Mehmet Akpınar

Mehmet Akpınar

Mail: [email protected]

MÜMİN HER HÂLDE BAHTİYARDIR

MÜMİN HER HÂLDE BAHTİYARDIR

 

Müminin hâli ne güzeldir.

Bollukta da kazanır, darlıkta da…

Hürken de Rabbine kulluk eder, zindanda da…

Verildiğinde şükreder, alındığında sabreder.

Çünkü müminin iyiliği şartlarının iyi olmasına bağlı değildir. Onun asıl zenginliği kalbindeki imandır. Allah ile beraber olan insan, yaşadığı her hâli hayra çevirebilir.

Peygamber Efendimiz ﷺ bu hakikati ne güzel ifade eder:

“Müminin işi ne hoştur! Onun her işi kendisi için hayırdır. Bu durum yalnız mümine mahsustur. Kendisine sevindirici bir şey gelirse şükreder, bu onun için hayır olur. Başına bir sıkıntı gelirse sabreder, bu da onun için hayır olur.”

İşte mümin budur.

Her hâlini hayra çevirebilen insan…

Çünkü her hâlinde Allah’la beraberdir.

Bu sebeple söylenmiştir:

“Mümin zindanda da olsa bahtiyardır; kâfir sarayda da olsa bedbahttır.”

Saadetin adresi saray veya zindan değildir.

Saadetin adresi kalptir.

BALIK SUYU, MÜMİN RABBİNİ ARAR

Müminin Allah’la beraberliğini anlatmak için kullanılan çok güzel bir benzetme vardır:

Mümin mescitte denizdeki balık gibidir; münafık ise kafesteki kuş gibidir.

Balık sudan ayrılmak istemez. Çünkü hayatı oradadır.

Kafesteki kuş ise bir an önce çıkacak kapıyı arar.

Mümin için de Allah’ın zikredildiği ortam böyledir.

Ezan ona yük değildir.

Namaz bir mecburiyet değildir.

Secde bir külfet değildir.

Kur’an’dan sıkılmaz.

Allah’ın adının anılmasından rahatsız olmaz.

Çünkü kalbinin gıdasını orada bulur.

Kur’an müminleri tarif ederken şöyle buyurur:

“Müminler ancak o kimselerdir ki Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir; O’nun ayetleri kendilerine okunduğu zaman imanları artar ve yalnız Rablerine tevekkül ederler.”

(Enfâl, 2)

Ne güzel bir ölçü…

Allah anıldığında kalpte bir hareket meydana geliyor.

Kur’an okunduğunda iman artıyor.

Sonunda insan Rabbine dayanıyor.

Demek ki iman yalnızca dilin söylediği bir söz değildir.

İman kalbin hâlidir.

KALBİN ALLAH’LA BULUŞMASI

Kur’an başka bir ayette müminin hâlini şöyle anlatır:

“Allah, sözün en güzelini… indirmiştir. Rablerinden korkanların ondan derileri ürperir. Sonra derileri de kalpleri de Allah’ın zikrine karşı yumuşar.”

(Zümer, 23)

Önce ürperiş…

Sonra teslimiyet…

Sonra huzur…

İman etmiş kalbin özelliği budur.

Çünkü kalp yaratıldığı kaynağa döndüğünde huzur bulur.

Nitekim Rabbimiz:

“Bilesiniz ki kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.”

buyurur.

(Ra’d, 28)

İnsan dünyadaki bütün imkânlara sahip olabilir. Makamı, serveti, itibarı bulunabilir. Fakat kalbi Allah’tan uzaksa bütün bunlar içindeki boşluğu doldurmaya yetmez.

Bunun için sarayda olup bedbaht olanlar bulunduğu gibi, bir zindan hücresinde Rabbine dayanıp huzur bulanlar da vardır.

ZİNDANI MEDRESE YAPAN SIR

İslam tarihinde nice âlimin zindan karşısında dahi sarsılmamasının sırrı burada aranmalıdır.

İslam âlimlerinden birine nispet edilen meşhur söz bunu anlatır:

“Beni sürgün ederlerse seyahat ederim. Zindana atarlarsa halvet ederim. Öldürürlerse şehadet olur. Benim asıl hazinem kalbimdedir.”

İşte hürriyet budur.

Hazinesi kalbinde olan insanın hazinesini kim elinden alabilir?

Zindana koyarsınız, zindanı medrese yapar.

Sürgüne gönderirsiniz, yolculuğunu tebliğe çevirir.

Yalnız bırakırsınız, Rabbiyle beraber olur.

Başına musibet gelir, sabreder.

Nimet gelir, şükreder.

Bu yüzden müminin her hâlinde önünde bir hayır kapısı vardır.

Mesele musibeti aramak değildir.

Mesele, musibet geldiğinde Allah’ı kaybetmemektir.

KALPLERİ SAĞLAMLAŞTIRILANLAR

Ashab-ı Kehf’in hâli de böyledir.

Kur’an onların zalim bir düzen karşısındaki duruşlarını anlatırken şöyle buyurur:

“Biz onların kalplerini sağlamlaştırdık. Kalkıp dediler ki: Bizim Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir…”

(Kehf, 14)

Önce kalp sağlamlaşıyor.

Sonra insan ayağa kalkıyor.

Sonra hakikati söylüyor.

Çünkü sağlam duruş sağlam kalpten doğar.

Allah’ın büyüklüğünü kalbinde gerçekten hisseden insanın gözünde dünyanın büyüttüğü nice şey küçülmeye başlar.

Makam küçülür.

Servet küçülür.

Şöhret küçülür.

Korkular küçülür.

Hatta insanı korkutan zalimler bile küçülür.

Çünkü kalpte Allah büyüdükçe, dünya küçülür.

İşte peygamberleri, şehitleri ve hakiki âlimleri güçlü yapan sır budur.

Onların gücü bedenlerinden değil, kalplerindeki imandan geliyordu.

KİLİTLENEN KALPLER

Bir de bunun karşısındaki hâl vardır.

Kur’an yalnız iman etmiş kalbi anlatmaz; hakikate kapanmış kalbi de anlatır:

“Onlar Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpler üzerinde kilitleri mi var?”

(Muhammed, 24)

Ne korkunç bir hâl…

Göz görüyor fakat hakikati göremiyor.

Kulak duyuyor fakat hakikati işitmiyor.

Akıl çalışıyor fakat insan tefekkür etmiyor.

Kalp taşıyor fakat hakikat oraya giremiyor.

Müminin kalbi Allah anıldığında ürperirken, hakikatten uzaklaşmış kalp Allah’ın zikrinden sıkılmaya başlar.

Birisi mescitte denizdeki balık gibi huzur bulurken, diğeri kafesteki kuş gibi çıkacak kapı arar.

Fark mekânda değildir.

Fark kalptedir.

MÜMİNİN SIRRI

Öyleyse müminin asıl meselesi dünyada hangi şartlarda yaşadığı değildir.

Asıl mesele kalbinin kiminle beraber olduğudur.

Kalp Allah ile beraber olduktan sonra fakirlik insanı küçültmez.

Zenginlik şımartmaz.

Makam değiştirmez.

Yalnızlık yıkmaz.

Musibet ümitsizliğe düşürmez.

Çünkü mümin bilir ki dünya bir imtihandır ve her hâlin Allah’a açılan bir kapısı vardır.

Nimetin kapısı şükürdür.

Musibetin kapısı sabırdır.

Günahın ardından dönüşün kapısı tevbedir.

Şaşkınlığın kapısı duadır.

Korkunun kapısı tevekküldür.

Yalnızlığın kapısı zikirdir.

İşte bu sebeple müminin işi hayret vericidir.

Her hâlinden Rabbine giden bir yol bulur.

Denizdeki balığın suya muhtaç olduğu gibi, kalbinin Allah’a muhtaç olduğunu bilir.

Ve asıl bahtiyarlığın sırrını burada bulur:

Mümin zindanda da olsa bahtiyardır. Çünkü onun saadeti bulunduğu yerde değil, Allah’la beraberliğindedir.

Şartlar değişir, insanlar değişir, dünya değişir; fakat kalbi Rabbine bağlı olan mümin için yol hiçbir zaman tükenmez.

Şükreder kazanır, sabreder kazanır, tevekkül eder kazanır.

Çünkü müminin kazancı dünyanın ona ne verdiğiyle değil, yaşadığı her hâlin onu Allah’a ne kadar yaklaştırdığıyla ölçülür.

Allah’a yakınlaştıran hiçbir hâl kötü değildir.

İşte müminin bahtiyarlığı budur.

Mehmet Akpınar

8 Eylül 2026

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar