Ercüment Ovalı kimdir

Ercüment Ovalı kimdir

Prof. Dr. Ercüment Ovalı, bir ayı aşkın süredir savaştığımız Koronavirüsün tedavisi için ekibi ile birlikte çalışıyordu. 23 Nisan’ı bekleyin dediği günden beri o günü iple çekiyorduk ki, Prof. Dr. Ovalı, bu gece daha fazla beklememize gerek olmadığını duyurarak ilacın adını açıkladı. Şimdi klinik testlere geçilecek bir süreç bizi bekliyor. Bu süreçte özellikle psikolojik olarak çok yıprandık. Dünyanın aynı anda etkilendiği bir virüs, hepimizi sarstı. Ama çok çalışmak, özveride bulunmak gösterdi ki, birlik olup her şeyin üstesinden gelmenin yollarını aramak gerekiyormuş.

Şimdi dileyelim bundan sonrası çok güzel olsun…

Emeğiniz dert görmesin Prof. Dr. Ovalı ve kahraman ekibi…

Çocukluğu ve eğitim hayatı

Ercüment, 1961’de, Kırklareli’nin Babaeski ilçesinde dünyaya geldi. Eğitimini Tıp alanında uzmanlaşmak üzere kurdu…

Tıp eğitimine, Hacettepe Üniversitesi’nde başladı. 1985’te, 19 Mayıs Üniversitesi’nden mezun oldu. Yine burada İç Hastalıkları üzerine başladığı eğitimini 1991’de bitirdi. 1997’de, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Hematoloji üzerine üst ihtisasını tamamladı…

Bu süreçte 1992’de, Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde İç Hastalıkları Bölümü’nde öğretim üyeliğine başladı. Doçent unvanını 1994’te alan Ovalı, 1999’da artık Profesördü…

Hücresel tedavi üzerine çalışmaları

Karadeniz Teknik Üniversitesi Hematoloji Bilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak görev alan Ovalı, 1998-2007 yılları arasında KTÜ Kemik İliği Nakli Merkezi sorumluluğunu üstlendi. Bu süreçte ayrıca Sağlık Bakanlığı Kemik İliği Nakli Merkezi Komisyonu Üyesi ve Kordon Kanı Bankaları Koordinasyon Kurulu Başkanı olarak görevliydi. 2003’ten itibaren KTÜ adına, Türkiye’nin ilk GMP laboratuvarının Trabzon’da kurulmasında proje koordinatörü olarak yer aldı. Ovalı, 2007’den sonra, bu proje kapsamında GMP şartlarını sağlayan üretim yeri ruhsatına sahip ilk mesul müdür olarak Mezenkimal kök hücreler başta olmak üzere 14 ayrı hücresel tedavi ürününü Türkiye’ye kazandıran o isim oldu.

Hematolojideki öğretim üyeliği devam ederken 1 Aralık 2010’dan itibaren Acıbadem Labcell Hücre Laboratuvarı ve Kordon Kanı Bankası Mesul Müdürü olarak görevini sürdürdü. Bununla birlikte aynı tarihten beri Acıbadem Sağlık Grubu Hastaneleri GMP ve Hücre Tedavi Ürünleri Danışmanlığı ve Mesul Müdürlüğü ile Doku Tipleme Laboratuvarları Sorumlusu olarak da bulunan Ovalı, Acıbadem Kozyatağı Kemik İliği Nakil Merkezi’nde de çalıştı ve devam ediyor…

370’ten fazla makale yayımlayan Ovalı, ki bunların 59’u yurt dışı makalesi, son 18 yıldır hücresel tedavi ürünlerinin geliştirilmesi ve klinik uygulaması üzerine çalışıyor. Ayrıca yurt dışı yayınlarının alıntılanma oranı da 2,5!

Devam eden önemli çalışmaları

Ovalı, Tıp yaşamı boyunca pek çok önemli çalışmada yer aldı. Yarı uyumlu nakillerde TCR alfa beta seleksiyonuna ek olarak APC deplesyonu ile nakil mortalitesi ve komplikasyonlarında 19 hastalık bir seride yüzde 50 azalmaya sebep olduğunu gösterdiği çalışması, önemli çalışmalarından sadece biri ve bugün hala devam ediyor.

Bir diğer önemli çalışması ise, dünyada ilk kez DMD hastada allogeneik umblikal kord mezenkimal kök hücreleriyle sağlıklı distrofin geninin nakledilebileceğini gösterdiği araştırmasıydı. Ki o da hala devam ediyor

28 Kahraman Türk Çocuğu ile Koronavirüs üzerine çalışmaları

Bir ayı aşkın süredir ülkemizde ve tüm dünyada karşı karşıya olduğumuz bir gerçek Koronavirüs. Ovalı, Koronavirüse karşı tedavi ve ilaç çalışmaları ile gündemde olan isim. Salgın ortaya çıkınca birçok bilim insanı ile birlikte çalışmaya başladı.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yaptığı bir açıklamada Maliye Bakanlığı’nın, Türkiye’de aşı, ilaç, cihaz gibi Koronavirüse karşı yapılacak tüm çalışmalara destek olacağını duyurmuştu. Buna karşılık Prof. Dr. Ovalı’dan çarpıcı bir açıklama geldi…

Kök hücre ve yapay deri çalışmaları ile adını dünya çapında duyuran Prof. Dr. Ovalı, “28 Kahraman Türk Çocuğu” dediği ekibi ile Koronavirüs üzerine çalışmak için laboratuvara girdi. Yürütülen tedavi çalışmaları üzerine Ovalı ve ekibi, Koronaya karşı antikorla tedavi konusunda önemli sonuçlar elde etti ve bu durumu Sağlık Bakanlığı ile paylaştı. Hastanelerde tedavisi devam eden Koronavirüs hastaları ile klinik çalışmalar yapmak için Bakanlıktan izin isteyen Ovalı, aldığı onayı sosyal medyadan şu cümlelerle duyurdu:

"6 nisanda ilk covid19 spesifik immun plazma 12 hastanın tedavisi için bir klinik çalışma kapsamında kullanılmaya başlıyor. Bakanlık projemize onay verdi. Üretim başladı. Kahramanlarımı öpüyorum."

Tedavi çalışmaları ile ilgili gelişmeleri yine sosyal medyadan duyurmaya devam etti. Çalışmaya başladıklarını, "Bugünden itibaren Acıbademin bize sağladığı bu yerde 45 gün süre ile karantinaya giriyoruz. Neden mi? Aşı üretimi için gerekli, herkesin kaçtığı Covid19 virüsünden 10 milyar PFU üretmeye başlıyoruz." şeklinde duyuran Ovalı, gelişmelerden de şöyle bahsediyordu:

"Saat 23. Virüsün 72 saatte yapması gereken etkiden çok daha fazlasını yaptığını gözlemledik. Vero hücrelerini  beklenenden kısa sürede parçalamış. Neden? Çözmeye çalışacağız. Sonuç: Test tekrarı..."

2018 Bilim Ödülü konuşması

Ovalı, kan ve kök hücreden yapay deri üreterek 2018 Men of the Year Bilim Ödülü’ne layık görülmüş ve buradaki konuşmasıyla dikkat çekmişti. Koronavirüs üzerine çalışması ile tüm gözlerin üzerine döndüğü Ovalı’nın bu konuşması, bu süreçte sosyal medyada gündem oldu.

Konuşmasına özellikle eşine teşekkür ederek başlamış, Ergenekon davasından da bahsederek şunları söylemişti:

“Hani eşinizle hayaller kurarsınız. 830 metrekare arazi satın almışsınızdır. Üzerine kroki çizersiniz. Hayalinizin evini yapmak için ve bir gün sabahın altısında 15 polis evinize girer, Ergenekonun silahlarının gömülü olduğu krokiyi bulmak için ve sizi alır götürürler. Bu kadın o gün arkanızda durur. O yüzden ona özellikle teşekkür ediyorum.”

Aslına bakılırsa sonrası daha duyguluydu. Ovalı, Şehit Eren Bülbül ve onun üzerine kapaklanan Şehit Astsubaya dikkat çekerek ödülü onlara adamış ve konuşmasını şöyle sürdürmüştü:

“Buraya gelmemde tabii ki yaptığım işlerin katkısı oldu. İyi bir zafer kazandık, doğruydu. Ama beni buraya getiren bir şey vardı. Çok duyguluydum ödül haberini aldığımda, çünkü o gün Trabzon’da bir çocuk evinin önünde vurulmuştu. Onu korumak için bir astsubay üzerine kapanmış ve üzerinden 41 kurşun çıkmıştı. Ben o gün dayanamadım. Ödül haberimi aldıktan sonra ben bu ödülümü Eren Bülbül’e, bu şehit astsubayıma ithaf ediyorum. Aslında beni buraya getiren aldığım ödül değildi. Eren Bülbül’ün ailesine, Şehit Astsubayımın ailesine ve şu an Afrin’de olan tüm Türk çocuklarına selam ediyorum. Bilgiyle kalın.”

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar