BİR İSTİKLAL MASALIYDI , ŞİMDİ ROMAN YAZMA VAKTİ…

BİR İSTİKLAL MASALIYDI , ŞİMDİ ROMAN YAZMA VAKTİ…
Çok emek verdik biz bu masala…
Peri masalı desek yeriydi , İhtiyacımız da vardı…
“ En çok biz üzüldük , En çok biz güleceğiz” demeye…
Basketbolu tutkuyla sevdiğim için ilk parkeden başladım bu masala ortak olmaya…
Sonra tam 3 kez çağırdı Gaffar Başkan yeşil sahaya 4.cüsünde gittim…
Bir baktım ki…
Alın terimizin , yüreğimizin , bedenimizin , nefesimizin gücü takati ne kadarsa o kadar emek ettim… Sonra taçlandı tabi bu hikaye…
Antalya’ya gitmedim…Görüntülü aradım Gaffar Başkanı tam prestij caddemizin kutlamalarını göstermeye… Bas bas bağırdım… Başardık abi başardık…
Çünkü…Hikayenin nasıl yazıldığını biliyordum şahittim…
Makarnayla besleyerek geldiler topçuları bugünlere…Gittim gördüm tesislerde verilen yemekleri dahi…Sonra tabi güzel yemeklere dönüştü…
Kupayı aldık…
Bazılarımız cadı kazanını karıştırmaya başladı… İçine bir tutam kurbağa bacağı , bir tutam ZEHİRLİ HIRS… Bir tutam dedikodu…bir tutam da SİYASET karıştırdı…
Ah ne kadar da lezzetliydi ilk sene mis gibi yapılmış Tarhana çorbası gibiydi…Buram buram emek kokuyordu…
İkinci sene çorbanın tuzu kaçtı…
Önce simgeleşen isimler bir bir ayrıldı… Sonra simgeleşen futbolcular…
Parça parça takıma Cem Yılmaz’ın dediği gibi “Hani şöyle janjanlı” simalar eklendi…
Ben futboldan anlamam ama herkesin futboldan anladığını gördüm…Benim sporda alanım az buçuk anladığım Basketboldu… Tabi ikinci sene bu zehirli virüsü bir parça oraya da entegre etmeye çalıştılar… Allah’tan o zehirli aşı orayı felç etmedi…
Ama Futbolu kangiren etti…
Futbol daha gösterişliydi , daha fazla kitle çekiyordu…daha fazla…daha fazla…
Şehrin genetiğinde var olan “YENGEÇ sendromu” canavarı birden hortladı yine…
YARALIYDIK…ŞİFA ARIYORDUK…ALLAH BİZE BU MÜCADELEYİ DE NASİP ETTİ !
Sınavdı…
Bu şehirde yaşayanların bir bir sınavı vardı…
Herkesin bireysel ve toplumsal olarak…
Deprem sonrası…Acı eşiği ne seviyede olursa olsun…
Herkesin bir sınavı vardı…Kiminin VAR sınavı…Kiminin YOK sınavı…
İstiklalspor’da bu şehrin ya ilacı olacaktı…Ya da en büyük sınavı…
Tabi bu yolda bazı inatlaşmalar uğruna…Kahramanmaraşspor’u BAL ligine uğurladık…
Elimizde ise sadece…
Futbolda… İstiklalspor
Basketbolda…İstiklalspor
Voleybolda…Onikişubat
vardı…
HALA KAYBEDİLEN BİR ŞEY YOK !
İnsanın doğası gereği her bir fazlasını ister…Doymaz ki insan…
Doymadığı için söylenmiştir…Gözünü kara toprak doyursun diye…
Kara toprakta doyuramadı bu şehri…
Ama hala…
Umut var…
GAFFAR BAŞKAN’ın NASİBİ BU KADARMIŞ !
İkinci yıl nasıl bir mücadele verdi bilmem… “ Geçen seneydi o masal dedim bir story attım… bir baktım ki ben story attım araya nifak tohumları atanlar çoktan atmış oldu…
Kızdım…Küstüm…ama dayanamadım yine gittim maça…Önceki yıl kadar olmasa da ufak ufak destekledim…Çünkü misyonum benim kimsenin iyi gününde yanında olmak değil…
Radyo programı yapardım yıllar önce ve derdim ki…
“ Bendeniz kötü gün dostu, gecenize misafir olmaya geldim…” diye başlar şiirler türküler yazının sonuna da bir şarkı bırakacağım dinleyin…
Bana kalırsa
Harika bir iş çıkarttı şimdiye kadar…
Hataları oldu…Şimdi ise veda ederek bedelini ödüyor…
Dedim ya hepimiz hayatında birkaç kez “ZEHİRLİ HIRS” tarafından esir alınmışızdır…İnsan başarınca her zaman başarabileceğini sanıyor…
Oysa inşaatlarda bile temel kazılır , temel atılır sonra kat kat kat çıkılır…
Eğer…Fırat Başkan ve Gaffar Başkan işbirliğinde atılan bu temel…
Sağlam ise… Ahmet Gülpak ve ekibi önce alınan hasarı tamir eder…Eksikleri giderir…
Hızlı koşmayı yavaşlatır…Nefes alır…
ve ilerler…
Ama temel çürük atılmışsa…
Hoş geldin 23 nisan…
Dedim ya UMUT HALA VAR…
Büyük burjuvazi’den Küçük burjuvazi’ye döndü…Yönetim kadrosu…
Benim bu yazı bir ROMAN’ın ilk satırları olsun…
Şehrime…İnsanlarımıza…İstiklalspor’umuza şifa niyetine duası olsun…
Şehrimde hortlayan…
Kibirli
bencil
adi ve hain niyetlilere de beddua olsun…
Daima bir yol vardır…Unutmayın yeter ki denemekten vazgeçmeyin…
Biz sadece iki yıldır…
Başarmayı deniyoruz… bunu da unutmayın…
Gaffar Başkan’a son sözüm…
Verdiğin emeklerine , yüreğine sağlık…Ben senin alın terinden mücadelenden razıyım…
Sakın küsme… Sen Sarayaltı’ndan Yusuf Amca’nın oğlusun… Unutma…
Sevgili Ahmet Gülpak’a da mesajım şu olsun…
Yaralar ve Hatalar ortada…
Ya yaraları saracak…Ya hataları düzeltecek…Bize yeniden tertemiz bir sayfa açtıracak iradeyi göstereceksin…Ahmet Abi…
Çay’ı koyduk…Hadi yeniden başlıyoruz…şehir olarak…
Hadi size önce bir söz ısmarlayayım sonra da
Müslüm Gürses’ten “biz babadan böyle gördük” şarkısını…
Sitemliyim âhu zar ömrüme
Selâ’dan ekbere niyetliyim
Selâ-i makberi şehâdetim de gizlerim
Gezdim
Gördüm
Dinledim
Yalandan dikilmiş hırkâlarınız var sizin
Riyâdan Hayâdan örülmüş duvarlarınız var sizin
Kânmışsınız toprağın üstündekilere
Kâna kana yudumlamışsınız
Betondan kâlpleri
Yanmışsınız İbrahim olsanız bir dirhem su taşıyacak Karınca’nız kalmamış sizin Henüz bir karıncanın taraf olacağı ateş sönmedi.
- İlhan Gökalp Durmuş -
YASAL UYARI ! Anayasa Madde 26 – Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet Resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.
Önce İnsan
Önce Saygı ile
İlhan Gökalp Durmuş








Facebook Yorum
Yorum Yazın