak elle dokunmak ya da tekrar tekrar dondurmak ciddi hijyen sorunlarına neden olur,” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Zehirlenme belirtilerinin içecek tüketildikten saatler sonra bile ortaya çıkabileceğini vurgulayan uzman, özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik rahatsızlığı olan bireylerin bu konuda daha dikkatli olması gerektiğini belirtti. İşletmelere de buz makinelerini düzenli olarak temizlemeleri çağrısında bulundu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 08 Jul 2025 11:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/07/yaz-aylarinda-sessiz-tehdit-buzdan-kaynakli-zehirlenmelere-dikkat-1751965266.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuklar ve Yaşlılar Riskte: SANKO&#039;dan Yazın Gıda Zehirlenmesine Karşı 7 Altın Kural</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/cocuklar-ve-yaslilar-riskte-sankodan-yazin-gida-zehirlenmesine-karsi-7-altin-kural-75623</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/cocuklar-ve-yaslilar-riskte-sankodan-yazin-gida-zehirlenmesine-karsi-7-altin-kural-75623</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Hastanesi Uzman Diyetisyeni Meltem Demirci, yaz aylarında dışarıda yenilen yiyeceklerden buzdolabında bekleyen yemeğe kadar birçok besinin hızla bozulma riski taşıdığını belirterek, yaz mevsiminin gıda zehirlenmelerinin en sık görüldüğü dönem olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Yaz aylarında sessiz tehlike olarak adlandırılan gıda zehirlenmelerine dikkat çeken Uzm. Diyetisyen Demirci, “Gıda zehirlenmesi, bozulan veya mikrop bulaşan besinlerin tüketilmesiyle meydana gelir. Genellikle bakteriler (Salmonella, E.coli), virüsler ya da parazitler bu duruma neden olur” dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Kusma, ishal, mide bulantısı, ateş, karın ağrısı vb. ile kendini belli eden gıda zehirlenmelerinin çoğu zaman hafif atlatıldığını kaydeden Uzm. Diyetisyen Demirci, ancak çocuklar, yaşlılar, hamileler ve kronik hastalığı olan bireylerde ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirtti.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzm. Diyetisyen Demirci, gıda zehirlenmesine yol açan yaygın nedenleri şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“ - Et, tavuk, balık ve yumurtanın çiğ ya da az pişmiş tüketilmesi</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Süt ve süt ürünlerinin bozulmuş ya da açıkta satılması</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Sebze ve meyvelerin iyi yıkanmadan yenmesi</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Uygun sıcaklıkta saklanmayan ya da açıkta bekleyen yiyecekler</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Son kullanma tarihi geçmiş ürünlerin tüketilmesi.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>KENDİMİZİ NASIL KORURUZ?</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzm. Diyetisyen Demirci, gıda zehirlenmelerine karşı alınabilecek önlemleri ise şu şekilde özetledi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“ - Sebze ve meyveleri bol suyla yıkayın, mümkünse sirkeli suda bekletin.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Buzdolabında et, tavuk, balık vb. ürünleri +4°C, dondurucuda -18°C’de muhafaza edin.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Çiğ ve pişmiş gıdaları ayrı saklayın, aynı kesme tahtasını kullanmayın.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Yemekleri en geç 2 saat içinde buzdolabına kaldırın.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Artan yemekleri aynı gün içinde kaynatarak tüketin.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Ellerinizi yemek öncesinde ve sonrasında en az 20 saniye süreyle sabunla yıkayın.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Dışarıda açıkta satılan ürünlerden uzak durun.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>BESİN SAKLAMA VE DEPOLAMA KOŞULLARI</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzm. Diyetisyen Demirci, besin saklama ve depolama koşullarına yönelik olarak ise şu bilgileri verdi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“&nbsp;<strong>1.</strong>&nbsp;Et, tavuk, balık: Buzdolabında en çok 1-2 gün, dondurucuda 3-6 ay saklanmalıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Çözündürme işlemi buzdolabında yapılmalı, çözünen ürün yeniden dondurulmamalıdır.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>2.</strong>&nbsp;Süt ve süt ürünleri: Ambalajlı ve pastörize ürünler tercih edilmelidir. Açılan ürünler 2-3 gün içinde tüketilmelidir. Peynir ve yoğurt gibi ürünler cam kapta saklanmalıdır.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>3.&nbsp;</strong>Sebze-meyveler: Yıkanmadan buzdolabına koyulmalı, tüketmeden önce iyice yıkanmalıdır. Nemsiz ve hava alan torbalarda muhafaza edilmelidir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>YEMEKLERİ TEKRAR TEKRAR ISITMAYIN</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Gıda zehirlenmelerine karşı alınacak en önemli önlemler arasında buzdolabı kullanımına dikkat edilmesi gerektiği olduğunu ifade eden Uzm. Diyetisyen Demirci şöyle devam etti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Soğuk zinciri koruyun. Buzdolabı +4°C, dondurucu -18°C olmalıdır. Pişmiş yemekleri üst raflarda, çiğ et ve balığı alt raflarda saklayın. Ağzı açık yiyecek bırakmayın, cam kaplarda muhafaza edin. Haftalık temizlik yaparak bakteri birikimini önleyin.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Gıda güvenliğinin evde başladığına dikkat çeken Uzm. Diyetisyen Demirci, şu uyarılarda bulundu:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“El hijyenine dikkat edin. Mutfak bezlerini sık değiştirin. Et ile sebze için kesme tahtalarını ayrı kullanın. Yemekleri tekrar tekrar ısıtmayın, aynı gün tüketin.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Unutmayın ki, besinler sadece tok tutmaz, aynı zamanda sağlığımızı da şekillendirir. Gıda zehirlenmeleri çoğu zaman küçük bir dikkatsizlikle başlar ama büyük sonuçlar doğurabilir. Gıdanın güvenli olması en az besleyici olması kadar önemlidir. Sağlıklı bir yaşam, bilinçli tüketimle başlar.”</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Jun 2025 11:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/06/cocuklar-ve-yaslilar-riskte-sankodan-yazin-gida-zehirlenmesine-karsi-7-altin-kural-1750323327.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde Başarılı Nakil: Anne-Kız Hikâyesi Yürekleri Isıttı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesi-hastanesinde-basarili-nakil-anne-kiz-hikayesi-yurekleri-isitti-75455</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesi-hastanesinde-basarili-nakil-anne-kiz-hikayesi-yurekleri-isitti-75455</guid>
                <description><![CDATA[Adana’dan Gaziantep’e gelen 54 yaşındaki A.U., SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezi’nde (TransplANTEPSANKO), kızı Y.D.’nin bağışladığı böbrekle sağlığına kavuştu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Mide bulantısı, kusma, iştahsızlık ve beslenememe şikayetleriyle doktora başvuran A.U.’ya yapılan tetkiklerin ardından böbrek yetmezliği tanısı konuldu. Organ nakli için farklı merkezleri araştıran aile, SANKO Üniversitesi Hastanesi’ni tercih etti.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı / Nefroloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Mehtap Akdoğan ve Genel Cerrahi Anabilim Dalı / Organ Nakil Merkezi Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Yücel Yüksel öncülüğünde, başarılı nakille anne ve kızı sağlıklı bir şekilde taburcu edildi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Nakil süreci hakkında konuşan organ bağışçısı Y.D., süreç hakkında şu bilgileri verdi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Gaziantep’e Adana’dan geldik. Farklı hastanelerle görüşüp, bilgi aldık ama içimize en çok sinen yer SANKO Üniversitesi Hastanesi oldu. Tetkik ve ameliyat süreci çok sistemli ve hızlı ilerledi. Personelin ilgisi, hekimlerin yaklaşımı bizi çok memnun etti. Ameliyat da çok başarılı geçti.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Ameliyat sonrası duygularını paylaşan anne A.U. ise anlamlı bağış için kızına teşekkür ederek, duygularını şöyle dile getirdi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Ben böbrek alıcısıyım, kızıma çok teşekkür ediyorum. Bana canını verdi. Bu bana çok anlamlı ve duygu dolu bir hediye oldu. Hastanede herkes bizimle çok güzel ilgilendi. Şu anda kendimi çok daha iyi hissediyorum. Herkese, ama en çok da kızıma teşekkür ediyorum; onu çok seviyorum.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>HEM TIBBİ BAŞARI HEM DE GÜÇLÜ AİLE BAĞININ ANLAMLI ÖRNEĞİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Organ naklinin, yalnızca cerrahi bir işlem değil aynı zamanda umut ve hayat armağanı olduğunu söyleyen Doç. Dr. Yücel Yüksel, şu değerlendirmeyi yaptı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Bu özel nakilde hem tıbbi başarı hem de güçlü bir aile bağının anlamlı örneğine tanıklık ettik.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Kronik Böbrek yetmezliği tanısı konulan ve diyalize başlaması gerektiği söylenen annesi için hiç tereddüt etmeden annesine böbreklerinden birini bağışladı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Adana’dan gelen hastalarımızın yapılan tetkiklerinde organ nakline engel bir engel saptanmadı. Kızının sağ böbreği tamamen kapalı yöntemle alınırken, annesinin protein kaybına neden olan kendi sol böbreği nakil ameliyatında çıkartıldı ve kızının bağışladığı böbrek başarı ile nakledildi. Nakil ameliyatı esnasında kişinin kendi böbreğini alarak yerine böbrek nakli zor bir ameliyattır. SANKO Üniversitesi Hastanesi olarak bu ameliyatları sorunsuz yapmaktayız.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Hastalarımızın sağlıklı ve mutlu olması bizler için en büyük mutluluk olmaya devam ediyor.”</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Jun 2025 13:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/06/sanko-universitesi-hastanesinde-basarili-nakil-anne-kiz-hikayesi-yurekleri-isitti-1749119971.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SANKO Üniversitesi’nden Bayram Sofraları İçin Sağlıklı Et Tüketimi Tavsiyesi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesinden-bayram-sofralari-icin-saglikli-et-tuketimi-tavsiyesi-75453</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesinden-bayram-sofralari-icin-saglikli-et-tuketimi-tavsiyesi-75453</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Dr. Benan Semercioğlu, kırmızı etin, yüksek proteinin yanı sıra demir, çinko ve B12 vitamini bakımından zengin olduğunu belirterek, doymuş yağ ve kolesterol içeriği nedeniyle aşırı ve kontrolsüz kırmızı et tüketiminin sağlık risklerini artırdığını söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Kırmızı et tüketiminin belirgin şekilde arttığı Kurban Bayramı’nda etin hazırlanması, saklanması ve tüketim miktarının halk sağlığı açısından kritik önem taşıdığını vurgulayan Öğr. Gör. Dr. Semercioğlu, özellikle hipertansiyon, kardiyovasküler hastalıklar, diyabet ve böbrek hastalıkları gibi kronik rahatsızlıkları olan bireylerin et tüketiminin porsiyon kontrolüyle sınırlanmalı, günlük toplam protein alımının dengelenmesi gerektiğinin altını çizdi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Ete ilave edilen tuz miktarına da dikkat edilmesi gerektiğine vurgu yapan Öğr. Gör. Dr. Semercioğlu, şunları kaydetti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Etin kesim sonrası en az 12–24 saat dinlendirilmeden tüketilmesi sindirim sorunlarına yol açmaktadır. Bu nedenle etin sertlik sürecinin tamamlanması beklenmeli, et hijyenik koşullarda saklanmalı ve mümkünse haşlama, ızgara veya fırınlama gibi sağlıklı pişirme yöntemleri tercih edilmelidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Kavurma ve kızartma gibi yüksek ısıda pişirme işlemleri heterosiklik aminler (HA) ve polisiklik aromatik hidrokarbonlar (PAH) gibi potansiyel kanser yapıcı maddelerin oluşumuna neden olmaktadır. Ayrıca et mangalda veya ızgarada pişirilirken etle ateş arasındaki uzaklığın kömürleşmeye neden olmayacak şekilde (en az 15-20 cm) ayarlanması gerekmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Kurban etini dikkatli bir şekilde muhafaza ederek besin zehirlenmelerinin önüne geçmek için eti buzlukta (-2°C) birkaç hafta, derin dondurucuda ise (-18°C) daha uzun süre saklamak uygundur.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Et çözdürülmesi de çok dikkat edilmesi gereken bir konudur. Çünkü yanlış çözdürme işlemleri besinlerde hastalık yapıcı mikroorganizmaların çoğalmasına neden olmaktadır. Donmuş etler oda sıcaklığında, tezgâhın üzerinde çözdürülmemeli, buzdolabında, mikrodalga fırında veya akan soğuk su altında çözdürme işlemleri gerçekleştirilebilir. Çözdürülmüş etlerin ise tekrar dondurulmaması gerekmektedir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Kurban Bayramı’nda kültürel alışkanlıkların farkında olarak dengeli ve bilinçli tercihler yapılmasıyla sağlıklı bir beslenme düzeni oluşturmanın önemine dikkat çeken Öğr. Gör. Dr. Semercioğlu, “Bayram sofralarında sebze, tam tahıl ve lif içeriği yüksek besinlere yer verilmesi, kırmızı etin olumsuz etkilerini dengelemeye yardımcı olacağına, şerbetli tatlıların yerine meyveli ve sütlü tatlıların tercih edilmesinin daha sağlıklı bir seçenek olacaktır” diye konuştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><img alt="" src="https://www.haberhanesi.com/public/images/detay/2025/k%20(2)(1).jpg" style="height:470px; width:790px" /></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Jun 2025 13:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/06/sanko-universitesinden-bayram-sofralari-icin-saglikli-et-tuketimi-tavsiyesi-1749118803.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmandan Uyarı: Kurban Eti Hemen Tüketilmemeli!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/uzmandan-uyari-kurban-eti-hemen-tuketilmemeli-75428</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/uzmandan-uyari-kurban-eti-hemen-tuketilmemeli-75428</guid>
                <description><![CDATA[Kurban Bayramı sofralarının vazgeçilmezi olan et tüketimi konusunda uzmanlardan önemli uyarılar geldi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kurban Bayramı’nın geleneksel yemekleri sağlık açısından dikkatli tüketilmeli.</strong> Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Yılmaz Bilgiç, bayramda aşırı ve aceleci et tüketiminin ciddi sindirim problemlerine yol açabileceğini belirtti.</p>

<p>Bilgiç’e göre, <strong>kesilen kurban eti hemen pişirilip tüketilmemeli.</strong> Etin bir süre dinlenmeden pişirilmesi halinde sindirim güçlüğü, mide şikayetleri ve bağırsak problemleri baş gösterebilir. Bu nedenle kurban etinin <strong>en az 1 gün buzdolabında dinlendirilmesi</strong> gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>Bayram boyunca her öğün et tüketmenin sindirim sistemi üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini</strong> aktaran Bilgiç, “Günde bir defa et tüketimi yeterlidir. Diğer öğünlerde sebze, yoğurt ve tam tahıllı besinlere yer verilmesi gerekiyor,” dedi.</p>

<p>Sakatat tüketiminin de dikkatle yapılması gerektiğini vurgulayan Bilgiç, özellikle karaciğer yağlanması olan kişilerin sakatatlardan uzak durması gerektiğini söyledi. Etin yanında <strong>şekerli tatlılardan kaçınılması</strong>, onun yerine <strong>sebze ve salatayla dengeli bir öğün yapılması</strong> öneriliyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 04 Jun 2025 12:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/06/uzmandan-uyari-kurban-eti-hemen-tuketilmemeli-1749028614.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>D Vitamini Eksikliği Belirtileri Nelerdir? Şişmanlığa Etkisi Var mı?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/d-vitamini-eksikligi-belirtileri-nelerdir-sismanliga-etkisi-var-mi-75352</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/d-vitamini-eksikligi-belirtileri-nelerdir-sismanliga-etkisi-var-mi-75352</guid>
                <description><![CDATA[D Vitamini Eksikliği Yaşlanmayı Hızlandırıyor! İşte Takviye ve Besinlerle Genç Kalmanın Yolu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yaşlanmayı yavaşlatmak artık hayal değil! ABD’de yapılan 4 yıllık bilimsel araştırma, <strong>D vitamini takviyesinin hücresel yaşlanmayı 3 yıla kadar geciktirebildiğini</strong> ortaya koydu. Özellikle <strong>güneş ışınlarından yeterince faydalanamayan bireylerde</strong> D vitamini eksikliği daha yaygın görülüyor. Bu eksiklik; halsizlik, kemik ağrıları, saç dökülmesi ve bağışıklık zayıflığı gibi birçok olumsuz etkiyi beraberinde getiriyor.</p>

<p><strong>D vitamini, cildin güneşe maruz kalmasıyla doğal olarak sentezlenirken</strong>, yeterli düzeyde alınmadığında dışarıdan takviye ya da gıdalar yoluyla desteklenmesi gerekiyor. Uzmanlar; süt ürünleri, yumurta sarısı, balık yağı, somon ve yulaf gibi besinlerin düzenli tüketiminin D vitamini seviyesini artırabileceğini belirtiyor.</p>

<p>D vitamini eksikliği, sadece kemik sağlığını değil; <strong>ruh halini, uyku düzenini ve metabolizmayı</strong> da olumsuz etkileyebiliyor. Bu durum ise zamanla <strong>kilo alımına</strong> ve genel yaşam kalitesinde düşüşe neden olabiliyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 29 May 2025 09:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/05/d-vitamini-eksikligi-belirtileri-nelerdir-sismanliga-etkisi-var-mi-1748501416.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kardeşlik Bağı Hayat Oldu: SANKO’da Başarılı Böbrek Nakli</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/kardeslik-bagi-hayat-oldu-sankoda-basarili-bobrek-nakli-75158</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/kardeslik-bagi-hayat-oldu-sankoda-basarili-bobrek-nakli-75158</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezi’nde (TransplANTEPSANKO), Almanya’da yaşayan G.K. (32), kardeşlerinin kararlığı ve bağışladığı böbrekle sağlığına kavuştu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezi’nde (TransplANTEPSANKO), Almanya’da yaşayan G.K. (32), kardeşlerinin kararlığı ve bağışladığı böbrekle sağlığına kavuştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Geçirdiği hastalık sonrası kullandığı ağır ilaçlar nedeniyle böbrek yetmezliği tanısı alan G.K., yaklaşık dört yıldır Almanya’da diyaliz tedavisi görüyordu. Kardeşi D.G.’nin (25) böbrek bağışı kararı vermesi üzerine yaptığı araştırmalar sonucunda SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde organ nakil sürecini başlattı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">D.G.’nin dokuları uyumsuz çıkınca, abla F.A. (39) böbrek bağışçısı oldu. Yapılan tetkiklerde F.A.’nın böbreğinin uygun olduğu belirlendi ve gerekli hazırlıkların ardından operasyon başarıyla gerçekleştirildi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı / Nefroloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Mehtap Akdoğan, Genel Cerrahi Anabilim Dalı / Organ Nakil Merkezi Cerrahları Doç. Dr. Yücel Yüksel ve Dr. Öğr. Üyesi Kenan Demirbakan ile Üroloji Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Erbay Tümer’in koordinasyonuyla gerçekleştirilen nakil sonrasında G.K., sağlığına yeniden kavuştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>ŞİMDİ YENİ BİR HAYATA YENİ UMUTLARLA BAKIYORUM</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Ameliyat öncesinde acı çeker miyim, iyileşebilir miyim diye endişeliydim ama düşündüğüm gibi olmadı” diyen G.K. süreçle ilgili şunları söyledi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Ameliyat öncesi ve sonrası süreçte her şey çok iyi geçti. Hem ben hem de ablam kısa sürede toparlandık. SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde ilgi ve bakım için başta hocalarım olmak üzere tüm ekibe minnettarım. Şimdi yeni bir hayata, yeni umutlarla bakıyorum. Ablam bana can oldu.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Böbrek nakli için önce kardeşi D.G.’nin gönüllü olduğunu ama tetkikler sonucu&nbsp; doku uyumu sağlanamayınca devreye girdiğini belirten F.A ise yaşadıklarını şöyle aktardı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Kardeşimin sağlığı için bu adımı atmaktan hiç pişman olmadım. SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde bize gösterilen ilgi ve profesyonel yaklaşım sayesinde her şey yolunda gitti. Kardeşimi yeniden sağlığına kavuşturmak tarif edilemez bir duygu. Allah herkese böyle bir iyilik yapma fırsatı versin.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>ORGAN NAKLİ BÜYÜK BİR FEDAKARLIK VE DAYANIŞMADIR</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezi Sorumlu Hekimi de olan Doç. Dr. Yücel Yüksel ise, süreç hakkında şu bilgileri verdi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Organ nakli sadece tıbbi bir süreç değil, aynı zamanda büyük bir fedakârlık ve dayanışmadır. Bu ailede üç kardeşin birbiri için gösterdiği çaba hepimizi çok etkiledi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Vericinin ameliyatı retroperintonoskopik (Karın arka zarından girilerek, bağırsaklara dokunulmadan yapılan kapalı yöntemle böbrek çıkarma ameliyatı) yapıldı. Bu sayede ameliyat sonrası hastanın ağrısı daha az olup, iyileşme süreci daha hızlı gerçekleşti. Bu yöntemle böbrek ameliyatı yapan ülkemizdeki birkaç merkezden biri olmanın gurunu yaşıyoruz.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Süreci multidisipliner ekip çalışmasıyla başarıyla tamamladık. Hastalarımıza güvenli ve etkili sağlık hizmeti sunmaya devam ediyoruz.”</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 May 2025 10:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/05/kardeslik-bagi-hayat-oldu-sankoda-basarili-bobrek-nakli-1747295558.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KOAH Hastalarına Nefes Aldıran Yöntem: SANKO’da COIL Tedavisi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/koah-hastalarina-nefes-aldiran-yontem-sankoda-coil-tedavisi-75061</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/koah-hastalarina-nefes-aldiran-yontem-sankoda-coil-tedavisi-75061</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) hastalarına bronkoskopik hacim küçültücü COIL (Akıllı sarmal tel) tedavisi başladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Levent Elbeyli, KOAH’ın başta sigara içen kişilerde olmak üzere, hava kirliliği, biyoyakıtlar gibi nedenlerle akciğerin normal dokusu yerine hava keseciklerinin (Amfizem) oluştuğu bir hastalık olduğunu söyledi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Amfizem alanları hastanın nefes kapasitesine katkı sağlamamakta, hastada nefes darlığına ve efor kapasitesinde azalmaya sebep olmaktadır.&nbsp; Bu durum hastanın yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir” diyen Prof. Dr. Elbeyli, şöyle devam etti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“İleri evre KOAH hastalarında amfizem alanlarının azaltılmasına yönelik cerrahi ve cerrahi dışı girişimler yapılmaktadır. Cerrahi işlemler bu hastaların mevcut ek hastalıkları nedeni ile riskli olduğundan daha az tercih edilmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Son zamanlarda giderek yaygınlaşan bronkoskopik tedavi yöntemleri KOAH hastaları için umut ışığı olmuştur. Herhangi bir cerrahi kesi olmadan tamamen endoskopik (Bronkoskopik) olarak yapılan bu işlemde COIL adıyla bilinen hafızalı sarmal tel akciğerin amfizemli bölgelerine yerleştirilerek amfizemli akciğer hacminin azaltılmasını ve böylece sağlam akciğer dokusunun havalanmasına olanak sağlamaktadır. Yaklaşık olarak 30-40 dakika süren bu işlemde hastalar sonraki gün taburcu olmaktadır.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uluslararası birçok çalışmada COIL tedavisinin uygulandığı KOAH hastalarında nefes darlığı hissinde azalma, günlük işlerini daha kolay yapma, merdiven inip çıkmada kolaylık, yürüme mesafesinde artmanın beklendiğini kaydeden Prof. Dr. Elbeyli, sözlerini şöyle tamamladı:&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Nefes darlığı nedeni ile sürekli hastaneye başvuran KOAH hastalarında yaşam kalitesi artıran bu tedaviyi SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahi ve Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı olarak sunmaktan mutluluk duymaktayız.”</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 08 May 2025 11:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/05/koah-hastalarina-nefes-aldiran-yontem-sankoda-coil-tedavisi-1746693465.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bel Ağrısını Hafife Almayın! SANKO’dan Ankilozan Spondilit Uyarısı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/bel-agrisini-hafife-almayin-sankodan-ankilozan-spondilit-uyarisi-75034</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/bel-agrisini-hafife-almayin-sankodan-ankilozan-spondilit-uyarisi-75034</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı / Romatoloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Bünyamin Kısacık, 7 Mayıs Dünya Ankilozan Spondilit (AS) Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, geçmeyen bel ağrılarının hafife alınmaması gerektiğini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>Ankilozan Spondilit</strong>&nbsp;adı verilen hastalığın halk arasında ‘omurga’ ya da ‘kalça romatizması’ olarak da bilindiğini kaydeden Prof. Dr. Kısacık, hastalıkla ilgili şu bilgileri verdi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Ankilozan Spondilit; genetik temelli, kronik ve ilerlediğinde sakatlığa neden olabilen bir romatizma türüdür. Genellikle 40 yaş altında başlar ve çoğu hasta tanı aldığında henüz 20’li yaşlardadır. Hastalığın en belirgin şikâyeti bel ve kalça bölgesinde yoğunlaşan ağrıdır. Ancak bu ağrı, klasik bel ağrısından farklıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Özellikle geceleri artar ve sabaha karşı en şiddetli hâline gelir. İlginç bir şekilde, hareket ettikçe bu ağrı azalır. Ayrıca diz, ayak bileği ve topuk gibi eklemlerde de ağrı ve şişlik görülebilir. Bazı hastalar gözün ön kısmında iltihaplanma (Üveit) şikâyetiyle de bize başvurabilir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>TANI GENELLİKLE GEÇ KONULUYOR</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">En kötü tarafının, hastalığın genellikle geç tanı alması olduğunu ve bu durumun hastalarda sakatlık gelişmesine ve iş gücü kaybına yol açabildiğini belirten Prof. Dr. Kısacık, şöyle devam etti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Tanısı geç konmuş ve yıllarca çektiği acılar yüzünden ifadesi değişmiş hastalarımın hikâyelerini hala tek tek anımsıyorum. Hastalarıma gerçekten de ne yaşadıklarını anlayabildiğim için her zaman söylediğim gibi; ‘Bu ağrıyı bir siz, bir de ben çok iyi biliyorum.<em>’</em></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Tanı, genellikle iltihaplı bölgelerin röntgen ya da manyetik rezonans (MR) görüntülemeleriyle konur. Tedavi ise kişiye özel planlanır; ilaç tedavileriyle birlikte yaşam tarzı değişikliklerini de içerir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Tedavi sonrası hastalarının sıkça; ‘Hocam, tedaviden sonra adeta yeniden doğdum’ diyerek yaşadıkları mutluluğu dile getirdiklerini ifade eden Prof. Dr. Kısacık, “Evet, bu çok zor bir hastalık. Ancak erken tanı konduğunda tedaviyle yaşam kalitesi ciddi oranda artırılabilir” diye konuştu.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 May 2025 16:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/05/bel-agrisini-hafife-almayin-sankodan-ankilozan-spondilit-uyarisi-1746540042.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde Annesinin Bağışladığı Böbrekle Hayata Tutundu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesi-hastanesinde-annesinin-bagisladigi-bobrekle-hayata-tutundu-74935</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesi-hastanesinde-annesinin-bagisladigi-bobrekle-hayata-tutundu-74935</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezi’nde (TransplANTEPSANKO) Hataylı N.K. (32), annesi tarafından bağışlanan böbrekle sağlığına yeniden kavuştu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Kusma, mide bulantısı, halsizlik ve yüzünde sararma şikayetleriyle hastaneye başvuran N.K., yapılan tetkikler sonucunda böbrek yetmezliği tanısı aldı. Tedavi için SANKO Üniversitesi Hastanesi’ni tercih eden N.K.’ya yapılan değerlendirmeler sonucunda organ nakli olması gerektiği bilgisi verildi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı / Nefroloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Mehtap Akdoğan, Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı / Organ Nakil Merkezi Cerrahları Doç. Dr. Yücel Yüksel ve Dr. Öğr. Üyesi Kenan Demirbakan ile Üroloji Anabilim Dalından Dr. Öğr. Üyesi Erbay Tümer’in yürüttüğü titiz hazırlık ve ameliyat süreciyle, N.K.’ya annesinden alınan böbrek başarıyla nakledildi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Ameliyat sonrası sağlık durumunun iyi olduğunu belirten N.K., yaşadıklarını şöyle aktardı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">"Yaşadığım rahatsızlıklar nedeniyle yapılan tetkiklerle bana böbrek yetmezliği teşhisi konuldu. Araştırmalarım sonucunda SANKO Üniversitesi Hastanesi’ne ulaştım. Nakil olmam gerektiği söylenince annem A.K. (58) bana böbreğini vermek istediğini iletti. Tetkikler tamamlanınca annemin böbreğinin bana uyumlu olduğu belirlendi. Hocalarımın titiz çalışmaları, yoğun ilgi ve destekleriyle nakil operasyonum başarıyla gerçekleşti.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Annemin de benim de sağlık durumumuz son derece iyi. Kendimi yeniden doğmuş gibi hissediyorum. Annem, bana ikinci kez hayat verdi. Ne kadar teşekkür etsem az. Emeği geçen tüm doktorlarımıza ve sağlık çalışanlarımıza da sonsuz teşekkür ederim."</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezi Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Yücel Yüksel, “Anne ile oğlunun sağlıklı bir şekilde yaşamlarına devam edecek olması en büyük mutluluğumuzdur. Alanında uzman kadromuzun multidisipliner yaklaşımıyla, böbrek nakli başta olmak üzere organ nakli alanında başarılı çalışmalara imza atmaya devam ediyoruz” diye konuştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Anne A.K. ise oğlunun sağlık durumunun düzelmesinden dolayı mutlu olduğunu dile getirdi.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 30 Apr 2025 10:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/04/sanko-universitesi-hastanesinde-annesinin-bagisladigi-bobrekle-hayata-tutundu-1745999093.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SANKO’dan Bahar Aylarında Zayıflamak İsteyenlere Kritik Tavsiyeler</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/sankodan-bahar-aylarinda-zayiflamak-isteyenlere-kritik-tavsiyeler-74875</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/sankodan-bahar-aylarinda-zayiflamak-isteyenlere-kritik-tavsiyeler-74875</guid>
                <description><![CDATA[Dyt. Nur Seda Güler Berk: “Zayıf Görünmek Sağlıklı Olduğunuz Anlamına Gelmez”]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">SANKO Üniversitesi Hastanesi Obezite ve Metabolik Cerrahi Merkezi Koordinatörü Dyt. Nur Seda Güler Berk, zayıflamanın sadece kilo vermekten ibaret olmadığını, zayıflatırken esas yapılmak istenenin iyileştirmek olduğunu söyledi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Dyt. Berk, “Zayıf olan her insan sağlıklı mıdır? Evet bu bir soru işareti, sağlıksız da olabilir ancak şişman olan her birey sağlıksızdır” dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Tamam ama fazla kilolar kaç ayda ya da yılda birikti? Hemen bir anda gitmesi mümkün mü?” diyen Dyt. Berk, şöyle devam etti:</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Zayıflatırken iyileştirmek esastır. Ancak bu sıralar ilkbaharın gelmesi ve yaz mevsiminin yaklaşması ile herkes çok hızlı zayıflamak için bir telaş içinde. Şok diyetlerle hızlı zayıflamanın peşine düşerek sağlığınızı riske etmeyin. Zaten yanlış diyetlerle hızla verdiğiniz kilolar aynı hızla sizlere geri dönecektir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Öncelikle fazla kiloların altında yatan ana sebebi bulmalıyız. Acaba insülin direnci veya hipotiroidi gibi metabolik bir hastalığınız mı var veya demir, B12, D vitamini gibi vitamin - mineral eksikliğine bağlı bozuk bir iştaha mı sahipsiniz? Belki de duygusal açlık yaşıyorsunuz tok hissetmenize rağmen yemek yeme eylemine devam ediyorsunuz? Ya da artık ciddi bir obezite gelişmiştir, beden kütle indeksiniz 35 ve üzerine çıkmıştır! Büyüyen yağ hücreleriyle, dokularıyla baş edemiyorsunuzdur. İşte önce bu kısmın netleşmesi ve ona göre de doğru zayıflama yönteminin belirlenmesi gerekir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Zayıflama sürecinin özellikle kalıcı olabilmesi için multidisipliner bir yaklaşımla kişiye özel bir zayıflama sürecinin belirlenmesi gerektiğine vurgu yapan Dyt. Berk, “Bu sadece diyetle de olabilir veya diyetle birlikte ilaç tedavisiyle de olabilir” dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Diyet yapmaktan yorulmuş ve psikolojik olarak diyete uyum sağlayabilecek durumu olmayanlar için beden kütle indeksi uygun ise yutulabilir balon ya da gerekli ve zorunlu durumlarda cerrahi yöntemlerin de uygulanabileceğini belirten Dyt. Berk, sözlerini şöyle sürdürdü:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Burada aslolan iyileşmeyi ve kalıcı zayıflamayı hedeflemektir. Bu yüzden zayıflama sürecini bir bütün olarak ele almak için Obezite ve Metabolik Cerrahi Merkezlerini tercih etmek gerekir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">SANKO Üniversitesi Hastanesi Obezite ve Metabolik Cerrahi Merkezi olarak balon veya cerrahi yöntemlerle hızlı ve kalıcı sonuç aldığımız gibi sadece diyet hastalarımızla da oldukça anlamlı zayıflamalar elde ediyoruz.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Bireylerin rejimlerine bağlı kalmaları, süreci hızlandırıyor ve sonrasında ise bu zayıflama süreçlerinde eski ve yanlış beslenme alışkanlıklarını yeni ve doğru yöntemlerle değiştirip hayatlarına entegre ettiklerinde kalıcılık sağlanmış oluyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Günümüz koşullarında hep bir yerlere yetişme telaşı ister istemez hızlı yeme alışkanlığını da beraberinde getirdi. Hızlı yemek yemek ise çiğnemeden yutmaya, sindirim problemlerine, özellikle kabızlık şikayetleriyle birlikte hızla kilo almaya sebep oluyor. Gün içerisinde tüketimi kolay diyerek şekerli içeceklerin tüketilmesi de su alımını azaltarak yine aynı sonuçla karşılaşmamıza yol açıyor.&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Şu andan başlayarak yavaş yemek yemek, besinleri iyi çiğnemek, günlük 2.5 litre su tüketimini stabil hale getirmek bile sağlık anlamında iyileşmeler, hatta vücut ağırlıklarında hafifleme hissettirebilir. Küçük gibi görünen bu tarz alışkanlıkların değiştirilmesi sadece şu an için değil, ileriye dönük de çok olumlu sonuçlar verebilir. Sağlıkla formda kalmanızı dilerim.”</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 25 Apr 2025 14:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/04/sankodan-bahar-aylarinda-zayiflamak-isteyenlere-kritik-tavsiyeler-1745581282.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SANKO Hastanesi’nden Lenfödem İçin Etkili Tedavi Yöntemi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/sanko-hastanesinden-lenfodem-icin-etkili-tedavi-yontemi-74779</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/sanko-hastanesinden-lenfodem-icin-etkili-tedavi-yontemi-74779</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Hastanesi’nden Uzm. Fzt. Nursena Kılıç, lenfödemde, kompleks boşaltıcı fizyoterapi ile ödemden kurtulmanın mümkün olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<div style="text-align:start">
<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Lenfödemin, lenf sisteminin sonradan ya da doğuştan sebepler ile hasar görmesi sonucunda proteinden zengin olan sıvının cildin altında birikmesi sonucu yumuşak dokunun şişmesi durumu olduğunu ifade eden Uzm. Fzt. Kılıç, ödemin bir semptom, lenfödemin ise bir hastalık olduğunu belirtti.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Lenfödemin en önemli ve ilk belirtisinin vücudunun bölümlerinde şişlik olduğunu kaydeden Uzm. Fzt. Kılıç, şöyle devam etti:</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“En sık kol ve bacakta görülürken; baş-boyun, karın ve genital bölgede de karşılaşılmakla birlikte aynı anda birden fazla bölge de etkilenebilmektedir. Ödem, ağırlık, dolgunluk, gerginlik hissi ve nadir de olsa ağrı semptomlarına sebep olabilir. Fiziksel ve duygusal açıdan hastanın aile, çalışma, sosyal ve cinsel yaşam kalitesini olumsuz yönde ciddi biçimde etkiler. İlk belirti olan dokuda şişlik, tedavi edilmediği taktirde ilerleyici olan hastalıkta beslenemeyen ciltte yaralar ve sürekli olarak enfeksiyonlar gelişir.”</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>LENFÖDEM TEDAVİSİ</strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Sürekli ve artarak çoğalan bir hastalık olan lenfödem tedavisinde Kompleks Boşaltıcı Fizyoterapi (KBF) Programı, uluslararası kabul gören ve kanıta dayalı en yaygın tedavi yöntemidir” diyen Uzm. Fzt. Kılıç, şu bilgileri paylaştı:</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Tedavideki amaç; sağlıklı bölgeye doğru lenf drenajı ile şişliği kontrol altına sağlamaktadır. Aynı zamanda kompleks boşaltıcı fizyoterapi programı ile hasta eğitimi ve enfeksiyon oluşumunu veya tekrarlamasını önleyerek, hastanın günlük yaşamına dönüşünü hızlandırmaktır. KBF uluslararası sertifika programları ile bu alanda uygulama yetkinliğine sahip fizyoterapistlerce uygulanır. KBF; cilt bakımı, manuel lenf drenajı, kompresyon (Bandaj veya kompresyon çorabı), egzersiz ve öz bakım komponentlerinden oluşur.”</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">KBF’nin iki fazda uygulandığını söyleyen Uzm. Fzt. Kılıç, şu bilgileri paylaştı:</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Faz 1 - Boşaltım Fazı (Yoğun faz): Amaç ödemin azaltılmasıdır. Tedavi günlük yapılır, kompresyon bandaj ile sağlanır, ödem şiddetine göre 3-6 hafta kadar sürebilir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Faz 2 - Koruma Fazı: Oldukça önemli olan bu fazda uzun süreli koruma amaçlanır. Haftada 2-3 kez yapılabilir, kompresyon çorap ile sağlanır. Kompresyon çorabı tercihen kişiye özel olmalıdır.”</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>LENFÖDEMİ VEYA LENFÖDEM RİSKİ OLAN HASTALARA ÖNERİLER :&nbsp;</strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzm. Fzt. Kılıç, lenfödemi veya lenfödem riski olan hastalara şu önerilerde bulundu:</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“- Bağışıklık sistemi için hijyen koşullarının sağlanması oldukça önemlidir. Burun, kulak ve genital bölge hijyenine özen gösterilmelidir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Alerji yapacak kozmetik ürünlere dikkat edilmelidir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Sıkı mücevherler damarları sıkıştıracağından kullanılmamalıdır.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Kedi-köpek tırmalamasına dikkat edilmelidir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Güneş yanığına dikkat edilmeli, şişen bölge güneşe aşırı maruz bırakılmamalıdır.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Hamam ya da sauna vb. sıcaklığın yoğun olduğu yerlerde bulunulmamalıdır.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Kıyafetlerin iç çamaşırı, pantolon, etek vb. giysiler kemer vb. aksesuarların cildi kesmesi engellenmelidir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- İç çamaşırlar cilt üzerinde sıkı olmamalıdır.&nbsp;&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Cildin nemlendirilmesine önem gösterilmelidir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Etkilenen bölgeden tansiyon ölçümü, enjeksiyon gibi işlemler yaptırmamaya özen gösterilmelidir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Uçakla seyahat edecekler mutlaka bası giysisi giymelidir.</span></span></span></span></p>
</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 18 Apr 2025 15:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/04/sanko-hastanesinden-lenfodem-icin-etkili-tedavi-yontemi-1744978356.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde Umut Dolu Bir Hikâye: Kanseri Yendi, Anne Oldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesi-hastanesinde-umut-dolu-bir-hikaye-kanseri-yendi-anne-oldu-74713</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesi-hastanesinde-umut-dolu-bir-hikaye-kanseri-yendi-anne-oldu-74713</guid>
                <description><![CDATA[Beyin tümörü (Medulloblastom) tanısıyla onkoloji tedavisi gören ve sağlığına kavuşan 25 yaşındaki B.A., SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde sağlıklı bir bebek dünyaya getirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Yaklaşık beş yıl önce baş ağrısı ve denge problemleri yaşayan B.A., SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı / Onkoloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Mustafa Yıldırım’a başvurdu. Yapılan değerlendirmeler sonucu hastaya beyin tümörü tanısı konuldu. Uygulanan tedavilerle hastalık kontrol altına alındı, tümör bulguları tamamen ortadan kalktı ve hasta düzenli kontrol sürecine alındı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Tedavisinin beşinci yılında doğal yollarla hamile kalan B.A., SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali İrfan Güzel tarafından gebelik süresince takibe alındı. Bu süreçte onkoloji ve kadın hastalıkları uzmanları ve ekipleri tarafından düzenli kontrolleri yapılan B.A., SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde sağlıklı bir bebek dünyaya getirdi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali İrfan Güzel, “Riskli gebeliklerin, hastanemizde uzman kadromuz, teknik altyapımız ile tam donanımlı yenidoğan ve erişkin yoğun bakım ünitelerimiz sayesinde başarılı bir şekilde takip ve tedavilerini gerçekleştiriyoruz. Hastamıza ve bebeğine uzun ve sağlıklı bir yaşam diliyoruz” dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı / Onkoloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Mustafa Yıldırım da “Bizler için önemli olan yalnızca hastalığı tedavi etmek değil, hastalarımızın yaşam kalitesini artırarak onları hayata yeniden bağlamaktır. Hastamızın hem sağlığına kavuşması hem de anne olma hayalini gerçekleştirmesi, bizler için gurur verici bir sonuçtur” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">B.A. ise sağlıklı bir bebek dünyaya getirip anne olmanın mutluluğunu yaşadığını dile getirerek, “Bebeğimi sağlıklı şekilde kucağıma almanın sevincini yaşıyorum. Hastalıkla mücadele sürecimde yanımda olan aileme ve doktorlarıma çok teşekkür ederim” diye konuştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">B.A.’nın hastalıkla mücadelesi ve hem kendisinin hem de bebeğin sağlıklı bir şekilde yeni bir yaşama başlaması, ailesi ve SANKO Üniversitesi Hastanesi için büyük mutluluk kaynağı oldu.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 14 Apr 2025 14:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/04/sanko-universitesi-hastanesinde-umut-dolu-bir-hikaye-kanseri-yendi-anne-oldu-1744630116.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ramazan Bayramı’nda Beslenmeye Dikkat: Uzmanlardan Sağlıklı Öneriler!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/ramazan-bayraminda-beslenmeye-dikkat-uzmanlardan-saglikli-oneriler-74493</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/ramazan-bayraminda-beslenmeye-dikkat-uzmanlardan-saglikli-oneriler-74493</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Dr. Benan Semercioğlu, bayramda beslenmeye dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, “Ramazan Bayramı, normal beslenme düzenine dönüş için uyum süreci olarak görülmelidir” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Ramazan ayı boyunca beslenme alışkanlıklarının değiştiğine dikkat çeken Dr. Semercioğlu, Ramazan Bayramı’nda bireylerde daha fazla yemek yeme isteğinin özellikle sindirim sisteminde yer alan bazı rahatsızlıkların ortaya çıkmasına neden olduğunu söyledi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Dr. Semercioğlu, sindirim kaynaklı rahatsızlıkların önlenebilmesi ve bireyin metabolizmasının eski düzenine dönebilmesi için şu önerilerde bulundu:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Ramazan ayı boyunca sahur ve iftar olarak yapılan iki öğünlük bir beslenme düzeni yerine öğünlerin az az, sık sık tüketilmesi gerekmektedir. Bayram sabahı güne mutlaka hafif bir kahvaltı yapılarak başlanmalıdır. Öğünlerde sağlıksız pişirme yöntemleriyle pişirilmiş yemekler yerine (kızartma ve kavurma gibi) sağlıklı pişirme yöntemleri kullanılarak (haşlama ve buharda pişirme gibi) pişirilen yemekler tercih edilmelidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Bayram süresince yeterli ve dengeli beslenmek için, sağlıklı beslenme tabağında yer alan beş temel besin grubu (süt ve süt ürünleri, et ve et ürünleri/yumurta/kuru baklagiller/sert kabuklu yemişler/yağlı tohumlar, sebzeler, meyveler, tahıllar) yeterli miktarda tüketilmelidir. Posa içeriği yüksek olan sebze, meyve ve kuru baklagil gibi besinlerin özellikle sindirim sisteminin düzenli çalışması ve kabızlık gibi problemlerden korunmak için yeterli miktarda tüketilmesi önerilmektedir. Ayrıca basit şeker içeren, paketli ve işlenmiş besinlerden olabildiğince kaçınılması gerekmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>SIVI TÜKETİMİNİN ÖNEMİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">İnsan vücudunun büyük bir kısmını oluşturan suyun, hücresel faaliyetlerden metabolizmaya, organ fonksiyonlarından zihinsel performansa kadar her alanda kritik bir rol oynadığını ifade eden Dr. Semercioğlu, Ramazan ayı boyunca kaybedilen sıvıyı yerine koyabilmek için bireylerin günde en az 2-2,5 litre su tüketmesi gerektiğini vurguladı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Dr. Semercioğlu, ayrıca sıvı alımını artırmak için gazlı ve şeker içeriği yüksek içecekler yerine sade maden suyu, ayran, kefir veya ev yapımı az şekerli limonata gibi içeceklerin tüketilmesi önerisinde bulundu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>YETERLİ VE DENGELİ BESLENME İLKELERİ UNUTULMAMALI</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Bayramda ikram edilen şeker, çikolata ve hamur işleri (baklava, börek vb.)&nbsp;gibi enerji içeriği yüksek ancak besin değeri düşük gıdaların kan şekerini hızla yükselttiğine ve çeşitli sindirim problemlerine neden olduğunu belirten Dr. Semercioğlu, “Bayram ziyaretlerinde sunulan bu ikramlara dikkat edilmeli, tüketimde aşırıya kaçılmamalı, yeterli ve dengeli beslenme ilkeleri unutulmamalı” diye konuştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Dr. Semercioğlu, hamurlu ve şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyveli tatlıların tercih edilmesi önerisinde bulundu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Diyabet, hipertansiyon ve kardiyovasküler hastalıklar gibi kronik hastalığı ve özel beslenme gereksinimi olan bireylerin normalde uyguladığı beslenme düzenine bayram süresince de uymaya özen göstermeleri ve tedavilerini sürdürmeleri gerektiğinin altını çizen Dr. Semercioğlu, sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Beslenme düzenine dikkat etmenin yanı sıra fiziksel aktiviteyi arttırmak da ramazan ayı süresince azalan metabolizma hızının artmasına yardımcı olmaktadır. Bayram ziyaretlerine giderken yakın mesafelere yürümek veya asansör yerine merdiven kullanmak fiziksel aktivitenin artmasına yardımcı olmaktadır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Geleneksel ikramların tadını çıkarırken porsiyon kontrolüne dikkat etmek, yeterli ve dengeli beslenmeyi ihmal etmemek kültürümüzde önemli yeri olan bayram ruhunu daha sağlıklı yaşamamıza neden olacaktır. Sevdiklerinizle birlikte sağlıklı ve mutlu bayramlar dilerim.”</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Mar 2025 12:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/03/ramazan-bayraminda-beslenmeye-dikkat-uzmanlardan-saglikli-oneriler-1743067294.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SANKO Üniversitesi’nden Kolorektal Kanser Uyarısı!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesinden-kolorektal-kanser-uyarisi-74382</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesinden-kolorektal-kanser-uyarisi-74382</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı / Onkoloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Yıldırım, “Vücudun hemen her bölgesindeki hücreler, kanser hücrelerine dönüşebilir” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Kalın Bağırsak Farkındalık Ayı nedeniyle açıklama yapan Prof. Dr. Yıldırım, kanserin, vücuttaki hücrelerin kontrolden çıkıp hızla çoğalmasıyla başladığını söyledi.&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>KOLOREKTAL KANSER NEDİR?</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Kolorektal kanserin, kalın bağırsak (Kolon) ya da rektumda başladığını anımsatan Prof. Dr. Yıldırım, “Bu kanserler, başladıkları yere göre kolon kanseri ya da rektal kanser diye isimlendirilir. Kolon kanseri ve rektal kanser genellikle birçok ortak özelliğe sahip olduğundan birlikte değerlendirilir” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>KOLOREKTAL KANSERİN GELİŞİMİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Gastrointestinal sistem diye de bilinen ve sindirim sisteminin bir parçası olan kalın bağırsağın, kolon ve rektumdan oluştuğunu ifade eden Prof. Dr. Yıldırım şöyle devam etti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Kalın bağırsağın çoğu, yaklaşık 1,5 metre uzunluktaki kaslı bir tüp şeklindeki kolondan oluşur. Kolon, farklı bölümlere ayrılır; yükselen kolon, inen kolon, transvers kolon ve sigmoid kolon. Sigmoid kolon, daha sonra anüse bağlanan rektuma katılır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Kolon, ince bağırsaktan gelen sindirilmemiş besinlerden tuzla suyu emer. Kolondan geçen atık madde, rektuma ulaşır ve anüsten dışarı atılır. Anüs çevresindeki halka şeklindeki kaslar (Sfinkterler), dışkının kontrollü bir şekilde dışarı çıkmasını sağlar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Kolorektal kanser, çoğunlukla rektum ya da kolonun iç astarında oluşan büyümeler (Polipler) ile başlar. Polipler, özellikle yaşlandıkça yaygın hale gelir. Polip türlerinin bazıları zaman içinde kansere dönüşebilir. Polipin kansere dönüşme riski, polipin türüne bağlıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Kanser, polipten başlayarak kolon veya rektum duvarına doğru gelişebilir. Kanser hücreleri, lenf ya da kan damarlarına yayılarak yakındaki lenf düğümlerine ya da vücudun uzak bölgelerine ulaşabilir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>KOLON VE REKTUMDA GÖRÜLEN KANSER TÜRLERİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Kolorektal kanserlerin çoğu adenokarsinomlardır. Adenokarsinomun bazı alt tiplerinin prognozu (Hastalığın seyriyle ilgili öngörü), diğer tiplerle kıyaslandığında daha kötü olabilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>KOLOREKTAL KANSER TEDAVİSİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Kolorektal kanser tedavisinin, çok disiplinli bir ekip tarafından yürütüldüğünü söyleyen Prof. Dr. Yıldırım sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Bu ekip, tıbbi onkoloji, radyasyon onkolojisi, cerrahi onkoloji, gastroenteroloji, patoloji, radyoloji, nükleer tıp, diyetetik, fizyoterapi ve psikoloji uzmanlarından oluşur. SANKO Üniversitesi Hastanesi Onkoloji Merkezi'nde de hastalara multidisipliner tümör konseyi tarafından yapılan değerlendirilmelerle, multidisipliner bir yaklaşımla en güncel tedaviler uygulanmaktadır”.&nbsp;</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Mar 2025 11:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/03/sanko-universitesinden-kolorektal-kanser-uyarisi-1742372819.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde Pulmoner Rehabilitasyonun Faydaları Anlatıldı!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesi-hastanesinde-pulmoner-rehabilitasyonun-faydalari-anlatildi-74294</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesi-hastanesinde-pulmoner-rehabilitasyonun-faydalari-anlatildi-74294</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Hastanesi Pulmoner Rehabilitasyon Fizyoterapisti Güler Öztürk, “Amacımız, hastalarımızın yaşam fonksiyonlarını en üst düzeyde tutacak şekilde bağımsız olarak hayatlarına devam etmelerini sağlamaktır” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<div style="text-align:start">
<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">9-15 Mart&nbsp;Pulmoner Rehabilitasyon Haftası nedeniyle açıklama yapan Fzt. Öztürk, pulmoner rehabilitasyonun kronik solunum hastalığına sahip bireyler için multidisipliner olarak hazırlanan fizyolojik, psikolojik ve beslenme desteğini içeren bir tedavi programı olduğunu belirtti.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Fzt. Öztürk, “Kronik akciğer hastalıklarında fonksiyonel kapasiteyi artırmak semptomları kontrol altına almak veya azaltmak, dolayısıyla standart tedavinin başarısını artırmak iyi hazırlanmış bir pulmoner rehabilitasyon programı ile mümkündür” dedi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Pulmoner rehabilitasyon programı hazırlarken hastaların ihtiyaçları ile fiziksel, psikolojik ve sosyal fonksiyonlarına uygun olarak multidisipliner bir çalışma yaptıklarını belirten Fzt. Öztürk, şöyle konuştu:</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Uyguladığımız tedavi programlarının odak noktası, hastalığa ait semptomların azaltılması ve hastalığa bağlı maluliyetin engellenmesidir. Rehabilitasyon öncesinde hastalarımıza detaylı bir değerlendirme yapıyoruz. Sonrasında solunum eğitimi, göğüs fizyoterapisi, egzersiz ve gerekirse elektroterapi uygulamaları ile hasta eğitimini içeren bir programla hizmet sunuyoruz. Aynı zamanda hastalarımıza hastanemizin sağlamış olduğu imkanlar sayesinde nutrisyonel (Bilinçli beslenme) ve psikososyal destek komponentleri de uygulanmaktadır.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Pulmoner rehabilitasyon programlarının sonuçlarını inceleyen kanıta dayalı bilimsel çalışmalarda egzersiz performansı ile yaşam kalitesinin arttığı bunun yanı sıra hastalarda dispne (Nefes darlığı), yorgunluk vb. gibi semptomların azaldığı açıkça görünmüştür.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Cerrahi geçirecek hastalarımızın hem ameliyat öncesi hem ameliyat sonrası tedavileri yanında ilaç tedavisi alan akciğer hastalarımızdan da fiziksel ve psikolojik açıdan çok iyi geri dönüşler alıyoruz. Ayrıca birçok olumlu değişikliklerle birlikte hastalarımızın stabil olarak günlük yaşam aktivitelerine de rahatça devam ettiklerini gözlemliyoruz.”</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Fzt. Öztürk, pulmoner rehabilitasyon uyguladıkları alanlar ve hastalıklardan bazılarını şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“KOAH, astım, bronşektazi, obezite ile ilgili akciğer hastalıkları, göğüs duvarı deformiteleri, akciğer maligniteleri, cerrahi öncesi ve sonrası dönem ve uyku hastalıklarıdır.”</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Fzt. Öztürk, pulmoner rehabilitasyonda uyguladıkları solunum egzersizlerinde amaçlarının nefes darlığını azaltmak, solunum kapasitesini artırmak, balgam oluşumunu önlemek, solunum kaslarında kuvvet ile dayanıklılığı artırmak için kişiye özel egzersiz vermek olduğunu söyledi</span></span></span></span></p>
</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 13 Mar 2025 13:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/03/sanko-universitesi-hastanesinde-pulmoner-rehabilitasyonun-faydalari-anlatildi-1741861338.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SANKO Üniversitesi’nde Çocuk ve Ergenler İçin Psikolojik Test Uygulamaları!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesinde-cocuk-ve-ergenler-icin-psikolojik-test-uygulamalari-74176</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesinde-cocuk-ve-ergenler-icin-psikolojik-test-uygulamalari-74176</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Psikoloğu Gizem Başkılıç Turan, “Psikolojik testler danışanın doğru değerlendirilmesinde kullanılan en önemli araçlardır” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzm. Psikolog Turan, psikolojik değerlendirme testlerinin, çocuğun/gencin güçlü ve zayıf yönlerini ortaya çıkarma, bilişsel ve/veya duygusal olası sorunları saptama alanlarında kullanılan yardımcı araçlar olduğunu söyledi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Çocuğun değerlendirilmesinde araç olan bu testler, aynı zamanda klinik alanda tanı koymamıza ve araştırmalarda kişisel farklılıkları görebilmemize yardımcı oluyor. Psikolojik testlerle birlikte araştırılan konular anlaşılır, geçerli ve güvenilir bir şekilde değerlendirilebilmektedir” diyen Uzm. Psikolog Turan, şöyle devam etti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Bunların yanı sıra bu testlerin değerlendirme aşaması için testi uygulayacak uzmanların yetkin ve yeterli bilgilere hâkim olması gerekir. Bu sayede bireylere doğru tanı konulabilir. Bazı bireyler diğer bireylere göre bilişsel (Algı, dikkat, hafıza öğrenme vb. alanlar) veya ruhsal olarak daha farklıdır ve bu farklılıklara göre ihtiyaçları değişebilir. Bu ihtiyaçları giderebilmek için doğru tespit çok önemlidir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>KLİNİK GÖZLEM İLE BİRLİKTE UYGULANAN TESTLER</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzm. Psikolog Turan, klinik gözlemle birlikte uyguladıkları testleri iki grup olarak şöyle özetledi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“<strong>1.&nbsp;</strong>Objektif testler: Yapılandırılmış bir malzemenin olduğu, standart bir puanlama, istatistik veri ve yorumlama prosedürünün olduğu testlerdir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>2.</strong>&nbsp;Projektif testler: Çocuk/gencin kendini, çevresini nasıl algıladığı, duyguları ve düşünceleri hakkındaki görüşleri ile ilgili bilgi veren testlerdir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzm. Psikolog Turan, bu testleri ölçülebilen beceriler ve uygulama tekniklerine göre ise şu şekilde kategorilere ayırdı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“- Zeka testleri ile çocuğun zeka puanını tespit edebilir sözel beceri, çalışma belleği, işlemleme hızı ya da algısal akıl yürütme alanlarındaki yeteneklerini görebiliriz.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Gelişim testleri ile çocuğun dil-bilişsel, motor becerileri, öz bakım ve sosyal beceri alanlarını inceleyerek gelişim geriliği tespiti yapabiliriz. Okula hazır mı, otizm riski ya da öğrenme güçlüğü belirtileri var mı vb. sorulara yanıt bulabiliriz.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Dikkat testleri ile çocuğun performansını düşüren etkilerin dikkat, dürtüsellik, hiperaktivite ya da zamanı iyi organize edebilme alanları hakkında bilgi sahibi olabilir, dikkat kaybının kaygı nedenli olup olmadığını tespit edebiliriz.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Çizim ve hikayeleştirilmiş testler ile çocuğun iç dünyasını daha iyi anlayabilir, ebeveynleri tutum ve öneriler konusunda yönlendirebiliriz.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>SANKO ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ’NDE UYGULANAN TESTLER</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzm. Psikolog Turan, SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde uygulanan testleri ise şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“<strong>1.</strong>&nbsp;Gelişimsel Değerlendirme Testleri: Ankara Gelişim Tarama Envanteri (AGTE), Denver II Gelişimsel Tarama Testi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>2.</strong>&nbsp;Otizm Tarama Testleri: ADOS-2 Otizm Tanı Gözlem Programı, 3Dİ Otizm Görüşme Programı, (M-Chat) Otizm Tarama Ölçeği, Çocukluk Otizmini Derecelendirme Ölçeği (CARS).</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>3.</strong>&nbsp;Dil ve Konuşma Testleri: Peabody Resim Kelime Eşleştirme Alıcı Dil Testi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>4.</strong>&nbsp;Dikkat Testleri: Moxo Dikkat ve Performans Testi, Frankfurter Dikkat Testi, Burdon Dikkat Testi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>5.</strong>&nbsp;Algı ve Bellek Testleri: Frostig Gelişimsel Görsel Algı Testi, Gesell Gelişim Figürleri Testi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>6.</strong>&nbsp;Okula Hazırlık ve Öğrenme Testleri: Metropolitan Okul Olgunluğu Testi, Okula Hazırlık Testi (OKHT), Özel Öğrenme Güçlüğü Tanıma ve Klinik Değerlendirme Bataryası (ÖÖG), Öğrenme Güçlüğü Belirti Tarama Ölçeği (MOYA).</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>7.</strong>&nbsp;Zeka Testleri: WİSC-4 Zeka Testi, Cattell Zeka Testi, Porteus Labirentleri Zeka Planlama Testi, Kent EGY Zeka Test.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>8.</strong>&nbsp;Sosyal Beceri Testleri: Sosyal Beceri ve Zihin Kuramı Değerlendirme Testi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>9.</strong>&nbsp;Yarı Yapılandırılmış Psikolojik Testler: Louısa Duss Psikanalitik Hikayeler Testi, Beier Cümle Tamamlama Testi, Goodenough- Harris Bir Adam Çiz Testi, Aile Çizimi Testi, Çocuklarda Tematik Algı Testi (CAT).”</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 05 Mar 2025 16:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/03/sanko-universitesinde-cocuk-ve-ergenler-icin-psikolojik-test-uygulamalari-1741180097.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Epilepsi Hastaları Ramazan&#039;da Oruç Tutabilir mi?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/epilepsi-hastalari-ramazanda-oruc-tutabilir-mi-74146</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/epilepsi-hastalari-ramazanda-oruc-tutabilir-mi-74146</guid>
                <description><![CDATA[Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı ve Çocuk Nöroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sedat Işıkay, epilepsi hastalarının oruç tutmasının risklerine dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<div style="text-align:start">
<p><span style="font-size:0.875rem"><span style="color:#222222"><span style="font-family:&quot;Google Sans&quot;,Roboto,RobotoDraft,Helvetica,Arial,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ramazan ayı, İslam dünyası için manevi bir atmosfer ve birlik duygusuyla dolu bir dönem. İftar ve sahur sofralarının heyecanı, ailelerin bir araya gelmesi ve ramazan pidesi sıraları, bu ayı özel kılan unsurlardan sadece birkaçı. Özellikle çocuklar, ilk oruç deneyimlerini büyük bir coşkuyla yaşıyor. Ancak epilepsi hastası çocuklar ve yetişkinler için bu durum biraz daha karmaşık olabiliyor. Peki, epilepsi hastaları Ramazan'da oruç tutabilir mi?</span></span></span></span></span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:0.875rem"><span style="color:#222222"><span style="font-family:&quot;Google Sans&quot;,Roboto,RobotoDraft,Helvetica,Arial,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">"EPİLEPSİ HASTALARI İÇİN ORUÇ RİSKLİ OLABİLİR"</span></span></span></span></span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:0.875rem"><span style="color:#222222"><span style="font-family:&quot;Google Sans&quot;,Roboto,RobotoDraft,Helvetica,Arial,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Prof. Dr. Sedat Işıkay, epilepsi hastalarının oruç tutmasının sağlık açısından riskler barındırdığını belirterek, "Epilepsi, beyindeki anormal elektriksel aktivite sonucu ortaya çıkan ve nöbetlerle kendini gösteren bir hastalıktır. Uzun süreli açlık, susuzluk, yorgunluk ve uykusuzluk gibi faktörler, epilepsi nöbetlerini tetikleyebilir. Özellikle ilaç kullanımı, epilepsi tedavisinin temelini oluşturur. İlaçların düzenli ve saatinde alınması büyük önem taşır. Oruç sırasında ilaç saatlerinin aksaması, nöbet riskini artırabilir" dedi.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:0.875rem"><span style="color:#222222"><span style="font-family:&quot;Google Sans&quot;,Roboto,RobotoDraft,Helvetica,Arial,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;</span></span></span></span></span></span><strong><span style="font-size:0.875rem"><span style="color:#222222"><span style="font-family:&quot;Google Sans&quot;,Roboto,RobotoDraft,Helvetica,Arial,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">"DİNİMİZDE HASTALAR İÇİN KOLAYLIK VAR"</span></span></span></span></span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:0.875rem"><span style="color:#222222"><span style="font-family:&quot;Google Sans&quot;,Roboto,RobotoDraft,Helvetica,Arial,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İslam dininin, sağlık sorunları olan kişilere oruç tutmama konusunda kolaylık sağladığını hatırlatan Prof. Dr. Işıkay, "Hastalık, yolculuk veya başka mazeretler nedeniyle oruç tutamayanlar, bu ibadeti daha sonra yerine getirebilir veya fidye verebilir. Bu nedenle, epilepsi hastalarının oruç tutmaması dinen bir sorun teşkil etmez. Sağlık, İslam'ın öncelik verdiği bir konudur ve hastaların kendilerini riske atmamaları esastır" ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:0.875rem"><span style="color:#222222"><span style="font-family:&quot;Google Sans&quot;,Roboto,RobotoDraft,Helvetica,Arial,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">EPİLEPSİ NEDİR VE NASIL TEDAVİ EDİLİR?</span></span></span></span></span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:0.875rem"><span style="color:#222222"><span style="font-family:&quot;Google Sans&quot;,Roboto,RobotoDraft,Helvetica,Arial,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Epilepsinin, beyindeki nöronların anormal elektriksel aktivitesi sonucu ortaya çıkan bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Işıkay, "Nöbetler, kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Bazı hastalarda anlık dalma veya boş bakma şeklinde görülürken, bazılarında bilinç kaybı, kasılma veya ağızdan salya gelmesi gibi daha ciddi belirtilerle kendini gösterebilir. Epilepsinin nedenleri arasında beyin enfeksiyonları, travma, tümörler, metabolik hastalıklar ve genetik faktörler yer alır. Ancak bazı hastalarda altta yatan neden tam olarak tespit edilemeyebilir" diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:0.875rem"><span style="color:#222222"><span style="font-family:&quot;Google Sans&quot;,Roboto,RobotoDraft,Helvetica,Arial,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Epilepsinin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Işıkay, "Özellikle çocuk hastaların yüzde 90'ından fazlası uygun tedaviyle iyileşebilir. Tedavide antiepileptik ilaçlar kullanılır. İlaçlara yanıt vermeyen dirençli epilepsi hastaları için ise özel diyetler, beyin pili veya cerrahi müdahaleler gibi seçenekler değerlendirilir" dedi.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:0.875rem"><span style="color:#222222"><span style="font-family:&quot;Google Sans&quot;,Roboto,RobotoDraft,Helvetica,Arial,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">EPİLEPSİ HASTALARI NELERE DİKKAT ETMELİ?</span></span></span></span></span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:0.875rem"><span style="color:#222222"><span style="font-family:&quot;Google Sans&quot;,Roboto,RobotoDraft,Helvetica,Arial,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Epilepsi hastalarının yaşam tarzlarını düzenleyerek nöbet riskini azaltabileceğini ifade eden Prof. Dr. Işıkay, şu önerilerde bulundu:</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:0.875rem"><span style="color:#222222"><span style="font-family:&quot;Google Sans&quot;,Roboto,RobotoDraft,Helvetica,Arial,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Uyku düzeni büyük önem taşır; en az 8 saat uyumaları önerilir. Uykusuzluk, özellikle bazı epilepsi türlerinde nöbetleri tetikleyebilir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:0.875rem"><span style="color:#222222"><span style="font-family:&quot;Google Sans&quot;,Roboto,RobotoDraft,Helvetica,Arial,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Stres, aşırı heyecan, üzüntü ve kaygı gibi duygusal durumlar da nöbetlere yol açabilir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:0.875rem"><span style="color:#222222"><span style="font-family:&quot;Google Sans&quot;,Roboto,RobotoDraft,Helvetica,Arial,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Grip ve soğuk algınlığı ilaçlarından uzak durulmalıdır. Bu ilaçlarda bulunan uyarıcı maddeler, nöbetleri tetikleyebilir. Aşırı kafein tüketimi ve bazı gıdalar da dikkat edilmesi gereken unsurlardır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:0.875rem"><span style="color:#222222"><span style="font-family:&quot;Google Sans&quot;,Roboto,RobotoDraft,Helvetica,Arial,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Işıkay, “Ramazan ayının manevi atmosferi, herkesi oruç tutmaya teşvik edebilir. Ancak epilepsi hastaları, sağlıklarını riske atmamak için oruç tutmamalıdır. Dinimiz, sağlık sorunları olan kişilere bu konuda kolaylık sağlamıştır. Epilepsi hastaları, düzenli ilaç kullanımına, uyku düzenine ve sağlıklı bir yaşam tarzına özen göstererek nöbet riskini en aza indirebilirler.” İfadelerine yer verdi.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:0.875rem"><span style="color:#222222"><span style="font-family:&quot;Google Sans&quot;,Roboto,RobotoDraft,Helvetica,Arial,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><img alt="" src="https://www.haberhanesi.com/public/images/detay/2025/SEDAT%20I%C5%9EIKAY%20EP%C4%B0LEPS%C4%B0%20%20(1).JPG" style="height:533px; width:800px" /></span></span></span></span></span></span></p>
</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Mar 2025 11:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/03/epilepsi-hastalari-ramazanda-oruc-tutabilir-mi-1740992330.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Obeziteyi Önlemek İçin Geç Kalmayın: Uzmanlar Uyarıyor!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/obeziteyi-onlemek-icin-gec-kalmayin-uzmanlar-uyariyor-74144</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/obeziteyi-onlemek-icin-gec-kalmayin-uzmanlar-uyariyor-74144</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Hastanesi Obezite ve Metabolik Cerrahi Merkezi Koordinatörü Dyt. Nur Seda Güler Berk, obezitenin küresel yeni salgın hastalık olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">4 Mart Obezite Günü nedeniyle açıklama yapan Dyt. Berk, “Bugün dünya üzerinde birçok insan fazla vücut ağırlığından şikayetçi. Bu durum öncelikle kişiyi görsel olarak rahatsız etse de daha da önemlisi kısa bir süre sonra sağlığı tehdit eder hale geliyor” dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Yapılan son araştırmalara göre, obezitenin önümüzdeki yıllarda birçok ülkede kanser için ana risk faktörü olan sigarayı geride bırakacağının öngörüldüğünü belirten Dyt Berk, şöyle devam etti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“2030 yılına kadar her yedi kadından ve her beş erkekten birinin obez bireyler olarak yaşayacağı tahmin edilmektedir. Bu da obezitenin kanserin yanı sıra bireylerde başta kalp-damar hastalıkları olmak üzere diyabet, tansiyon, karaciğer yağlanması, depresyon gibi birçok hastalığı beraberinde getirerek insan yaşamını tehdit edeceği anlamına geliyor.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>NELER YAPILABİLİR?</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Obeziteden kurtulmak için insanların şok diyet veya detoks sularından medet umarak çok hızlı zayıflama peşinde olduklarını anımsatan Dyt. Berk, şu önerilerde bulundu:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Bu durum özellikle karaciğer açısından risk oluşturarak sağlığı olumsuz etkiliyor. Zayıflamak için bilinçsizce hareket etmek, kontrol altına alınmadığında insan sağlığı için ciddi bir tehdit unsurudur.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Ancak bunun yanı sıra intermitant fasting diye adlandırılan aralıklı oruç diyeti diye bildiğimiz uzun aralıklarla beslenmeyi destekleyen zayıflamaya yönelik protokol halihazırda pek çok kişi tarafından biliniyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Sağlığınız uygun ise aralıklı oruç diyeti uygulamak, obez bireylere fırsat olabilir. Ancak, özellikle diyabet hastaları açısından çok riskli bir beslenme şekli olan aralıklı oruç diyeti için öncelikle hekimden onay alınmalı. Sağlığınızı riske etmemek için sağlık profesyonelleri ile iletişim kurarak zayıflama sürecine girmelisiniz.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Obezite tedavisinde multidisipliner yaklaşımın önemli olduğuna dikkat çeken Dyt. Berk, “Bu nedenle Sağlık Bakanlığı özellikle obezite cerrahisi yapılabilmesi için sağlık kuruluşlarına Obezite ve Metabolik Cerrahi Merkezi kurma zorunluluğu getirdi. Çünkü önemli olan sağlıklı zayıflamak, zayıfladıktan sonra koruyabilmek ve buna bağlı var olan hastalıklarda kalıcı iyileşme sağlamaktır” diye konuştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>BESLENME DİSİPLİNİN YERLEŞMESİ GEREKLİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Özellikle beslenme disiplinin yerleşmesinin kalıcı ve sağlıklı kilo vermede gerekli olduğunu anımsatan Dyt. Berk, şunları kaydetti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Beslenme alışkanlıklarımızı değiştirirken diyetisyenlere büyük rol düşse de özellikle obez bireylerde tek başına yeterli olmuyor. Mevcut hastalığına göre uygun branştaki hekimlerle koordine olarak, psikolog ve fizyoterapist eşliğinde multidisipliner yaklaşımla hastaları ele alıp kalıcı çözümler üretmek bir ekip işidir.&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">SANKO Üniversitesi Hastanesi Obezite ve Metabolik Cerrahi Merkezi olarak deneyimli cerrahlarımız Dr. Öğr. Üyesi Başar Aksoy ve Dr. Öğr. Üyesi Ali Bora Üstünsoy eşliğinde obezite alanında uzman diyetisyen, hemşire, psikolog, fizyoterapistlerimizle hastalarımıza tam teşekküllü hizmet sunuyoruz.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Sizleri ve sağlığınızı her alanda olduğu gibi bu alanda da önemsiyoruz. Lütfen sizler de kendinizi riske atmayın ve obezite için geç kalmadan, önlem alın.”</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Mar 2025 10:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/03/obeziteyi-onlemek-icin-gec-kalmayin-uzmanlar-uyariyor-1740990210.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SANKO Üniversitesi’nden Ramazan’da Dengeli Beslenme Uyarısı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesinden-ramazanda-dengeli-beslenme-uyarisi-74103</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesinden-ramazanda-dengeli-beslenme-uyarisi-74103</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Elemanı Arş. Gör. Dr. Seren Kurtgil, Ramazan ayında yeterli ve dengeli beslenmenin sağlık açısından önemli olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Dr. Kurtgil, Ramazan ayında beslenme konusunda açıklama yaparak, “Ramazan ayı, oruç tutanların beslenme ve yaşam tarzının değiştiği bir süreçtir” dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Oruç tutarken vücudun ihtiyaç duyduğu besinleri yeterli ve dengeli bir şekilde tüketmenin hem fiziksel hem de zihin sağlığı açısından büyük önem taşıdığına vurgu yapan Dr. Kurtgil, uzun saatler süren açlık ve susuzluğun, vücudun enerji dengesini korumasını zorlaştırabildiğini, ancak doğru beslenme ile bu süreci hem sağlıklı hem de verimli geçirmenin mümkün olduğunu belirtti.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Ramazan ayında yeterli ve dengeli beslenmenin sağlık açısından önemli olduğunun altını çizen Dr. Kurtgil, Ramazan ayında beslenmeye yönelik dikkat edilmesi gerekenleri şu şekilde sıraladı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Ramazan ayında beslenme düzeni iftar ve sahur olmak üzere iki öğün şeklindedir. Yeterli ve dengeli beslenmenin sürdürülebilmesi için iftardan sonra en az 3 öğün yapılmalıdır. Sahur ve iftara ek olarak ara öğün tüketilmelidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Sahur, gün boyunca enerjinin korunabilmesi için önemli bir öğündür. Protein açısından zengin olan yumurta, peynir, yoğurt gibi besinler tokluk süresini uzatmaya yardımcı olurken lifli besinlerden olan kurubaklagiller, sebzeler, meyveler, tam tahıllı ekmekler sindirimi desteklemeye yardımcı olmaktadır. Ayrıca vücudun su ihtiyacını karşılamak için su içmeye özen gösterilmeli, tuzlu ve baharatlı yiyecekleri tüketmekten kaçınılmalıdır.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>&nbsp;</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>ANİDEN ÇOK MİKTARDA SU İÇMEK MİDEYİ YORABİLİR</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">İftara hafif ve dengeli bir öğün ile başlangıç yapmanın önemine değinen Dr. Kurtgil, şu önerilerde bulundu:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Uzun saatler süren açlığın ardından iftarda mideyi aniden doldurmak sindirim sorunlarına yol açabilir. Orucu hurma ve su ile açmak, ardından çorba gibi hafif ve besleyici gıdalar tüketmek önerilmektedir. Ana öğünde de ızgara veya haşlama yöntemleriyle pişirilmiş et/tavuk/balık ve sebzeler tercih edilmelidir. Eğer tatlı tüketilecekse şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyveli tatlılar tercih edilmelidir. Ara öğün olarak da meyve ve kuruyemişler tercih edilebilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Vücudumuzun büyük bir kısmı sudan oluşur ve gün içinde kaybettiğimiz sıvıyı yerine koymak hayati bir gerekliliktir. Su, böbrek fonksiyonlarının düzenlenmesi, sindirim sisteminin sağlıklı çalışması ve enerji seviyemizin korunması için vazgeçilmezdir. Oruç süresince vücudun susuz kalmaması için iftar ve sahur arasında 8-10 bardak su içmeye özen gösterilmelidir. Tek seferde çok su içmek yerine, iftardan sahura kadar belirli aralıklarla su tüketmek en sağlıklısıdır. Aniden çok miktarda su içmek, mideyi yorabilir ve şişkinlik hissine neden olabilir. Kafein içeren çay, kahve ve gazlı içeceklerin çok tüketiminden kaçınılmalıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzun süreli açlık ve susuzluk vücudun metabolizmasını yavaşlatırken, iftar ve sahur saatlerinde yapılan beslenme sindirim sistemini doğrudan etkiler. Bu noktada fiziksel aktivitenin sindirim üzerindeki rolü oldukça önemlidir. Hareket etmek, sindirim sürecini destekleyen en önemli faktörlerden biridir. Bu nedenle fiziksel aktivite yapmanın önemi unutulmamalıdır.”</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Feb 2025 17:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/02/sanko-universitesinden-ramazanda-dengeli-beslenme-uyarisi-1740752603.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gençler İçin Büyük Tehdit: Enerji İçeceklerinin Zararları Saymakla Bitmiyor!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/gencler-icin-buyuk-tehdit-enerji-iceceklerinin-zararlari-saymakla-bitmiyor-74045</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/gencler-icin-buyuk-tehdit-enerji-iceceklerinin-zararlari-saymakla-bitmiyor-74045</guid>
                <description><![CDATA[Özel Sular Akademi Hastanesinde göreve başlayan Beslenme ve Diyetisyen Merve Kapudere Demirciler; Fazla şeker, yüksek kafein: Enerji içeceklerinin bilinmeyen zararlarına ilişkin bilgi verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Özel Sular Akademi Hastanesi Diyetisyeni Merve Kapudere Demirciler, enerji içecekleri tüketiminin uzun vadede sağlık üzerinde olumsuz etkiler oluşturacağını belirterek, içeriğinde bulunan yüksek miktardaki kafein ve şekerin kalp hastalıkları için risk taşıdığını vurguladı.</p>

<p>Enerji içecekleri, özellikle gençler arasında yaygın olarak tüketilen ürünler arasında yer alıyor. Ancak uzmanlar, bu içeceklerin içeriğinde bulunan yüksek miktarda kafein ve şekerin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Enerji içeceklerinde bulunan yüksek şeker oranı, vücuda gereksiz kalori alımına neden olarak kilo artışına sebep oluyor. Uzun vadede bu durum obeziteye, insülin direncine ve tip 2 diyabete yol açabiliyor. Şekerin fazla tüketimi ayrıca diş çürüklerini hızlandırarak ağız sağlığını olumsuz etkiliyor. Enerji içeceklerinin en büyük zararlarından biri de kalp sağlığını tehdit etmesi. Yüksek kafein içeriği, kalp atış hızını artırarak çarpıntıya, tansiyon dengesizliğine ve kalp krizi riskine neden olabiliyor.</p>

<p>Özel Sular Akademi Hastanesi Diyetisyeni Merve Kapudere Demirciler, özellikle kalp rahatsızlığı bulunan bireylerin ve gençlerin bu tür içeceklerden uzak durması gerektiğini vurguladı. Kapudere, enerji içeceği yerine doğal meyve suları, bitki çayları ve su tüketimini artırmanın daha sağlıklı bir alternatif olduğunu belirtti. Günlük enerjiyi doğal yollarla artırmak için dengeli beslenme, düzenli uyku ve fiziksel aktivitenin önemine dikkat çeken Demirciler, bilinçsiz enerji içeceği tüketiminin uzun vadede birçok sağlık sorununa neden olabileceğini belirtti. Demirciler, "Enerji içeceklerinin içeriğinde yüksek miktarda kafein ve şeker bulunduğundan dolayı vücuda bazı zararlı etkileri vardır. Kafein yüksekliğinden dolayı uyku problemleri, anksiyete, mide rahatsızlıkları oluşabiliyor. Yüksek şekerden dolayı da obezite, diyabet ve gereksiz kalori alımından dolayı kilo artışlarına neden olabiliyor. Kafein ve şekerin yüksek miktarda bulunmasından dolayı mide rahatsızlıklarını tetikleyip, gastrit ve ülsere neden oluyor. Hastalarımıza genelde kafein ve şeker içecekleri yüksek olduğundan önermiyoruz. Kalp sağlığını da etkiliyor bu içecekler kalp krizi riskini oluşturabiliyor. Bunun dışında diş çürüklerine sebep olabiliyor. Birçok hastalığı tetikliyor. Özellikle 18 yaş altına kesinlikle önermiyoruz" diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 24 Feb 2025 21:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/02/gencler-icin-buyuk-tehdit-enerji-iceceklerinin-zararlari-saymakla-bitmiyor-1740420541.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gençlerde Diyabet, Obezite ve Kalp Hastalıkları Artış Gösteriyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/genclerde-diyabet-obezite-ve-kalp-hastaliklari-artis-gosteriyor-74043</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/genclerde-diyabet-obezite-ve-kalp-hastaliklari-artis-gosteriyor-74043</guid>
                <description><![CDATA[Gençlerde Diyabet ve Obezite Artıyor: Sağlıklı Yaşam İçin Erken Yaşta Bilinçlenme Şart]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Rumeli Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Zeynep Güler Yenipınar, son yıllarda gençler arasında diyabet, obezite ve kalp hastalıklarının hızla arttığını belirterek, bu sorunların önlenmesi için sağlıklı yaşam alışkanlıklarının erken yaşta kazandırılması gerektiğini vurguladı. Yanlış beslenme ve hareketsiz yaşam tarzı, gençlerin sağlığını tehdit eden en büyük faktörler arasında yer alıyor.</p>

<h3><strong>Diyabet ve Obezite Yükseliyor</strong></h3>

<p>Yenipınar, gençlerde kronik hastalıkların arttığını, özellikle tip 2 diyabet vakalarının çocukluk ve ergenlik çağında hızla yayıldığını söyledi. Aşırı şeker tüketimi ve fast food beslenme tarzının diyabet riskini artırdığını belirten Yenipınar, Türkiye’de gençlerin %30’unun aşırı kilolu veya obez olduğunu ifade etti. Hareket eksikliği ve bilgisayar başında geçirilen uzun saatlerin de bu durumu tetikleyen etmenler olduğunu vurguladı.</p>

<h3><strong>Kalp Hastalıkları Artıyor</strong></h3>

<p>Gençlerde kalp hastalıklarının daha fazla görüldüğüne dikkat çeken Yenipınar, yüksek tansiyon ve damar tıkanıklığının erken yaşlarda görülmesinin, ilerleyen yıllarda kalp krizi riskini artırabileceğini belirtti. Teknoloji bağımlılığı ve hareketsiz yaşam tarzının, gençleri sağlık açısından büyük bir tehdit altına soktuğunu ifade etti.</p>

<h3><strong>Sağlıklı Yaşam İçin Egzersiz ve Beslenme Şart</strong></h3>

<p>Yenipınar, gençlerin sağlıklı bir yaşam sürebilmeleri için her gün 30-60 dakika egzersiz yapmaları gerektiğini söyledi. Ayrıca, dengeli beslenmenin önemini vurgulayan Yenipınar, şekerli ve işlenmiş gıdalardan kaçınılması gerektiğini belirtti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 24 Feb 2025 19:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/02/genclerde-diyabet-obezite-ve-kalp-hastaliklari-artis-gosteriyor-1740413661.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzman Diyetisyen Uyarıyor: Beslenme Kişiye Özel Olmalı!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/uzman-diyetisyen-uyariyor-beslenme-kisiye-ozel-olmali-74005</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/uzman-diyetisyen-uyariyor-beslenme-kisiye-ozel-olmali-74005</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Hastanesi Uzman Diyetisyeni Meltem Demirci, bireylerin metabolizma yapısına ve sağlık durumuna göre beslenmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Beslenme biliminin sürekli ilerleme kaydettiğini ve 2025 yılında da bu alanda önemli gelişmeler yaşandığını belirten Uzm. Diyetisyen Demirci, “Her bireyin metabolizma yapısı ve sağlık durumu farklılık gösterdiğinden, herhangi bir beslenme programına başlamadan önce mutlaka bir hekimle ya da diyetisyenle görüşmek önemlidir” dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzm. Diyetisyen Demirci, beslenme biçimleriyle ilgili şu bilgileri paylaştı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“<strong>-</strong>&nbsp;<strong>Bireyselleştirilmiş Beslenme:</strong>&nbsp;Genetik testler ve mikrobiyom analizleri sayesinde kişiye özel beslenme önerileri sunulmaktadır. Bu yaklaşım, besin emiliminden en iyi şekilde yararlanmak ve diyetle ilişkili hastalık risklerini azaltma potansiyeli taşımaktadır. Ancak, karmaşık genetik verilerin yanlış yorumlanması uygunsuz beslenme seçimlerine yol açabilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>- Bitki Temelli Beslenme:</strong>&nbsp;İşlenmemiş bitkisel gıdalara (Meyve, sebze, baklagiller ve tam tahıllar gibi) odaklanan bu beslenme şekli, fazla vücut ağırlığı ile mücadelede, kalp hastalıklarını önlemede ve bazı kanser türlerinde riski azaltmakta fayda sağlayabilir. Ancak, B12 vitamini, demir ve omega-3 yağ asitleri vb. besin öğelerinin yeterince alınabilmesi için dikkatli bir planlama yapılması gerekmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>- Aralıklı Oruç (İF):</strong>&nbsp;Belirli zaman aralıklarında yemek yeme ve oruç tutma dönemlerini içeren bu yöntem, vücut ağırlığı kaybı ve insülin duyarlılığında iyileşme gibi faydaları olabilir. Aynı zamanda herkese uygun olmayabilir ve uzman rehberliği önemlidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>- Ketojenik Benzeri Yaklaşım:</strong>&nbsp;Geleneksel ketojenik diyetin katı kısıtlamalarından uzaklaşarak, karbonhidrat alımını orta düzeyde azaltmaya odaklanır. Vücut ağırlığı kaybı gibi potansiyel faydaları olmakla birlikte, besin eksiklikleri gibi geleneksel ketojenik diyete benzer riskler taşımaktadır. Dikkatli bir planlama yapılması gerekmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>- Bağırsak Sağlığına Odaklanma:</strong>&nbsp;Bağırsak mikrobiyomunun genel sağlık üzerindeki etkisi, beslenme yaklaşımlarını şekillendirmeye devam etmektedir. Prebiyotik ve probiyotik içeren gıdalara ağırlık vermek, sindirimi iyileştirme ve bağışıklık sistemini güçlendirme gibi yararlar sağlayabilir. Ancak bu konudaki araştırmalar henüz devam etmektedir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">2025 yılında beslenme alanında gelişmelerin, her birinin kendine özgü fayda ve riskleri olan çeşitli yaklaşımlar sunduğunu kaydeden Uzm. Diyetisyen Demirci, şöyle devam etti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Bireyler için en uygun diyetin sürdürülebilir bir beslenme planı olduğu unutulmamalıdır. Sürdürülebilir beslenme, sadece ne yediğimizle değil, aynı zamanda yiyeceklerimizin nasıl üretildiği, işlendiği, taşındığı ve tüketildiğiyle de ilgilenen bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım, kaynakları koruyarak gelecek nesillerin de ihtiyaçlarını karşılayabilmesini hedeflemektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Sürdürülebilir diyetler, çevresel etkiyi en aza indirirken sağlığımızı da destekler. Yerel ve mevsimsel ürünleri tercih etmek, bitkisel ağırlıklı beslenmek, daha az işlenmiş gıda tüketmek ve gıda israfını azaltmak sürdürülebilir beslenmenin yapı taşlarındandır. Popüler diyetlerden kaçınmak ve bireysel ihtiyaçlara, yaşam tarzına ve ihtiyaçlarına uygun, besin değeri yüksek ve dengeli bir beslenme programı oluşturmak önemlidir. Unutulmamalıdır ki, sağlıklı beslenmenin temel unsurları denge ve sürdürülebilirliktir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><img alt="" src="https://www.haberhanesi.com/public/images/detay/2025/UZM_%20DYT_%20MELTEM%20DEM%C4%B0RC%C4%B0.jpg" /></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 21 Feb 2025 15:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/02/uzman-diyetisyen-uyariyor-beslenme-kisiye-ozel-olmali-1740140902.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SANKO&#039;da Umut Veren Nakiller! Üç Hasta Kadavradan Böbrek Bağışıyla Sağlığına Kavuştu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/sankoda-umut-veren-nakiller-uc-hasta-kadavradan-bobrek-bagisiyla-sagligina-kavustu-73822</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/sankoda-umut-veren-nakiller-uc-hasta-kadavradan-bobrek-bagisiyla-sagligina-kavustu-73822</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezi (transplANTEPSANKO) yıllardır nakil bekleyen üç böbrek hastasına kadavradan gerçekleşen böbrek nakilleriyle umut oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Kahramanmaraş Afşinli G.T. (55), beş yıl önce böbrek rahatsızlığı nedeniyle sağlık sorunlarıyla mücadele etmeye başladı. G.T. üç yıl önce organ nakli için SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezi’ne başvuruda bulundu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">İki çocuk annesi G.T. kadavradan yapılan böbrek bağışı nedeniyle SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde nakil ameliyatına alındı. Başarılı geçen ameliyat sonrası sağlığına kavuşan G.T. SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezi’ne ve organ bağışçısı aileye teşekkür ederek, “Bu bağış sayesinde sağlığıma kavuştum. Organ bağışı, bir hayatı kurtarmak için yapılan en büyük iyiliklerden biridir" dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">G.T.’nin eşi S.T. ise, “2018 yılında elim bir trafik kazasında oğlumuzun beyin ölümü gerçekleşti. Oğlumuzu kaybettik ama aile olarak aldığımız kararla organlarını bağışladık. Altı ay sonra eşim böbrek hastası oldu ve bugün bağışlanan böbrekle yaşama yeniden tutundu. Bağışçı iken yapılan bağışla yeniden yaşama dönme şansı yakaladık. Organ bağışının ne kadar önemli olduğunu bu sıkıntıları bizzat yaşamış bir aile olarak biliyoruz” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>OSMANİYE’DEN GELEN Ö.Ç.’NİN HAYATINI DEĞİŞTİREN NAKİL SÜRECİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Yıllarca böbrek yetmezliği ile mücadele eden Osmaniyeli Ö.Ç. (58), 2014 yılında organ nakli için başvuruda bulundu. Ancak uygun bir donör bulunamayınca 2020 yılında diyalize girmeye başladı.&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezi tarafından kadavradan gerçekleşen böbrek nakliyle sağlığına yeniden kavuşan Ö.Ç. yaşadıklarını şöyle anlattı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">"Diyalize girmeye başladığımda yaşamım çok zorlaşmıştı. Kadavradan bağışlanan böbrekle nakil oldum ve hayatım değişti. Ameliyattan sonra kendimi çok iyi hissediyorum. Bu süreçte hayatımda olan, minnettar olduğum çok insan var. Bağışçı aileden, doktorlarımdan, hemşirelerimden Allah razı olsun. Onlara sabır ve huzur diliyorum. Beni yaşama döndürdüler. Şu an her şey yolunda, ne kadar şükretsem az. Tek dileğim, sağlıklı bir şekilde hayatıma devam edebilmek.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>27 YAŞINDAKİ H.K.Ö’NÜN YAŞAMI HASTANEDEN GELEN TELEFONLA DEĞİŞTİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">H</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">atay Arsuz’dan gelen H.K.Ö (27), 2012 yılından itibaren diyaliz tedavisi görüyordu. Nakil için SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezi’ne başvuran H.K.Ö’nün yaşamı, hastaneden gelen uygun böbrek bulunduğu haberiyle değişti.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Kadavradan yapılan başarılı organ nakliyle sağlığına kavuştuğunu ifade eden H.K.Ö. nakil süreciyle ilgili şunları söyledi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Diyalizle yıllarca mücadele ettikten sonra, sağlıklı bir şekilde yaşamaya başlamak gerçekten çok farklı bir duygu. Şu an çok mutluyum, hayatım artık çok daha güzel. Organ bağışı, hayat kurtarmak demek. Bu konuda toplum olarak daha bilinçli olmamız gerekiyor. Diyalize bağlı hastaların sayısı çok fazla, herkesin bu konuda duyarlı olması çok önemli.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>ORGAN BAĞIŞIYLA YAŞAMAYA VE YAŞATMAYA DEVAM EDEBİLİRSİNİZ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi A.B.D. / Organ Nakil Merkezi Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Yücel Yüksel ise organ bekleyen binlerce vatandaşın olduğuna dikkat çekerek, nakil olan hastalarla ilgili ise şu bilgileri verdi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Hastanemizde kadavra bağışı ile bir hafta içinde üç hastamıza böbrek naklini başarıyla gerçekleştirdik. Bağışlanan kalp, karaciğer ve diğer böbrekler ise başka hastaları yaşatmaya devam ediyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">12 yaşında diyalize girmeye başlayan hastamız H.K.Ö, 15 yıldır organ beklemekteydi. Dile kolay 15 yıldır haftada üç gün diyalize girdi. Su içmek, normal yemek yemek gibi çoğu insan için sıradan şeylerden mahrum kaldı. Diğer hastalarımız ise 7 ve 5 yıldır diyalize giriyordu. Bu hastalarımız organ bağışıyla diyalizden kurtuldular.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Çok sevdiğiniz birinin beyin ölümü haberini aldıktan sonra organlarını bağışlama kararını vermek gerçekten de çok zor. Organ bağışı yapan ailelere ne kadar teşekkür etsek az. Organ bağışı için son derece azimle çalışan ulusal, bölgesel ve hastanelerdeki yerel organ nakil koordinatörlerine de çok teşekkür ediyorum. Organ bağışı yaparak, yaşamınızı kaybettikten sonra da yaşamaya ve yaşatmaya devam edebilirsiniz.”</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 07 Feb 2025 12:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/02/sankoda-umut-veren-nakiller-uc-hasta-kadavradan-bobrek-bagisiyla-sagligina-kavustu-1738925344.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Rahim Ağzı Kanseri Önlenebilir! Uzmanlardan Önemli Uyarılar</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/rahim-agzi-kanseri-onlenebilir-uzmanlardan-onemli-uyarilar-73708</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/rahim-agzi-kanseri-onlenebilir-uzmanlardan-onemli-uyarilar-73708</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde konsültan hekim olarak görev yapan Jinekolojik Onkoloji Cerrahı Prof. Dr. Ali Kolusarı, rahim ağzı (Serviks) kanserinin önlenebilir bir hastalık olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Prof. Dr. Ali Kolusarı, 1-31 Ocak Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı nedeniyle yaptığı açıklamada, “Rahim ağzı kanserinin nedeni HPV (Human Papilloma Virüsü - İnsan Papilloma Virüsü) olup, bu hastalık uygun tarama programları ile erken dönemde teşhis edilerek önlenebilir” dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Rahim ağzı kanserinin neredeyse tamamı HPV tipi rahatsızlıklar nedeniyle meydana gelir. Uzun süren, yüksek riskli ve inatçı HPV enfeksiyonu sonucu olur” diyen Prof. Dr. Kolusarı, şöyle devam etti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Rahim ağzı kanserine yol açan yaklaşık 13 yüksek riskli HPV tipi mevcut olup, HPV 16 ve 18 ise en fazla kansere yol açan tiplerdir. Bu kanser çoğunlukla birkaç yıl içinde yavaşça gelişir. Gerçek kanser hücreleri gelişmeden önce rahim ağzı hücresel düzeyde, displazi ya da prekanser olarak adlandırılan değişikliklere maruz kalır. Bu prekanser formları tedavi edilmediği takdirde daha derinde dokuya yayılmaya ve kansere dönüşmeye eğilimlidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Rahim ağzı sınırları ötesine yayıldığında vajina, rektum ya da mesanedeki dokularda daha derinlerine ilerleyerek, vücudun farklı kısımlarında metastaz denilen kanserin yayılmasına neden olabilir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>RAHİM AĞZI KANSERİNİN BELİRTİLERİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Rahim ağzı kanserinin erken dönemlerde hiçbir belirti vermediğini, belirti verdiğinde bir miktar ilerlediğini söyleyen Prof. Dr. Kolusarı, bu belirtileri şöyle özetledi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Düzensiz, aralıksız süregelen az miktarda vajinal kanama, sulu, kötü kokulu ve kanlı akıntı, cinsel ilişki esnasında ağrı, ilişki sonrasında kanama, ilerlemiş rahim ağzı kanserinde idrardan veya dışkıdan kan gelmesi.”&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>RAHİM AĞZI KANSERİNDEN KORUNMAK</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Yapılan tetkik ve tedavilerle rahim ağzı kanserinin gelişimini engellemenin mümkün olduğunu ifade eden Prof. Dr. Kolusarı, şunları kaydetti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Rahim ağzı kanseri, HPV virüsüyle ilk karşılaşılarak iltihabın gelişmesinden 15-20 yıl kadar sonra ortaya çıkar. Kanser olmadan öncül değişmelerin tespit edilebildiği tek kanser türüdür. İlk korunmada HPV aşıları, ikinci korunmada ise pap smear testi etkilidir. Kadınlarda teste 21 yaşında başlanıp 65 yaşa kadar devam edilmeli ve her üç yılda bir tekrarlanmalıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Ülkemizde rahim ağzı kanserini önlemek amacıyla T.C. Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı bağlı 81 ilde bulunan Kanser Erken Teşhis ve Eğitim Merkezi’nde (KETEM) ücretsiz olarak tarama testleri yapılmaktadır. Tarama 30-65 yaşları arasındaki kadınlara 5 yılda bir yapılmaktadır.”</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Jan 2025 18:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/01/rahim-agzi-kanseri-onlenebilir-uzmanlardan-onemli-uyarilar-1738164530.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Rahim Ağzı Kanserinde Erken Teşhis Hayat Kurtarıyor!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/rahim-agzi-kanserinde-erken-teshis-hayat-kurtariyor-73617</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/rahim-agzi-kanserinde-erken-teshis-hayat-kurtariyor-73617</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı/Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Mustafa Yıldırım, rahim ağzı (serviks) kanserinde erken teşhis ve tedavinin büyük önem taşıdığını söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Prof. Dr. Yıldırım, 1-31 Ocak Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı nedeniyle yaptığı açıklamada “Rahim ağzı kanseri, rahim ağzındaki normal hücrelerin anormal hücrelere dönüşerek, kontrolden çıkması sonucu oluşur. Rahim ağzı kanserinde erken teşhis edilen ve tedavi gören çoğu kişi, çok iyi durumdadır” dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Rahim ağzı kanserinin ilk başlarda herhangi bir belirti göstermeyebileceğini kaydeden Prof. Dr. Yıldırım, rahim ağzı kanserini kontrol etmek veya tarama yapmak için kullanılan iki testi şöyle özetledi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“-Pap testi (Aynı zamanda "Pap smear" olarak da bilinir).</span></span></span></span></p>

<ul style="list-style-type:disc">
	<li>İnsan papilloma virüsü (НΡV) adı verilen virüs için yapılan test.”</li>
</ul>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Kanser evrelemesinin, doktorların kanserin ne kadar yayıldığını tespit etmelerinin bir yolu olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yıldırım, “Doğru tedavi büyük ölçüde hastalığın evresine, yaşa, diğer sağlık sorunlarına ve ayrıca gelecekte hamile kalmak isteyip istenmediğine de bağlıdır” diye konuştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>RAHİM AĞZI KANSERİ TEDAVİSİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Prof. Dr. Yıldırım rahim ağzı kanseri tedavisine yönelik şu bilgileri verdi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“-&nbsp;<strong>Ameliyat:&nbsp;</strong>Bazı rahim ağzı kanser vakaları kanseri çıkarmak için ameliyatla tedavi edilir. Ameliyat türleri şunları içerebilir:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">• Rahim ağzının, rahmin ve vajinanın üst kısmının çıkarılması: Buna "radikal histerektomi" denir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">• Rahim ağzının tamamının ya da bir kısmının alınması, ancak rahmin yerinde bırakılması. Bu ameliyat yalnızca özel durumlarda yapılır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>- Radyasyon tedavisi:</strong>&nbsp;Radyasyon, kanser hücrelerini öldürür.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>- Kemoterapi:&nbsp;</strong>Kemoterapi, kan hücrelerini öldüren ya da büyümelerini durduran ilaçlara yönelik kullanılan tıbbi bir terimdir. Opere olmayan hastalar genellikle radyasyon tedavisiyle aynı anda kemoterapi alırlar.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>TEDAVİ SONRASI</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Tedavi sonrası, kanserin tekrarlayıp tekrarlamadığını takip etmek için ara sıra kontrol yapılacaktır. Takip testleri, muayeneleri ve pap testlerini içerebilir. Bazen, X-ışınları ve diğer görüntüleme yöntemleri de kullanılır” diyen Prof. Dr. Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Kanserin tekrarlaması ya da yayılması durumunda, daha fazla ameliyat, radyasyon ya da kemoterapi gerekebilir. Doktorun ziyaretler ve testlerle ilgili tüm talimatlarına uymak çok önemlidir. Ayrıca tedavi esnasında yaşanabilecek herhangi bir yan etki ya da sorunla ilgili da mutlaka doktora bilgi vermek gerekir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>RAHİM AĞZI KANSERİ ÖNLENEBİLİR Mİ?</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Rahim ağzı kanserinin çoğunlukla önlenebileceğini, neredeyse tümünün cilt teması ve cinsel yolla yayılabilen НPV virüsünden kaynaklandığını anımsatan Prof. Dr. Yıldırım, şu önerilerde bulundu:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Günümüzde insanların HРV ile enfekte olmasını önleyen aşılar mevcuttur. Bu aşı hem kadınlar hem de erkekler içindir. Doktorunuza НΡV aşısı olup olmamanız ve ne zaman olmanız gerektiğini sorun. Kanser öncesi hücreleri tedavi etmek, bunların servikal kansere dönüşmesini önleyebilir.”</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 23 Jan 2025 10:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/01/rahim-agzi-kanserinde-erken-teshis-hayat-kurtariyor-1737618732.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tip 1 ve Tip 2 Diyabetin Belirtileri ve Risk Faktörleri!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/tip-1-ve-tip-2-diyabetin-belirtileri-ve-risk-faktorleri-73601</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/tip-1-ve-tip-2-diyabetin-belirtileri-ve-risk-faktorleri-73601</guid>
                <description><![CDATA[Diyabet, insülin hormonunun yetersiz üretimi, etkisiz kullanımı veya her iki durumun bir arada bulunması nedeniyle vücuttaki kan şekeri dengesinin bozulduğu bir metabolik hastalıktır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Genetik faktörler, yaşam tarzı, obezite ve çevresel etkenler, diyabetin gelişiminde rol oynar.</p>

<h3><strong>Diyabet Türleri ve Özellikleri</strong></h3>

<h4><strong>Tip 1 Diyabet</strong></h4>

<ul>
	<li><strong>Görülme yaşı:</strong> Çocukluk ve gençlik dönemi, genellikle 30 yaş öncesi.</li>
	<li><strong>Etkisi:</strong> Vücut az miktarda insülin üretir ya da hiç üretmez.</li>
	<li><strong>Belirtiler:</strong> Ani başlangıçlıdır.
	<ul>
		<li>Aşırı susama.</li>
		<li>Aşırı acıkma.</li>
		<li>Ani kilo kaybı.</li>
		<li>Sık idrara çıkma.</li>
		<li>Yorgunluk.</li>
	</ul>
	</li>
	<li><strong>Tedavi:</strong> Yaşam boyu insülin tedavisi gereklidir.</li>
</ul>

<h4><strong>Tip 2 Diyabet</strong></h4>

<ul>
	<li><strong>Risk faktörleri:</strong>

	<ul>
		<li>Obezite (BMI &gt; 25).</li>
		<li>Ailede diyabet öyküsü.</li>
		<li>4 kg’dan ağır bebek doğurmuş kadınlar.</li>
		<li>Stres, hormon hastalıkları veya pankreas rahatsızlıkları.</li>
	</ul>
	</li>
	<li><strong>Belirtiler:</strong>
	<ul>
		<li>Sürekli yorgunluk.</li>
		<li>Yaraların yavaş iyileşmesi.</li>
		<li>Sık enfeksiyon.</li>
		<li>Ellerde/ayaklarda karıncalanma.</li>
		<li>Açlık hissi ve aşırı yeme.</li>
	</ul>
	</li>
	<li><strong>Nedenleri:</strong>
	<ul>
		<li>İnsülin direnci.</li>
		<li>Karaciğerde artan glikoz üretimi.</li>
	</ul>
	</li>
</ul>

<h4><strong>Gestasyonel Diyabet</strong></h4>

<ul>
	<li><strong>Tanım:</strong> Hamilelik sırasında ortaya çıkan diyabet türü.</li>
	<li><strong>Özellikleri:</strong>
	<ul>
		<li>Genellikle doğum sonrası düzelir.</li>
		<li>Tip 2 diyabete dönüşme riski yüksektir (%80).</li>
	</ul>
	</li>
	<li><strong>Risk faktörleri:</strong>
	<ul>
		<li>Hamilelikte 20 kg üzeri kilo artışı.</li>
	</ul>
	</li>
</ul>

<h3><strong>Diyabetin Teşhisi</strong></h3>

<ol>
	<li><strong>Kan şekeri ölçümü:</strong> Açlık kan şekeri (AKŞ) &gt; 126 mg/dl.</li>
	<li><strong>Oral Glukoz Tolerans Testi (OGTT):</strong> 100-126 mg/dl olanlara uygulanır.</li>
	<li><strong>İdrar testi:</strong> Şeker ve keton varlığı kontrol edilir.</li>
</ol>

<h3><strong>Diyetisyenin Rolü</strong></h3>

<ul>
	<li><strong>Beslenme planı oluşturma:</strong> Kan şekeri kontrolü için kişiselleştirilmiş planlar.</li>
	<li><strong>Makro besin dengesini sağlama:</strong> Karbonhidrat, protein, yağ alımını düzenleme.</li>
	<li><strong>Kilo yönetimi:</strong> Sağlıklı kiloyu korumak ve komplikasyonları önlemek.</li>
	<li><strong>Egzersiz rehberliği:</strong> Fiziksel aktivitenin düzenlenmesi.</li>
</ul>

<h3><strong>Beslenme ve Diyabet Yönetimi</strong></h3>

<ul>
	<li><strong>Tüketilmesi gerekenler:</strong>

	<ul>
		<li>Lifli gıdalar (tam tahıllar, sebzeler, meyveler).</li>
		<li>Yağsız protein kaynakları.</li>
		<li>Düşük glisemik indeksli besinler.</li>
	</ul>
	</li>
	<li><strong>Kaçınılması gerekenler:</strong>
	<ul>
		<li>Basit şekerler (tatlılar, meyve suları).</li>
		<li>Yüksek kalorili ve işlenmiş gıdalar.</li>
	</ul>
	</li>
</ul>

<h3><strong>Beslenme Tedavisinde Hedefler</strong></h3>

<ol>
	<li>Kan şekerini normal seviyelerde tutmak.</li>
	<li>Hiperglisemi ve hipoglisemi riskini azaltmak.</li>
	<li>İdeal vücut ağırlığını korumak.</li>
	<li>Sağlıklı ve sürdürülebilir bir yaşam tarzını benimsemek.</li>
</ol>

<p>Dengeli beslenme ve düzenli egzersiz ile diyabetin etkileri önemli ölçüde kontrol altına alınabilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Jan 2025 12:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/01/tip-1-ve-tip-2-diyabetin-belirtileri-ve-risk-faktorleri-1737536954.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kahramanmaraşlıların Baş Dönmesi Şikayetleri Artıyor: Uzmanlar Uyardı!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/kahramanmaraslilarin-bas-donmesi-sikayetleri-artiyor-uzmanlar-uyardi-73410</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/kahramanmaraslilarin-bas-donmesi-sikayetleri-artiyor-uzmanlar-uyardi-73410</guid>
                <description><![CDATA[Kahramanmaraş’ta 6 Şubat 2023’teki büyük depremler sonrası, bölge halkı fiziksel ve psikolojik etkilerle mücadele ederken, özellikle vertigo vakalarının hızla arttığı gözlemlendi. Uzmanlar, travmanın etkileri ve süregelen artçı sarsıntıların, depremzedelerde vertigo şikayetlerini tetiklediğini belirterek, bu durumun 1-2 yıl daha devam edebileceğini öngörüyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında baş dönmesi olarak bilinse de vertigo, iç kulakta bulunan kristallerin kayması sonucu meydana gelen, daha karmaşık bir denge problemidir. Kişiler çevresindeki nesnelerin veya kendi vücutlarının dönüyormuş gibi algılanması nedeniyle günlük yaşamlarını sürdüremeyecek derecede zorlanabilir. Rahatsızlık bulantı, kusma, işitme kaybı ve göz hareketlerinde anormallik gibi semptomlarla da kendini gösterebilir.</p>

<h3><strong>Depremin Etkisiyle Vertigo Artışı</strong></h3>

<p>Kahramanmaraş’ta son iki yılda vertigo vakalarının ciddi oranda artması, deprem travmasının ve stresin bedensel etkilerinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, <strong>stres, uyku eksikliği ve kaygı</strong> gibi faktörlerin vertigo semptomlarını şiddetlendirdiğini ifade ediyor.</p>

<h3><strong>Vertigonun Nedenleri ve Tedavi Yöntemleri</strong></h3>

<p>Vertigo, genellikle iç kulak sorunları, beyin ve sinir sistemi rahatsızlıklarından kaynaklanır. Deprem sonrası psikolojik stresin de bu semptomları artırdığı belirtiliyor. Tedavi ise genellikle altta yatan nedene göre değişiyor:</p>

<ul>
	<li><strong>İç Kulak Kaynaklı Vertigo:</strong> Özel pozisyonel manevralar ve egzersizlerle tedavi edilir.</li>
	<li><strong>Psikolojik Vertigo:</strong> Stres yönetimi, terapi ve uygun ilaçlarla hafifletilebilir.</li>
	<li><strong>Nörolojik Vertigo:</strong> Beyin veya sinir sistemi kaynaklı sorunlarda ileri tedavi yöntemleri gerekebilir.</li>
</ul>

<h3><strong>Uzmanlardan Öneriler</strong></h3>

<p>Kahramanmaraş’ta vertigo şikayeti yaşayan kişilere, uzman hekimlere başvurarak durumlarının nedenini öğrenmeleri ve uygun tedaviye yönelmeleri öneriliyor. Erken teşhis ve doğru tedavi ile bu rahatsızlığın kontrol altına alınabileceği vurgulanıyor.</p>

<p>Depremin fiziksel etkilerinin yanı sıra, psikolojik yükünün de toplumsal sağlığı uzun süre etkilemeye devam edeceği ifade ediliyor. Stres yönetimi, düzenli uyku ve dengeli bir yaşam tarzının vertigo semptomlarının azalmasına yardımcı olabileceği belirtiliyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Jan 2025 17:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/01/kahramanmaraslilarin-bas-donmesi-sikayetleri-artiyor-uzmanlar-uyardi-1736347878.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuklarda Solunum Yolu Hastalıklarında Artış: Bronşiolit Nasıl Tedavi Edilir?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/cocuklarda-solunum-yolu-hastaliklarinda-artis-bronsiolit-nasil-tedavi-edilir-73386</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/cocuklarda-solunum-yolu-hastaliklarinda-artis-bronsiolit-nasil-tedavi-edilir-73386</guid>
                <description><![CDATA[Kış aylarının gelmesiyle birlikte, viral enfeksiyonlar ve bronşiolit gibi solunum yolu hastalıkları çocuklarda daha sık görülmeye başlanıyor. Özellikle 2 yaş altı çocuklar arasında yaygınlaşan bronşiolit, solunum zorluğu, morarma ve yüksek ateş gibi ciddi belirtilere yol açabiliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bronşiolit, genellikle <strong>RSV (Respiratory Syncytial Virus)</strong> ve <strong>Influenza</strong> gibi virüsler tarafından tetikleniyor. Bu virüsler, kış aylarında daha aktif hale gelerek çocuklarda bronşiolit ataklarını başlatabiliyor. Prof. Dr. Güzel, havaların soğumasıyla birlikte çocuklarda solunum yolu hastalıklarında belirgin bir artış yaşandığını ve bronşiolitin özellikle <strong>2 yaş altı çocuklarda</strong>, özellikle de <strong>6 aydan küçük bebeklerde</strong> daha ağır seyrettiğini vurguladı.</p>

<h3><strong>Bronşiolitin Belirtileri</strong></h3>

<p>Bronşiolitin başlangıcı genellikle <strong>üst solunum yolu enfeksiyonları</strong> ile başlar. <strong>Burun akıntısı</strong>, <strong>öksürük</strong>, <strong>nefes darlığı</strong>, <strong>solunum sıkıntısı</strong>, <strong>hışıltılı nefes alma</strong> ve <strong>morarma</strong> gibi belirtilerle kendini gösterir. Hastalık ilerledikçe, çocuğun <strong>ateşi 38°C'yi geçebilir</strong>, <strong>beslenme problemleri</strong> ve <strong>nefes almakta zorlanma</strong> görülebilir.</p>

<h3><strong>Ailelerin Dikkat Etmesi Gereken Durumlar</strong></h3>

<p>Prof. Dr. Güzel, bronşiolit belirtilerine dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor. Eğer çocukta <strong>burun akıntısı</strong>, <strong>öksürük</strong>, <strong>nefes almakta zorluk</strong>, <strong>dudaklarda morarma</strong>, <strong>yüksek ateş</strong> ve <strong>beslenme problemleri</strong> gözlemleniyorsa, ailelerin <strong>hemen bir sağlık kuruluşuna başvurması</strong> gerektiğini söyledi.</p>

<h3><strong>Korunma ve Tedavi Yöntemleri</strong></h3>

<p>Prof. Dr. Güzel, bronşiolitten korunmak için <strong>aşılara</strong> dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Özellikle <strong>kronik rahatsızlıkları olan</strong>, <strong>prematüre doğan</strong> veya <strong>bağışıklık sistemi zayıf olan</strong> çocukların <strong>RSV ve influenza aşılarını</strong> mutlaka yaptırması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Bronşiolit tedavisinde çoğu zaman evde <strong>sıvı takviyesi</strong>, <strong>ateş kontrolü</strong> ve <strong>oksijen desteği</strong> gibi yöntemler kullanılır. Ancak, bazı vakalarda hastaneye yatış gerekebilir. Ailelerin, çocuklarının tedavisi sırasında <strong>beslenme</strong> ve <strong>ortamın nemlendirilmesi</strong> gibi faktörlere de özen göstermeleri önemlidir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Jan 2025 21:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2025/01/cocuklarda-solunum-yolu-hastaliklarinda-artis-bronsiolit-nasil-tedavi-edilir-1736190563.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni Yıla Sağlıklı Başlamak İçin 2025’e Dair Beslenme Önerileri</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/yeni-yila-saglikli-baslamak-icin-2025e-dair-beslenme-onerileri-73282</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/yeni-yila-saglikli-baslamak-icin-2025e-dair-beslenme-onerileri-73282</guid>
                <description><![CDATA[Yılbaşı akşamı, uzun süren yemek keyfi ve atıştırmalıkların cazibesiyle dolu bir zaman dilimi olsa da, sağlıklı beslenmeye özen göstermek önemli.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni yıl, sevdiklerimizle bir araya gelip keyifli akşamlar geçirmek için harika bir zaman dilimi. Ancak, yılbaşı akşamında uzun süren yemekler ve cazip atıştırmalıklar, sağlıklı beslenme düzeninizi bozabilir. Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, yılbaşı akşamı sağlıklı seçimler yaparak yeni yıla dengeli ve sağlıklı bir başlangıç yapmanın mümkün olduğunu belirtti. İşte yeni yıla sağlıklı başlamak için 5 öneri:</p>

<ol>
	<li>
	<p><strong>Yavaş Yiyin ve İyi Çiğneyin:</strong> Yılbaşı akşamında yemek süreleri uzayabilir. Yavaş yemek ve her lokmayı iyi çiğnemek, sindirimi kolaylaştırır ve fazla yemeyi engeller.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Dengeli Tabaklar Hazırlayın:</strong> Tabağınızda yarım yeşil sebzeler, zeytinyağlılar, diğer yarısında ise protein ve karbonhidrat içeren sağlıklı besinlere yer verin. Hindi eti gibi yağsız etler iyi bir seçenek olacaktır.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Su Tüketimine Özen Gösterin:</strong> Yemeklere başlamadan önce 1-2 bardak su içmek, hem açlık hissinizi azaltır hem de sindiriminizi kolaylaştırır.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Tatlı ve Karbonhidratlı Besinlere Dikkat Edin:</strong> Yılbaşı akşamında tatlılar bolca tüketilebilir. Ancak küçük porsiyonlar halinde tüketmek ve sağlıklı alternatifler seçmek önemlidir. Meyveli ve sütlü tatlılar ya da kuru meyve topları sağlıklı seçeneklerdir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Atıştırmalıkları Sağlıklı Seçin:</strong> Paketli cipsler yerine, evde az yağda yapılan patlamış mısır veya tuzsuz kuruyemişler tercih edilebilir. Bu, sağlıklı bir atıştırmalık alternatifi sunar.</p>
	</li>
</ol>

<p><strong>Yeni Yıla Sağlıklı Başlamak İçin İçecek Seçenekleri</strong></p>

<p>Yılbaşı akşamındaki ağır yemeklerin ardından, yeni yılın ilk günü vücudunuzu yenilemek için sağlıklı içecekler tercih edebilirsiniz. Zencefil çayı, sindirimi rahatlatır ve toksinlerden arındırmaya yardımcı olur. Taze zencefil dilimlerini sıcak suya ekleyip, üzerine limon ve bal ekleyerek tatlandırabilirsiniz.</p>

<p><strong>Sağlıklı Bir Kahvaltı İle Güne Başlayın</strong></p>

<p>Yılın ilk günü kahvaltıda protein ve yeşillik ağırlıklı besinler tercih ederek enerjik bir gün geçirebilirsiniz. C vitamininden zengin portakal, mandalina ve kivi gibi meyveler, karaciğerinizi destekler.</p>

<p><strong>Detoks İçin Antioksidan Zengini Besinler</strong></p>

<p>Yılbaşı gecesi şekerli içecekler tükettiyseniz, gün içinde antioksidan zengini besinler tercih edebilirsiniz. Yaban mersini, böğürtlen ve ahududu gibi meyvelerle birlikte yeşil çay ya da hibiskus çayı içmek, vücudunuzu destekler.</p>

<p><strong>Fiziksel Aktiviteye Önem Verin</strong></p>

<p>Yeni yılın ilk günü, fiziksel aktiviteye yer vermek hem bedensel hem de zihinsel sağlığınıza iyi gelir. Hafif tempolu bir yürüyüşle günü sonlandırmak, yıl boyu fiziksel aktiflik için motivasyon sağlar.</p>

<p>Yeni yıla sağlıklı başlamak, tüm yıl boyunca enerjik ve sağlıklı bir yaşam sürdürmek için önemli bir adımdır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Dec 2024 14:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/12/yeni-yila-saglikli-baslamak-icin-2025e-dair-beslenme-onerileri-1735557518.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çörek Otu: Binbir Derde Deva Olan Mücizevi Bitki!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/corek-otu-binbir-derde-deva-olan-mucizevi-bitki-73279</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/corek-otu-binbir-derde-deva-olan-mucizevi-bitki-73279</guid>
                <description><![CDATA[Antioksidan Gücüyle Tanışın: İşte Çörek Otunun Şifa Dağıtan Etkileri...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çörek otu (Nigella sativa), özellikle sağlık yararlarıyla öne çıkan ve tarih boyunca çeşitli kültürlerde kullanılan bir bitkidir. İşte özetle çörek otunun ve çörek otu yağının öne çıkan özellikleri ve faydaları:</p>

<h3>Genel Özellikler</h3>

<ul>
	<li><strong>Aile:</strong> Düğün çiçeğigiller (Ranunculaceae).</li>
	<li><strong>Bölgesel Dağılım:</strong> Güney Avrupa, Kuzey Afrika, Güneybatı Asya, Orta Doğu, Türkiye ve Hindistan gibi bölgelerde yetişir.</li>
	<li><strong>İsimler:</strong> Siyah tohum, siyah kimyon, bereket tanesi.</li>
</ul>

<h3>Besin Değerleri</h3>

<p>Çörek otu tohumları, karotenoidler, kalsiyum, potasyum, fosfor ve demir gibi temel minerallerin yanı sıra magnezyum, çinko, A vitamini, B kompleks vitaminleri ve C vitamini içerir.</p>

<h3>Sağlık Faydaları</h3>

<ol>
	<li>
	<p><strong>Antioksidan Etki:</strong></p>

	<ul>
		<li>Serbest radikallerin neden olduğu hücre hasarını azaltır.</li>
		<li>Kalp hastalıkları, romatizma ve kanser gibi hastalıklarda koruyucu rol oynar.</li>
	</ul>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Bağışıklık Sistemini Destekleme:</strong></p>

	<ul>
		<li>Timokinon sayesinde T hücreleri ve fagositik hücreleri artırarak bağışıklığı güçlendirir.</li>
	</ul>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Diyabet Yönetimi:</strong></p>

	<ul>
		<li>Tip 2 diyabet hastalarında kan şekeri seviyelerini dengeleyebilir.</li>
		<li>İnsülin hassasiyetini artırır.</li>
	</ul>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Kardiyovasküler Sağlık:</strong></p>

	<ul>
		<li>Kolesterol ve trigliserit seviyelerini dengeleyerek kalp sağlığını destekler.</li>
	</ul>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Sindirim Sağlığı:</strong></p>

	<ul>
		<li>Gastrik asit sekresyonunu azaltır, mide mukozasını korur.</li>
		<li>Mide ve bağırsak düzenleyici etkiler gösterir.</li>
	</ul>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Cilt Sağlığı:</strong></p>

	<ul>
		<li>Anti-aging özellikler sunar.</li>
		<li>Sedef hastalığı ve Behçet hastalığı gibi cilt rahatsızlıklarında iltihap önleyici etkiler sağlar.</li>
	</ul>
	</li>
</ol>

<h3>Kullanım Önerileri ve Dikkat Edilmesi Gerekenler</h3>

<ul>
	<li>Çörek otu yağı veya tohumları kullanmadan önce, özellikle sağlık sorunları veya düzenli ilaç kullanımı durumlarında, bir sağlık uzmanına danışılması önemlidir.</li>
	<li>Bitkisel ürünlerin etkileri kişisel farklılık gösterebilir.</li>
</ul>

<p>Çörek otu, sağlık alanında oldukça geniş bir etki yelpazesi sunan doğal bir kaynak olarak dikkat çeker. Düzenli ve bilinçli kullanımı, genel sağlığın korunmasına katkıda bulunabilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Dec 2024 11:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/12/orek-otu-binbir-derde-deva-olan-mucizevi-bitki-1735546849.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aritmi: Kalbin Sessiz Tehlikesi: Uzmanlar Uyarıyor!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/aritmi-kalbin-sessiz-tehlikesi-uzmanlar-uyariyor-73118</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/aritmi-kalbin-sessiz-tehlikesi-uzmanlar-uyariyor-73118</guid>
                <description><![CDATA[Kalbin düzenli çalışması için gereken elektrik sinyallerinin düzgün şekilde çalışmaması sonucu oluşan aritmi (ritim bozukluğu), her yaş grubunda karşılaşılabilecek bir durumdur. Aritmi, kalbin düzenli hızlı, yavaş ya da tamamen düzensiz atması şeklinde görülebilir. Ülkemizde her 100 kişiden yaklaşık 5’inde görülen aritmiler arasında, özellikle atriyal fibrilasyon dikkat çekmektedir. Araştırmalara göre, bu ritim bozukluğunun görülme sıklığının 2050 yılına kadar iki katına çıkması bekleniyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı <strong>Dr. Nur Kamer Kaya İnalkaç</strong>, aritminin çoğu zaman zararsız olsa da bazen hayati risk taşıdığını belirterek, belirtiler ortaya çıktığında zaman kaybetmeden bir kardiyoloji uzmanına başvurmanın önemine vurgu yapıyor.</p>

<h3><strong>Aritminin Nedenleri</strong></h3>

<p>Kalpte ritim bozukluğu, genellikle kalp damar hastalıklarına yol açan faktörlerle doğrudan ilişkilidir. Aritminin en yaygın nedenleri:</p>

<ul>
	<li><strong>Kardiyovasküler risk faktörleri:</strong> Kalp damar hastalıkları, geçirilmiş kalp krizi, yapısal kalp hastalıkları.</li>
	<li><strong>Sistemik hastalıklar:</strong> Diyabet, hipertansiyon, hipertiroidi, obezite.</li>
	<li><strong>Yaşam tarzı faktörleri:</strong> Sigara, fazla alkol veya kafein tüketimi, hareketsizlik.</li>
	<li><strong>Enfeksiyonlar:</strong> Grip, Covid-19 ve diğer viral hastalıklar.</li>
	<li><strong>Diğer:</strong> Genetik yatkınlık, uyku apnesi, bazı ilaçların yan etkileri.</li>
</ul>

<p>Altta yatan bu nedenlere bağlı olarak aritmi, felç ve ani ölüm riskini artırabilir.</p>

<h3><strong>Aritmi Belirtileri</strong></h3>

<p>Kalpte ritim bozukluğu, çoğu zaman aşağıdaki belirtilerle kendini gösterir:</p>

<ul>
	<li>Göğüste hızlı ya da yavaş kalp atımı hissi.</li>
	<li>Göğüs ağrısı.</li>
	<li>Nefes darlığı.</li>
	<li>Yorgunluk ve halsizlik.</li>
	<li>Baş dönmesi, bayılma veya bayılacakmış gibi hissetme.</li>
</ul>

<p>Ancak bazı durumlarda aritmi hiçbir belirti göstermeden seyreder ve yalnızca doktor muayenesi sırasında tesadüfen fark edilebilir.</p>

<h3><strong>Tehlikeli Durumlar: Ani Kalp Ölümü Riski</strong></h3>

<p>Dr. Nur Kamer Kaya İnalkaç, ciddi ritim bozukluklarının hayati tehlike oluşturabileceğini belirtiyor. Özellikle <strong>ventriküler fibrilasyon</strong>, kan basıncında ani düşüşe yol açarak saniyeler içinde kişinin yere düşmesine, nefes almasının ve kalp atışının durmasına neden olabilir. Bu durumda hemen <strong>112 acil yardım hattı aranmalı</strong>, temel yaşam desteği eğitimi almış bir kişi varsa derhal kalp masajına başlamalıdır.</p>

<h3><strong>Korunma Yolları ve Doğru Alışkanlıklar</strong></h3>

<p>Dr. İnalkaç’a göre, aritmi riskini azaltmak için şu önlemler alınabilir:</p>

<ol>
	<li><strong>Hipertansiyon ve diyabet kontrolü:</strong> Bu hastalıkları olan bireyler, doktorun önerdiği tedaviye harfiyen uymalıdır.</li>
	<li><strong>Alkol ve kafein tüketimi:</strong> Fazla kafein ve alkol tüketiminden kaçınılmalıdır. Özellikle enerji içeceklerinden uzak durulması önemlidir.</li>
	<li><strong>Sigara ve elektronik sigara kullanımı:</strong> Tüm sigara ürünleri bırakılmalıdır.</li>
	<li><strong>Kaliteli uyku:</strong> Kesintisiz bir gece uykusu (7-8 saat), kalp sağlığını olumlu etkiler.</li>
	<li><strong>Düzenli egzersiz:</strong> Hareketsiz bir yaşam tarzından kaçınılmalı, ancak yüksek risk grubundaki kişiler ağır fiziksel aktivitelerden uzak durmalıdır.</li>
	<li><strong>Stres kontrolü:</strong> Ani stres ve büyük üzüntüden kaçınılmalıdır.</li>
	<li><strong>Grip ilaçları:</strong> Bazı grip ilaçları aritmi riskini artırabilir, doktor tavsiyesi olmadan kullanılmamalıdır.</li>
</ol>

<h3><strong>Tedavi Yöntemleri</strong></h3>

<p>Aritmi tedavisinde amaç, kalp atımını dakikada 60-100 arasında tutmaktır. İlk basamak genellikle ilaç tedavisidir. İlaçların yeterli gelmediği durumlarda, ileri girişimsel yöntemler veya <strong>kalp pili takılması</strong> gibi çözümler devreye alınabilir.</p>

<p>Dr. Nur Kamer Kaya İnalkaç, aritmi şüphesi olan bireylerin erken teşhis ve tedavi için bir kardiyoloji uzmanına başvurmalarının hayat kurtarıcı olabileceğini vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Dec 2024 12:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/12/aritmi-kalbin-sessiz-tehlikesi-uzmanlar-uyariyor-1734516059.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kritik Anevrizma Ameliyatı SANKO Üniversitesi&#039;nde Başarıyla Tamamlandı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/kritik-anevrizma-ameliyati-sanko-universitesinde-basariyla-tamamlandi-73038</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/kritik-anevrizma-ameliyati-sanko-universitesinde-basariyla-tamamlandi-73038</guid>
                <description><![CDATA[Atardamarı yırtılan hasta, Gaziantep SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla sağlığına kavuşturuldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Bir anda gelişen şiddetli karın ağrısı şikayetiyle SANKO Üniversitesi Hastanesi Acil Servisine başvuran 44 yaşındaki D. H.’nin karnında literatürde nadir vaka olarak tanımlanan anevrizma rüptürü (Balonlaşma sonucu oluşan kanama) teşhisi konuldu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Acil serviste hızlı şekilde tetkikleri yapılan D.H., “Karnımda anevrizma rüptürü geliştiği söylendi. SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Yücel Yüksel ve Dr. Öğr. Üyesi Kenan Demirbakan hocalarımız, hemen müdahale edilmesi gerektiğini, zor bir ameliyat olacağını belirttiler. Hemen ameliyata aldılar. Ameliyatım başarılı geçti. Şu anda çok çok iyiyim. Ailem ve sevdiklerimle bir aradayım. Doktorlarımıza minnettarım. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” diyerek süreci ve mutluluğunu paylaştı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı / Organ Nakil Merkezi Cerrahı Dr. Öğr. Üyesi Kenan Demirbakan ise&nbsp; hastanın, bir anda gelişen şiddetli karın ağrısı ile acil servise başvurduğunu anımsatarak, “Acil servis ve radyoloji hekimlerimizin yaptığı hızlı değerlendirme sonucunda, hastanın, karındaki ana atardamardan (Abdominal aorta) çıkarak karaciğeri, midenin bir kısmını ve dalağı besleyen ana dalında (Çölyak arter) gelişen balonlaşma sonucu oluşan kanama (Anevrizma&nbsp; rüptürü) olduğu saptandı” dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Bu durum çok nadir görülen bir rahatsızlık olup, literatürde nadir vaka olarak tanımlanmakta ve çok az hastanın hayatta kaldığı bildirilmektedir” diyen Dr. Öğr. Üyesi Demirbakan, şöyle konuştu:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Hastamızı acil ameliyata aldık, başarılı operasyon ve tedavisinin ardından bir hafta sonra da şifa ile taburcu ettik. Hastanemiz genel cerrahi ve organ nakli ekibi, bu tarz vakalara multidisipliner olarak başarılı bir şekilde müdahale edebilmektedir. Hastamızın bu tür bir rahatsızlık sonrası hastanemizde yapılan müdahalelerle sağlığına kavuşmasından dolayı mutluyuz.”</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Dec 2024 12:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/12/kritik-anevrizma-ameliyati-sanko-universitesinde-basariyla-tamamlandi-1733996373.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kış Aylarında Orta Kulak İltihabından Korunmak İçin 10 Öneri</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/kis-aylarinda-orta-kulak-iltihabindan-korunmak-icin-10-oneri-73027</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/kis-aylarinda-orta-kulak-iltihabindan-korunmak-icin-10-oneri-73027</guid>
                <description><![CDATA[Soğuk hava koşulları, özellikle kış aylarında birçok hastalığın oluşumuna zemin hazırlıyor. Bunların başında ise orta kulak iltihabı geliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kulak zarı ile iç kulak arasındaki orta kulak boşluğunda meydana gelen enfeksiyon olarak tanımlanan bu rahatsızlık, erken teşhis ve tedavi edilmediğinde ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Ateş, işitme kaybı ve kulak akıntısı gibi belirtilerle kendini gösteren orta kulak iltihabı hakkında uzmanlardan önemli uyarılar geliyor.</p>

<h3><strong>Çocuklar Daha Fazla Risk Altında</strong></h3>

<p>Orta kulak iltihapları genellikle ani başlangıçlıdır ve sıklıkla çocuklarda görülür. Çocukların orta kulak anatomisinin erişkinlerden farklı olması, enfeksiyon riskini artırır. Özellikle üst solunum yolu enfeksiyonları ve geniz eti büyüklüğü gibi durumlar, çocuklarda iltihap oluşumunu kolaylaştırır. Çocuklarda yüksek ateş, ağrı, işitme kaybı ve kulakta dolgunluk hissi gibi belirtilerle ortaya çıkan bu rahatsızlık, tedavi edilmezse kalıcı işitme kayıplarına yol açabilir.</p>

<h3><strong>Kış Aylarında Risk Artıyor</strong></h3>

<p>Sonbahar ve kış aylarında grip, nezle ve sinüzit gibi enfeksiyonların artışı, orta kulak iltihabı görülme sıklığını da artırır. Bu enfeksiyonlar, orta kulağı genze bağlayan östaki tüpünün fonksiyonunu bozarak iltihaba neden olabilir. Uzmanlar, tedavi edilmediği durumlarda yüz felci, denge kaybı, menenjit ve hatta beyin apsesi gibi ciddi komplikasyonların gelişebileceğine dikkat çekiyor.</p>

<h3><strong>Tedavi ve Takip Hayati Önem Taşıyor</strong></h3>

<p>Uzmanlar, sık tekrarlayan ya da uzun süredir geçmeyen orta kulak iltihaplarında mutlaka altta yatan nedenlerin araştırılması gerektiğini belirtiyor. Tedavide ilaç kullanımının yanı sıra düzenli takip önemlidir. İlerlemiş vakalarda cerrahi müdahaleler, hastalığın seyrine göre gerekebilir. Bunlar arasında; kulak zarına drenaj, tüp yerleştirilmesi ya da geniz eti operasyonları yer alır.</p>

<h3><strong>Orta Kulak İltihabından Korunmak İçin Neler Yapılabilir?</strong></h3>

<p>Uzmanlar, orta kulak iltihabından korunmak için şu önlemleri öneriyor:</p>

<ul>
	<li>Sık sık el yıkama ve hijyen kurallarına dikkat etme</li>
	<li>Hasta kişilerle temastan kaçınma</li>
	<li>Grip salgını dönemlerinde toplu alanlardan uzak durma</li>
	<li>Dengeli beslenme ve bağışıklığı güçlendirme</li>
	<li>Sigara içmemek ve çocukları pasif içicilikten korumak</li>
	<li>Grip aşısı yaptırma</li>
	<li>Kronik sinüzit, alerjik nezle ve reflü gibi rahatsızlıkları tedavi ettirme</li>
</ul>

<p>Erken tanı ve tedavi sayesinde orta kulak iltihabı kontrol altına alınabilir. Ancak belirtiler devam ederse mutlaka bir uzmana danışılması gerektiği unutulmamalıdır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Dec 2024 16:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/12/kis-aylarinda-orta-kulak-iltihabindan-korunmak-icin-10-oneri-1733927328.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuklarda Erken Ergenlik: Nedenleri ve Tedavi Süreci</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/cocuklarda-erken-ergenlik-nedenleri-ve-tedavi-sureci-73009</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/cocuklarda-erken-ergenlik-nedenleri-ve-tedavi-sureci-73009</guid>
                <description><![CDATA[Ergenlik, çocukluktan erişkinliğe geçiş süreci olup, hem fiziksel hem de ruhsal değişimlerin yoğun şekilde yaşandığı önemli bir dönemdir. Ancak günümüzde özellikle kız çocuklarında daha sık görülen erken ergenlik, ebeveynlerin dikkat etmesi gereken bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ergenlik, çocukların üreme yeteneği kazandığı, boylarının uzadığı ve fiziksel değişimlerin başladığı bir süreçtir. Normal ergenlik süreci kızlarda 8-13, erkeklerde ise 9-14 yaş arasında başlar.</p>

<ul>
	<li><strong>Kızlarda:</strong> Meme gelişiminin 8 yaşından önce başlaması "erken ergenlik" olarak tanımlanır.</li>
	<li><strong>Erkeklerde:</strong> Testis boyutlarının 9 yaşından önce büyüyerek 4 ml üzerine çıkması "erken ergenlik" işareti sayılır.</li>
</ul>

<h3><strong>Erken Ergenlik Türleri: Gerçek mi, Yalancı mı?</strong></h3>

<p>Erken ergenlik, iki farklı şekilde görülür:</p>

<ol>
	<li><strong>Gerçek Erken Ergenlik:</strong> Hipotalamus ve hipofiz bezlerinden salınan hormonların artışı ile oluşur.</li>
	<li><strong>Yalancı Erken Ergenlik:</strong> Vücutta cinsiyet hormonlarının miktarındaki artışa bağlıdır ve altta yatan farklı nedenler bulunabilir.</li>
</ol>

<p>Kızlarda gerçek erken ergenlik erkeklere göre 10 kat daha sık görülmektedir. Bu durum genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerle ilişkilidir. Erkeklerde ise erken ergenlik genellikle altta yatan bir sağlık sorununa bağlı olabilir ve detaylı inceleme gerektirir.</p>

<h3><strong>Erken Ergenlik Belirtileri</strong></h3>

<p>Erken ergenlik belirtileri hem fiziksel hem de psikolojik olarak kendini gösterir:</p>

<ul>
	<li><strong>Kızlarda:</strong> Meme büyümesi, tüylenme, adet döngüsünün erken başlaması.</li>
	<li><strong>Erkeklerde:</strong> Testis büyümesi, ses kalınlaşması, kas dokusunda artış ve erken sakal gelişimi.</li>
	<li><strong>Genel Belirtiler:</strong> Hızlı boy uzaması, kilo alımı, sinirlilik, içe kapanma, ruh hali değişiklikleri.</li>
</ul>

<h3><strong>Erken Ergenliğin Nedenleri</strong></h3>

<ol>
	<li><strong>Obezite:</strong> Sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam tarzı, erken ergenlikte en önemli nedenlerden biridir.</li>
	<li><strong>Çevresel Faktörler:</strong> Pestisitler, plastiklerde bulunan bisfenol A gibi kimyasallar ve östrojen benzeri maddeler (lavanta, soya) hormonları olumsuz etkileyebilir.</li>
	<li><strong>Mavi Işık Maruziyeti:</strong> Tablet ve bilgisayar gibi cihazlarla uzun süre vakit geçirmek hormonal dengesizliklere yol açabilir.</li>
	<li><strong>Genetik Yatkınlık:</strong> Aile öyküsü önemli bir etkendir.</li>
</ol>

<h3><strong>Erken Ergenliğin Olası Zararları</strong></h3>

<ul>
	<li>Kemik büyüme noktalarının erken kapanması sonucu boy kısalığı.</li>
	<li>Psikososyal sorunlar: Yaşıtlarından farklı görünmenin getirdiği zorluklar.</li>
	<li>Adet döngüsünün erken başlaması nedeniyle kız çocuklarında ek zorluklar.</li>
</ul>

<h3><strong>Tedavi Gerekli mi?</strong></h3>

<p>Her erken ergenlik vakasında tedavi şart değildir. Tedavi kararı, çocuğun fiziksel belirtileri, erken ergenlik yaşı ve öngörülen boy hedefi gibi faktörlere bağlıdır.</p>

<ul>
	<li><strong>Tedavi Yöntemi:</strong> GnRH analogları adı verilen ilaçlar ayda bir veya üç aylık enjeksiyonlar halinde uygulanır. Tedavi tamamlandığında ergenlik süreci doğal şekilde devam eder.</li>
</ul>

<h3><strong>Ebeveynlere Öneriler</strong></h3>

<ul>
	<li><strong>Sağlıklı Beslenme:</strong> Çocuğunuzun aşırı kilo almasını önlemek için dengeli bir diyet hazırlayın.</li>
	<li><strong>Dijital Detoks:</strong> Mavi ışığa maruziyeti sınırlayın.</li>
	<li><strong>Uzman Takibi:</strong> Erken ergenlik belirtilerinde bir çocuk endokrinoloji uzmanına başvurun.</li>
</ul>

<p>Unutulmamalıdır ki erken müdahale, çocukların hem fiziksel hem de psikolojik sağlıklarını korumak için büyük önem taşır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Dec 2024 10:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/12/cocuklarda-erken-ergenlik-nedenleri-ve-tedavi-sureci-1733817565.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanlar Uyarıyor: Kış Sebzelerini Tüketirken Aşırıya Kaçmayın!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/uzmanlar-uyariyor-kis-sebzelerini-tuketirken-asiriya-kacmayin-73008</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/uzmanlar-uyariyor-kis-sebzelerini-tuketirken-asiriya-kacmayin-73008</guid>
                <description><![CDATA[Kış aylarında bağışıklık sistemini güçlendiren ve vücuda birçok fayda sağlayan ıspanak, havuç, bal kabağı, karalahana, Brüksel lahanası gibi sebzeler, içeriklerindeki karotenoidler sayesinde hastalıklara karşı koruma sağlar. Ancak bu faydalı bileşiklerin fazla tüketimi, cilt renginde sarı veya turuncu değişimlere neden olabilir. Memorial Kayseri Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Betül Merd, bu durumu "karotenemi" olarak adlandırdı ve önemli bilgiler paylaştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Karotenoidler, bitkilerde sarı, turuncu ve kırmızı renklerin oluşmasını sağlayan doğal pigmentlerdir. İnsan vücudunda antioksidan etkisiyle hücreleri koruyan bu bileşiklerin, 600’den fazla türü bulunmaktadır. Alfa-karoten, beta-karoten, likopen, lutein gibi türler üzerinde yapılan araştırmalar, karotenoidlerin sağlık açısından birçok faydasını ortaya koymuştur.</p>

<h3><strong>Karotenoidlerin Sağlığa Faydaları</strong></h3>

<p>Karotenoid içeren sebze ve meyveler, düzenli tüketildiğinde şu faydaları sağlar:</p>

<ul>
	<li><strong>Bağışıklık Güçlendirme:</strong> Vücudu hastalıklara karşı korur.</li>
	<li><strong>Kilo Kontrolü:</strong> Tokluk hissi vererek kilo verme sürecine destek olur.</li>
	<li><strong>Kanser Önleme:</strong> Hücre yenilenmesini destekleyerek kanser riskini azaltır.</li>
	<li><strong>Göz Sağlığı:</strong> Gece körlüğüne ve katarakt oluşumuna karşı koruyucu etki gösterir.</li>
	<li><strong>Detoks Etkisi:</strong> Karaciğer yağlanmasını önler ve vücudu toksinlerden arındırır.</li>
	<li><strong>Sinir Sistemi:</strong> Hafızayı güçlendirir, sinir sistemi üzerinde olumlu etkiler sunar.</li>
</ul>

<h3><strong>Ciltte Sarı ve Turuncu Tonlar: Karotenemi Nedir?</strong></h3>

<p>Karotenoidlerin aşırı tüketimi sonucunda kandaki karoten seviyesi artar ve "karotenemi" adı verilen bir durum ortaya çıkar. Bu, ciltte geçici sarı veya turuncu renk değişimlerine neden olur. Özellikle bebeklerde havuç püresi gibi beta-karoten açısından zengin mamaların aşırı tüketimi bu durumu tetikleyebilir. Ancak karoteneminin sağlık açısından ciddi bir zararı yoktur ve pigment fazlalığı durdurulduğunda cilt rengi normale döner.</p>

<h3><strong>Karotenoidler Hangi Besinlerde Bulunur?</strong></h3>

<p>Karotenoidler, özellikle renkli sebze ve meyvelerde bolca bulunur:</p>

<ul>
	<li>Sebzeler: Havuç, ıspanak, brokoli, bal kabağı, pancar, karalahana, Brüksel lahanası.</li>
	<li>Meyveler: Mango, portakal, kayısı, şeftali, kavun, papaya.</li>
</ul>

<h3><strong>Doğru Tüketim Önerileri</strong></h3>

<p>Uzmanlar, günlük 6-12 mg beta-karoten tüketiminin yeterli olduğunu belirtiyor. Dengeli ve çeşitli bir beslenme programı ile kış sebzelerinden maksimum fayda sağlayabilir, cilt renginde meydana gelebilecek değişimleri önleyebilirsiniz.</p>

<p>Kış aylarında sağlıklı kalmak için bu besinleri tüketmekten çekinmeyin; ancak aşırıya kaçmadan, dengeli bir şekilde tüketmek her zaman daha faydalıdır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Dec 2024 10:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/12/uzmanlar-uyariyor-kis-sebzelerini-tuketirken-asiriya-kacmayin-1733817298.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanlar Uyarıyor: Şeker ve İşlenmiş Gıdalardan Uzak Durun!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/uzmanlar-uyariyor-seker-ve-islenmis-gidalardan-uzak-durun-72800</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/uzmanlar-uyariyor-seker-ve-islenmis-gidalardan-uzak-durun-72800</guid>
                <description><![CDATA[Gaziantep SANKO Üniversitesi Hastanesi’nden Uzman Diyetisyen Meltem Demirci, “Kış aylarında bağışıklık sistemini güçlendirmek için beslenmeye dikkat edilmesi önemlidir” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Uzm. Dyt. Demirci, havaların iyice soğuduğu kış mevsiminin yaşandığı bu dönemde sağlığa katkı sağlayacak şu beslenme önerilerinde bulundu:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“<strong>1. Taze Meyve ve Sebzeler:</strong>&nbsp;Kış mevsiminde C vitamini açısından zengin turunçgiller, kivi ve brokoli gibi besinleri tercih edebilirsiniz. Renkli sebzelerin antioksidan içeriği bağışıklığınızı korumanıza destek sağlar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>2. Sıcak İçecekler:</strong>&nbsp;Zencefil ve tarçınla hazırlanan sıcak bitki çayları, soğuk havalar karşısında sizi sıcak tutar ve ruh halinizi iyileştirir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>3. Omega-3 Yağ Asitleri:</strong>&nbsp;Somon, sardalya ve ceviz gibi omega-3 kaynakları fiziksel sağlığı desteklerken depresyon riskini de azaltır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>4. Tam Tahıllar:</strong>&nbsp;Yulaf, kahverengi pirinç ve bulgur gibi tam tahıllar, enerji seviyesini artırır ve sindirim sistemini düzenler.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>5. Probiyotikler:</strong>&nbsp;Yoğurt, kefir gibi probiyotiklerle zenginleştirilmiş gıdalar, bağırsak sağlığını destekler ve bağışıklığı güçlendirir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>6. Su Tüketimi:</strong>&nbsp;Kışın su içme alışkanlığınızı sürdürün; günde en az 8 bardak su içmeyi hedefleyin.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>7. Şeker ve İşlenmiş Gıdalar:</strong>&nbsp;Aşırı şeker ve işlenmiş gıdaların tüketimi bağışıklığı zayıflatır. Bunun yerine doğal ve besleyici gıdalar tercih ediniz.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>BESİN HAZIRLAMA İPUÇLARI</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Haftalık yemek planı yaparak mevsim sebzelerinin kullanılmasını öneren Uzm. Dyt. Demirci, besin hazırlama ipuçlarını şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“- Sebzeleri buharda pişirerek besin değerini koruyunuz.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Baharatlar ekleyerek yemekleri zenginleştiriniz.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Sıcak çorba ve güveçler hazırlayın, çeşitli sebzeler ve tam tahıllar kullanınız.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">- Fırında sebze pişirme yöntemi ile doğal tatları artırınız.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>FİTOTERAPİ (BİTKİSEL TEDAVİ) ÖNERİLERİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Bağışıklık sistemini güçlendirmek için ekinezya, zencefil ve sarımsak kullanılabileceğini belirten Uzm. Dyt. Demirci, C vitamini açısından zengin gıdalar ve propolis gibi doğal takviyelerin de tercih edilebileceği önerisinde bulundu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>BİTKİSEL ÜRÜNLER UZMANA DANIŞARAK TÜKETİLMELİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Herhangi bir bitkisel ürün kullanmadan önce sağlık durumunun göz önünde bulundurulup uzmana danışılmasının önemine vurgu yapan Uzm. Dyt. Demirci, “Tükettiğiniz bitkilerin yan etkileri olabileceğini unutmayın. Özellikle hamilelik, emzirme veya düzenli ilaç kullanıyorsanız doktorunuza danışın. Dengeli beslenme ile yeterli uyku ve düzenli egzersiz de önemlidir” diye konuştu.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 Nov 2024 10:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/11/uzmanlar-uyariyor-seker-ve-islenmis-gidalardan-uzak-durun-1732608764.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Diyabet Günü’nde Uzman Uyarısı: “Diyabet Tedavisinde Zayıflama Önemli Bir Adım”</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/diyabet-gununde-uzman-uyarisi-diyabet-tedavisinde-zayiflama-onemli-bir-adim-72607</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/diyabet-gununde-uzman-uyarisi-diyabet-tedavisinde-zayiflama-onemli-bir-adim-72607</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Hastanesi Diyetisyeni Nur Seda Güler Berk, diyabet (şeker hastalığı) hastalığında kilo vermenin etkili tedavi yöntemlerinden biri olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">SANKO Üniversitesi Hastanesi Obezite ve Metabolik Cerrahi Merkezi Koordinatörü de olan Dyt. Berk, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü nedeniyle açıklama yaptı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Dyt. Berk, “Obezite, günlük beslenmede şekerli gıdaların, yüksek kalorili yiyeceklerin yer almasına, hızlı yaşam temposu nedeniyle hazır gıdaların ve fastfood tarzı beslenme tüketimindeki artışa karşın günlük yaşamdaki hareketsizlik sonucu, alınan kalorinin harcanan kaloriden fazla olduğu bedenlerde biriken aşırı yağ kütleleri sebebiyle oluşan hastalık olarak tanımlanmaktadır. Bu durumlara bağlı olarak vücutta gelişen insülin direnci nedeniyle iştahın açılması da obeziteyi oluşturabilmektedir” dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Günümüzde diyabetin de obezite gibi ciddi küresel bir sağlık sorunu haline geldiğini belirten Dyt. Berk, şöyle devam etti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Vücut Kitle İndeksi (BKİ/BMİ) 30 kg/m2’den yüksek olan yani obezitenin birinci dereceden başladığı bireylerde, normal vücut ağırlığında olan bireylere göre Tip 2 diyabet hastalığının görülme riski 20 kat daha fazladır. Yani obezite ve Tip 2 diyabet hastalığı oluşumları açısından iç içe geçmiş durumdadır. Hatta obezite ve diyabet arasındaki bu güçlü ilişki nedeniyle, her iki olgu arasında nedensel bir patofizyolojik bağlantı olduğunu öne süren "diyabezite" terimi ortaya atılmıştır.”&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>DİYABET VE OBEZİTE OLUŞUMU BİRBİRİNİ DESTEKLİYOR</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Çağın hastalığı obezitenin hızla artmaya devam ettiğini söyleyen Dyt. Berk, “Neden sonuç açısından bakıldığında obezite diyabeti, diyabet de obeziteyi destekleyen bir paradoks oluşturmaktadır” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Ülkemizde 2060 yılında nüfusun yüzde 94’ünün obez olabileceğinin öngörüldüğüne, bunun da özellikle erişkinlerde görülen Tip 2 diyabette ciddi bir artış olacağının göstergesi olduğuna vurgu yapan Dyt. Berk, şu bilgileri paylaştı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Yapılan araştırmalar obez bireylerin yüzde 90’ının Tip 2 diyabet hastalığına yakalandığını göstermektedir. Bu da obezitenin tek başına Tip 2 diyabet için en önemli risk faktörlerinden biri olduğu sonucuna götürmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Obezite kısaca tedavi edilmesi gereken şişmanlık olarak tanımlanmaktadır. Bugün hiçbir sağlık sorunu olmayan hafif kilolu ya da şişman yani obez bireylerin yaklaşık 150 milyonu gelecek 10 yıl içinde Tip 2 diyabet hastası olmaya adaydır.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>SAĞLIKLI VE KALICI ZAYIFLAMANIN TİP 2 DİYABETTE ROLÜ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Sağlıklı ve kalıcı zayıflama ile Tip 2 diyabet hastalığını iyileştirmenin mümkün olabileceğini dile getiren Dyt. Berk, “Bedeninizi ideal vücut ağırlığına taşımak sizleri birçok hastalıktan koruyacaktır. Tip1 diyabet, gestasyonel diyabet, reaktif hipoglisemi ya da insülin direncinin görüldüğü bireylerde de yine doğru beslenme tedavisi ile şikayetlerin azalması ve son bulması mümkündür” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">SANKO Üniversitesi Hastanesi Obezite ve Metabolik Cerrahi Merkezi olarak, multidisipliner bir anlayışla kişiye özel zayıflama ve yaşam kalitesinde artış için çalıştıklarını belirten Dyt. Berk, “Sizlere en uygun zayıflama yöntemlerini belirlemek ve uygulamak için her zaman yanınızdayız. Ücretsiz ön görüşme için randevu alarak merkezimizi ziyaret edebilirsiniz. Sağlıkla formda kalmak için bizimle irtibata geçebilirsiniz” diye konuştu.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 14 Nov 2024 12:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/11/diyabet-gununde-uzman-uyarisi-diyabet-tedavisinde-zayiflama-onemli-bir-adim-1731576939.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Diyabet ve Yaşam Kalitesi: Prof. Dr. Baştemir’den Hayati Öneriler!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/diyabet-ve-yasam-kalitesi-prof-dr-bastemirden-hayati-oneriler-72592</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/diyabet-ve-yasam-kalitesi-prof-dr-bastemirden-hayati-oneriler-72592</guid>
                <description><![CDATA[Gaziantep SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı / Endokrinoloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Mehmet Baştemir, diyabet hastalığının küresel sağlık sorunu olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Bu yıl “Diyabet ve İyi Olmak” temasıyla kutlanan 14 Kasım Dünya Diyabet Günü nedeniyle açıklama yapan Prof. Dr. Baştemir, “Diyabet (şeker hastalığı), vücudun insülin hormonunu yeterince üretememesi veya etkili bir şekilde kullanamaması nedeniyle kan şekerinin yükseldiği kronik bir hastalıktır” dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Diyabetin kalp hastalığı, böbrek yetmezliği, körlük ve sinir hasarı gibi ciddi komplikasyonlara yol açabildiğine vurgu yapan Prof. Dr. Baştemir, şöyle devam etti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Tedavi edilmediği takdirde diyabet, yaşam kalitesini düşürür ve erken yaşam kayıplarına neden olabilir. Dünya çapında 537 milyon kişi diyabetle yaşıyor. Diyabetli hastaların yüzde 50'ye yakını teşhis edilmemiştir. Diyabetli her 4 kişiden 3'ü düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşıyor. Diyabet, sadece bireylerin sağlığını etkilemekle kalmayıp aynı zamanda toplumların ekonomik yükünü de artırmaktadır.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>DİYABET TÜRLERİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Diyabetin Tip 1 ve Tip 2 diyabet olmak üzere iki ana türü bulunduğunu belirten Prof. Dr. Baştemir, Tip 2 diyabetin, genetik yatkınlık, obezite ve hareketsiz yaşam gibi faktörlerle tetiklenen ve dünya genelinde en sık görülen diyabet türü olduğunu anımsattı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>DİYABET VE FİZİKSEL SAĞLIK</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Diyabetin, düzenli kan şekeri kontrolü, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve düzenli tıbbi takip gerektiren kronik bir hastalık olduğunu ve fiziksel sağlığı korumanın, diyabetin komplikasyonlarını önlemek ve yaşam kalitesini artırmak için hayati önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Baştemir, şu bilgileri paylaştı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>“•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kan Şekeri Kontrolü:</strong>&nbsp;Kan şekeri seviyelerini hedeflenen aralıkta tutmak, diyabetin neden olduğu uzun dönemli hasarları önlemek için en önemli adımdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sağlıklı Beslenme:</strong>&nbsp;Düşük glisemik indeksli, lifli besinler ağırlıklı bir diyet, kan şekerini dengelemeye yardımcı olur.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Düzenli Egzersiz:</strong>&nbsp;Egzersiz, insülin duyarlılığını artırır, kan şekerini düşürür ve genel sağlığı iyileştirir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Düzenli Tıbbi Takip:</strong>&nbsp;Doktor kontrolleri ve gerekli testler, diyabetin etkili bir şekilde yönetilmesini sağlar.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>DİYABET VE ZİHİNSEL SAĞLIK</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Diyabet, sadece fiziksel sağlığı değil, aynı zamanda zihinsel sağlığı da etkileyebilir. Depresyon, anksiyete ve stres, diyabetle yaşayan bireylerde sık görülen duygusal durumlar arasındadır” diyen Prof. Dr. Baştemir şu önerilerde bulundu:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>“•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Stres Yönetimi:</strong>&nbsp;Stres, kan şekerini yükseltebilir. Bu nedenle, yoga, meditasyon gibi gevşeme teknikleri ve hobilerle stres yönetimi önemlidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sosyal Destek:</strong>&nbsp;Aile, arkadaşlar ve destek grupları, diyabetle başa çıkmada önemli bir rol oynar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Psikolojik Destek:</strong>&nbsp;Gerektiğinde bir psikolog veya psikiyatr ile çalışmak, duygusal zorlukların üstesinden gelmeye yardımcı olabilir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>DİYABET VE YAŞAM KALİTESİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Diyabet, yaşam kalitesini olumsuz etkileyebileceğini ancak, doğru tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleri ile diyabetle yaşayan bireyler de sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürebileceğini kaydeden Prof. Dr. Baştemir, şu noktalara dikkat çekti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>"•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kendini Kabul Etmek:</strong>&nbsp;Diyabetli olmak, kimliğin bir parçası olarak kabul edilmelidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hedefler Belirlemek:</strong>&nbsp;Küçük ve gerçekçi hedefler belirlemek, motivasyonu artırır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sosyal Aktivitelere Katılmak:</strong>&nbsp;Diyabet, sosyal hayattan kopmaya neden olmamalıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hobilere Zaman Ayırmak:</strong>&nbsp;Hobiler, stresi azaltır ve yaşam kalitesini artırır.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>DİYABET VE İYİ OLMAK İÇİN ÖNERİLER</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Prof. Dr. Baştemir “Diyabet ve İyi Olmak” için önerileri şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>&nbsp;</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>“•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bilgi Edinmek:</strong>&nbsp;Diyabet hakkında doğru bilgi sahibi olmak, hastalığı yönetmede önemlidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Doktorla İş Birliği Yapmak:</strong>&nbsp;Doktorun önerilerini takip etmek ve düzenli olarak kontrol yaptırmak gerekir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sağlıklı Yaşam Tarzı Benimsemek:</strong>&nbsp;Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve yeterli uyku, diyabet yönetiminde temeldir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sosyal Destek Almak:</strong>&nbsp;Aile, arkadaşlar ve destek gruplarından destek almak önemlidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kendine Zaman Ayırmak:</strong>&nbsp;Stres yönetimi için zaman ayırmak, hobilere vakit ayırmak ve dinlenmek gerekir.”</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 13 Nov 2024 14:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/11/diyabet-ve-yasam-kalitesi-prof-dr-bastemirden-hayati-oneriler-1731499100.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SANKO Üniversitesi Hastanesi’nden Uyarı: Pelvik Taban Sağlığınıza Yatırım Yapın</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesi-hastanesinden-uyari-pelvik-taban-sagliginiza-yatirim-yapin-72591</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesi-hastanesinden-uyari-pelvik-taban-sagliginiza-yatirim-yapin-72591</guid>
                <description><![CDATA[Gaziantep SANKO Üniversitesi Hastanesi’nden Uzm. Fizyoterapist Selver Seval Ergücen, pelvik taban rehabilitasyonunun sağlığa yapabilecek bir yatırım olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>Pelvik</strong>&nbsp;taban kaslarının leğen kemiğinin iç tabakasında yer alan mesane, rahim, prostat, rektum (Bağırsağın son kısmı) vb. organları destekleyen kas grubu olduğunu belirten&nbsp;<strong>Uzm. Fizyoterapist Ergücen,</strong>&nbsp;“Doğru fonksiyonda çalışamayan pelvik taban kasları zayıflar veya gevşeme fazını doğru yönetemez. Bunun sonucunda idrar kaçırma, kabızlık, pelvik ağrı, cinsel işlev bozuklukları, pelvik organ sarkmaları, idrar boşaltamama problemleri görülebilmektedir” dedi.</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>PELVİK TABAN REHABİLİTASYONU NEDİR?&nbsp;</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>Uzm. Fizyoterapist Ergücen,</strong>&nbsp;pelvik taban rehabilitasyonunun pelvik taban kaslarını güçlendirmeye ve fonksiyonellik kazandırmaya yönelik egzersizler çeşitli solunum teknikleri, manuel terapi, biofeedback eğitimi, elektrik stimülasyonu, davranışsal terapi teknikleri, sağlıklı mesane ve bağırsak eğitimini içeren hastaların yaşam kalitesini arttırmaya ve pelvik taban kaslarının normal işlevlerini yerine getirmesine yardımcı olan bir tedavi bütünü olduğunu ifade etti.&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>KORUYUCU PELVİK TABAN REHABİLİTASYONU NEDİR?</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Koruyucu pelvik taban rehabilitasyonu olarak tanımlanan pelvik taban kaslarının düzenli olarak güçlendirilmesi ve doğru şekilde çalıştırılmasının pelvik taban kaslarının fonksiyon kaybını önlemeye yardımcı olduğunu anlatan Uzm. Fizyoterapist Ergücen, bu rehabilitasyondan özellikle fayda görecekleri ve faydalarını şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“<strong>1.</strong>&nbsp;Hamilelik ile doğum pelvik taban kaslarının zayıflamasına ve idrar kaçırma problemlerine neden olabilmektedir. Doğum esnasında zorlamaya bağlı da pelvik taban kaslarında sarkmalar görülebilmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>2.</strong>&nbsp;Yaşla birlikte pelvik taban kasları güç kaybeder. Pelvik taban rehabilitasyonu yaşa bağlı kas zayıflamasını yavaşlatır ve idrar kaçırma gibi sorunların ortaya çıkmasını önleyebilmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>3.</strong>&nbsp;Ağır kaldırma gibi fiziksel aktivite ve sporla ilgilenen bireylerin pelvik taban kaslarının güçlü olması yaralanmaları ve kas zorlamalarını önleyebilmektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>4.</strong>Yapısal ve genetik olarak bazı bireyler pelvik taban sorunlarına daha yatkındır. Düzenli pelvik taban eğitimi bireylerin ileride yaşayabilecekleri problemleri önlemektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>5.</strong>&nbsp;Pelvik taban problemleri çözülemediği taktirde cerrahi müdahale gerekebilmektedir. Rehabilitasyon, cerrahi riskleri ve ihtiyaçları azaltabilmektedir</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>6.</strong>&nbsp;Pelvik taban kaslarının güçlü olması karın içi basıncı dengeler ve duruşu destekler. Aynı zamanda mesane ve bağırsak kontrolünü iyileştirip genel sağlık üzerinde etkilidir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Pelvik taban rehabilitasyonun koruyucu olarak uygulanmasının, bireyin sağlığını uzun vadede korumak için yapılabilecek önemli bir yatırım olduğunun altını çizen Uzm. Fizyoterapist Ergücen,<strong>&nbsp;</strong>sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Kasların güçlendirilmesi, sadece mevcut şikayetleri azaltmakla kalmaz aynı zaman da bu bölgedeki organların uzun vadeli işlevini korumaya da katkıda bulunur. Hayat kalitenizi korumak ve artırmak için pelvik taban terapistine başvurmalısınız.”</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 13 Nov 2024 14:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/11/sanko-universitesi-hastanesinden-uyari-pelvik-taban-sagliginiza-yatirim-yapin-1731498856.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı: Prof. Dr. Elbeyli&#039;den Kritik Açıklamalar</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/akciger-kanseri-farkindalik-ayi-prof-dr-elbeyliden-kritik-aciklamalar-72578</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/akciger-kanseri-farkindalik-ayi-prof-dr-elbeyliden-kritik-aciklamalar-72578</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Levent Elbeyli, akciğer kanserinin kanser türleri arasında hem görülme sıklığı hem tedavisi hem de beraberinde getirdiği sorunlar ile en ciddi sağlık problemlerinden biri olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">SANKO Üniversitesi Hastanesi Onkoloji Merkezi Koordinatörü de olan Prof. Dr. Elbeyli, 1- 30 Kasım Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı nedeniyle açıklama yaptı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Akciğer kanserinin, tüm organ kanserlerinden her yönüyle ayrıldığını ve teşhisten tedavisine kadar olan süreçte farklı özellikler gösterdiğini anlatan Prof. Dr. Elbeyli, “Akciğer kanseri erkeklerde ilk sırada görülmekte ve yaşam kaybı nedeni olarak da ilk sırada yer almaktadır. Kadınlarda ise görülme sıklığı olarak ilk üç sıradadır” dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>AKCİĞER KANSERİNİN NEDENLERİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Prof. Dr. Elbeyli akciğer kanserinin oluşumunda bilinen nedenleri şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Sigara ilk sırayı almaktadır. Radyoaktif gazlara maruz kalmak, hava kirliliği, kronik akciğer hastalıkları, genetik yatkınlık, kötü beslenme ve kötü öz bakım bu nedenler arasında hemen sıralanabilir. Sigara ülkemizde yüksek oranda tüketildiğinden doğal olarak sigara nedenli hastalıkların görülme sıklığı da artmaktadır.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Akciğer kanseri belirtilerinin sinsi ve aldatıcı özellik gösterdiğini anımsatan Prof. Dr. Elbeyli, tanıya yönelik şu bilgileri paylaştı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Günümüz görüntüleme yöntemleri başta olmak üzere, laboratuvar imkanları bize büyük kolaylıklar ve önemli imkanlar sağlamaktadır. Akciğer kanserinde uzayan öksürük, nefes darlığı ve atipik göğüs ağrısı mutlaka önemsenmeli ve incelenmelidir. Öksürük ile ağızdan kan tükürmenin de geciktirilmeden değerlendirilmesi gereklidir. Alınan patolojik numunenin günümüzde incelenmesi de önemli gelişmeler ışığında bizleri çok değerli sonuçlara ulaştırmaktadır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">İlk bilgileri takiben yine gelişmiş tanı yöntemleri, bronkoskopi, ultrasonik bronkoskopi, torakoskopi (Kamera ile kapalı yöntem olarak da adlandırabiliriz) ve gerekirse radyolojik girişimsel işlemlerle hızlı tanıya ulaşmak mümkün olmaktadır. Üstelik bu yöntemler ciddi risk oluşturmayarak konfor açısından da hastalar için daha kabul görebilmektedir. Tanı için ileri yöntemlere yani cerrahi işlemlere daha az ihtiyaç duyulmaya başlanmıştır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Tüm kanserlerde olduğu gibi amacımız akciğer kanserinde de hastalığa erken tanı koyabilmektir. Bu nedenle de topluma hastalığın etkenlerini iyi tanıtabilmek ve belirtileri konusunda bilinçlendirmek önemli bir eğitim organizasyonu gerektirmektedir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>TEDAVİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Erken evrede tanı alan akciğer kanseri hastalarında günümüz tedavi yöntemleri ile uzun sağ kalımlar ve hatta kür mümkün olmaktadır” diyen Prof. Dr. Elbeyli, tedavi konusunda şunları söyledi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Akciğer kanserinin belirli patolojik tiplerinde erken evrede halen altın standart, hayat uzatan ve kurtaran yöntem cerrahidir. Elbette ilaç tedavisi-kemoterapi ve radyoterapi yöntemleri de tek başına veya kombine uygulanmakta hastalara yaşam şansı vermek için kullanılmaktadır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Günümüzde bilimin, bilimsel araştırmaların ortaya koyduğu yeni moleküller kanser tedavisinde büyük umutlar oluşturmuştur. Biz bunlara ilk planda hedefe yönelik ilaçlar ve immünoterapi diyoruz. Hastalarımızdan alınan kan, vücut sıvı ve doku örneklerinden yapılan moleküler-genetik testler ile her hastaya kanserinin yapısal duruma göre tümör çoğalmasını engelleyici ilaçlar belirlenebilmektedir. Ameliyat öncesi bu ilaçların kullanımı ile hastalık geriletilmekte, tümör küçülmekte ve cerrahi başarısı artmaktadır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Her ne tedavi yöntemi olursa olsun hastanın tedaviye katılımı, iyileşeceğine olan inancı mutlaka gereklidir. Tedavide hasta ve hasta yakınlarının sağlık ekibi ile iş birliği olmazsa olmaz bir konudur.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Akciğer kanserinin tanısından tedavisine multidisipliner bir ekip anlayışı ile yürütülmesinin önemine vurgu yapan Prof. Dr. Elbeyli, “İlgili birimin imkanları, bilgi ve tecrübe birikimi çok önemli ve mutlaka gereklidir. SANKO Üniversitesi Hastanesi Onkoloji Merkezi de işte bu işlevi yerine getirmek için hastalarına multidisipliner bir yapıda hizmet vermektedir” diye konuştu.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 12 Nov 2024 17:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/11/akciger-kanseri-farkindalik-ayi-prof-dr-elbeyliden-kritik-aciklamalar-1731422770.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SANKO Üniversitesi Hastanesi’nden Çifte Organ Nakli Başarısı!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesi-hastanesinden-cifte-organ-nakli-basarisi-72506</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesi-hastanesinden-cifte-organ-nakli-basarisi-72506</guid>
                <description><![CDATA[Gaziantep SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezinde böbrek ve karaciğer nakilleri ayrı salonlarda eş zamanlı gerçekleştirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt">Gaziantep'te yaşayan H.K. (42) vücudunda ödem, morluk ve gözlerinde sararmalar oluşmaya başladığında, sağlığı ile ilgili sorun olduğunu düşünerek, SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı / Gastroenteroloji Bilim Dalından Doç. Dr. Nimet Yılmaz’a başvurduğunda, yapılan tetkikler sonucunda karaciğerinin iflas ettiğini öğreniyor.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt">Nakil kararı vermeden önce araştırmalar yaptığını belirten H.K., “Nereye gideceğimi, nasıl bir yol izleyeceğimi bilmiyordum, çünkü bu hayati bir sorundu. Fikir edinmek amacıyla şehir dışında farklı merkezlere gittim fakat yeterli ilgiyi göremedim” dedi.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt">Bunun üzerine yeniden SANKO Üniversitesi Hastanesi’ne başvurduğunu anlatan H.K., “Yaklaşık 4 ay sonra hastaneden kadavra organ bağışı ile karaciğer nakli için arandık. Eşimle hemen yola çıktık ve iki saat içerisinde tüm tetkiklerim yapılarak, ameliyata alındım” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt">Ameliyattan sonraki sürecin çok rahat geçtiğine vurgu yapan H.K., “Allah'a şükür, o günden beri ağrım sızım yok. Doktorlarımın ilgisi mükemmeldi” diyerek mutluluğunu dile getirdi.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt">SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı / Organ Nakil Merkezi Sorumlu Hekimi Doç. Dr.&nbsp; Yücel Yüksel, Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı / Organ Nakil Merkezi Cerrahı Dr. Öğr. Üyesi Kenan Demirbakan, Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı / Gastroenteroloji Bilim Dalından Doç. Dr. Nimet Yılmaz ve Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalından Dr. Ali Bora Üstünsoy’un hepsinin birbirinden değerli olduğuna dikkat çeken H.K., şöyle devam etti:</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt">“Hepsine çok teşekkür ediyorum. Buradaki herkesin desteği gerçekten çok önemli. Burası benim için yaşama yeniden dönüş yeri oldu. Karaciğer naklim ile doğum günüm aynı güne denk geldi. Karaciğeri bağışlanan kişiye Allah’tan rahmet diliyorum. Ailesinden Allah razı olsun. Organ nakli, sadece sözcüklerden oluşmuyor, insanların hayatlarını kurtaran, onları hayata yeniden döndüren kritik bir süreç. Bu konuda herkesin bilinçlenmesi gerekiyor.”</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>&nbsp;</strong></span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span style="font-size:12pt">GECE YARISI GELEN TELEFON YAŞAMIMI DEĞİŞTİRDİ</span></strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt">Hatay’dan gelen A. K. (61) ise fabrikada 9 yıl çalıştıktan sonra hastalanınca bir sağlık kuruluşuna başvurduğunda, yapılan tetkikler sonucu böbrek yetmezliği teşhisi konulduğunu ve diyalize girmeye başladığını bildirdi.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt">A.K., 14 yıl diyalize girdiğini ve Hatay’da yaptığı nakil başvurusundan sonuç alamayınca, oğlu B. K.’nin nakil kaydını SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezi’ne aldırdığını kaydetti.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt">Rahatsızlanınca emekliliğe ayrıldığını vurgulayan A.K., “Diyaliz artık beni çok yormaya başlamıştı. Bir taraftan diyaliz tedavisine devam ederken diğer taraftan da nakil için haber bekliyordum. Beklediğim haber bir gece saat 03.00 civarında SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Koordinatörlüğü’nden geldi. Gece yarısı gelen telefon tüm yaşamımı değiştirdi” ifadelerine yer verdi.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt">Ameliyatının çok iyi geçtiğini, ameliyattan sonra diyalize girmediğinin altını çizen A.K., duygularını şöyle aktardı:</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt">“Kendimi çok iyi ve sağlıklı hissediyorum. İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı / Nefroloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Mehtap Akdoğan, Organ Nakil Merkezi Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Yücel Yüksel, Organ Nakil Merkezi Cerrahı Dr. Öğr. Üyesi Kenan Demirbakan ve SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Erbay Tümer hocalarıma ve tüm personele çok teşekkür ediyorum. Böbrekleri bağışlanan kişiye rahmet yakınlarına sabır diliyorum. Herkesi organ bağışına davet ediyorum.''</span></span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span style="font-size:12pt">İKİ FARKLI ORGAN NAKLİ AMELİYATINI EŞ ZAMANLI YAPTIK</span></strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt">SANKO üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezi Sorumlu Hekimi Doç. Dr.&nbsp; Yücel Yüksel, yaptıkları başarılı nakillerle hastalara yeniden umut olmanın gururunu ve mutluluğunu yaşadıklarına dikkat çekti.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>&nbsp;</strong></span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt">İki farklı organ nakli ameliyatını iki salonda eş zamanlı yaptıklarını hatırlatan Doç. Dr. Yüksel, şu bilgileri paylaştı:</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt">“Hastamız H.K.’ya kadavradan karaciğer nakli gerçekleştirirken aynı anda diğer ameliyathanemizde ise hastamız A.K.’ya yine kadavradan böbrek nakli ameliyatımız devam ediyordu. Yani organ nakil ekibi olarak hastanemizde iki farklı organ nakli ameliyatını ayrı salonlarda eş zamanlı yapmanın gururunu yaşıyoruz.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt">İki hastamız da gayet mutlu, şu an sağlıklılar ve her şey yolunda. Böbrek nakli yaptığımız hastamızın böbreği gayet güzel çalışıyor şu ana kadar diyalize girmedi.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt">Karaciğer nakil ameliyatı yaklaşık 5 saat sürdü ki, karaciğer nakil ameliyatları için bu hızlı bir süredir. Hastamız ameliyattan 12 saat sonra makinadan ayrıldı ve iki gün sonra da servise çıktı. Her şeyi kendisi tek başına yapan hastamız 12 gün sonra da taburcu oldu. Her iki hastamıza da sağlıklı ve güzel günler diliyorum.”&nbsp;</span></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 07 Nov 2024 11:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/11/sanko-universitesi-hastanesinden-cifte-organ-nakli-basarisi-1730967609.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kışın Spor Salonunda Yüzecekler İçin Hijyen Kurallarına Dikkat!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/kisin-spor-salonunda-yuzecekler-icin-hijyen-kurallarina-dikkat-72505</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/kisin-spor-salonunda-yuzecekler-icin-hijyen-kurallarina-dikkat-72505</guid>
                <description><![CDATA[Kış mevsiminin gelmesiyle birlikte, spor salonlarına olan ilgi artarken, yüzme havuzları da yeniden popüler hale geliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Spor salonlarındaki havuzlar, soğuk havalarda yüzmeyi sevenler için ideal bir seçenek sunuyor. Ancak kapalı alanda sık kullanılan havuzların hijyenine dikkat edilmesi, sağlıklı bir yüzme deneyimi için büyük önem taşıyor. Atol Havuz Genel Koordinatörü&nbsp;<strong>Hazal Esgün</strong>, kış aylarında spor salonu havuzlarının temizliğine dair dikkat edilmesi gereken önemli noktalar hakkında bilgi verdi.</p>

<p><strong>Havuz Temizliğinde Periyodik Bakım Şart</strong></p>

<p>Havuzların kış döneminde daha sık kullanılmasıyla birlikte, hijyen standartlarının korunması için düzenli bakımın şart olduğunu vurgulayan&nbsp;<strong>Hazal Esgün</strong>, “Havuzların bakımı periyodik olarak yapılmalı ve suyun kimyasal dengesi düzenli olarak kontrol edilmelidir. Havuz suyunda kullanılan kimyasalların dengesi, cilt sağlığını ve havuz hijyenini doğrudan etkiler. Bu yüzden pH değeri, klor ve diğer dezenfektan seviyeleri sürekli kontrol altında tutulmalıdır” dedi.</p>

<p><strong>Filtreleme Sistemine Dikkat Edilmeli</strong></p>

<p><strong>Esgün</strong>, filtreleme sistemlerinin düzenli çalışmasının da havuz hijyeninin sağlanmasında kritik bir rol oynadığını belirtti. “Filtreleme sistemi, suyun temiz kalmasını sağlayan en önemli unsurlardan biridir. Filtrelerin düzenli olarak temizlenmesi ve bakımlarının yapılması gereklidir. Aksi takdirde, suyun bulanıklaşması ve mikrop birikimi gibi sorunlar ortaya çıkabilir” diye ekledi.</p>

<p><strong>Duş Kullanımı ve Hijyen Kuralları</strong></p>

<p>Havuz kullanıcılarının da hijyen konusunda dikkatli olması gerektiğine vurgu yapan&nbsp;<strong>Esgün</strong>, “Havuzdan önce duş almak, hem kendi sağlığımızı korumak hem de havuzun temiz kalmasını sağlamak adına önemli bir adımdır. Ayrıca, spor salonu işletmeleri, duş alanlarının temizliğine ve dezenfeksiyonuna özen göstermelidir” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>Havuz Temizliğinde Teknolojik Çözümler</strong></p>

<p>Son olarak, havuz temizliğinde teknolojik çözümlerin önemine de değinen&nbsp;<strong>Hazal Esgün</strong>, “Günümüzde havuz temizliği ve su kalitesinin korunmasında otomatik ölçüm ve kontrol sistemleri kullanılıyor. Bu sistemler sayesinde suyun kimyasal dengesi sürekli takip ediliyor ve gerekli müdahaleler anında yapılabiliyor. Spor salonu işletmelerinin bu tür teknolojilere yatırım yapmaları, hem kullanıcıların memnuniyetini hem de hijyen seviyesini artıracaktır” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kış aylarında kapalı alanlarda yüzmenin keyfini çıkarmak isteyenler, bu hijyen kurallarına dikkat ederek sağlıklı bir deneyim yaşayabilir. Havuzların temizliğine dikkat edilmesi, hem kullanıcıların sağlığı hem de işletmelerin prestiji açısından büyük önem taşıyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 07 Nov 2024 10:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/11/kisin-spor-salonunda-yuzecekler-icin-hijyen-kurallarina-dikkat-1730967254.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>20 Ekim Dünya Osteoporoz Günü: Kemik Gücünüzü Koruyun</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/20-ekim-dunya-osteoporoz-gunu-kemik-gucunuzu-koruyun-72243</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/20-ekim-dunya-osteoporoz-gunu-kemik-gucunuzu-koruyun-72243</guid>
                <description><![CDATA[Gaziantep SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Emre Kurtgil, düşük kemik kütlesi ve kemik yapısının bozulmasıyla karakterize olan osteoporozun, kemik gücünün bozulmasına ve kırık riski artışına yol açtığını söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">20 Ekim Dünya Osteoporoz Günü nedeniyle bir açıklama yapan Dr. Öğr. Üyesi Kurtgil, osteoporoz ve osteoporozla ilişkili kırıkların yaşlı yetişkinlerde yaygın sakatlık ve yaşam kaybı nedenlerinden olduğunu belirtti.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Osteoporozun dünya genelinde yıllık 8,9 milyonun üzerinde kırığa neden olduğunu ve her 3 saniyede bir osteoporoza bağlı kırık meydana geldiğini anımsatan Dr. Öğr. Üyesi Kurtgil, “Dünya genelinde 200 milyon kadını etkilediği öngörülen osteoporozdan 60 yaşındaki kadınların yaklaşık onda biri, 70 yaşındaki kadınların beşte biri, 80 yaşındaki kadınların beşte ikisi, 90 yaşındaki kadınların ise üçte ikisi etkilenmektedir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Dr. Öğr. Üyesi Kurtgil, 50 yaş üzeri her 3 kadından biri, 50 yaşın üzerindeki her 5 erkekten birinin osteoporotik kırıklar yaşayacağına dikkat çekti.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">“Osteoporoz ya kemik yapımında azalma ya da kemik yıkımında artmaya bağlı veya her iki durum birlikte görüldüğünde ortaya çıkmaktadır” diyen Dr. Öğr. Üyesi Kurtgil,&nbsp; yaşlı hastalarda daha çok kemik yapımında azalmaya bağlı osteoporoz görülürken; menopoz sonrası kadınlarda kemik yıkımında artmaya bağlı osteoporoz görüldüğünü bildirdi.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Osteoporoz riskini artıran durumlar hakkında bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Kurtgil, şunları kaydetti:</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">“Kadın cinsiyet, ileri yaş, menopoz, ailede osteoporoz varlığı, boya oranla kilonun çok düşük olması, düşük kalsiyum ve D vitamini içeren beslenme, başta kortizon olmak üzere bazı ilaçların uzun süreli kullanımı, hareketsiz bir yaşam tarzı veya uzun süreli yatak istirahati, alkol-sigara kullanımı, kronik hastalıklar, romatizmal hastalıklar ve kanser hastalığı osteoporoz riskini artıran durumlardır.”</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">OSTEOPOROZ BELİRTİLERİ</span></span></strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">İlk kırık meydana gelene kadar genellikle hiçbir belirti vermediği için osteoporozun sessiz hastalık kabul edildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Kurtgil, şöyle devam etti:</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">“Kırıklar kronik ağrıya, sakatlığa, depresyona, yaşam kalitesinin düşmesine ve yaşam kayıplarının görülme sıklığının artmasına neden olabilir. Sırt ve bel ağrısı, boyda kısalma, kemiklerin kolay kırılması, kamburluk başta olmak üzere omurganın şekil bozuklukları osteoporoz belirtileridir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Osteoporoza bağlı kırıklar en sık omurgada, ikinci sırada kalçada ve üçüncü sırada el bileğinde olmak üzere çeşitli bölgelerde görülmektedir. Omurga kırıkları gelecekteki kırık riskinin habercisidir. Kalça kırıkları ise genellikle düşme sonrasında meydana gelir</span></span></span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Sırt bölgesindeki omurga kırıkları, restriktif akciğer hastalığına ve önceden akciğer hastalığı olanlarda akciğer fonksiyonunun kötüleşmesine neden olabilir. Bel bölgesindeki omurga kırıkları erken doyma, iştah azalması, karın ağrısı, kabızlık ve şişkinlik gibi gastrointestinal semptomlara neden olabilir.”</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">TANI-TARAMA</span></span></strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Dünya Sağlık Örgütü’nün osteoporozu, kemik mineral yoğunluğu ve T skorunu kullanarak tanımladığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Kurtgil, şöyle konuştu:</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">“Kemik mineral yoğunluğu ölçümü kalça ve omurgada çift enerjili x-ışını absorpsiyometri (DXA) kullanılarak yapılmaktadır. Kemik mineral yoğunluğu ölçümü menopoza giren tüm kadınlara ve 65 yaş üzeri tüm kadınlara önerilmektedir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Osteoporoz açısından risk faktörü olan tüm gençlerde ve erkeklerde de kemik mineral yoğunluğu ölçümü tavsiye edilmektedir. Kemik mineral yoğunluğu ölçümü düşük çıkanlarda ve tedavi görenlerde yılda bir kez, risk faktörü yok ve kemik mineral yoğunluğu normal ise 2-3 yılda bir kez ölçüm yapılması önerilir.”</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">TEDAVİ</span></span></strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Osteoporozun tedavi edilebilir ve önlenmesi mümkün hastalık olduğunu anlatan Dr. Öğr. Üyesi Kurtgil, “Tedavide amacımız kemik kalitesini artırarak ve kemiği güçlendirerek kırık oluşumunu önlemektir. Osteoporozda beslenme, egzersiz, risklerin azaltılması ve ilaç tedavileri kullanılmaktadır” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">ÖNLEME</span></span></strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Sağlıklı yetişkinlere osteoporozu önlemek için danışmanlık yapılması gerektiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Kurtgil, önleme stratejilerinin ise beslenme, egzersiz ve yaşam tarzı faktörlerini içerdiğini ifade etti.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Beslenmede yeteri kadar kalsiyum ve D vitamini alımının gerekli olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Kurtgil, şu bilgileri paylaştı:</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">“Süt ve süt ürünleri olan yoğurt ve peynir tüketimi gibi kalsiyum içeriği zengin beslenme önemlidir. Sardalya, somon balığı, mercimek, fasulye, badem, fındık, fıstık, yeşil yapraklı sebzeler, susam, kurutulmuş meyveler de yüksek kalsiyum içeren besinler arasındadır. Menopoz sonrası kadınlar ve 70 yaşın üzerindeki erkekler için önerilen kalsiyum alımı 1200 mg/gündür.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">D vitamini için en önemli kaynak güneştir. 11.00 -15.00 saatleri arasında 15 dakika güneşlenmek gereklidir. Fakat güneşten yeterince yararlanılamıyorsa D vitamini takviyesi almak gerekebilir. Önerilen D vitamini alımı günlük 600 ila 800 IU'dur. Pek çok yaşlı yetişkin, özellikle de diyetle alımı düşük olanlar veya D vitamini eksikliği riski taşıyanlar (Örneğin evden dışarı çıkmayan hastalar) takviyeden faydalanır” açıklamasında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">EGZERSİZ</span></span></strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Özellikle yer çekimine karşı yapılan ve yük bindiren egzersizler yapılması gerektiğine vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Kurtgil, “Haftada en az 3 gün 30 dakika düz zeminde yürüyüş osteoporoz açısından ideal egzersizlerden biridir. Ayrıca sırt ve bel için kas güçlendirici egzersizler, denge egzersizleri egzersiz programına eklenebilir” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 19 Oct 2024 11:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/10/20-ekim-dunya-osteoporoz-gunu-kemik-gucunuzu-koruyun-1729328339.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SANKO Üniversitesi Uzmanı Uyarıyor: Menopoz Döneminde Kalp ve Kemik Sağlığına Dikkat Edin</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesi-uzmani-uyariyor-menopoz-doneminde-kalp-ve-kemik-sagligina-dikkat-edin-72229</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesi-uzmani-uyariyor-menopoz-doneminde-kalp-ve-kemik-sagligina-dikkat-edin-72229</guid>
                <description><![CDATA[Gaziantep SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı’nda görev yapan Opr. Dr. Necip Deniz, menopozun vücudun bütününü etkileyen hormonal bir durum olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">18 Ekim Dünya Menopoz Günü nedeniyle bir açıklama yapan Opr. Dr. Deniz, “Menopoz kelimesi Eski Yunanca men (ay) ve pausis (durmak) kelimelerinin birleşmesi sonucu oluşan ve adet kanamasının durmasını anlatan bir sözcüktür” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Menopozun aslında klinik bir tanı olup kadının bir yıl aralıksız olarak adet görememesi olarak tanımlandığını kaydeden Opr. Dr. Deniz, şu bilgileri verdi:</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">“Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği’nin verilerine göre dünyada ortalama menopoz yaşı 51 yaş olarak bildirilmekle birlikte kadınların yüzde 95’i, 45-55 yaş arasında menopoza girmektedir. Kadınların yüzde 5’i, 55 yaşından sonra (Geç), yüzde 5’i, 40-45 yaş arasında, yüzde 1’i de 40 yaşından önce (Erken) menopoza girmektedir. Ülkemizde ise menopoz yaşının ortalama 46-48 yaş aralığında olduğu bildirilmektedir.”</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">MENOPOZ TÜRLERİ</span></span></strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Opr. Dr. Deniz, menopoz türlerini şöyle sıraladı: “Yaş ile birlikte tükenen hormonlar neticesi kadının adetten kesilmesi ‘beklenen menopoz’ süreci iken; gereklilik halinde yapılan ameliyatlarla rahim ve yumurtalıkların alınması ‘cerrahi menopoz’ olarak adlandırılmakta, gereklilik halinde yapılan kemoterapi ve radyoterapi işlemleri nedeniyle yumurtalıkların etkilenip işlevlerini yitirmesi neticesi gelişen menopoz türüne de ’medikal menopoz’ denilmektedir.”</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>&nbsp;</strong></span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">MENOPOZUN BELİRTİLERİ</span></span></strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Menopoz öncesi en sık bulgunun adette yaşanan düzensizlikler olduğunu ifade eden Opr. Dr. Deniz, menopozun diğer belirtileriyle ilgili şunları söyledi:</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">“Bununla beraber ateş basmaları, cinsel istekte azalma, psikolojik değişiklikler, depresif durum, uykusuzluk, idrar kaçırma ciltte yaşlanma belirtileri menopoza giriş döneminde en sık görülen olumsuzluklardır. Menopoz sonrası ise kalp hastalıkları, inme riski, demans/Alzheimer, kemik erimesi gibi sağlığı tehdit eden ciddi hastalıkların görülme ihtimalleri artmaktadır.”</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>&nbsp;</strong></span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">MENOPOZ VÜCUDUN BÜTÜNÜNÜ ETKİLEYEN HORMONAL BİR DURUMDUR</span></span></strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Menopoz başlamadan yıllar önce yumurta kalitesinin düşmesine bağlı salgılanamayan progesteron hormonu ve yıllar içinde tükenen östrojen hormonu neticesi tüm vücudun etkilendiğini belirten Opr. Dr. Deniz, sözlerini şöyle sürdürdü:</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">“Kalp, beyin, kemik sağlığı öncelikle etkilenen sistemlerdir. Ateş basmalarının çok yoğun olması kemik yıkımının daha hızlı olacağının göstergesi olarak kabul edilmektedir. Vajinal kuruluk, cinsel isteksizlik gibi problemler aile içi sorunlara yol açmaktadır. Beraberinde yaşanan idrar kaçırma gibi durumlar sosyal problemler oluşturmaktadır.”</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>&nbsp;</strong></span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">MENOPOZA GİRİŞ DÖNEMİNDE YAPILMASI GEREKENLER</span></span></strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Opr. Dr. Deniz, “Menopoza giriş döneminde tam jinekolojik muayene, mamografi gerekirse meme USG, smear testi gibi kanser tarama tetkikleri, kemik ölçümü ayrıca kan yağları, kan şekeri, tansiyon ölçümleri ile kalp hastalıkları açısından değerlendirilme yapılmalıdır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>&nbsp;</strong></span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">MENOPOZ TEDAVİSİ</span></span></strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Menopozun hormonların tükendiği bir hastalık olduğu için hormonların yerine konulması şeklinde tıbben Hormon Replasman Tedavisi denilen protokollerle uygulandığını anlatan Opr. Dr. Deniz sözlerini şöyle sürdürdü:</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">“Yıllardır süren tartışmalar yapılan bazı çalışmalar hormon tedavilerinin bazı kanser türlerini arttırdığını bildirmekle birlikte ancak konuyla ilgili bir kesinlik bulunmamakta; çalışmalar şüpheden öteye gidememektedir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Konuyla ilgili kesinlik bulunmadığı için hastanın sorunları detaylıca değerlendirilmeli riskler anlatılmalı hekim ve hasta ortak bir karar verip gerekli önlemler alındıktan sonra Hormon Replasman Tedavisi başlamalıdır. Özellikle meme ve serviks taraması yapılmalı sonrasında tedavi konuşulmalıdır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>&nbsp;</strong></span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Menopoz tedavisi tek başına ilaç tedavisinden ibaret olmamalıdır. Öncelikle hastanın kilo kontrolü çok önemlidir. Haftada 3-4 gün 20 dakikalık tempolu yürüyüşler mutlaka yapılmalıdır. D vitamini, Magnezyum, Omega 3, Resveratrol, Chia ve keten tohumu mutlaka beslenmeye eklenmelidir. Sigara mutlaka bırakılmalı, alkol kullanımı mümkün olan en az düzeye indirilmelidir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Kişi asla kabız kalmamalı, günde en az 1 kez büyük abdest yapmalıdır. Dirençli kabızlıklarda probiyotik ve prebiyotik destekleri mutlaka kullanılmalıdır. Düşük karbonhidrat tüketimi, proteinden zengin lifli bol sebzeli beslenme, sağlıklı yağların kullanımı başta zeytinyağı tüketimi ile kan şekeri kontrolü sağlanmalıdır.”</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">HORMON REPLASMAN TEDAVİSİ</span></span></strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Klasik ilaç kullanımının riskleri ile ilgili tartışmaların, tedavi yönetiminde daha az hormon metaboliti oluşturarak daha az yan etki gösteren uygulamaların ön plana çıkmasını sağladığını kaydeden Opr. Dr. Deniz, sözlerini şöyle tamamladı:,</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">“Hastanemizde Amerika ve Avrupa’da popülaritesi hızla artmakta olan “Biyoeşdeğer Hormon” uygulamalarını kullanmaktayız. Biyoeşdeğer hormon vücutta salgılanan hormonlara birebir eşdeğer preparatların kullanmasıyla olmaktadır. Yan etkileri en aza indirerek daha güvenli bir hormon terapisi yapmaktayız. Yakın hormon takibi ile en uygun dozları sağlamakta bu süreçte kadınlara hem beden hem de ruh sağlığı açısından konforlu bir hayat sunmaktayız.”</span></span></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 18 Oct 2024 18:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/10/sanko-universitesi-uzmani-uyariyor-menopoz-doneminde-kalp-ve-kemik-sagligina-dikkat-edin-1729265161.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Menopozun Olumsuz Etkilerini Azaltmanın Yolu: Düzenli Kontroller ve Doğru Bakım</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/menopozun-olumsuz-etkilerini-azaltmanin-yolu-duzenli-kontroller-ve-dogru-bakim-72221</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/menopozun-olumsuz-etkilerini-azaltmanin-yolu-duzenli-kontroller-ve-dogru-bakim-72221</guid>
                <description><![CDATA[Menopoz Dönemi Yaşam Tarzı Değişiklikleriyle Daha Rahat Geçirilebilir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Menopoz, kadınlarda adet döngüsünün kalıcı olarak sona erdiği ve doğurganlığın bittiği doğal bir süreçtir. VM Medical Park Samsun Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Zeynep Banu Erdoğdu, menopozun genellikle 45-55 yaşları arasında görüldüğünü, ancak her kadında farklı yaşlarda başlayabileceğini belirtti. Bu dönemde hormon seviyelerindeki değişikliklerin özellikle östrojen ve progesteron üretiminin azalmasıyla karakterize olduğunu ifade eden Dr. Erdoğdu, yaşam tarzı değişiklikleri ve doktor kontrolleri ile bu sürecin daha rahat geçebileceğini vurguladı.</p>

<h3>Menopozun Üç Aşaması</h3>

<p>Menopoz, üç ana aşamada incelenebilir:</p>

<ol>
	<li><strong>Perimenopoz:</strong> Adet döngüsünün devam ettiği, ancak menopozun yaklaştığı dönemdir. Bu süreçte sıcak basmaları, ruh hali değişiklikleri ve uyku bozuklukları gibi belirtiler yaşanabilir.</li>
	<li><strong>Menopoz:</strong> Kadının ardışık 12 ay boyunca adet görmemesiyle resmi olarak başlar ve doğurganlık sona erer.</li>
	<li><strong>Postmenopoz:</strong> Bu dönem, menopoz sonrası süreci ifade eder ve kemik erimesi ile kalp hastalığı risklerinin arttığı bir dönemdir.</li>
</ol>

<h3>Menopoz Belirtileri</h3>

<p>Her kadında menopoz belirtileri farklı şiddetlerde görülebilir. Yaygın belirtiler şunlardır:</p>

<ul>
	<li><strong>Sıcak basmaları ve gece terlemeleri</strong></li>
	<li><strong>Uyku bozuklukları</strong></li>
	<li><strong>Ruh hali değişiklikleri</strong></li>
	<li><strong>Vajinal kuruluk</strong></li>
	<li><strong>Kemik yoğunluğunda azalma</strong></li>
	<li><strong>Saç ve cilt değişiklikleri</strong></li>
</ul>

<h3>Doğru Beslenmenin Önemi</h3>

<p>Dr. Erdoğdu, menopoz sürecinde dengeli bir beslenmenin kemik sağlığını korumada ve belirtileri hafifletmede önemli olduğunu belirtti. <strong>Kalsiyum ve D vitamini</strong> açısından zengin gıdaların tüketimi, meyve, sebze, tam tahıllar ve sağlıklı yağlarla desteklenen bir diyet, menopoz belirtilerini hafifletmeye yardımcı olabilir. Ayrıca, düzenli fiziksel aktivitenin hem kemik sağlığına hem de ruh haline olumlu etkileri vardır.</p>

<h3>Biyoeşdeğer Östrojen Tedavisi</h3>

<p>Biyoeşdeğer östrojen, menopoz belirtilerini hafifletmek için kullanılan bir tedavi yöntemidir. Doğal östrojenle kimyasal olarak birebir aynı yapıya sahip olan bu hormonlar, özellikle sıcak basması, gece terlemesi ve vajinal kuruluk gibi semptomları hafifletmek için önerilir. Ancak, hormon tedavisinin herkes için uygun olmayabileceğini belirten Dr. Erdoğdu, bu konuda doktor tavsiyesinin önemli olduğunu vurguladı.</p>

<h3>Düzenli Kontrollerin Önemi</h3>

<p>Menopoz döneminde düzenli sağlık kontrollerinin büyük önem taşıdığını ifade eden Dr. Erdoğdu, mamografi, kemik yoğunluğu ölçümü ve jinekolojik muayenelerin olası sağlık sorunlarını erken aşamada tespit etmeye yardımcı olacağını belirtti. Kalp ve kemik sağlığı testleri de bu dönemde önem kazanır. Menopozun doğal bir süreç olduğunu vurgulayan Dr. Erdoğdu, yaşam tarzı değişiklikleri ve düzenli kontrollerle bu sürecin daha kolay atlatılabileceğini söyledi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 18 Oct 2024 12:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/10/menopozun-olumsuz-etkilerini-azaltmanin-yolu-duzenli-kontroller-ve-dogru-bakim-1729245311.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SANKO Üniversitesi’nden Meme Kanseri Farkındalığına Destek: Erken Tanı ve Tedavi Yöntemleri</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesinden-meme-kanseri-farkindaligina-destek-erken-tani-ve-tedavi-yontemleri-72210</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/sanko-universitesinden-meme-kanseri-farkindaligina-destek-erken-tani-ve-tedavi-yontemleri-72210</guid>
                <description><![CDATA[Gaziantep SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı / Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Mustafa Yıldırım, meme kanserinin kadınlarda daha yaygın olmakla birlikte, erkeklerde de görülebileceğini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Prof. Dr. Yıldırım, 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı nedeniyle yaptığı açıklamada “Çoğu durumda, meme ile ilgili sorunlar meme kanserinden kaynaklanmaz. Ancak yaşanabilecek herhangi bir sorunda da mutlaka bir doktorla görüşmek gerekir” dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Prof. Dr. Yıldırım, yaygın meme sorunlarından bazılarını şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Memelerde yumru oluşumu, tek meme kitlesi, memede ağrı, meme hassasiyeti, meme ucu akıntısı (Meme uçlarından gelen berrak, beyaz, sarı, yeşil veya kırmızı renkteki sıvı), meme ucunun içe doğru dönmesi (Meme uçlarının dışarıya doğru değil içeriye doğru bakması), meme derisinde kızarıklık veya buruşma gibi değişiklikler.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Bu sorunların her yaşta ortaya çıkabileceğini belirten Prof. Dr. Yıldırım, “Bu sorunlardan herhangi birini fark ederseniz, doktorunuza görünün. Meme sorunları genellikle acil bir durum değildir, ancak mümkün olan en kısa sürede kontrole gitmelisiniz. Ciddi bir şey varsa, bunu hemen öğrenmek önemlidir. Doktorunuz sadece bir muayene yaparak ne olduğunu söyleyebilir. Aksi takdirde, bazı testler isteyebilir veya sizi bir uzmana yönlendirebilirler” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>MEME KANSERİ NEDİR?</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Meme kanserinin, memedeki normal hücreler değiştiğinde ve kontrolden çıktığında meydana geldiğini ifade eden Prof. Dr. Yıldırım, şöyle devam etti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“İnsanlar bazen meme kanseri olduklarını, memelerinde bir kitle buldukları için keşfederler. Diğer zamanlarda, kanser, kitle hissedilmeden önce rutin bir tarama testi sırasında bulunur. Memenizde bir yumru hissederseniz, hemen doktorunuza veya hemşirenize görünün. Göğüs yumruları kanser olmayan rahatsızlıklardan kaynaklanabilir. Ancak tüm yumruları kontrol ettirmelisiniz.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>YAPILABİLECEK TESTLER</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Doktorunuz, bireysel durumunuza göre hangi testlere ihtiyacınız olduğuna karar verecektir” diyen Prof. Dr. Yıldırım, meme sorunlarını değerlendirmek için kullanılan yaygın testleri ise şu şekilde belirtti:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">●&nbsp;<strong>Meme ultrasonu:</strong>&nbsp;Bu, göğsünüzün iç kısmının resimlerini oluşturmak için ses dalgalarını kullanan bir görüntüleme testidir. Diğer şeylerin yanı sıra, bir yumrunun katı mı yoksa sıvıyla dolu mu olduğunu gösterebilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">●&nbsp;<strong>Meme biyopsisi:</strong>&nbsp;Biyopsi sırasında, doktor bir iğne kullanarak şüpheli meme dokusundan bir veya daha fazla küçük örnek alır. Örnekler daha sonra kontrol edilmek üzere laboratuvara gönderilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">●&nbsp;<strong>Μamogram:&nbsp;</strong>Mamogramlar, memenin özel röntgenleridir.</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>&nbsp;</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>MEME KANSERİ TEDAVİSİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Prof. Dr. Yıldırım, meme kanseri teşhisi konulan kişilere genellikle uygulanan tedavileri şöyle sıraladı:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>“-</strong>&nbsp;<strong>Ameliyat:&nbsp;</strong>Meme kanseri genellikle kanseri çıkarmak için ameliyatla tedavi edilir. Meme kanseri olan birçok kişi iki tip ameliyat arasında seçim yapabilir:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">a) Mastektomi, tüm memenin çıkarıldığı bir ameliyattır (Bu seçenekte memenin yeniden yapılandırması için ameliyat olup olunmayacağı ve zamanına karar vermek gerekebilir).</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">b) Meme koruyucu cerrahi, kanseri ve etrafındaki sağlıklı doku bölümünü çıkarmak için yapılan bir cerrahidir. Bu seçenekte meme korunur. Ancak genellikle ameliyattan sonra radyasyon tedavisi gerekir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>- Radyasyon tedavisi:</strong>&nbsp;Radyasyon kanser hücrelerini öldürür.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>- Kemoterapi:</strong>&nbsp;Kemoterapi, kanser hücrelerini öldüren veya büyümelerini durduran ilaçlar için kullanılan tıbbi terimdir. Bazı insanlar kanseri küçültmek ve çıkarılmasını kolaylaştırmak için ameliyattan önce bu ilaçları alırlar. Bazıları ise kanserin büyümesini, yayılmasını veya geri gelmesini önlemek için ameliyattan sonra bu ilaçları alırlar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>- Endokrin tedavisi:</strong>&nbsp;Bazı meme kanseri türleri östrojen hormonuna yanıt olarak büyür. "Endokrin tedavisi", östrojeni bloke eden veya vücudunuzun östrojen üretmesini engelleyen tedaviler anlamına gelir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>- Hedefli tedavi:</strong>&nbsp;Bazı ilaçlar yalnızca belirli özelliklere sahip kanserlerde işe yarar. Doktor tarafından hastanın bu tedaviye yanıt verecek bir kanser türü olup olmadığını görmek için test yapılabilir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>- İmmünoterapi:</strong>&nbsp;Bu, kanser büyümesini durdurmak için vücudun enfeksiyonla savaşma sistemiyle birlikte çalışan ilaçlar anlamına gelir. İmmünoterapi, belirli tipteki ileri meme kanserlerini tedavi etmek için kemoterapiyle birlikte kullanılabilir. Meme kanseri tedavisi görmek birçok seçim yapmayı gerektirir. Hastanın hangi ameliyatı olacağına karar vermesinin yanı sıra, hangi ilaçları ne zaman alacağını da seçmesi gerekebilir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Kanser haberi almanın stresli ve üzücü olabileceğini ancak meme kanseri olan birçok kişinin tedaviden sonra çok iyi durumda olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yıldırım, sonraki süreçte yapılması gerekenlerle ilgili şu önerilerde bulundu:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“İlaçlarınızın hepsini talimatlara uygun şekilde alın. Doktorunuzun ziyaretler ve testler konusunda verdiği tüm talimatlara uyun. Tedavi sırasında herhangi bir yan etki veya sorun yaşarsanız doktorunuzla görüşün.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Duygusal sağlığınıza da dikkat etmeniz önemlidir. Bazı insanlar destek gruplarına katılmayı veya benzer bir deneyim yaşayan diğer insanlarla konuşmayı faydalı bulur.”</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Oct 2024 14:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/10/sanko-universitesinden-meme-kanseri-farkindaligina-destek-erken-tani-ve-tedavi-yontemleri-1729169310.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuklarda Orta Kulak Enfeksiyonlarına Karşı Erken Müdahale Hayati Önemde!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/cocuklarda-orta-kulak-enfeksiyonlarina-karsi-erken-mudahale-hayati-onemde-72173</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/cocuklarda-orta-kulak-enfeksiyonlarina-karsi-erken-mudahale-hayati-onemde-72173</guid>
                <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Tuncay Özdemir, orta kulak iltihabının yenidoğan döneminden başlayarak hayatın her döneminde oldukça sık karşılaşılan bir sağlık problemi olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<div style="text-align:start">
<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Orta kulak iltihabını, onu içinde barındıran gözenekli kemik ve östaki borusunu döşeyen mukozanın (Doku örtüsü) enfekte olması şeklinde tanımlayan Opr. Dr. Özdemir, “Orta kulak iltihabı, özellikle çocuk yaşlarda işitme kaybına neden olması, eğitim çağında zihinsel gelişimi bile etkilemesi, kronikleştiğinde ise kişinin tüm hayatı boyunca genel sağlığını ve iş verimini olumsuz etkilemesi nedeniyle önemli bir halk sağlığı problemidir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Orta kulak iltihabının, çocukluk çağında en sık görülen hastalıklardan biri olduğunu anımsatan Opr. Dr. Özdemir, “Çocuğun iştahını ve gelişmesini olumsuz yönde etkiler. Kalıcı işitme bozuklukları zihinsel gelişimi ve eğitimini engeller” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">ORTA KULAK ENFEKSİYONLARININ SINIFLANDIRILMASI</span></span></strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Orta kulak enfeksiyonlarında akut ve kronik olmak üzere iki genel sınıflama yapılabildiğini söyleyen Opr. Dr. Özdemir, şöyle devam etti:</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">“Akut enfeksiyonlarda; ateş, ağrı, kulakta dolgunluk ve işitme kaybı olur. İltihabın etkisi ile zar delinirse kanlı- iltihaplı akıntı gelebilir. Kronik enfeksiyonlarda ise; genellikle akıntı olur, kulak zarı deliktir ve işitme azlığı vardır. Bazen tedavi ile bazen de kendiliğinden akıntı kesilebilir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Çocuklukta görülen, ağrı, ateş yapmadığı için sıkça gözden kaçan bir özel durum da seröz otit dediğimiz tablodur. Orta kulakta koyu, yapışkan, içinde bakteri veya virüs bulunmayan bir sıvı birikir. İşitme değişik derecelerde azalmıştır. Öğrenmeyi olumsuz etkiler, özellikle okul çocuklarında önemlidir.”</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">TEDAVİ</span></span></strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Orta kulak enfeksiyonlarında tedavinin mümkün olduğunu belirten Opr. Dr. Özdemir, şu bilgileri paylaştı:</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">"Tedaviden de önce, kulak hastalığına zemin hazırlayan faktörler giderilmelidir. Çocuklarda sık hastalanan bademcikler, büyük geniz etleri, sinüzitler, yarık damaklar erken tanınırsa tedavi daha başarılı, maliyeti de daha düşük olur.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Seröz otitler de ise sıvı ameliyat mikroskobu altında boşaltıldıktan sonra tüp dediğimiz bir alet yerleştirilmesi gerekebilir. Bunlar kulağın tam iyileşmesine yardımcı olacak kurtarıcı girişimlerdir ve ilerde daha büyük operasyonlara gidilmesine engel olur. Her şeye rağmen kronikleşmiş, zarın delinmesi ile sonuçlanmış kişilerde ise yine mikro cerrahi yöntemleriyle iltihabın kurutulması, zarın onarılması mümkündür."</span></span></span></span></span></span></p>
</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 15 Oct 2024 12:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/10/cocuklarda-orta-kulak-enfeksiyonlarina-karsi-erken-mudahale-hayati-onemde-1728984287.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kalp Krizi Belirtileri Nelerdir? Bu İşaretlere Dikkat Edin!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/kalp-krizi-belirtileri-nelerdir-bu-isaretlere-dikkat-edin-72168</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/kalp-krizi-belirtileri-nelerdir-bu-isaretlere-dikkat-edin-72168</guid>
                <description><![CDATA[Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Oğuz Konukoğlu, kalp krizi belirtilerine dikkat çekiyor ve kalp krizi belirtilerinin zamanında fark edilmesinin hayat kurtarıcı olabileceğini vurguluyor. Birçok kişi bu belirtileri yanlış anlayabilir veya göz ardı edebilir, ancak erken müdahale hayati önem taşır. Kalp krizinin belirtileri, risk faktörleri ve neler yapılması gerektiği hakkında bilgi sahibi olmak, doğru adımlar atmayı sağlayacaktır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:11pt"><span style="color:#222222"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kalp krizi (myokard enfarktüsü), kalbe giden kan akışının aniden kesilmesiyle meydana gelir. Bu durum, kalp kasının oksijensiz kalmasına ve hasar görmesine yol açar. Zamanında müdahale edilmezse kalıcı hasarlar ve hatta ölüm riski doğurabilir. Kalp krizi genellikle koroner arterlerin yağ, kolesterol ve diğer maddelerle tıkanması sonucu oluşur.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:11pt"><span style="color:#222222"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:13.5pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kalp Krizinin Belirtileri</span></span></strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:11pt"><span style="color:#222222"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kalp krizinin belirtileri ani gelişebilir ve bazen hafif başlayabilir. Belirtileri doğru tanımak, hızlı müdahaleyi mümkün kılarak hayat kurtarabilir. İşte en yaygın kalp krizi belirtileri:</span></span></span></span></span></span></p>

<ol start="1" style="list-style-type:decimal">
	<li><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Göğüste yoğun ağrı veya baskı hissi</span></span></strong></li>
	<li><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Vücudun diğer bölgelerine yayılan ağrı</span></span></strong></li>
	<li><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Nefes darlığı</span></span></strong></li>
	<li><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Soğuk terleme</span></span></strong></li>
	<li><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Baş dönmesi veya bayılma</span></span></strong></li>
</ol>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:11pt"><span style="color:#222222"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:11pt"><span style="color:#222222"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:13.5pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kalp Krizi Risk Faktörleri</span></span></strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:11pt"><span style="color:#222222"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kalp krizinin belirtilerini bilmenin yanı sıra, kimlerin risk altında olduğunu bilmek de önemlidir. Aşağıdaki faktörler kalp krizi riskini artırabilir:</span></span></span></span></span></span></p>

<ul style="list-style-type:disc">
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yüksek tansiyon</span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Yüksek kolesterol</span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sigara kullanımı</span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Diyabet</span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Obezite</span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sedanter yaşam tarzı</span></span></li>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Stres ve anksiyete</span></span></li>
</ul>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:11pt"><span style="color:#222222"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:13.5pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kalp Kriziyle İlgili Önemli Uyarılar</span></span></strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:11pt"><span style="color:#222222"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kalp krizi belirtileri bazen hafif olabilir ve kişilerin bu durumu geçici bir rahatsızlık olarak değerlendirmesine neden olabilir. Ancak bu belirtiler hafife alınmamalıdır. Erken teşhis ve doğru müdahale, hayat kurtarıcı olabilir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:11pt"><span style="color:#222222"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:13.5pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Dikkatli Olun</span></span></strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:11pt"><span style="color:#222222"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kalp krizi hakkında bilinçlenmek, hem kendi sağlığınız hem de çevrenizdeki insanların sağlığı için büyük önem taşır. Belirtileri tanıyıp hızlı müdahalede bulunmak birçok hayatı kurtarabilir. Unutmayın, zaman kalp krizi sırasında en büyük düşmanınızdır. Erken fark edilen ve hızla müdahale edilen bir kalp krizi, hayati riskleri önemli ölçüde azaltır.</span></span></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 14 Oct 2024 20:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/10/kalp-krizi-belirtileri-nelerdir-bu-isaretlere-dikkat-edin-1728928643.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Psikiyatri Uzmanı Uyarıyor: Toplumsal Travmalar Kimlik Gelişimini Olumsuz Etkiliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/psikiyatri-uzmani-uyariyor-toplumsal-travmalar-kimlik-gelisimini-olumsuz-etkiliyor-72126</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/psikiyatri-uzmani-uyariyor-toplumsal-travmalar-kimlik-gelisimini-olumsuz-etkiliyor-72126</guid>
                <description><![CDATA[Toplumsal travmaların etkileri yalnızca bireyleri değil, tüm toplumu derinden etkileyebiliyor. Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Serdar Nurmedov’a göre, yaşanan büyük travmalar, toplumsal ruh sağlığını bozarak bunalıma neden olabilir ve bu travmalar gelecek nesillerin kimlik oluşumunu da etkileyebilir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Toplumsal travmaların, toplumsal hafızada kalıcı izler bırakarak, sağlıklı bir şekilde ele alınmadığı takdirde, nesiller boyu aktarılabileceğini vurgulayan Nurmedov, toplumsal güvenin azalabileceğini, sosyal bağların zayıflayabileceğini ve bireylerin kendilerini yalnız ve çaresiz hissedebileceğini belirtti. Bu tür toplumsal sorunlar, depresyon, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) ve anksiyete gibi ruh sağlığı problemlerinde artışa neden olabilir.</p>

<p>Doç. Dr. Nurmedov, bu olumsuz etkileri hafifletmenin yolunun toplumsal dayanışmayı güçlendirmekten geçtiğini belirtiyor. İnsanlar arasındaki sosyal destek ağlarını güçlendirmek, bireylerin yalnız olmadıklarını hissetmelerini sağlar ve toplumsal bağları kuvvetlendirir. Ayrıca, eğitim yoluyla insanların travmayla başa çıkma yolları hakkında bilinçlendirilmesinin ve psikolojik destek hizmetlerine erişimin artırılmasının, toplumsal travmanın olumsuz etkilerini hafifletebileceği ifade ediliyor.</p>

<p>Sonuç olarak, toplumsal dayanışma ve eğitim, toplumsal travmaların panzehiri olarak öne çıkıyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 11 Oct 2024 12:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/10/psikiyatri-uzmani-uyariyor-toplumsal-travmalar-kimlik-gelisimini-olumsuz-etkiliyor-1728640869.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Diyetisyen Uyarıyor: Çocukların Beslenme Çantasında Olması Gerekenler</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/diyetisyen-uyariyor-cocuklarin-beslenme-cantasinda-olmasi-gerekenler-71691</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/diyetisyen-uyariyor-cocuklarin-beslenme-cantasinda-olmasi-gerekenler-71691</guid>
                <description><![CDATA[Gaziantep SANKO Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Diyetisyen Meltem Demirci, sağlıklı beslenme çantası hazırlanmasına yönelik önerilerde bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Dyt. Demirci, “Çocukların günlük enerji ve besin gereksinimlerini göz önünde bulundurarak beslenme çantası hazırlamalıdır. Bu sayede, çocukların hem fiziksel hem de zihinsel sağlıkları desteklenmiş olur” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Okul çağı çocuklarının beslenme alışkanlıklarının hem büyüme ve gelişmeleri açısından hem de yaşam boyu sürdürecekleri sağlıklı yaşam tarzının temellerini atmak açısından kritik öneme sahip olduğunu anımsatan Dyt. Demirci, şöyle devam etti:</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">“Bu dönemde çocukların enerji, protein, vitamin ve mineral gereksinimleri artar. Ancak, çocukların beslenme alışkanlıkları çoğu zaman düzensiz ve sağlıksız olabilmektedir. Bu nedenle, okul çağı çocuklarının beslenme çantalarının doğru şekilde planlanması büyük önem taşımaktadır. Beslenme çantaları, evden getirdikleri öğünler aracılığıyla çocukların dengeli ve yeterli beslenmesini sağlamanın bir yoludur”</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">BESLENME ÇANTASININ İÇERİĞİ</span></span></strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Dyt. Demirci, beslenme çantasının içeriği konusunda şu bilgileri paylaştı:</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">“<strong>1. Enerji ve Karbonhidrat Kaynakları:</strong>&nbsp;Çocukların günlük enerji ihtiyacı, yaşlarına, cinsiyetlerine, fiziksel aktivite düzeylerine ve büyüme hızlarına göre değişiklik gösterir. Beslenme çantasında yer alacak karbonhidrat kaynakları, çocuklara enerji sağlayarak gün boyu aktif ve odaklanmış olmalarını destekler. Tam tahıllı ekmek, kepekli makarna, esmer pirinç gibi kaynaklar basit şekerli yiyeceklere kıyasla daha uzun süreli enerji sağlar.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">2. Protein Kaynakları:</span></span></strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">&nbsp;Protein, büyüme ve gelişmenin temel yapı taşıdır. Beslenme çantasında mutlaka bir protein kaynağı bulunmalıdır. Beyaz et, balık, yumurta, peynir, yoğurt, süt ve kuru baklagiller protein açısından zengin seçeneklerdir. Örneğin, tam tahıllı ekmekle hazırlanmış bir peynirli sandviç, kuru baklagiller ile hazırlanmış salatalar, haşlanmış yumurta protein açısından iyi kaynaklardandır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">3. Meyve ve Sebzeler:</span></span></strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">&nbsp;Çocukların vitamin ve mineral ihtiyaçlarını karşılamada meyve ve sebzeler vazgeçilmezdir. Beslenme çantasında renkli sebzeler ve taze meyveler mutlaka yer almalıdır. Mevsimine uygun meyve ve sebzeler tercih edilmelidir. Elma, muz, havuç dilimleri, salatalık ve biber gibi pratik tüketilebilecek gıdalar çocukların bağışıklık sistemini destekler ve gerekli besinleri sağlar.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">4. Süt ve Süt Ürünleri:</span></span></strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">&nbsp;Kalsiyum ve D vitamini kaynağı olan süt ve süt ürünleri, çocukların kemik ve diş gelişimi için gereklidir. Okul çağındaki çocuklar için süt, ayran veya yoğurt gibi seçenekler ideal olabilir. Laktoz intoleransı olan çocuklar için laktozsuz süt veya yoğurt alternatifleri tercih edilebilir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">5. Sağlıklı Yağlar:&nbsp;</span></span></strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Omega-3 yağ asitleri, çocukların beyin gelişimi için önemlidir. Ceviz, fındık, badem gibi kuruyemişler ve zeytinyağı gibi sağlıklı yağlar, beslenme çantasına eklenebilir. Ancak, kuruyemişler alerji riski taşıyabileceği için dikkatle seçilmeli ve mümkünse okul yönetimiyle bu konuda iş birliği yapılmalıdır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">BESLENME ÇANTASI PLANLAMASI</span></span></strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Beslenme çantasının hazırlanmasında çeşitlilik planlanmasının da önemli olduğunu kaydeden Dyt. Demirci, “Çeşitli renklerde sebzeler, farklı meyveler, değişik tahıllar ve protein kaynakları ile beslenme çantası çeşitlendirilebilir. Beslenme çantasının pratik, taşınabilir ve kolay tüketilebilir olması gerekmektedir. Çocukların okul ortamında rahatlıkla yiyebileceği, dökülmeyen ve çabuk bozulmayan yiyecekler tercih edilmelidir” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Sağlıklı besinlerin yanı sıra, çocukların seveceği lezzetlere de yer verilmesi gerektiğini belirten ve fazla şeker ve tuz içermeyen, sağlıklı atıştırmalıklar (Örneğin, ev yapımı tam tahıllı krakerler, ev yapımı tam tahıllı unlardan yapılmış simit veya poğaça) bu dengeyi sağlamak için iyi birer seçenek olabileceğini söyleyen Dyt. Demirci, şunları kaydetti:</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">“Beslenme çantasının hazırlanmasında çocukların da katılımı sağlanmalıdır. Çocukların hangi yiyecekleri tercih ettikleri sorulmalı ve birlikte sağlıklı seçenekler belirlenmelidir. Bu, çocukların kendi beslenme alışkanlıklarını geliştirirken daha bilinçli ve istekli olmalarını sağlayacaktır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Okul çağı çocuklarının sağlıklı büyüme ve gelişmeleri, akademik başarıları ve genel sağlık durumları için dengeli bir beslenme şarttır. Beslenme çantasının doğru şekilde planlanması, çocukların besin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik önemli bir adımdır.”</span></span></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Sep 2024 16:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/09/diyetisyen-uyariyor-cocuklarin-beslenme-cantasinda-olmasi-gerekenler-1725888862.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Maymun Çiçeği Virüsü Havuz, Deniz ve Kaplıcalarda Bulaşır mı?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/maymun-cicegi-virusu-havuz-deniz-ve-kaplicalarda-bulasir-mi-71661</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/maymun-cicegi-virusu-havuz-deniz-ve-kaplicalarda-bulasir-mi-71661</guid>
                <description><![CDATA[Maymun çiçeği virüsü (mpox), enfekte kişilerin deri lezyonları, vücut sıvıları ya da uzun süreli solunum damlacıkları yoluyla bulaşan bir hastalıktır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında son dönemde bu virüsün su kaynakları aracılığıyla yayılıp yayılmayacağına dair bazı sorular oluştu. Özellikle yüzme havuzları, deniz ve kaplıcalar gibi alanlarda virüsün bulaşıp bulaşmadığı konusu birçok kişinin endişe kaynağı oldu.</p>

<p>Uzmanlar bu tür bulaşma yollarının düşük risk taşıdığını belirtiyor. Üsküdar Üniversitesi Biyogüvenlik Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Kaan Yılancıoğlu, özellikle klorla dezenfekte edilen yüzme havuzlarında virüsün yaşama olasılığının oldukça düşük olduğunu ifade ediyor. Fakat, yine de bazı dikkat edilmesi gereken noktalar var.</p>

<h3>Maymun Çiçeği Virüsü Su Yoluyla Bulaşır mı?</h3>

<p>Maymun çiçeği virüsü, doğrudan su yoluyla bulaşabilecek bir virüs değildir. Bu virüsün yayılmasının başlıca sebepleri enfekte bir kişinin deriyle teması, vücut sıvılarına maruz kalma veya uzun süreli solunum yoluyla damlacık temasıdır. Yani, sadece havuza girmek ya da denizde yüzmek bu virüsün bulaşmasına neden olmaz.</p>

<p>Doç. Dr. Yılancıoğlu, yüzme havuzlarının doğru şekilde klorlanmasının virüsü etkisiz hale getirebileceğini vurguluyor. Bu nedenle, bakımı düzgün yapılan havuzlar genel olarak güvenlidir. Ancak, havuzda ya da denizde lezyonları olan bir kişiyle temas edilmesi durumunda bulaşma riski söz konusu olabilir. Dolayısıyla, virüs belirtileri gösteren kişilerin yüzme alanlarına girmemesi bulaşmanın önlenmesi açısından büyük önem taşır.</p>

<h3>Kaplıcalar ve Hamamlarda Bulaşma Riski Var mı?</h3>

<p>Kaplıcalar ve hamamlar gibi su kaynakları da maymun çiçeği virüsünün yayılma riski açısından merak ediliyor. Yılancıoğlu, bu alanlarda virüsün yayılma riski konusunda spesifik bir veri olmadığını ifade ediyor. Ancak genel hijyen kurallarına uyulup, suyun doğru şekilde dezenfekte edilmesi ve ortak kullanılan alanların düzenli temizlenmesi durumunda bulaşma riskinin oldukça düşük olduğunu belirtiyor.</p>

<p>Kaplıca ve hamamlarda, sıcak ve nemli ortamların mikroorganizmaların yaşaması için uygun koşullar yaratabildiğini unutmamak gerek. Fakat, virüsün doğrudan bu tarz ortamlarda hayatta kalıp yayılmasına dair net bir kanıt bulunmamaktadır. Bu nedenle, yine de bu tür alanlarda kişisel hijyene dikkat etmek büyük önem taşır.</p>

<h3>Belirtileri Olan Kişiler Yüzme Alanlarından Uzak Durmalı</h3>

<p>Maymun çiçeği virüsünün yayılmasını önlemek için en kritik adımlardan biri, enfekte kişilerden uzak durmaktır. Eğer bir kişi virüs belirtileri gösteriyorsa (deri lezyonları, ateş, baş ağrısı gibi), toplu yüzme alanlarına girmemeli ve başkalarıyla yakın temastan kaçınmalıdır. Böylece hem havuz gibi yerlerde bulunan diğer insanların korunması sağlanır, hem de virüsün yayılması engellenmiş olur.</p>

<p>Doç. Dr. Yılancıoğlu’nun belirttiği gibi, virüsün en yaygın bulaşma yolları doğrudan temas ve solunum damlacıklarıdır. Bu nedenle, yüzme havuzları gibi ortak kullanım alanları doğru şekilde dezenfekte edildiğinde virüsün su yoluyla yayılma riski oldukça düşük kalır.</p>

<h3>Hijyen Kuralları ve Önlemler</h3>

<p>Havuzlarda suyun dezenfekte edilmesinin yanı sıra, yüzme alanlarındaki yüzeylerin düzenli temizlenmesi de önemlidir. Virüsün doğrudan su yoluyla bulaşmadığı bilinse de, ortak kullanılan havlu, oturma alanları ya da duşlar gibi yüzeylerden bulaşma ihtimali vardır. Bu nedenle, özellikle bu tür alanlarda ellerin sık sık yıkanması ve hijyen kurallarına uyulması bulaşma riskini en aza indirir.</p>

<p>Ebeveynler ve havuz yöneticileri de bu konuda dikkatli olmalı ve enfekte olma ihtimali olan kişilerin yüzme alanlarına girişini engellemek için gerekli adımları atmalıdır.</p>

<h3>Sıkça Sorulan Sorular</h3>

<h4>1. <strong>Maymun çiçeği virüsü havuzda bulaşır mı?</strong></h4>

<p>Hayır, maymun çiçeği virüsünün havuz gibi klorlanmış su ortamlarında hayatta kalma ve bulaşma riski düşüktür. Ancak, enfekte kişilerle doğrudan temas bu riski artırabilir.</p>

<h4>2. <strong>Denizde yüzmek maymun çiçeği bulaşmasına neden olur mu?</strong></h4>

<p>Virüs su yoluyla bulaşmaz, bu nedenle denizde yüzmekle maymun çiçeği bulaşması olası değildir. Ancak, yine de enfekte kişilerle yakın temas virüsün yayılmasına sebep olabilir.</p>

<h4>3. <strong>Kaplıcalarda maymun çiçeği virüsü bulaşabilir mi?</strong></h4>

<p>Kaplıcalar ve hamamlarda virüsün yayılma riski düşük olsa da, ortak kullanım alanlarının hijyenine dikkat edilmelidir. Yine de doğrudan temas virüsün bulaşmasına neden olabilir.</p>

<h4>4. <strong>Maymun çiçeği belirtileri gösteren biri havuza girebilir mi?</strong></h4>

<p>Hayır, maymun çiçeği virüsü belirtileri gösteren kişilerin toplu yüzme alanlarına girmemesi gerekir. Bu, virüsün yayılmasını önlemek için kritik bir adımdır.</p>

<h4>5. <strong>Ortak kullanılan eşyalarla virüs bulaşabilir mi?</strong></h4>

<p>Evet, ortak kullanılan havlular, şezlonglar ve diğer eşyalar üzerinden virüs bulaşabilir. Bu nedenle, yüzme sonrası ellerin yıkanması ve kişisel eşyaların kullanılmasına dikkat edilmelidir.</p>

<p>Maymun çiçeği virüsüne karşı alınacak önlemler basit ama etkilidir. Hijyen kurallarına dikkat etmek, enfekte kişilerle temastan kaçınmak ve belirtiler varsa toplu alanlardan uzak durmak bu virüsten korunmanın en iyi yollarıdır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 07 Sep 2024 10:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/09/maymun-cicegi-virusu-havuz-deniz-ve-kaplicalarda-bulasir-mi-1725693002.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uyku Kekleri Sağlığınızı Tehdit Ediyor: Yasadışı Maddeler İçeriyor!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/uyku-kekleri-sagliginizi-tehdit-ediyor-yasadisi-maddeler-iceriyor-71634</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/uyku-kekleri-sagliginizi-tehdit-ediyor-yasadisi-maddeler-iceriyor-71634</guid>
                <description><![CDATA[Son dönemlerde internet üzerinden satışı artan 'uyku keki' olarak adlandırılan ürünler, uzmanlar tarafından büyük bir tehlike olarak değerlendirilmeye başlandı. Masum görünen bu ürünlerin, madde bağımlılığına kapı aralayabileceği konusunda uyarılar yapılıyor. Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Onur Noyan, bu ürünlerin içeriği ve potansiyel tehlikeleri hakkında önemli bilgiler veriyor. Bu yazıda, uyku kekinin neden tehlikeli olabileceğini ve ebeveynlerin nelere dikkat etmesi gerektiğini detaylıca ele alacağız.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h1><strong>Uyku Keki Nedir ve Neden Tehlikeli?</strong></h1>

<p>‘Uyku keki’ adı altında satılan ürünler, aslında dikkatli incelendiğinde potansiyel tehlikeler taşıyan maddeler içerebilir. Bu ürünler, genellikle sosyal medyada ve internet sitelerinde reklamı yapılan, "uyku getirici" etkileri olduğu iddia edilen yiyeceklerdir. Ancak bu ürünlerin içeriklerinde, genellikle yasadışı ve sağlık açısından zararlı olabilecek maddeler bulunabilir.</p>

<h3>THC İçeren Ürünler</h3>

<p>Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Onur Noyan, uyku kekinin içeriğinde THC (tetrahidrokannabinol) bulunduğunu belirtiyor. THC, kenevir bitkisinde bulunan ve genellikle uyuşturucu etkisi yapan bir bileşendir. Türkiye’de THC içeren ürünlerin kullanımı yasaklanmıştır. Dolayısıyla, bu ürünlerin sağlıklı olup olmadığını söylemek mümkün değildir. Prof. Dr. Noyan, bu ürünlerin yasadışı içeriklere sahip olabileceği ve sağlık açısından büyük riskler taşıyabileceği uyarısında bulunuyor.</p>

<h3>Çocuklar ve Gençler İçin Tehlike</h3>

<p>Okulların açılmasıyla birlikte, çocuklar ve gençler arasında ‘uyku keki’ gibi ürünlerin yaygınlaşması riski artmaktadır. Yaz tatillerinde çocuklar, neler yaptıklarını ve ne tür deneyimler yaşadıklarını arkadaşlarıyla paylaşır. Eğer bir çocuk, uyku kekini deneyimlemiş ve bunu arkadaşlarına anlatmışsa, bu diğer çocukların merakını uyandırabilir. Bu merak, çocukların bu tür ürünlere erişme isteğini artırabilir ve bağımlılığa giden bir yol açabilir.</p>

<h2>Ebeveynlerin Dikkat Etmesi Gerekenler</h2>

<h3>Bilinçli Tüketici Olmanın Önemi</h3>

<p>Prof. Dr. Onur Noyan, ebeveynlerin ve çocukların bilinçli tüketiciler olmalarının önemine dikkat çekiyor. Uyku keki gibi ürünlerin içeriğini araştırmak ve bu ürünlerin ne içerdiğini öğrenmek, sağlıklı yaşam için kritik bir adımdır. Ebeveynler, çocuklarının tükettiği ürünlerin içeriğini bilmelidir. Sosyal medyada gördükleri ve cazip gelen ürünlere karşı dikkatli olunmalıdır.</p>

<h3>Sosyal Medya Okur Yazarlığı</h3>

<p>Sosyal medya üzerinden satılan ürünlerin tehlikelerini anlamak için çocuklara sosyal medya okur yazarlığının öğretilmesi gerekmektedir. Çocuklara, internet ve sosyal medya üzerinde gördükleri her şeyin güvenilir olmadığını ve bazı ürünlerin sağlığa zararlı olabileceğini anlatmak önemlidir. Ebeveynler, çocuklarına bu konuda bilgi vererek, onları bilinçlendirmelidir.</p>

<h3>Çocukların Merakını Yönetmek</h3>

<p>Prof. Dr. Noyan, çocukların meraklarını yönetmenin önemli olduğunu belirtiyor. Ebeveynler, çocukların merak ettiği konularla ilgili sağlıklı ve doğru bilgiler vermeli, onları tehlikeli ürünlerden uzak tutmalıdır. Çocukların ne tür ürünlerle ilgilendiklerini takip etmek ve bu konularda açık iletişim kurmak, bağımlılığa karşı etkili bir koruma sağlar.</p>

<h2><strong>Sıkça Sorulan Sorular</strong></h2>

<h3>Uyku keki nedir?</h3>

<p>Uyku keki, internet üzerinden satılan ve uyku getirici etkileri olduğu iddia edilen yiyeceklerin genel adıdır. Ancak bu ürünler genellikle yasadışı maddeler içerebilir ve sağlık açısından risklidir.</p>

<h3>Uyku keki gerçekten uyku getirir mi?</h3>

<p>Uyku kekinin içeriğinde genellikle THC gibi uyuşturucu etkisi olan maddeler bulunur. Bu maddelerin uyku getirici etkisi olabilir, ancak aynı zamanda sağlık açısından tehlikeli olabilirler.</p>

<h3>Uyku kekinin içerdiği maddeler zararlı mı?</h3>

<p>Evet, uyku keki olarak satılan ürünlerin içerdiği maddeler genellikle sağlığa zararlıdır. Bu ürünlerde sıkça yasadışı ve sağlık açısından riskli maddeler bulunabilir.</p>

<h3>Çocuklar bu tür ürünlere nasıl erişir?</h3>

<p>Çocuklar, sosyal medya ve internet üzerinden bu tür ürünlere erişim sağlayabilir. Ayrıca arkadaş çevresi aracılığıyla da bu ürünlerin varlığını öğrenebilir ve denemek isteyebilirler.</p>

<h3>Ebeveynler ne yapmalı?</h3>

<p>Ebeveynler, çocuklarının internet kullanımını ve sosyal medya aktivitelerini yakından takip etmeli, bu tür ürünlerin tehlikeleri hakkında bilgi vermelidir. Ayrıca, çocuklarının merak ettiği konularla ilgili açık ve doğru bilgiler sunarak, onları tehlikeli ürünlerden uzak tutmalıdır.</p>

<p>Sonuç olarak, uyku keki gibi masum görünen ürünler, ciddi sağlık riskleri taşıyabilir ve bağımlılığa yol açabilir. Ebeveynlerin bilinçli olması ve çocuklarını doğru bir şekilde bilgilendirmesi, bu tehlikelerin önüne geçmek için kritik öneme sahiptir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Sep 2024 14:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/09/uyku-kekleri-sagliginizi-tehdit-ediyor-yasadisi-maddeler-iceriyor-1725536765.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünya Sağlık Örgütü Verileri Korkutuyor: Çocuklarda Obezite Oranları Artıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/dunya-saglik-orgutu-verileri-korkutuyor-cocuklarda-obezite-oranlari-artiyor-71623</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/dunya-saglik-orgutu-verileri-korkutuyor-cocuklarda-obezite-oranlari-artiyor-71623</guid>
                <description><![CDATA[GAZİANTEP SANKO Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Uzm. Diyetisyen Tuğba Demirkıran, çocukluk çağı obezitesinin önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Uzm. Diyetisyen Tuğba Demirkıran, 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası nedeniyle yaptığı açıklamada çocukluk çağı obezitesine dikkat çekti.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Uzm. Diyetisyen Demirkıran, çocukluk çağının özellikle doğumdan itibaren ilk iki yıl büyüme ve gelişmenin çok hızlı olması nedeniyle çocuk sağlığı için önemli bir dönem olduğunu vurguladı.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Erken çocuklukta görülen obezitenin görülme sıklığının artmasının, sağlığı olumsuz etkileyen bulaşıcı olmayan hastalıklara yakalanma olasılığını artıran faktörler arasında olduğunun altını çizen Demirkıran, şu verileri paylaştı:</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">“Dünya Sağlık Örgütü 2020 yılı verilerine göre küresel olarak 144 milyon çocuğun 38,3 milyonunun, 2021 yılı verilerine göre ise 5 yaş altında 39 milyon çocuğun aşırı kilolu olması çocukluk çağında sağlıklı beslenmenin önemini göstermektedir. Önümüzdeki on yıl içinde çocukluk çağı obezitesinin yaklaşık yüzde 60 artarak 2030 yılına kadar 250 milyona ulaşacağı da öngörülmektedir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">2023 yılında yayımlanan Dünya Obezite Atlasında obezitenin dünya çapında çok geniş bir popülasyonu etkilediği net bir şekilde gösterilmektedir. Yayımlanan raporda 2035 yılına kadar obezite görülme sıklığının yüzde 14’ten yüzde 24’e çıkarak yaklaşık 2 milyar çocuk, ergen ve yetişkini etkilemesi, 2020-2035 yılları arasında dünya çapındaki erkek çocuklarda obezite görülme sıklığının yüzde 10’dan yüzde 20’ye, kız çocuklarında ise yüzde 8’den yüzde 18’e çıkarak, çocuklar ve ergenler arasında en hızlı artışı yapması beklenmektedir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><img alt="" src="https://www.haberhanesi.com/public/images/detay/2024/Agustos24/GAZ%C4%B0ANTEP%20SANKO%20%C3%9Cniversitesi%20Hastanesi.jpg" style="height:470px; width:790px" /></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">ÇOCUKLUK ÇAĞI OBEZİTESİNİ ÖNLEMENİN YOLLARI</span></span></strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Uzm. Diyetisyen Demirkıran, çocukluk çağı obezitesinin önlenmesi için şu önerilerde bulundu:</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">“1.&nbsp;</span></span><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Fiziksel aktivite teşvik edilmelidir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">2. Ekran süresi sınırlandırılmalıdır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">3. Yeterli uyku sağlanmalıdır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">4. Meyve ve sebze tüketimi teşvik edilmelidir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">5. Şekerli ve işlenmiş besin tüketiminden kaçınılmalıdır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">6. Stresten kaçınılmalıdır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">7. Yemeğin besin içeriği kontrol edilmelidir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">8. Beslenmeye posa ve protein eklenmelidir.”</span></span></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Sep 2024 12:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/09/dunya-saglik-orgutu-verileri-korkutuyor-cocuklarda-obezite-oranlari-artiyor-1725529977.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünya Sağlık Örgütü&#039;nden Yeni Rapor: Cep Telefonları Beyin Kanseri Yapmıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/dunya-saglik-orgutunden-yeni-rapor-cep-telefonlari-beyin-kanseri-yapmiyor-71620</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/dunya-saglik-orgutunden-yeni-rapor-cep-telefonlari-beyin-kanseri-yapmiyor-71620</guid>
                <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), uzun yıllardır tartışma konusu olan cep telefonu kullanımının beyin kanseri riskini artırıp artırmadığına yönelik kapsamlı bir araştırma gerçekleştirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>DSÖ’nün yürüttüğü bu analizde, 63 farklı çalışma incelendi ve cep telefonlarının yaygın kullanımına rağmen beyin kanseri vakalarında bir artış tespit edilmedi. Özellikle üç tür beyin kanserinin görülme sıklığı değerlendirildiğinde, cep telefonları ve diğer kablosuz teknolojilerin yayılmasına rağmen riskte bir yükselme olmadığı saptandı.</p>

<h3><strong>Cep Telefonları Düşük Düzeyde Radyasyon Yayıyor</strong></h3>

<p>Araştırmanın bir diğer bulgusu ise cep telefonlarının yayımladığı radyasyonun, DNA'ya zarar verebilecek kadar yüksek olmadığı yönünde. Bu bilgi, özellikle cep telefonlarıyla uzun süreli temasın kansere yol açabileceği endişesini taşıyan insanlar için rahatlatıcı olabilir. DSÖ, 2011 yılında cep telefonlarının potansiyel olarak kanserojen olabileceğini ifade eden bir uyarı yayımlamıştı. Ancak bu yeni bulgular, cep telefonlarının beyin kanseri riskini artırdığına dair güçlü bir kanıt sunmuyor.</p>

<h3><strong>Araştırmalar Devam Ediyor</strong></h3>

<p>Her ne kadar bu sonuçlar cep telefonu kullanımını aklayıcı nitelikte olsa da, bilim insanları bu konuda yeni araştırmalar yapmaya devam ediyor. DSÖ’nün uzun vadeli sonuçları dikkate aldığı bu analiz, daha fazla veri ve çalışma gerektiren bir konu olduğunun altını çiziyor.</p>

<p>Cep telefonları günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline geldiği için, bu araştırmalar teknolojinin insan sağlığı üzerindeki etkilerine dair daha kesin sonuçlara ulaşılmasını sağlayabilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Sep 2024 10:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/09/dunya-saglik-orgutunden-yeni-rapor-cep-telefonlari-beyin-kanseri-yapmiyor-1725521312.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sedef Hastalığına Eşlik Eden Romatizma: Erken Teşhis ve Tedavi Önerileri</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/sedef-hastaligina-eslik-eden-romatizma-erken-teshis-ve-tedavi-onerileri-71360</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/sedef-hastaligina-eslik-eden-romatizma-erken-teshis-ve-tedavi-onerileri-71360</guid>
                <description><![CDATA[Toplumda yüzde 1-3 oranında görülen, deride kırmızı, kabarık ve üzeri sedef beyazı kabuklarla kaplı deri bulguları ile tanımlanan sedef hastalığı, bulaşıcı olmamasına rağmen değişik hastalıkları tetikleyebiliyor. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<div style="text-align:start">
<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Romatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Bünyamin Kısacık ile Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Fatma Elif Yıldırım, sedef hastalığı ve sedef romatizmasını değerlendirdi.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Prof. Dr. Kısacık, sedef hastalığının gerçekten çok zor cilt hastalığı olduğunu, vücudun her tarafını etkileyebildiğini belirterek, “Ancak bizim için bu hastalığın farklı tarafı sedef hastalığının romatizmaya neden olabilmesidir. Sedef hastalarında ortalama 5-7 yıl sonrasında sedef romatizması gelişebilir” dedi.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Hastaların büyük kısmında önce sedef hastalığı, sonra romatizma gelişirken bir kısmında ise önce romatizma sonra sedef ya da eş zamanlı iki durum bir arada ortaya çıkabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Kısacık, şöyle konuştu:</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">“Bu hastalık herkeste romatizmaya neden olmuyor. Ancak farklı coğrafyalarda yapılan çalışmalarda sedef hastalarının yaklaşık yüzde 20 kadarında sedef romatizması gelişebildiği anlaşılmıştır. Sedef romatizmasına yatkın sedef hastaları, özellikle saçlı deride sedefi olan hastalar ve tırnaklarında sedef bulgularına rastlanan kişilerdir.”</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">TANI VE TEDAVİSİ</span></span></strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Sedef ve romatizma var ise bu hastaların sedef romatizması tanısı aldığını anlatan Prof. Dr. Kısacık, “Bazı kişilerde önce romatizma sonra sedef ortaya çıkmaktadır. Bu teşhiste romatoloji uzmanının tecrübesi önemlidir. Uygun eklem tutulum şekillerine göre tanı konmaktadır” ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Sedef romatizması tedavisinin ekip işi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kısacık, şöyle devam etti:</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">“Bazı hastalarda sedef hastalığı baskınken bazı hastalarda ise romatizma daha baskındır. Bu yüzden dermatoloji ve romatolojinin iş birliği büyük önem taşımaktadır. Hastalar sıklıkla birlikte değerlendirilmekte ve tedaviye ortak karar verilmektedir. Tedavide uluslararası kılavuzların önerdiği yol şu şekilde sıralanabilir:</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">‘Hastaların hastalığı ve gidişatı konusunda bilgilendirilmesi’, ‘Sedef hastalığına eşlik eden diğer hastalıkların kontrolü’, ‘Kilo kontrolü ve egzersiz’, ‘Sedef romatizmasının tutulum yerine planlanan ilaç tedavisi’. 2000’li yılların başından itibaren ilaç tedavilerinde çok önemli değişiklikler oldu. Biyolojik tedavi dediğimiz çok etkili ilaç tedavileri kullanmaya başladık. Farklı tedavi alternatifleri hem sedef hastalığına hem de sedef romatizmasını çok etkili ve hızlı olarak tedavi edebilmektedir. Sedef ve sedef romatizması hastalarının tüm sorunlarına ekip olarak yaklaşmaya ve en doğru tedaviyi verme çabamıza devam edeceğiz.”</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong></span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">SEDEF HASTALIĞI HER YAŞ GRUBUNDA ORTAYA ÇIKABİLİR</span></span></strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Fatma Elif Yıldırım ise sedef hastalığının çocukluk döneminde daha nadir görülmekle birlikte her yaş grubunda ortaya çıkabildiğine vurgu yaptı.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Hastalığın kesin nedeninin henüz bilinmediğini, ancak ortaya çıkmasında hem genetik hem de çevresel faktörlerin birlikte rol oynadığına işaret eden Doç. Dr. Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">“Sedef hastalığı görünür lezyonları nedeni ile hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde bozabilmektedir. Yapılan araştırmalar sedef hastalığının hayat kalitesini diyabet (şeker hastalığı), tansiyon ve kalp hastalıklarına kadar yol açabildiğini göstermiştir. Özellikle el, ayak, saçlı deri, genital bölge gibi fonksiyonel öneme sahip bölgelerde görülen deri lezyonları hastaların yaşam kalitesini daha fazla bozabilmektedir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Görünür bölgelerde olan lezyonlar bulaşıcı sanılıp hastalar toplum tarafından damgalanabilmektedir. Bu da zaten daha hassas kişilik yapısına sahip sedef hastalarını psikolojik açıdan daha fazla etkileyebilmektedir. Yani sedef hastalığı strese sebep olmakta, stres de sedef hastalığını tetikleyerek psikolojik hastalıklarla sedef hastalığı arasında çift yönlü bir etkileşim oluşturmaktadır.”</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">SADECE DERİYİ İLGİLENDİRMİYOR</span></span></strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Günümüzde sedef hastalığına eşlik edebilen çok sayıda hastalığın tespit edilmesinin aslında sedefin sadece deriyi ilgilendirmekle sınırlı kalmayan sistemik bir hastalık olduğu görüşünü desteklediğinin altını çizen Doç. Dr. Yıldırım, şunları kaydetti:</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">“Yaygın deri hastalığı olan sedef hastalarında kalp ve damar hastalıkları, kalp krizi, şeker hastalığı gibi sistemik hastalıklara yakalanma riski maalesef daha yüksektir. Sedef hastalığı nadiren ‘Eritrodermik’ ve ‘Püstüler’ formları ile hayati tehlike oluşturabilmektedir. Kesin bir tedavisi bulunmayan sedef hastalığının semptomları, uygun yöntemler ile kontrol altına alınarak, uzun süreli iyilik hali sağlanabilmektedir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Sedef hastalığı tedavisini planlarken cilt hastalıkları uzmanının yanı sıra farklı uzmanlık dallarının bir arada tedaviye karar vermesi tedavi başarısını artırmaktadır. Özellikle sedef hastalarında gözlenebilen eklem tutulumu ki buna sedef romatizması (psoriatik artrit) da denilmektedir dermatolog ve romatolog iş birliğini tedavide son derece önemli kılmaktadır.”</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">SEDEF HASTALIĞI İYİLEŞİR Mİ?</span></span></strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Sedef hastalarının hekimlerine yönelttiği en merak edilen sorunun “Sedef hastalığım iyileşir mi?” sorusu olduğunu söyleyen Doç. Dr. Yıldırım, bu sorunun kesin bir yanıtının bulunmadığını ifade etti.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">“Kesinlikle yanlış diyebileceğimiz yanıtlar arasında ‘yaşam boyunca devam eder’ ve ‘verdiğim tedavi ile yüzde 100 iyileşir’ değerlendirmelerinin bulunduğunu bildiren Doç. Dr. Yıldırım, hastalık seyrinin hastadan hastaya değişkenlik gösterdiğini belirtti.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Doç. Dr. Yıldırım, “Kimi hastada sedef hastalığı tamamen kaybolabilmekte, kimi hastada ise ara ara alevlenme ara ara iyileşme dönemleri ile seyredebilmektedir” uyarısında bulundu.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">SEDEF HASTALIĞININ TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?</span></span></strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Sedef hastalığı tedavisine karar verirken hastalığın şiddeti ve sedefin hasta yaşam kalitesi üzerine etkisinin belirlenmesinin son derece önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Yıldırım, şu değerlendirmeyi yaptı:</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">“Genellikle vücudun yüzde 10’undan daha azında lezyonlar bulunmakta ise krem tedavileri uygulanmaktadır. Ancak hastanın yaşam kalitesini etkileyen el, ayak, genital bölgelerinde lezyon var ise veya krem tedavileri ile hiç düzelme sağlanamamışsa hastalarda krem tedavisinin yanı sıra sistemik tedavi olarak adlandırdığımız ilaçlar ve iğneler tedavide kullanılabilmektedir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">2000’li yılların başında geliştirilen biyolojik tedavi olarak adlandırdığımız ilaçlar ile son zamanlarda sedef hastalığı daha az yan etki ile daha etkili bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Tabi tedavi planı yapılırken hasta ile her hastaya göre farklı şekilde tedavi planı belirlenmektedir. Yine tedavi planlanırken daha önce de belirttiğim gibi eklem tutulumunun romatoloji uzmanı birlikte değerlendirilmesi son derece önemlidir.”</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">SEDEF HASTALARININ DİKKAT ETMESİ GEREKEN KONULAR</span></span></strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Doç. Dr. Yıldırım, sedef hastalarının tansiyon, kalp hastalıkları ve şeker hastalığına daha yatkın olmaları nedeni ile beslenmelerine dikkat etmelerinin çok önemli olduğunu söyledi.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Hastaların kesinlikle yememesi gereken bir besin olmamakla birlikte sağlıklı beslenmelerinin çok önemli olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Yıldırım, uyarılarını şöyle sıraladı:</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">“Aşırı kilo alımından kaçınmaları gerekmektedir. Kilo artışı sedef hastalığını şiddetlendirebildiği gibi sedef hastaları kilo almaya daha yatkındır. Bu nedenle fast food, karbonhidrat ağırlıklı beslenmeden hastaların kaçınması gerekmektedir. Alkol ve sigara kullanımı sedef hastalığını şiddetlendirmektedir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Bazı ilaçlar sedef hastalığını şiddetlendirebildiği için ilaç kullanımına son derece dikkat edilmelidir. Sedef hastalığını tetiklediği düşünülen ilaçlar arasında sistemik alınan kortizon, lityum, bazı tansiyon&nbsp;ilaçları, mantar tedavisinde kullanılan ilaçlar&nbsp;ve aspirin bulunmaktadır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Beta hemolitik streptokok enfeksiyonları gibi bazı enfeksiyonlar hastalığı şiddetlendirmekte veya tetikleyebilmektedir. Bu nedenle el yıkama gibi genel hijyen kurallarına dikkat edilmelidir.”</span></span></span></span></span></span></p>
</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 19 Aug 2024 10:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/08/sedef-hastaligina-eslik-eden-romatizma-erken-teshis-ve-tedavi-onerileri-1724052365.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnsanlardan Neden Nefret Edilir? Mizantrop Nedir, Mizantropinin Psikolojik Etkileri Nelerdir?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/insanlardan-neden-nefret-edilir-mizantrop-nedir-mizantropinin-psikolojik-etkileri-nelerdir-71326</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/insanlardan-neden-nefret-edilir-mizantrop-nedir-mizantropinin-psikolojik-etkileri-nelerdir-71326</guid>
                <description><![CDATA[Eskişehir'de 18 yaşındaki bir kişinin sokakta rastgele 7 kişiyi bıçakla yaralaması, mizantropi kavramının tekrar gündeme gelmesine neden oldu. Mizantropi, insanlara karşı derin bir nefret ve güvensizlik hali olarak tanımlanıyor. Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, bu psikolojik durumun kökenlerini ve etkilerini detaylandırdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Mizantropi, insanlara karşı derin bir nefret ve güvensizlik hali olarak tanımlanıyor. Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, bu psikolojik durumun kökenlerini ve etkilerini detaylandırdı.</p>

<h3><strong>Mizantropi Nedir?</strong></h3>

<p>Uzman Klinik Psikolog Aybeniz Yıldırım, mizantropiyi "insanlardan nefret etmek, insanları sevmemek ve onlara güvenmemek" olarak tanımlıyor. Mizantropi yaşayan bireyler, etraflarındaki insanlardan uzaklaşma ve yalnız kalma isteği taşıyabiliyor. Bu kişiler, sosyal etkileşimlerden kaçınmak için çeşitli yöntemler kullanabiliyor.</p>

<h3><strong>Çocukluk Döneminin Rolü</strong></h3>

<p>Mizantropinin genellikle çocukluk dönemindeki olumsuz deneyimlerden kaynaklandığını belirten Yıldırım, “0-6 yaş arasında yeterince sevgi ve ilgi görmeyen bireyler, sağlıklı bir bağlanma geliştirememiş olabilir. Bu eksiklikler, kişilik bozukluklarına ve mizantropiye zemin hazırlayabilir” dedi.</p>

<h3><strong>Olumsuz Deneyimler ve Asosyal Davranışlar</strong></h3>

<p>Yıldırım, mizantropiyi tetikleyen etkenlerin başında olumsuz yaşam deneyimlerinin geldiğini vurguladı. Bu tür bireyler genellikle kendilerini sosyal ortamlardan soyutlar, kalabalık yerlerden uzak durur ve daha az insanla iletişim kurar. "Bu kişiler, asosyal davranışlar sergileyebilir ve sosyal olmayan iş alanlarını tercih edebilirler" şeklinde konuştu.</p>

<h3><strong>Mizantropi Bir Hastalık Mıdır?</strong></h3>

<p>Mizantropi tek başına bir hastalık olarak değerlendirilmez, ancak kişilik bozukluklarıyla ilişkili bir özellik olabilir. Yıldırım, “Mizantropi, kişilik bozukluklarının bir parçası olarak görülebilir. Ancak kişinin işlevselliği bozulmuşsa, bu durum daha ciddi bir sorun haline gelebilir” diye belirtti.</p>

<h3><strong>Güven Problemleri ve Çocukluk Yaraları</strong></h3>

<p>Mizantropi yaşayan bireylerin sıklıkla güven problemleri yaşadığını ifade eden Yıldırım, çocukluk döneminde yaşanan travmaların bu güven sorunlarına yol açabileceğini belirtti. "Çocuklukta yaşanan olumsuz deneyimler, yetişkinlikte bireylerin seçimlerini ve hayatlarını şekillendirebilir. Terapi, kişinin kendini tanıması ve iyileşmesi için önemli bir araçtır" dedi.</p>

<h3><strong>Terapi ve Kişisel Gelişim</strong></h3>

<p>Aybeniz Yıldırım, terapi seanslarının sadece mevcut sorunları çözmekle kalmayıp, kişisel gelişim ve kendini daha iyi anlama açısından da büyük önem taşıdığını vurguladı. "Terapi, kişinin kendini farklı açılardan görebilmesi ve daha sağlıklı ilişkiler kurabilmesi için kıymetlidir" şeklinde konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 16 Aug 2024 11:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/08/insanlardan-neden-nefret-edilir-mizantrop-nedir-mizantropinin-psikolojik-etkileri-nelerdir-1723801186.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Maymun Çiçeği Alarmı: Ateş, Baş Ağrısı ve Halsizlikle Başlayan Belirtilere Dikkat</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/maymun-cicegi-alarmi-ates-bas-agrisi-ve-halsizlikle-baslayan-belirtilere-dikkat-71318</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/maymun-cicegi-alarmi-ates-bas-agrisi-ve-halsizlikle-baslayan-belirtilere-dikkat-71318</guid>
                <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından maymun çiçeği salgını nedeniyle acil durum ilan edilmesinin ardından uzmanlardan da hastalığın seyrine ilişkin önemli açıklamalar geliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Müberra Hraloğlu, virüsün belirtilerinin genellikle ateş, baş ağrısı ve halsizlikle başladığını belirtti. Dr. Hraloğlu, yakın temasın ciddi risk taşıdığına dikkat çekerek vatandaşları uyardı.</p>

<p><strong>Maymun Çiçeği Salgını ve Bulaşma Yolları</strong></p>

<p>Maymun çiçeği vakalarının Afrika’da artış göstermesi üzerine DSÖ'nün acil durum ilan ettiğini hatırlatan Dr. Hraloğlu, virüsün tanısı, tedavisi ve bulaşma yolları hakkında detaylı bilgi verdi. Hraloğlu, virüsün insanlara genellikle enfekte hayvanların kanı, vücut sıvıları veya ısırıklarıyla bulaştığını ve insandan insana bulaşmanın ise enfekte kişinin vücut sıvılarıyla uzun süreli yakın temas, cilt lezyonlarıyla doğrudan temas veya kontamine nesnelerle temas yoluyla gerçekleşebileceğini ifade etti.</p>

<p><strong>Belirtiler ve Tedavi Süreci</strong></p>

<p>Virüsle temas eden kişilerde belirtilerin genellikle 6 ile 14 gün arasında, nadiren de 21 gün içinde ortaya çıktığını belirten Dr. Hraloğlu, "Hastalık, ateş, baş ağrısı, lenf düğümlerinin şişmesi, sırt ve kas ağrıları, halsizlik gibi belirtilerle başlar. Döküntüler ise genellikle yüz ve ekstremitelerde yoğunlaşır, ilk olarak düz kırmızı lezyonlar şeklinde başlar ve ardından sıvı dolu lezyonlara dönüşür" dedi.</p>

<p>Tedavi sürecine ilişkin de bilgi veren Hraloğlu, geliştirilen bazı antivirallerin maymun çiçeği hastalığında etkili olabileceğini, ancak bu ilaçların rutin kullanımının olmadığını vurguladı. Tedavinin amacının semptomları hafifletmek ve komplikasyonları önlemek olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>Vatandaşlara Uyarılar</strong></p>

<p>Dr. Hraloğlu, ateş, halsizlik, baş ağrısı, kas ağrısı ve döküntü gibi şikayetler yaşayan kişilerin en yakın sağlık kuruluşuna başvurmaları gerektiğini belirterek, bu süreçte temastan kaçınılması gerektiğini ifade etti. Şüpheli vakalarla temas halinde 21 gün boyunca belirtilerin izlenmesi gerektiğini de ekledi. Kesin tanının ise lezyonlardan alınan sıvı örneğinde virüse özel PCR testiyle konulabileceğini açıkladı.</p>

<p>Maymun çiçeği virüsünün yayılmasını önlemek için erken teşhis ve tedaviye dikkat edilmesi gerektiği vurgulanıyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 16 Aug 2024 01:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/08/maymun-cicegi-alarmi-ates-bas-agrisi-ve-halsizlikle-baslayan-belirtilere-dikkat-1723760284.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlıklı Uyku ile Bağışıklığınızı Güçlendirin: Yaz Aylarında Uyku Alışkanlıkları</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/saglikli-uyku-ile-bagisikliginizi-guclendirin-yaz-aylarinda-uyku-aliskanliklari-71301</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/saglikli-uyku-ile-bagisikliginizi-guclendirin-yaz-aylarinda-uyku-aliskanliklari-71301</guid>
                <description><![CDATA[Sağlıklı bir uyku, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde kritik bir rol oynar. Ancak yaz aylarında hava sıcaklıkları ve nem oranları, uyku düzenini etkileyebilir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz sıcaklıkları ve nem, uyku süresi ve kalitesini doğrudan etkileyebilir. Bu durum, uyku sorunları yaşamayan bireylerde bile uyku düzenini bozabilir. Ancak sağlıklı bir uyku, yaz aylarında da bağışıklık sistemini destekleyen önemli bir unsurdur. Dr. Şafak, sağlıklı uyku alışkanlıklarının bağışıklığı güçlendirmede ne kadar önemli olduğunu vurguluyor.</p>

<p><strong>Kaliteli Uyku ve Bağışıklık Sistemi</strong></p>

<p>Araştırmalar, kaliteli uykunun bağışıklık sistemini iki katına kadar artırabileceğini gösteriyor. Uykusuzluk, vücutta inflamasyona neden olabilir ve enfeksiyon riskini artırabilir. Sağlıklı bir uyku ise minimum kortizol seviyesi ve artan antiviral yanıt dengesi sağlar, bu da bağışıklık sisteminin etkinliğini artırır.</p>

<p><strong>Uyku Ortamınızı İyileştirin</strong></p>

<p>Dr. Şafak, yaz aylarında uyku kalitesini etkileyen sıcak hava ve nemin, uyku bozukluklarına yol açabileceğini belirtiyor. Kaliteli uyku için öneriler şunlardır:</p>

<ul>
	<li><strong>Düzenli Uyku Programı:</strong> Her gün aynı saatte uyuyup uyanarak biyolojik saatinizi düzenleyin. Bu, uyku ve bağışıklık sisteminizin sağlıklı çalışmasına destek olur.</li>
	<li><strong>Uyku Ortamını İyileştirin:</strong> Odanızın sıcaklığını 18-22 derece arasında tutun ve odanın karanlık olmasına özen gösterin.</li>
	<li><strong>Yatak ve Yastık Seçimi:</strong> Vücudunuza uygun sertlikte yatak ve yastık kullanarak uyku düzeninizi destekleyin.</li>
	<li><strong>Mavi Işığı Sınırlandırın:</strong> Yatmadan en az 1 saat önce elektronik cihazların yaydığı mavi ışığı sınırlayın.</li>
	<li><strong>Stresi Yönetin:</strong> Meditasyon ve hobilerle stresi azaltarak uyku kalitesini artırabilirsiniz.</li>
</ul>

<p>Sağlıklı uyku alışkanlıkları ile bağışıklığınızı güçlendirmek, genel sağlık durumunuzu iyileştirebilir ve yaz aylarındaki uyku sorunlarını minimize edebilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 Aug 2024 09:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/08/saglikli-uyku-ile-bagisikliginizi-guclendirin-yaz-aylarinda-uyku-aliskanliklari-1723702397.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DSÖ, Maymun Çiçeği Virüsünü Acil Durumu İlan Etti  524 Ölüm ve 14 Bin Vaka!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/dso-maymun-cicegi-virusunu-acil-durumu-ilan-etti-524-olum-ve-14-bin-vaka-71299</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/dso-maymun-cicegi-virusunu-acil-durumu-ilan-etti-524-olum-ve-14-bin-vaka-71299</guid>
                <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Maymun çiçeği virüsünün uluslararası öneme sahip bir halk sağlığı acil durumu oluşturduğunu açıkladı. DSÖ Acil Durum Komitesi'nin toplantısının ardından bu tavsiyeyi kabul eden Ghebreyesus, virüsün dünya genelindeki etkilerini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bu yıl itibarıyla 14 binden fazla vaka bildirildiğini belirten Ghebreyesus, 524 kişinin hastalık nedeniyle yaşamını yitirdiğini ve bu sayının geçen yılın toplamını çoktan aştığını ifade etti. Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde uzun yıllardır görülen vakaların her yıl artış gösterdiğini, fakat bu yılki artışın daha belirgin olduğunu belirtti.</p>

<p><strong>Afrika Birliği'nin ve DSÖ'nün Koordineli Yanıtı</strong></p>

<p>Ghebreyesus, DSÖ’nün tavsiyesinin, Afrika Birliği'nin Afrika'daki hızla yayılan Maymun çiçeği virüsü için kıta çapında acil durum ilan etmesiyle uyumlu olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>Sağlık Bakanı'ndan Türkiye'deki Duruma Dair Açıklama</strong></p>

<p>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Maymun çiçeği ve COVID-19 ile ilgili gelişmeleri yakından takip ettiklerini ancak Türkiye'de henüz herhangi bir alarm durumunun söz konusu olmadığını açıkladı.</p>

<p><strong>Virüsün Bulaşma Yolları ve Belirtiler</strong></p>

<p>Maymun çiçeği virüsü, genellikle kemirgenlerden veya enfekte olmuş bireylerden bulaşmaktadır. Temas yoluyla bulaşma, vücut döküntülerine dokunmak veya bu döküntülerin bulaştığı eşyaları kullanmak önemli risk faktörleri arasında yer alır. İlk belirtiler, virüsün bulaşmasından 5 ila 21 gün sonra ortaya çıkar ve genellikle yüksek ateş, baş ve kas ağrıları, lenf bezlerinde şişlik, yorgunluk, üşüme ve ciltte su çiçeğine benzer kabarcıklar şeklinde görülür.</p>

<p><strong>Tedavi ve Yönetim</strong></p>

<p>Maymun çiçeği virüsünün özel bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Tedavi, antiviral ilaçlarla yapılmakta olup, vakaların çoğu hastalığı hafif geçirip birkaç hafta içinde iyileşmektedir. 2022'de, virüsün adı "Monkeypox" yerine "mpox" olarak değiştirilmiştir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 Aug 2024 08:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/08/dso-maymun-cicegi-virusunu-acil-durumu-ilan-etti-524-olum-ve-14-bin-vaka-1723701738.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Maymun Çiçeği Virüsü Küresel Sağlığı Tehdit Ediyor: Dünya Genelinde 95 Bin Vaka</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/maymun-cicegi-virusu-kuresel-sagligi-tehdit-ediyor-dunya-genelinde-95-bin-vaka-71297</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/maymun-cicegi-virusu-kuresel-sagligi-tehdit-ediyor-dunya-genelinde-95-bin-vaka-71297</guid>
                <description><![CDATA[COVID-19'un ardından, dünyada dikkat çekici yeni hastalıklar gündeme gelmeye başladı. Bunlardan biri de Maymun Çiçeği (Mpox) virüsü. Orta ve Batı Afrika'da daha çok rastlanan bu zoonotik hastalık, son yıllarda uluslararası sağlık camiasının ilgisini çekmeye başladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Maymun çiçeği virüsü, insanların enfekte olmuş bireylerle veya hayvanlarla doğrudan teması yoluyla bulaşabiliyor. AHEF Yönetim Kurulu Üyesi ve Bilim Eğitim Komisyonu Sorumlusu Dr. Zeynep Özsevimli, bu hastalığın 2022 yılında geniş çapta duyulmaya başlandığını ve genellikle 2-4 hafta süren, kendi kendini sınırlayan belirtiler gösterdiğini belirtti.</p>

<h3><strong>Afrika'da Acil Durum: Maymun Çiçeği Virüsü</strong></h3>

<p>Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (Africa CDC), Maymun Çiçeği virüsünün kıta genelinde yayılması nedeniyle acil durum ilan etti. Dr. Özsevimli'nin verdiği bilgilere göre, 1 Ocak 2022'den 31 Mart 2024'e kadar 117 ülkeden 95.226 laboratuvarca doğrulanmış Mpox vakası bildirilmiş olup, bu vakalardan 185'i ölümle sonuçlanmış. Mart 2024 itibarıyla, Afrika Bölgesi'nde en yüksek vaka sayısı bildirilmiş durumda. Türkiye’de ise 2022 yılında bir vaka bildirilmiş, fakat şu ana kadar yeni bir vaka rapor edilmemiştir.</p>

<h3><strong>Maymun Çiçeği: Belirtiler ve Yayılma</strong></h3>

<p>Maymun Çiçeği virüsü, kaşıntılı deri döküntüleri, ateş, lenf düğümlerinde şişme, kas ağrıları ve solunum problemleri gibi belirtiler gösterir. Dr. Özsevimli, hastalığın insanlardan insanlara ve bazen hayvanlardan bulaşabileceğini belirtiyor. Özel bir tedavisi bulunmayan bu virüs için mevcut ilaçlar, semptomları hafifletmeye yönelik olarak kullanılmaktadır. Virüs genellikle 2-4 hafta süren bir hastalık süreci ile kendini sınırlamaktadır.</p>

<h3><strong>Küresel Önemi ve Korunma Yöntemleri</strong></h3>

<p>Maymun Çiçeği, yalnızca Afrika'yla sınırlı kalmayıp, nadir de olsa diğer kıtalarda da görülmektedir. Dünya genelinde 107 ülkede bildirilen vakaların 89'u, daha önce vaka görülmeyen bölgelerden. Bu durum, hastalığın küresel önemini artırıyor.</p>

<p>Çiçek aşısının maymun çiçeği virüsüne karşı korunmada etkili olabileceği belirtiliyor. 2019 yılında ABD ve Avrupa'dan onay alan yeni bir aşı, hastalığın önlenmesine yardımcı olabiliyor. Ayrıca, daha önce çiçek aşısı olmuş kişilerin hastalığı daha hafif geçirebileceği veya hastalıktan korunabileceği vurgulanıyor.</p>

<p>Maymun Çiçeği virüsü, küresel sağlık güvenliği için önemli bir tehdit olarak kabul ediliyor ve sağlık yetkililerinin bu konudaki dikkatli izleme ve önlemlerini sürdürmeleri gerekiyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 Aug 2024 00:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/08/maymun-cicegi-virusu-kuresel-sagligi-tehdit-ediyor-dunya-genelinde-95-bin-vaka-1723669998.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaz Mevsiminde Depresyon: Sıcak Hava ve Sosyal Faktörler Üzerindeki Etkiler</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/yaz-mevsiminde-depresyon-sicak-hava-ve-sosyal-faktorler-uzerindeki-etkiler-71144</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/yaz-mevsiminde-depresyon-sicak-hava-ve-sosyal-faktorler-uzerindeki-etkiler-71144</guid>
                <description><![CDATA[Mevsimsel özellikli depresyon genellikle sonbahar ve kış aylarında kendini gösterirken, yaz mevsiminde de depresif belirtiler ortaya çıkabiliyor. Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, yaz depresyonunun nedenlerini ve etkilerini açıklayarak bu konuda farkındalık yaratıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının genellikle ruhsal canlılık ve fiziksel hareketlilik getirdiği düşünülse de, bazı bireyler için bu dönem depresif semptomlarla dolu olabilir. Uzman Candaş Demir, “Yaz depresyonunun tipik belirtileri; üzgün ve kaygılı hissetme, düşük enerji, iştah azalması, kilo kaybı, uyuma zorluğu, uykusuzluk ve tahammülsüzlük olarak kendini gösterir,” diyor.</p>

<p><strong>Sıcak Hava ve Depresyon İlişkisi</strong></p>

<p>Yaz mevsiminde artan sıcaklıkların, bazı kişilerin ruhsal durumunu olumsuz etkileyebileceğini belirten Candaş Demir, “Hava sıcaklıklarının yükselmesi, bedenin homeostatik dengesini bozabilir ve bu durum yaz depresyonuna yol açabilir. Özellikle 35 derecenin üzerine çıkan sıcaklıklar, zihinsel işlevlerde bozulmalara neden olabilir,” açıklamasında bulunuyor. Ayrıca, artan nemin uyku düzenini bozması ve hormon dengesizlikleri, depresif belirtileri tetikleyebilir.</p>

<p><strong>Sosyal ve Ekonomik Faktörler</strong></p>

<p>Yaz tatili masrafları, sosyal medyada tatil anılarına maruz kalmak ve izinde olan iş arkadaşlarının görevlerini üstlenmek gibi faktörlerin yaz depresyonunu artırabileceğini belirten Candaş Demir, “Tatil masraflarının artması, sosyal medyada ‘herkes eğleniyor’ algısı ve yaz dönemindeki sosyal ve ekonomik değişiklikler ruhsal sağlığı olumsuz etkileyebilir,” diyor. Ayrıca, polenlerin artması ve uzun gün ışığına maruz kalmanın da yaz depresyonunu tetikleyebileceği ifade ediliyor.</p>

<p><strong>Yaz Depresyonu ile Başa Çıkma Yolları</strong></p>

<p>Yaz depresyonunu yönetmek için bazı önerilerde bulunan Candaş Demir, “Yaz dönemimizi planlamak, tatil bütçemizi ekonomik bir şekilde ayarlamak ve uyku düzenimizi korumak önemli adımlardır. Sıcak saatlerde kapalı ortamda kalmak, mevsime uygun giyinmek ve bol sıvı tüketmek de faydalıdır,” diyor. Ayrıca, sosyal destek almanın, sosyal medyanın olumsuz etkilerinden kaçınmanın ve kendine uygun bir tatil planı yapmanın da yaz depresyonunu hafifletebileceği belirtiliyor.</p>

<p>Eğer tüm bu önlemler yetersiz kalırsa, uzman psikoterapistlerin ve ruh sağlığı profesyonellerinin desteğine başvurulmasının önemine dikkat çekiliyor. Bu durum, yaz depresyonunun daha etkin bir şekilde yönetilmesine yardımcı olabilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Aug 2024 15:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/08/yaz-mevsiminde-depresyon-sicak-hava-ve-sosyal-faktorler-uzerindeki-etkiler-1722948140.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Depresyonun Nedenleri ve Yaşam Kalitesi Üzerindeki Etkileri</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/depresyonun-nedenleri-ve-yasam-kalitesi-uzerindeki-etkileri-71138</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/depresyonun-nedenleri-ve-yasam-kalitesi-uzerindeki-etkileri-71138</guid>
                <description><![CDATA[Depresyon, yalnızca geçici üzüntü hali olarak görülmemeli, ciddi bir mental sağlık sorunu olarak ele alınmalıdır. Her mutsuzluk depresyon anlamına gelmez ve günlük emosyonel dalgalanmalar depresyon olarak tanımlanmamalıdır. Depresyonun doğru bir şekilde teşhis edilmesi ve tedavi edilmesi, kişinin yaşam kalitesini büyük ölçüde artırabilir. İşte depresyon hakkında bilinmesi gerekenler ve tedavi sürecine dair önemli bilgiler:]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Depresyon, kişilerin zevk aldığı etkinliklerden artık keyif almadığı, bu etkinliklere karşı ilgisini kaybettiği ve günlük yaşamda genel bir çökkünlük yaşadığı bir durumdur. Depresyon, yalnızca ruhsal durumla sınırlı kalmayıp, psikomotor yavaşlama, düşünce içeriğinde azalma, belirgin bilişsel yavaşlama ve işlevsellikte bozulmalara yol açabilir. Tedavi edilmediğinde, ciddi nörobilişsel kayıplara neden olabilir. Ayrıca, dikkat ve konsantrasyon bozuklukları, düşünce süreçlerinde yavaşlama, karamsarlık ve suçluluk duyguları, uyku ve iştah sorunları ve hatta intihar düşünceleri ile karakterize edilir. Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen bu rahatsızlık, yaşam boyu hastalanma riski açısından erkeklerde %8-12, kadınlarda ise %20-26 oranında bildirilmiştir.</p>

<h2><strong>Depresyonun Yaşam Kalitesi Üzerindeki Etkileri</strong></h2>

<p>Depresyon her yaş grubunda görülebilmekle birlikte, 25-44 yaşları arasında daha sık rastlanır. Depresyonun yaşam kalitesi üzerindeki etkileri oldukça ciddidir; bu hastalık, intihar riskinde artış, üretkenlikte azalma ve sosyal işlevsellikte bozulma ile ilişkilidir. Depresyon yaşayan bireylerde belirtiler düzelse bile sosyal işlevsellikteki bozulmanın devam edebileceği ve bunun da düşük iş performansı ve işsizlik ile bağlantılı olduğu bildirilmiştir.</p>

<h2><strong>Tedavi ve Ekonomik Etkiler</strong></h2>

<p>Son zamanlarda yapılan araştırmalar, depresyon hastalarının iyileşme döneminde kognitif bozulmalar yaşabileceğini ve iyi tedavi edilmemiş vakaların nüks ve relapslarla ilişkili olabileceğini göstermektedir. Depresyon, küresel hastalık yükü arasında en sık maluliyet sebeplerinden biridir. Depresif bozukluk tanılı bireylerin her yıl ortalama 27,2 iş günü kaybettiği tahmin edilmektedir. Depresyonun tedavi edilmesi, ekonomik kayıpları azaltabilir ve tedavi maliyetinin daha düşük olmasını sağlayabilir.</p>

<h2><strong>Depresyonun Tedavi Süreci</strong></h2>

<p>Depresyonun doğru bir şekilde teşhis edilmesi için psikiyatrik değerlendirme, testler ve ölçekler kullanılır. Uygun ve doğru tedavi yöntemleri uygulandığında, hastalar genellikle tam düzelme gösterebilir. Depresyon tedavisi, psikoterapi, ilaç tedavisi ve yaşam tarzı değişikliklerini içerebilir. Erken müdahale ve doğru tedavi, depresyonun etkilerini azaltabilir ve kişilerin yaşam kalitesini iyileştirebilir.</p>

<p>Depresyon, tedavi edilebilir bir hastalıktır ve tedavi süreci, kişinin genel sağlık ve yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabilir. Eğer kendinizde veya çevrenizde depresyon belirtileri gözlemliyorsanız, bir sağlık profesyoneline başvurmanız önemlidir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Aug 2024 11:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/08/depresyonun-nedenleri-ve-yasam-kalitesi-uzerindeki-etkileri-1722933813.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ekran Başında Geçirdiğiniz Süre Boyun Fıtığına Yol Açabilir: Dikkat Etmeniz Gereken 6 Önemli Nokta!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/ekran-basinda-gecirdiginiz-sure-boyun-fitigina-yol-acabilir-dikkat-etmeniz-gereken-6-onemli-nokta-71038</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/ekran-basinda-gecirdiginiz-sure-boyun-fitigina-yol-acabilir-dikkat-etmeniz-gereken-6-onemli-nokta-71038</guid>
                <description><![CDATA[Son yıllarda, özellikle pandemi döneminde evden çalışma ve ekran başında uzun süre geçirme gibi alışkanlıkların artmasıyla boyun fıtığı vakalarının sayısında belirgin bir artış gözlemlenmiştir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Taksim Hastanesi'nden Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. İsmail Yüce, boyun fıtığı konusunda doğru bilgilere sahip olmanın önemini vurguluyor. İşte boyun fıtığı hakkında bilinmesi gereken 6 önemli nokta:</p>

<h2>1. Her Ağrı Boyun Fıtığı Anlamına Gelmez</h2>

<p>Boyun fıtığının ilk belirtisi genellikle boyun ağrısıdır. Ancak, tek başına boyun ağrısı çoğu zaman boyun fıtığına işaret etmez. Boyun ağrısı sıklıkla boyun çevresindeki kaslardan ve omurga hizalamasındaki bozukluklardan kaynaklanır. Bu durum, genellikle ‘boyun düzleşmesi’ olarak adlandırılır. Bu tür ağrılar, her zaman boyun fıtığını göstermeyebilir ve bazen sadece kas gerginliğinden kaynaklanabilir.</p>

<h2>2. Eşlik Eden Şikayetler Önemlidir</h2>

<p>Eğer boyun ağrısına ek olarak kol veya kollarda ağrı, uyuşma, his kaybı ya da kas gücü kaybı gibi belirtiler varsa, bu durum boyun fıtığını işaret edebilir. Bu tür belirtiler, fıtığın sinir köklerine baskı yaparak ağrı ve diğer semptomlara yol açabileceğini gösterir. Bu nedenle, bu belirtiler görüldüğünde, detaylı tetkikler yapılarak kesin tanı konulmalıdır.</p>

<h2>3. Risk Faktörlerine Dikkat</h2>

<p>Boyun fıtığı, ani ve kontrolsüz hareketler veya travmalar sonucu hızlı bir şekilde gelişebilir. Ayrıca, uzun süreli masa başında oturmak ve bilgisayar karşısında geçirdiğiniz süre de risk faktörleri arasındadır. Duruş bozuklukları ve hareketsizlik, zamanla boyun fıtığının oluşumuna neden olabilir. Bu nedenle, düzenli aralıklarla duruşunuzu kontrol etmek ve ani hareketlerden kaçınmak önemlidir.</p>

<h2>4. Masa Başında Basit Egzersizler Faydalıdır</h2>

<p>Ofis ortamında bile, boyun sağlığınızı korumak için basit egzersizler yapabilirsiniz. Masada otururken birkaç saniye süren basit boyun egzersizleri, boyun kaslarınızı güçlendirmeye yardımcı olabilir. Doktorunuzun önerdiği egzersizleri düzenli olarak uygulamak, boyun fıtığının önlenmesine yardımcı olabilir ve tedavi sürecini destekleyebilir. İlerlemiş boyun fıtığı tedavi edilmezse, kalıcı hasarlara yol açabilir.</p>

<h2>5. Ne Zaman Ameliyat Gereklidir?</h2>

<p>Boyun fıtığı tedavisinde genellikle cerrahi olmayan yöntemler tercih edilir. Konservatif tedaviler arasında egzersizler ve fizik tedavi ön plandadır. Ancak, şiddetli ağrı, ilaç tedavisine yanıt vermeyen durumlar veya kol güçsüzlüğü gibi şikayetler varsa, ameliyat gerekebilir. Doç. Dr. İsmail Yüce, “Ameliyat genellikle yalnızca diğer tedavi yöntemlerine yanıt vermeyen vakalarda uygulanır. Ameliyatın amacı, sinir köklerine baskı yapan disk bölümünü çıkarmaktır” diyor.</p>

<h2>6. Minimal İnvaziv Cerrahi İyileşme Süresini Kısaltıyor</h2>

<p>Minimal invaziv cerrahi, boyun fıtığında tercih edilen modern bir tedavi yöntemidir. Bu yöntemde, omurgaya yabancı cisim yerleştirilmeden yalnızca bası oluşturan disk kısmı çıkarılır. Doç. Dr. Yüce, “Minimal invaziv cerrahi sonrası omurganın dinamiği bozulmadığı için boyunluk kullanımı gerekmemektedir. Hasta genellikle ameliyatın ertesi günü taburcu edilir ve yaklaşık 20 gün içinde normal yaşamına dönebilir” şeklinde bilgi veriyor. Eğer kol güçsüzlüğü devam ederse, fizik tedavi süreci de tedaviye dahil edilebilir.</p>

<h2>Sonuç</h2>

<p>Boyun fıtığı, ofis çalışanlarının sıklıkla karşılaştığı bir sağlık sorunu olabilir, ancak doğru bilgi ve tedavi yöntemleri ile yönetilebilir. Her boyun ağrısının boyun fıtığı anlamına gelmediğini unutmamak ve gerekli tetkiklerle doğru tanı konulmasını sağlamak önemlidir. Egzersizler ve dikkatli bir yaşam tarzı ile boyun sağlığınızı koruyabilir, tedavi sürecini başarılı bir şekilde yönetebilirsiniz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 31 Jul 2024 09:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/07/ekran-basinda-gecirdiginiz-sure-boyun-fitigina-yol-acabilir-dikkat-etmeniz-gereken-6-onemli-nokta-1722408682.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hamilelik Hakkında Yanlış Bilinenler: Anne Adaylarını Yanıltan 10 Yanlış!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://haberhanesi.com/haber/hamilelik-hakkinda-yanlis-bilinenler-anne-adaylarini-yaniltan-10-yanlis-70947</link>
                <guid>https://haberhanesi.com/haber/hamilelik-hakkinda-yanlis-bilinenler-anne-adaylarini-yaniltan-10-yanlis-70947</guid>
                <description><![CDATA[Hamilelik dönemi, anne adayları için heyecan verici bir dönem olduğu kadar karmaşık ve stresli de olabilir. Ancak, çevreden gelen yanlış bilgiler ve kulaktan dolma tavsiyeler, bu süreci daha da zorlaştırabilir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi’nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fatih Aktoz, doğru bilgi edinmenin önemini vurgulayarak, hamilelik sürecinde dikkat edilmesi gereken konuları açıkladı.</p>

<h2><strong>Hamilelik Hakkında Yanlış Anlaşılan 10 Konu</strong></h2>

<h3><strong>1. "Hamilelikte İki Kişilik Yemek Gerekiyor." YANLIŞ!</strong></h3>

<p><strong>Doğru Bilgi:</strong> Hamilelikte aşırı yemek yerine dengeli bir beslenme tercih edilmelidir. İki kişilik yemek alışkanlığı, hem anne hem de bebeğin sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir ve gereksiz kilo alımına neden olabilir. Anne adayları, kaliteli besinlerle dengeli bir diyet uygulamalıdır.</p>

<h3><strong>2. "Hamilelik Belirtileri Her Kadında Aynıdır." YANLIŞ!</strong></h3>

<p><strong>Doğru Bilgi:</strong> Hamilelik belirtileri her kadında farklılık gösterebilir. Bazı kadınlar sabah bulantısı, meme hassasiyeti ve yorgunluk yaşarken, diğerleri bu belirtileri ya hafif ya da hiç yaşamaz. Her bireyin hamilelik deneyimi farklıdır ve belirtiler kişisel farklılıklar gösterebilir.</p>

<h3><strong>3. "Görünüşe Bakarak Cinsiyet Tahmin Edilebilir." YANLIŞ!</strong></h3>

<p><strong>Doğru Bilgi:</strong> Bebeğin cinsiyetini fiziksel değişimlere bakarak tahmin etmek bilimsel olarak geçerliliği olmayan bir yaklaşımdır. Göbek şekli veya bulantı şiddeti gibi faktörler, bebeğin cinsiyeti hakkında kesin bilgi vermez. Cinsiyeti öğrenmek için ultrason veya genetik testler gibi bilimsel yöntemler kullanılır.</p>

<h3><strong>4. "Hamilelikte Cinsel İlişki Zararlıdır." YANLIŞ!</strong></h3>

<p><strong>Doğru Bilgi:</strong> Hamilelikte cinsel ilişki genellikle güvenli kabul edilir. Bebek, rahim içindeki sıvı ve rahim kasları tarafından korunur. Ancak, düşük riski veya plasenta previa gibi bazı durumlarda doktorun önerilerine uyulmalıdır.</p>

<h3><strong>5. "Bu Dönemde Cinsel İstek Yok Olur." YANLIŞ!</strong></h3>

<p><strong>Doğru Bilgi:</strong> Hamilelik sürecinde cinsel istek kişiden kişiye değişebilir. Bazı kadınlar artan hormon seviyeleri nedeniyle daha fazla cinsel istek duyabilirken, diğerleri fiziksel değişikliklerden dolayı bu istekte azalma yaşayabilir. Her kadının deneyimi farklıdır ve açık iletişim bu süreçte önemlidir.</p>

<h3><strong>6. "Egzersiz Yapılmamalıdır." YANLIŞ!</strong></h3>

<p><strong>Doğru Bilgi:</strong> Hamilelikte düzenli hafif egzersizler, anne adaylarının genel sağlığı için faydalıdır. Yürüyüş, yüzme ve hamilelik egzersizleri kasları güçlendirir, esnekliği artırır ve ruh halini iyileştirir. Egzersizler doktor gözetiminde yapılmalı ve herhangi bir sorun durumunda doktorla iletişime geçilmelidir.</p>

<h3><strong>7. "Yüzmek Tehlikelidir." YANLIŞ!</strong></h3>

<p><strong>Doğru Bilgi:</strong> Yüzme, hamilelik sırasında rahatlamaya yardımcı olabilir. Ancak aşırı sıcak su ve güneşin zararlı UV ışınlarından korunmak önemlidir. Yüzme havuzlarının hijyenik olması ve kimyasal kalıntılardan arındırılması için duş alınması gerekmektedir.</p>

<h3><strong>8. "Balık, Çay ve Kahve Yasaktır." YANLIŞ!</strong></h3>

<p><strong>Doğru Bilgi:</strong> Balık, çay ve kahve tüketiminde dikkatli olunmalıdır. Haftada iki-üç porsiyon balık, özellikle cıva içermeyen türlerden seçilmelidir. Çay ve kahve gibi kafein içeren içecekler ise sınırlı miktarda tüketilmelidir; günlük iki-üç fincan kahve veya dört-beş fincan çay önerilir.</p>

<h3><strong>9. "Hamilelikte İlaç Kullanılmaz." YANLIŞ!</strong></h3>

<p><strong>Doğru Bilgi:</strong> Bazı durumlarda ilaç kullanımı gerekli olabilir. Kronik hastalıkların yönetimi veya hamilelik sırasında ortaya çıkan sağlık sorunları için ilaç tedavisi gerekebilir. Herhangi bir ilaç kullanımı öncesinde doktor tavsiyesi alınmalıdır.</p>

<h3><strong>10. "Vajinal Muayene Yapılmaz." YANLIŞ!</strong></h3>

<p><strong>Doğru Bilgi:</strong> Vajinal muayene, hamilelik sürecinde sağlık durumunu değerlendirmek için önemli bir araçtır. Rahim boyutunu, rahim ağzının durumunu ve diğer organların sağlığını kontrol etmek için yapılabilir. Ancak, muayenenin doktor önerisi ve dikkatli bir şekilde yapılması önemlidir.</p>

<h2><strong>Uzman Tavsiyeleri</strong></h2>

<p>Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi’nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fatih Aktoz, anne adaylarının kulaktan dolma bilgiler yerine uzman tavsiyelerine başvurmalarının önemini vurguluyor. “Anne adaylarının hamilelik sürecinde doğru bilgi alması, hem kendi sağlıkları hem de bebeklerinin sağlığı için kritik öneme sahiptir. Yanlış bilgiler yerine, uzman görüşleri ve tıbbi tavsiyeler doğrultusunda hareket etmek en sağlıklı yaklaşımdır” diyor.</p>

<p>Hamilelik sürecinde doğru bilgi edinmek, anne adaylarının hem fiziksel hem de psikolojik sağlıklarını korumalarına yardımcı olur. Güvenilir kaynaklardan alınan bilgilerle, sağlıklı ve huzurlu bir hamilelik dönemi geçirebilirsiniz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Jul 2024 10:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://haberhanesi.com/images/haberler/2024/07/hamilelik-hakkinda-yanlis-bilinenler-anne-adaylarini-yaniltan-10-yanlis-1721892867.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
